BAHÇELİ’Yİ DİNLERKEN

Bu haber 10 Şubat 2018 - 16:17 'de eklendi ve 148 kez görüntülendi.

   Hamza ALPARSLAN
       hamzaalparslan.80@gmail.com

Bahçeli’nin çok iyi bildiği “Büyük MHP” unsurlarına zaman zaman  AKP ve CHP el atıyor da, böyle bir teşebbüs  o şahsiyetler üzerine şimşek çekmekten ileri gidemiyor! Yani mensupların AKP’li olmak bir yana  onlardan gelen talepler üzerine görüşülmesi bile ihanet addediliyor! Sanki AKP’nin yanında olmak sadece  bugünkü yönetimin hakkıdır! Böyle bir çelişki veya çifte standardı nasıl izah ederiz? Hemen hemen her ülkücü ”Bugünkü  MHP’den bir şey olmaz” diyor! Bunu görmemek mümkün mü?

BAHÇELİ’Yİ DİNLERKEN

Hakikaten   çok zamandan beri ülkücüler kendilerini bırakarak  dedikoduya daha çok  itibar etmeye başladılar! Durum Milliyetçilik adına bir erozyon, hatta  zararlı bir hastalıktır! Yeniçeri Ocağı’nı azgınlaştırıp ortadan kaldıran da elbette  o yıllarda açılan kahvehanelerdir. Elbette milliyetçilik ile “Yençerilik”  birbiri ile karşılaştırılacak kavramlar değildir. Fakat bir netice olarak “Bektaşilik”deki  aksiyonerlik büyük ölçüde “Millliyetçilik” bünyesinde bulunmaktadır. O sebeble  Bahçeli’nin üzerinde durduğu dedikoduculuk milliyetçililere tebelleş olmuş ağır bir arıza, tabiri caizse kısa devre alâmetidir.

“Kamp” adı verilen “Antalya” toplantısı elbette ve yine “Hamaset” ağırlıktaydı! Bu hamaset ifadelerinin  camiada karşılık bulduğu kanaatinde değiliz! Çünkü Bahçeli’nin söylemleri  “Genç Ülkücü” ifâdelerinden bile  hafiftir! Söylemleri aritmetik süzgecinden geçirirseniz elinizde  “Devlet” yanında olmaktan başka  önemli bir işaret yoktur. Bu husus da hiçbir şekilde kendi bilimselliği çerçevesinde değil sıradan politik  süslemelerle  ifâde edilmiştir ve oldukça zayıftır! “Devlet”in yanında olmayı başarısızlığın argümanı gibi görüp rövanşa dökmenin anlamı camia tarafından anlaşılamamıştır! O sebeble bir diriliş iddiası olması mümkün değildir!

Bahçeli konuşmasının en gülünç tarafı  Adana ve Mersin örneğinde gördüğümüz mahalli idarelerin beceriksizliğini savunması  hatta onların yeniden seçilmesi arzusudur! Mersin’in 2023, Adana’nın 1071 projelerinin içi boştur!  Donüp görebileceğiniz iki idarede de  öyle başarı falan yoktur;  Burhaneddin Kocamaz’ın hiç de Tarsus’un  başarılı adamı olmamasına karşılık, Hüseyin Sözlü’ün  Ceyhan başarısızlığı Adana’da tamamen  çamura girmiş ve başarı dediğiniz şey  genel  memnuniyetsizliğe dönüşmüştür! Sözlü’nün başarısızlığı ve beş yıla mahküm olacak kadar  sui’istimalleri ortada iken  Genel Başkan’ın onu başarılı işaret etmesi cidden çok gülünçtür! Necdet Özkaya ve Rüstem Kocadurmuşoğlu cenazelerine katılmayan bu adamı arayan gözler, “Aklanıp da gelen” 80’lik ihtiyar Aytaç Durak ile gurur duymuştur. Adana’nın onu aradağını herkes biliyor; bataklıkta dans eden Hüseyin’i ise en iyi, taraftar bürokratları ifâde ediyor!

Bahçeli’nin  “Fırat Kalkanı” ve “Afrin Harekatı”nın  büyük bir tutarlılıkla  sahiplenmesi camiada  bir heyacan ortaya koymuştur ama  bunun ne kadar devam edeceği ve 2018 Kurultayı’nda  asker delegeler nezdinde karşılık bulup bulamayacağı şüphelidir! Sıkıntıların ağırlığı şimdiden  Genel Başkan üzerine çökmüştür;  görülen odur ki  ölünceye kadar  makamda kalmak istiyor! Lâkin bu kanaatlerini  yıllar önce  camia anlamıştır! Üstelik kişilikleri ile ilgili en büyük tartışmalardan biri de budur! O sebeble “Büyük Kurultay”ın demokrasiye açık olacağını  hemen hemen  umud eden Allah’ın kulu yoktur!

Camia kendini yenilemekten uzak olduğu anlayışlarda da  MHP kendini  düzene sokamıyor! MHP elindeki serveti  aracılara kaptırmıştır, ABD’ye karşı çıkıyor diye  Ecevit’in Koalisyon Hükümeti’ni  tek başına bozan Genel Başkan şimdi bir numaralı ABD düşmanıdır! Ne kadar doğruluğundan ziyade  bu düşüncenin  ne kadar devam edeceği de belli değildir! Çünkü Genel Başkan  özellikle siyasi konularda  anlık dönüşlerde bulunuyor! Cephede “Bozkurt” işareti yapıp da  birkaç gün sonra cenazesi gelen   şehitler ve âilelerini adam akıllı savunduğu söylenebilir mi? Fakat bu konuda gerek iktidar gerekse muhalefet  liderleri çok duyarlıdır!

Bahçeli’nin Antalya toplantısının amacı çok açık; camiayı toparlamaktan ziyade  aynı yönetimle  işe devam etmektedir: Ülkücü potansiyelin %80’inin  MHP etrafında oya dönüşmediğini bütün gayretlere rağmen son referandum ortaya  koymuştur; MHP dışında üç MHP daha vardır! İşin ilginç yanı  yıllardan beri Bahçeli bu hazin durumu görüyor ve selameti hareketi yenilemek yerine  iktidarını küçülmekte görüyor! İşte asıl mesele budur; AKP’li olmuş ve bakanlık yapmış K. Tüzmen  gibi ülkücüler bile  şiddetle çember dışındadır. Bahçeli’nin Genel Başkan olmasını sağlayan Ramiz Ongun’un da durumu aynı değil midir?

Bahçeli’nin çok iyi bildiği “Büyük MHP” unsurlarına zaman zaman  AKP ve CHP el atıyor da, böyle bir teşebbüs  o şahsiyetler üzerine şimşek çekmekten ileri gidemiyor! Yani mensupların AKP’li olmak bir yana  onlardan gelen talepler üzerine görüşülmesi bile ihanet addediliyor! Sanki AKP’nin yanında olmak sadece  bugünkü yönetimin hakkıdır! Böyle bir çelişki veya çifte standardı nasıl izah ederiz? Hemen hemen her ülkücü ”Bugünkü  MHP’den bir şey olmaz” diyor! Bunu görmemek mümkün mü?

Sağlıcakla kalın.

Hamza ALPARSLAN
Hamza ALPARSLANhamzaalparslan8@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments