25.05.2018 - Ülkücü Kadro - Ülkücü Haber Sitesi

İKTİDAR ÜZERİNE

İKTİDAR ÜZERİNE

Hamza ALPARSLAN

       hamzaalparslan.80@gmail.com

 

 

 

Bizim gençlerin aklına ve rüyalarına uygun bir milliyetçi iktidar olmaz! Sonra bunu isteyen de yok! Ağlamayan çocuğa meme verilir mi? Siyaset nedense büyümek istemiyor! İşte önümüzde mahallî seçimler var, listeleri göreceksiniz! Eski tas eski hamam, üçler, yediler, kırklar! Ülkücüler “Ağabeyliği” sırtından attı ama, şimdi “Reislik” var, il il hizipler çoktan iş başında! Bize biat etmeyenler  yanımıza gelmesin! İşte dünyamız, işte siyasetimiz!

 

 

İKTİDAR ÜZERİNE

 

Türkiye’nin  ikili siyasi yapısı kolay kolay değişmez; havanda su döğmenin  anlamı yok! Milliyetçilik, gerektiği zaman herkes tarafından kullanılıyor; o sebeble milliyetçi iktidar filan deyip de kendimizi kandırmak çok anlamlı değil! 1980’lerden evvel böyle bir fırsat yakalanmıştı, o zamanın ülke şartları böyle bir durumuı belki mecburiyet haline de getiriyordu! Darbe ile bu işin önünü kesildi, alabildiğine milliyetçi insan kıyımı ve kırımı gerçekleşti! Dolayısiyle milliyetçiliğin zayıf kanadı olan  din görüşü öne geçti ver mevcutlarla birleşerek  bugünkü iktidar oluşumu  ortaya çıktı!

 

Türkiye’nin o günkü şartları böyle bir şeyi istiyor muydu derseniz, bu sorunun cevabı olumlu olmaz! Evet, ABD elli yıldan beri “İslâm” çalışıyordu, elbette  soğuk savaşın sona ermesiyle  meydana çıkan boşluk  bir şeylerle  doldurulacaktı! O sebeble  yeni yüzyılla birlikle  özellikle İslâm dünyasında inanç esaslı siyaset  ön plana çıktı! Geçen asrın son yirmi beş yılına bakın, küresel güç  siyaset bilimci ve sosyologları  ileriyi öngören  yüzlerce çalışma yapmışlardır! Elbette bunlardan birisi  ortodoks kökten dincilik ise diğeri de heteredoks fundamentalizmdir; İran ve İsmaili Hint İslâmcılığı!  Bu arada  Hind’in  İmam Rabbani görüşleri de  yabana atılacak gibi değil: Nakşilik! Anlayacağınız Ubeydullah Ahrar yaşıyor! İşte size teoride ve pratikte siyaset!

 

Onun için Türkiye’deki ikili siyasi yapının  eskisine göre daha da sağlamlaştığını ve  değiştirilmesinin çok zor olduğunu  iddia ediyoruz! Belki hesapta yoktu ama  Türkiye  İslâmcıları bir anda birleşti ve dev bir potansiyel ortaya çıktı! Belki Türk tarihinde böyle birliktelik ilk olarak  vukuu buluyordu! Ahrar, modern anlamda ilk Türkçü olan Emir Timur’un torunu Uluğ Bey’i   yine onun oğlu olan  Muhammed’e  sabah namazı için  cami yolunda  eli tespihli  Uluğ Beğ’i öldürtmüştü! Bizim sosyal tarihimizde tasavvuf menşeyli kökten dincilik hep kanla beslenmiştir! İşe din sosyolojisi yönünden bakıp da  biraz etnolojik konuşursak acaba  Araplar’dan sonraki iki Müslüman soy hesaplaşıyorlar mıydı?  Tarih böyle bir şey, devam mı ediyor; herhalde öyle, ama bereket 15 Temmuz önceleri de görülmüş, benzer ihaneti başaramadı!

 

Daha, çok erken olmakla birlikte birleşik küresel gücün hesaplarının 15 Temmuz’da tutmadığını sanıyoruz! Şunun için sanıyoruz ki henüz tamamlanmayan Ortadoğu’nun yeniden tanzim  sonuçları  ancak ortaya gerçeği koyacaktır. İnsanın aklına kaynakları tükenen  bölgenin boşaltılarak Türkiye’den hamallık yapması mı istenecektir! Bölgede en büyük servet  elbette petroldür; 21. yy. yarısı civarında artık kuyuların kuruyacağı  teorisyen ve bilim adamlarının  ortaya koyduğu hususlardandır! Biz Türkler imparatorluk olmaya  pek meraklı ve eğimliyiz; belki komplo teorisini andırıyor ama alın size topraklarında insan sürüsünden başka bir şey olmayan   imparatorluk, demesinler! Malum küresel güçler  Orta ve Doğu Asya’ya  hareket halindeymiş diye  yirmi senedir konuşulup yazılıyor!

 

Bilim herşeye kadir; batı feodalizmden sonra bunalımları karşılaştırmalı-sosyolojik-iktisadi-etnolojik-coğrafya-antropolojik-dini görüşleri esas alan tarih stratejilerinin anlamlandırılması ile çözmüştür! Yoksa o kilise diktatörlüğü ve 30 yıl savaşları  daha yıllarca devam ederdi! Batı Fransız İhtilali ve Sanayi Devrimi’nin  çöküntülerini de  bu iç içe girmiş ilimlerin siyasette  kullanılmasıyla  20. yy. sorunsuz girmiştir! Alt yapıya paralel olarak  mükemmel bir üst yapı inşaa edilmiştir! Peki biz!

 

Elbette, öyle hikaye edildiği  gibi koca imparatorluğun başı boş değildi, devlet adamı da bilim adamı da vardı!  Daha evvelden dünyaya uyum sağlamama sonucu önce İslahat, sonra Tanzimat, derken  I-II Meşrutiyet! Savaş ortamından başını  kaldıramayan bir devlet bünyesinde ne denerseniz deneyin sonuç vermez! Bunun Avrupası Anadolusu Asyası olmaz! Ve ülkede büyük dönüşüm savaştan sonra başarıldı, istediğin kadar batma ve  dağılma ile uğraş netice aklamazsın! Türkiye’yi kör topal da olsa   bu zamana o  bir asırlık savaşsız yıllar getirdi! Yatıp kalkıp “Milli Şef”e sövüyoruz ya, sadece 2.Savaş’la değil mesela şu “Varlık Kanunu” ile de  tahkik edelim! Olmaz mı?

 

Bizim gençlerin aklına ve rüyalarına uygun bir milliyetçi iktidar olmaz! Sonra bunu isteyen de yok! Ağlamayan çocuğa meme verilir mi? Siyaset nedense büyümek istemiyor! İşte önümüzde mahallî seçimler var, listeleri göreceksiniz! Eski tas eski hamam, üçler, yediler, kırklar! Ülkücüler “Ağabeyliği” sırtından attı ama, şimdi “Reislik” var, il il hizipler çoktan iş başında! Bize biat etmeyenler  yanımıza gelmesin! İşte dünyamız, işte siyasetimiz!

 

Hoşçakalın.

 

Sosyal Ağlarda Paylaşın :
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ