BİZ BİZEYDİK | Ülkücü Kadro

BİZ BİZEYDİK

BİZ BİZEYDİK

    Hamza ALPARSLAN

       hamzaalparslan.80@gmail.com

 

Ülkücüler olarak biz bizleri özledik! Artık birbirimizi  kolayca buluyoruz! Hâlâ ülkücülüğünden umut kesmediğimiz kurumsalın tek adamı hariç hiçbirini, hiç kimse istemiyor! Hakikatten sarhoşlara tahammülümüz yok, hele hele nasıl vekil oldun “Ben seni milletvekili yapmadım mı” denilenleri hiç istemiyoruz! İsterse Prof. olsun! Kürtoğlu doğru söylüyor, sonucu ne olursa olsun o tabelâ altında  “Türk” olmayan adam kabul etmiyoruz! Söylemezseniz de bu düşüncede olduğunuzu  biliyoruz! Biz bize!

 

 

BİZ BİZEYDİK

 

Terk-i diyardan sonra dünyayı da terke az zaman mı kaldı ne? Geçmiş, kâbus gibi üzerimize çöküyor her gece! Doktora gittim ilâcı yokmuş; gönlümüz; içine sığmıyor pervane gibi dönüyor! Şöyle 30-30 yıl evveline gidiyoruz, belki bir şey yapamıyorduk ama, biz bizeydik! Hırsızımız, üçkağıtçımız, çok affedersiniz kültürümüzün en büyük suçuna muhatap olanlar da yoktu! O sebeble artık sadece konuşmak için düzgün adam bulamıyoruz! Beddua mı yedik derseniz kendimize hayrımız yok ki başkalarına zararımız olsun!  Doğrusu pırlanta gibi insanlar da yok değil; ama bunların hepsi köşelerine çekilmiş!

 

Kurumsal kimlik ne alır ne satar? Mala herkes talip ama sepette  mal yok! Bu nasıl ekonomi? Kurum 20 yıldan beri satıyor satıyor da  bitiremiyor! Halbuki çuval sakatatla dolu ve pislik akıyor! Bahçeli 1071 sahtekârlığı olan adama sahip çıkıyor ve tek direkli  “Yörük “çadırı açıyor! El-âlem ya alay ediyor yahut da kıs kıs gülüyor! Adamın biri partimizin eşbaşkanı “Türk olamaz” diyor, demek ki orada da bir “Türk Belâsı” var! Buna karşılık koalisyon döneminde; o meşhur deprem fırtınasında, bahusus şimdi de iktidar olduğu belediyelerde  zengin olanlar “Kürtler”, fakir-fukara ülkücüler! Ama kimse ses çıkarmıyor!

 

Dost bir akademisyen “Çok ağır eleştiriler yapıyorsunuz, şifreli yazıyorsunuz, anlayamıyoruz” diyor! Acaba öyle mi? İP’yi tavsiye ediyormuştuk; doğru da ne zaman? Elbette “İyi” iken! Fakat baktık ki torbadan çıkanlar tombaladan çıkanlar gibi!  Üstelik hurdalıktan toplanmış, siyasetin pazar bozumu  malları! Al birini vur ötekine! İki parti olsun, bir pazarda iki manavımız olun istedik de  bu kadar birbirine benzeyeceğini  doğrusu hiç düşünmedik!  Ülkücüler hâlâ şaşkın, kendi hallerine dönmüş veya döndürülmüş değil! Belki o Özal ve Demirel-Tansu’lu yıllarda olduğu gibi  faydası olur sandık! Belki hakikatten  bir ihtikar döneminde o bakanlık yapan adam “aklanmış” diye düşündük! Fakat eskinin yenisi olmuyormuş! Yanılalım bari!

 

Biliyorum kafalarımız karmakarışık, bırakın  ellerinde kalan son malları da   önümüzdeki erken dönemde satsınlar; fakat  orta dönemde satacak bir şey kalmayacak! Öyle 2023 hayalleri de onlar için  meçhule giden yol! Elbette ülkücülük  mezat olmayacak, lâkin kurumsal kimliğin metazorluğu içinde de bulunmayacak! Uyanık olan çok, durumu bilen akıllı adamlar var; son referandumda da %25-75 nisabını gördük; mesele yalakaların  tasvir ettiği gibi değil! Baba ortaktan da zaman zaman itiraz sesleri yükseliyor! Kurumsal kimlik de işin farkında olduğu için  meseleyi kanunlarla kuvvetlendirmek ve bir dönem daha yaşamak istiyor!

 

Yarın göreceksiniz, yerel ve genel seçimlere  çok kalmadı! Yine  pek mutlu olduğumuz “Bizbize” kitabından bir sayfa okuyan olmayacak! Küçük bir ayrıntı var, herhalde “baba ortak” bizlerin yıllarca  kabul ettiklerini listelerde görmek  istemeyecektir! Çünkü kurumsal iradenin  hiçbir  adamı  iktidar sahibi veya otoriteleri tarafından  istenmeyecektir! Bunun da kabulü yok ya! Bizim rey verdiğimiz kurumsal listelerde hırsızlıktan mahkum, kabilecilikten şaibeli, oruç ve namazdan uzak, eski mataryalistten eski  eşkıyaya kadar bir çok mikrop var! Çünkü partide  dezenfekte müessesesi hep tersine çalıştı!  Dev-sol-yol hücresinden çıkan  “Yörük Çadırı”na rüzgar direği dikip katil Yılmaz Güney’e gün tertip ederse durum böyle olur! O istemediğiniz iktidar bu rezilliği kabul etmez! İstediği kadar yalakalık yapsın Cumhurbaşkanı yerel terbiyesizleri affetmez! İşte bu durum bizler için bir açık kapı! Yoksa  bir şeylerin değişeceğine inanmıyoruz!

 

Vallahi biz bize bir araya geldik, öbür dünyada da beraber olmayı seçmişiz! O sebeble algıya gelmeden, uyduruk kehanetlere kapılmadan yolumuzu yine biz bulacağız! İşte değişmez yol o yoldur!  Dâvâlarda gördük Ankara’nın muhbirleri değil Adana’nın yiğitleri gibi olacağız! O zaman da  kısık sesle ifâde ediliyordu! Fakat provokatörler ve muhbirlerin listesi  masa çekmecelerinde çıktı! Doğru söyleyenler kovuldu ve  öyle kalması için de sanki vasiyette bulunuldu!

 

Ülkücüler olarak biz bizleri özledik! Artık birbirimizi  kolayca buluyoruz! Hâlâ ülkücülüğünden umut kesmediğimiz  kurumsalın tek adamı hariç hiçbirini, hiç kimse istemiyor! Hakikatten  sarhoşlara tahammülümüz yok, hele hele  nasıl vekil oldun “Ben seni milletvekili yapmadım mı” denilenleri hiç istemiyoruz! İsterse Prof. olsun! Kürtoğlu doğru söylüyor, sonucu ne olursa olsun   o tabelâ altında  “Türk” olmayan adam kabul etmiyoruz! Söylemezseniz de bu düşüncede olduğunuzu  biliyoruz! Biz bize!

 

Muhabbetle.

Sosyal Ağlarda Paylaşın :
izmirescort ankara escort izmir escort hal saha yapan firmalar