DEVLET GÜNDEMİ | Ülkücü Kadro
bursa escort bayan-beylikdüzü escort-bursa escort bayan-istanbul escort-escort istanbul-bodrum escort-denizli escort-marmaris escort-kayseri escort-sakarya escort-samsun escort-mersin escort-bursa escort-kocaeli escort

DEVLET GÜNDEMİ

DEVLET GÜNDEMİ

      Ali ALPARSLAN
alialparslan78@gmail.com

 

1. Dünya Savaşı’nda masada kaybettiğimiz yerleri kazanmak zorundayız;  böyle bir görüş yayılmacılık değildir.  Mümkünse  Irak ve Suriye’nin  bütünlüğü bozulmadan  haklarımızı bloke etmeliyiz; yok bu ülkelerde  bütünlük bozulacaksa  haklarımızı almak ve topraklarımıza katmak bile  makul bir düşüncedir! Herkes her konuda bir adım ileriye giderken bizim çekilmemiz ve “Kırmızı Çizgi” beyanları ile  kendimizi kandırmamız hiç de gerçekçi değildir!

 

DEVLET GÜNDEMİ

 

Hükümet çoğu zaman yeni gündem yaratarak  sanki kamu oyunu teselli ediyor;  bu husus bilhassa sınır ötesi  operasyonlarda kendini gösteriyor. Elbette  sınır ötesi harekât kolay bir mesele değildir; dünyanın, bölgenin ve bölgelerin iyi çalışılması gerekiyor! Savaş kazanmak için yapılır; budala olmayan hiçbir ordu kaybetmek için operasyon yapmaz! “Carablus” temiz bir operasyondu; o sebeble  kayıplar sorumluların başına kalkılmadı! Terörle mücadelede yapılan hataların eleştirisi hâlâ devam etmektedir. Sosyal bilimciler  yarayı saramıyor; çünkü  terör her zaman yanıltıcıdır ve geniş bir taban tarafından desteklenmezler! O sebeble  militarize olmuş terörist hareketler sosyolojiden ziyade  askerî gözle incelenmelidir; çünkü toplumda huzur olmadıktan sonra  düzgün çözümler yaratmak mümkün değildir.

 

25 Temmuz 2015’den beri devletimizin en önemli iç meselesi ayrılıkçı terördür; daha evvel ilim adamlarına  uyularak  üretilen çareler sokaklara mevzii kazılması  ve  siyasette öne çıkarılan partinin  terör cephesine iltihakı ile sonuçlanmıştır. Dolayısiyle devlet için operasyondan  başka seçenek kalmamış ve o günden beri önemli temizlik yapılarak belli bir mesafe katedilmiştir. 15 Temmuz kalkışmasının   çökmeye yüz tutan terörün imdadına yetişmesi olarak yorumlanması elbette çok doğrudur! Ordusunun ve operasyonel güçlerin felç edilerek  Hava Kuvvetleri’nin   pilot bulamaz  hale getirilmesinden daha kötü bir manzara düşünmek mümkün mü? Kaldı ki Kara Kuvvetleri’nde de aynı durumun olduğu   yetkililer tarafından defaaten açıklanmıştır.

 

Arılıkçı terörün kökeninde  üç önemli husus dikkat çekmektedir; marksist tabanlı hareket, din tabanlı hareket, dış koşullar veya siyasetin ortaya koyduğu elverişli şartlar! Marksist bloku iyi tanıyoruz; bu hususta 30 yıllık  kanlı bilançosu ile  karşımızda  hazin bir  manzara var! Ayrıca  Irak’ın ABD tarafından işgali  ve 2011’de başlayan Suriye Olayları sınırlarımızın tamamen işgali ve kantonlar kurulması ile sonuçlandı! Son safha Irak-Suriye-Türkiye çizgisinin Akdeniz’e kavuşması idi ki  bu safhada   devletimizin etkin güç olarak sahaya çıkması ve Carablus harekâtı  oyunu bozmuştur!  Din tabanlı hareketi hiç tanımıyorduk ki 15 Temmuz’da herşeyi görmeye başladık! Gerçekten ABD-İsrail  destekli  tarikatların  bölücülüğün   motor unsuru olması gözlerimizi açmıştır. O sebeble ikinci ve üçüncü bloku birbirinden ayırmak kesinlikle mümkün değildir!

 

Irak ve Suriye meselesinde devletimizin attığı adımların bir bütünlük oluşturması gerekiyor! Türkiye’nin Irak’a girmesi için Irak Hükümeti’nin  davetine ihtiyaç yoktur ! Ayrılıkçı  terörün  son beş yılda bölgeye yayılması ve uluslararası  bir güç haline gelmesi ve iki ülke  eşkıyalığının  bir noktada birleşmesi gözlerimizi açmalıdır! Barzani’nin PKK karşıtı görünüş ve görüşlerine aldanmak  devletimizi doğru sonuçlara götürmez! Irak ve Suriye Kürtleri  demografik durumlarının çok üzerine bir sahada zorla tutunmak ve kökleşmek istiyor; İsrail de böyle bir gücü fiilen desteklediğini ilân etmiştir. O sebeble  İran’ı da çok ilgilendiren “Bölge Kürt Siyaseti”ni   birlikte ve ayrılmaz olarak görmek mecburiyeti ortadadır! Böyle bir oldu biti Türkiye’nin  gerek “Beka” ve gerekse  Lozan ve Ankara Antlaşmaları’ndan   bloke haklarını   öne çıkarır! İşte bu hakların  tamamen hukuk ölçüleri dahilinde kullanılması bir zarurettir! Zamana ve zemine göre söylenmiş “Sulh” gibi sözde demokratik hedefler  hiç kimseyi bağlamıyor ki  Türkiye’yi bağlasın! Sulh dediğimiz şey bölgede yeni devletler yaratılması ve ülkemize yeni düşmanlar  ortaya çıkarmak değildir!

 

Suriye’ye girmek Irak meselelerini görmemezlikten gelmememiz ile sonuçlanmamalıdır! Çünkü Irak Meselesi Türkiye’nin  100 yıldan beri   ana siyasetinin  en önemli hedefidir! Devlet Başkanı’nın açıklamaları böyle bir kararlılığın  iyice anlaşıldığını  ortaya koymaktadır! Fakat unutulmamalıdır ki  “Ana Muhalefet”in tezkereyi onaylarken  ortaya koyduğu ”İnşaallah hakkını verirsiniz” işareti çok önemlidir. Bunun için  Türkiye’de devlet kararlarında  bütünlüğün  devam etmesi isteniyorsa  Suriye’de bir adım Irak’ı, Irak’da  üç-beş tatlı söz Suriye’yi unutturmamalıdır!

 

1.Dünya Savaşı’nda masada kaybettiğimiz yerleri kazanmak zorundayız;  böyle bir görüş yayılmacılık değildir.  Mümkünse  Irak ve Suriye’nin  bütünlüğü bozulmadan  haklarımızı bloke etmeliyiz; yok bu ülkelerde  bütünlük bozulacaksa  haklarımzı almak ve topraklarımıza katmak bile  makul  bir düşüncedir! Herkes her konuda bir adım ileriye giderken bizim çekilmemiz ve “Kırmızı Çizgi” beyanları ile  kendimizi kandırmamız hiç de gerçekçi değildir!

 

Mehmetçik’e dua edelim; rastgele!

Sosyal Ağlarda Paylaşın :
izmirescort ankara escort izmir escort hal saha yapan firmalar