TARİH VE ŞARLATANLAR | Ülkücü Kadro

TARİH VE ŞARLATANLAR

TARİH VE ŞARLATANLAR

         Ali BADEMCİ

           alibademci@gmail.com

 

Bir F.Körülü ve  Ö.Lütfi Barkan’ın  modern tarih görüşü olarak Türkler ne göçebedir, ne de Osmanlı “Feodal” ve “Teokratik” bir devlettir! Köprülü Avrupa’nın göbeğinde bunu ispat etmiştir! Elbette tarih insanların sadece  siyasi duruşları değil aynı zamanda  iktisadi-kültür-sosyal alışverişlerinin bütünlüğü ve ilgili coğrafyaya uyarlanmasıdır! Coğrafyasız bir etnoloji de olmaz, çünkü  son zamanlarda Rus âlimlerinin yöneldiği gibi coğrafya sadece tarih değil aynı zamanda  bir etnoloji bilimidir. Tarihe iktisadi yaklaşımlar  aydınlarımız tarafından  çok ilgi görmektedir; lâkin belli bir çizgi üzerinde “Türk Tarih Literatürü”  oluşmamıştır. Elbette “İktisadi Tarih” aynı zamanda  “Sosyal Tarih”dir; “Tarihi Coğrafya”ise tarihin  ayrılmaz parçasıdır. O sebeble  sosyolog-iktisatçı ve coğrafyacıların  tarih açıklamaları yeni ufuklar açmıştır! Bu ufku doğru görmeli ve tarihi şarlatanların elinden kurtarmalıyız! Şüphesiz bu da  âlimlerimizin en önemli görevidir.

 

TARİH VE ŞARLATANLAR

 

Sürekli olarak tarihimizin  yeniden yazılması gerektiğini  ifâde ederiz; gerçekten böyle bir şeye ihtiyaç var mı? Elbette Türk tarih yazımında   çarpıklıklar var; o sebeble  sürekli tarihçi olmayan  tarihçiler yaratıyoruz! Öyle ki eline kalem alan  tarih yazıyor;  bu  müsvedde adamlar,   tarihimizin  köşe taşı olmuş olaylarını  çarpıtıyor ve kahramanlarına küfrederek  kendilerini ispat etmeye çalışıyorlar! İşin ilginç yanı, siyaset çizgisinde  tarih bilmeyen bir takım iktidarlar da  bunları örnek alarak  politika üretiyor! Bunun en güzel örneğini son 15 yıllık AKP devrinde yaşadık da, 15 Temmuz’dan sonra  devlet adamlarımızın akılları başlarına gelmeye başladı! Büyük bir yanlıştan dönüldü mü; bunu anlamak pek mümkün değildir; gerçek tarihçiler ve karşıt  politik görüşte olanlar  duruma “takiyye” gözü bakmak eğilimindedirler; ama bu kadar da değildir!

 

XIX. ve XX. yüzyılda  genel olarak tarih yazımında ve diğer ilimler veya şubeler ile ilgili yorumlarda  fevkâlede değişiklikler oldu! Fakat hiçbir ülkede Türkiye kadar kendine  tarihçi  süsü vermiş şarlatan yoktur! Açık söyleyelim ki bu gibi adamlar ya birilerinin ajanı veya bir ideolojinin  aracıdır! İkisi de yanı kapıya çıkar; İngilizler ilk savaş öncesinde bu metodu denediler ve çok iyi sonuçlar alarak  devletimizi parçalara böldüler! Başta İngilizler olmak üzere Avrupalılar’la  işbirliği yapan ve ihaneti aşan hareketleri ile “Anasır” önce Avrupa’daki topraklarımızı kaybettirdi! Arkasından “Arap Anasır” hakimiyetimiz altında bulunan İslâm  ülkelerini  “Batı Sömürgeciliği”ne peşkeş çekti!  İşin daha önemli tarafı bir tepki olarak anasır düşmanlık da aynı emellere hizmet etti ve Türkiye  kadim dünyasından tamamen koptu!

 

“Yalan söyleyen tarih utansın-Mustafa Kemal deccaldır-Lozan hezimettir- Enver Türkistan’da telef olmuştur vs.” görüşlerini  yeni nesiller tarih sanmıştır! Halbuki tarih  hiçbir zaman yalan söylemez! Buna karşılık  batıda belli bir literatüre oturan   tarihin diğer ilimlerle ilgisi (Annales Okulu), yerli marksistler  tarfından eski  tarihimizin bir   göçebelik, kısmen yeni tarihimizin ise  “feodalite”ye dayandığını ileri sürdüler! Cumhuriyet devri   dil devrimi ise   önemli çıkışlar yapan bir kısım  ilim adamlarımızı anlaşılmaz hale getirdi. (Niyazi Berkez-Mustafa Akdağ-Kemal Tahir vs.) Marksistler  M. Fuat Köprülü’nün “Annales Okulu”nu görmemezlikten geldikleri gibi  Ömer Lütfi Barkan’ı hiç tanımadılar! Dolayısiyle bizler de şimdi  Mehmet Genç’i hiç tanımıyor ve bilmiyoruz!

 

Türkiye’de Cumhuriyet dünyada gelişen  yeni tarih anlayışlarına uyum sağlamak  bir yana  kötü kopyalar ortaya koydu! Meselâ tarihimizin bölümlenmesi veya devirlere ayrılması böyle iyi olmayan bir oryantalizm taklididir! Halbuki “Annalesçiler” ter toplumun tarih yorumunun değişik olacağını  savunuyorlardı! Dolayısiyle karşımıza birbirini dahi anlamayan ”Yeni-Yakın-Ortaçağ-Genel-Eski-İnkılâb” gibi  tarihçiler çıktı! “Sosyoloji” marksistlerin tekelinde, “Arkeoloji” Hitit uygarlığında,  “Antropoloji- Etnoloji” ders kitaplarında, “Coğrafya” ise  ilk mektep  müfredatında kaldı!  O sebeble ortaya çıkan boşlukları  “Şarlatanlar” oldurdu! II. Abdülhamid  çağdaş anlamda gerçekten büyük hükümdardı; lâkin onun devrinde “33 senede bir karış toprak kaybedilmedi” yalandır! O zaman Avrupa’dan Türkler’in tehcirini açıklamak, 93 Harbi’ni ve Balkanlar’da istiklâl ilân eden “Anasır”ın durumunu açıklamak  gereklidir!

 

Belli bir zamandan sonra “Arap Anasır” (Aslında bu deyim doğru değildir, çünkü biz onları Kavm-i Necib olarak gördük) için çok ileri gidildiğini  bilmek gerekiyor;  kışkırtma devrini bir yana bırakırsak, İmparatorluk içinde her zaman  Türkler’den  fazla olan  Araplar   ne Selçuklu ne de  Osmanlı’dan devlet talep etmemişlerdir. Buna karşılık küsuratın küsurunun  30 yıldan beri macera kabilinden  akıttığı kanlara bakınız! Osmanlı da dahil Türkiye’de uygulanan rejimde ana unsur olarak sanki yerleri yok mudur? Ne yazık ki tarih ihaneti affetmiyor ve militarizmin yarattığı düşmanlık  Arap ihanetinin boyutlarını aşmıştır! Ayrılıkçılık  tarih şarlatanlığından nemalanıyor; birlikte yaşayan halklar  arasında  din bile  uzlaşmayı sağlayamamaktadır! Doğru olan geçmişin  sağlam analizlerini yapabilmek!

 

Bir F.Körülü ve  Ö.Lütfi Barkan’ın  modern tarih görüşü olarak Türkler ne göçebedir, ne de Osmanlı “Feodal” ve “Teokratik” bir devlettir! Köprülü Avrupa’nın göbeğinde bunu ispat etmiştir! Elbette tarih insanların sadece  siyasi duruşları değil aynı zamanda  iktisadi-kültür-sosyal alışverişlerinin bütünlüğü ve ilgili coğrafyaya uyarlanmasıdır! Coğrafyasız bir etnoloji de olmaz, çünkü  son zamanlarda Rus âlimlerinin yöneldiği gibi coğrafya sadece tarih değil aynı zamanda  bir etnoloji bilimidir. Tarihe iktisadi yaklaşımlar  aydınlarımız tarafından  çok ilgi görmektedir; lâkin belli bir çizgi üzerinde “Türk Tarih Literatürü”  oluşmamıştır. Elbette “İktisadi Tarih” aynı zamanda  “Sosyal Tarih”dir; “Tarihi Coğrafya”ise tarihin  ayrılmaz parçasıdır. O sebeble  sosyolog-iktisatçı ve coğrafyacıların  tarih açıklamaları yeni ufuklar açmıştır! Bu ufku doğru görmeli ve tarihi şarlatanların elinden kurtarmalıyız! Şüphesiz bu da  âlimlerimizin en önemli görevidir.

 

Muhabbetle.

Sosyal Ağlarda Paylaşın :
izmirescort ankara escort izmir escort hal saha yapan firmalar