ÜLKÜCÜ AHD! | Ülkücü Kadro - Ülkücü Haber Sitesi
kadikoy escort

ÜLKÜCÜ AHD!

ÜLKÜCÜ AHD!

Ali BADEMCİ

           alibademci@gmail.com

 

“Ne yapacağız?” sorusunun cevabı basittir: Biz ilk kuşak ülkücülerin harekete siyaseten borcumuz yoktur! En fazla da onların iktidar zamanında ezildiğimizin tam olarak şuurundayız! Fakat biz yeni kuşaklara bir hayli borçluyuz; onların yolları doğru da, yanlış da olsa  bizlerin onlara karşı sorumlulukları vardır! İşte bu mes’uliyet sebebiyle   hiçbir şeye aldırmadan  çalışmaya, çok çalışmaya, birbirimizi uyarmaya  devam edeceğiz! Yetmiş yaşını deviriyoruz, şunu şurasında fazla zaman kalmadı! Lütfen makale ve kitaplarımızı okuyun, varsa hatâları biz hayatta iken yüzümüze vurun! Elbette göçten sonra söylenenler gıybettir! “Cumhuriyet” ve “Kemalizm”i  düşünce hareketinin   mihenk  yerine oturtun! Varsın açlığınız, yokluğunuz, terkedilmişliğiniz devam etsin,  hakkınızı lâyık olmayanlar gasbetsin! Haramın binası olur mu? Her gün yeni bir merdiven çıkarak her şeyin bilimsel köklerine ineceksiniz: tarih-kültür-coğrafya-inanç! En azından yüksek lisans yapmayan kalmamalı! Yardımcı olmamıza isteyenlere bir telefon kadar yakınız! Oyunlara, siyaset tezgâhlarına, desiselere karşı uyanık olacak ve dayanacaksınız! Unutmayın ki Türk Irkı’nın en önemli husûsiyeti, her türlü maddî ve manevi baskılara karşı dik durmasıdır! Korkmayın ayrık otu gibiyiz, temizlendikçe yeşeririz! Ne diyordu Atsız Ata: ”Dünya denen mezellete dalsın her isteyen/Ben ırkımın şeref taşan efsanesindeyim.” İşte o kadar!

 

ÜLKÜCÜ AHD!

 

Bu yazı bir siyaset yazısı değildir; aman Allah esirgesin! Onsuz bir şey olmuyor ama insanımızın gözlerini kapatıyor ve  karakter olarak zayıflatıyor! Elbette siyasete mesafe koymak lâzım; lâkin Atsız Bey gibi  defteri kapatmak anlamında  görülmemelidir! Artık, o zamana göre  çok şey değişmiştir; yirmi birinci yüzyılın teknolojik ihtilâli dünyada olduğu gibi bizleri de  âdeta uzaya taşımıştır: Bilgi çağı! Bir kere  eğitimli eğitimsiz fark etmiyor; hattâ  eğitimsizler bu devrimin ürünleri ile  bilgilere daha kolay erişiyor ve araçları daha güzel kullanıyorlar! Bazı şartları yerine getirirsek bu imkânla birleşen insan unsuru  ya siyaseti  esas çizgisine çekecek veya  tasfiye edip yerine köklü çınarlar, güzel güller ve çiçekler ekecektir! Peki bu şartlar nelerdir; elbette bulunduğumuz çember milliyetçilik çemberidir; ülkücüler olarak bunun neresinde  bulunmalıyız? İşte önemli olan  bu yeri iyi tesbit etmek ve mümkün mertebe merkez çekirdekten ayrılmamaktır!

 

Ülkücülüğün temelleri Cumhuriyet’tedir; ne yazık ki  sanki  ağabeylerimiz görev yapmamış ve bizlere bu duyguları yeterince aktaramamışlardır! Buna hatâ da denebilir, ihmal de! Komplo teorileri aramakta bile haklısınız! Anlayacağımız  ülkücülüğün esas nüv’esi  “Kemalizm”dir! Bunu bilerek, iyice tanıyarak, etüd ederek, hattâ algı ve aldatmacalara sırt dönerek kabullenmeliyiz! Şahsen demokrat partili  bir âilenin çocuğuyum; dedemin sırtında “Milli Şef” döneminin kırbaç izlerini gördüm; lâkin İsmet Paşa da “Cumhuriyet”in önemli bir uzvudur! “Siyonizm”den şikâyet edenler bilsin ki  İsrail’in kuruluşunda 38 bin “Musevî “veya “Sebataist”i baskılarla kaçırmış, fakat ne yazık ki   üç yıl sonra DP devrinde  bunların 20 bin kadarı geri gelmiştir! Ülkücüler Anadolulu olduklarını ve Paşa’nın da Anadolulu olduğunu unutmamalıyız.

 

Ülkücülük Türk tarihinde belki de bir ilk olarak  Türk Dünyası’nda dilde, kültürde, fikirde, mümkünse siyasette birliği savunarak ortaya  çıkmıştır! Bu devasa bir ülküdür ve günümüz itibari ile  7 devlet, 20’un üzerinde Özerk Cumhuriyet; hülâsa olarak  300 milyonluk  bir milleti ifâde etmektedir! Fakat o çocukluk günlerimizin “Esir Türkler” edebiyatına da artık eski gözlerle bakmamamız gerekiyor! Anadolu’nun mücavir alanları dışında Türkiye coğrafyası haricinde hiç de kurtulmak için bizleri-sizleri bekleyenler yoktur! Her devlet, toplum veya topluluğun kendine göre stratejileri vardır; algıya gelip  onların  komşuları, yaşadıkları devlet düzeni veya blokları ile aralarının  açılmaması gerekiyor!  Günümüz ülkücülüğünde  genel olarak ilk hassasiyet bu olmalıdır! Öyle uyduruk, reel ölçülere sığmayan  siyasi söylemlerden mutlaka kaçınmak ve popülariteye aldanmamak şarttır! Bu cehâlettir!

 

İkinci önemli husus, geçmiş değerlerimizin ve karşıt fikirlerin  analizidir! “Osmanlıcılık, Pantürkizm, Pan İslâmizm” gibi dost; “Komünizm, Siyonizim, Masonluk, Sebataizm, Evanjelizm(Haçlı)” gibi düşman görünen düşünceleri de  iyice inceleyip akıl ve bilim süzgecinden geçirmedikten sonra  bu deyimleri kullanmamalıyız! Basit bir örnek vereyim: İnternet ve sosyal medyada dünya kadar  “İttihad-ı Terakki” ve “Enver  Paşa” gurubu veya topluluğu var! Genel olarak bilimsel olmayan, hiç de tarih ve kültür ifâde etmeyen, bol bol algısal siyaset çağrıştıran, apuk-subuk şeyler anlatan  yazılar çıkıyor! Şartlar ne olursa olsun “İttihat Terakki” ve “Enver Paşa” kaybedilmiş, başarıya ulaşmamış hareketlerin adıdır!  Kaybetmenin sebeblerini, varsa hataları, sonuçları  tesbit edip  ders almak varken, adeta kaybedişlere yönelmenin  ne anlamı vardır! Bunlar ancak bir nostaljidir, ki kullanırken  siyasi algılara ve boş işlere yönelmemek gerekmiyor mu? O dost  veya düşman görülen  ideolojiler de öyle; adam gibi incelenmeli! Düşman gördüğümüz  ideolojilerde de  işimize yarayacak önemli  taraflar mutlaka vardır! Şu “Sebataizm” Osmanlıyı yıkmış ama  “Cumhuriyet”in yanında olmuştur! Düşünmemiz gerekmiyor mu? Onlara bütünü ile “Siyonist” gözü ile bakabilir miyiz? Silin bakalım “Evliyazade” ve “Uşakizade”leri! İkisinin de  ucu  İttihat Terakki ve Cumhuriyet’e  çıkmıyor mu?

 

Ülkücüyü bunaltan  bir diğer husus siyasettir; bu işi herkes yapıyor! Halbuki  siyaset bilimi, siyaseti  o şekilde yetişmiş veya yetiştirilmiş insanların yapmasını şart koşuyor! Genel olarak ülkemizde bu gelenek oluşmamış, bilimsel kalıplara oturmamış, böyle bir merdiveninin ilk basamağından bile çıkılmamışsa   koro halinde siyaset bağrışmalarına ne gerek var! Bilim adamları siyasete  soyunarak ilimlerini de mahvediyorlar! Halbuki  yakın siyaset tarihimizde yaşanmış örnekler var: Fuat Köprülü! 1970’den sonra nasıl bu yola girilmiş bilmiyoruz ama şu zamanda  siyasi partilerin  en has yalakaları  emekli akademisyenlerdir!  Çoğu da akademik hayatta  ürün vermemiş insanlar; bunlar siyasette  ne yapacak! Maşaallah ilgi de görüyorlar! Ah bir de rahmetli Durmuş Hocaoğlu’nu okusanız, bunların halini  görürsünüz! Temin edemeyenler  Kemal Üçüncü Hoca’dan sorabilir ve edinebilirler! Biz uzatmak istemiyoruz; evet ülkede akademisyen çok ama entelektüel hiç yok! Dünya bu hastalığı atlatmış da  biz içinde yüzüyoruz! İşte öyle olunca da  milliyetçi-ülkücü siyaset  ancak bu kadar olur; içine girseniz kendinizi kaybedersiniz; üçler, yediler, kırklar! Hiç de size benzemeyen insanlar! Bizim açımızdan diğer siyaset safları da öyle değil mi? Al birini vur ötekine!

 

“Ne yapacağız?” sorusunun  cevabı basittir: Biz ilk kuşak ülkücülerin harekete siyaseten borcumuz yoktur! En fazla da  onların iktidar zamanında ezildiğimizin tam olarak şuurundayız! Fakat biz yeni kuşaklara bir hayli borçluyuz; onların yolları doğru da, yanlış da olsa  bizlerin onlara karşı sorumlulukları vardır! İşte bu mes’uliyet sebebiyle   hiçbir şeye aldırmadan  çalışmaya, çok çalışmaya, birbirimizi uyarmaya  devam edeceğiz! Yetmiş yaşını deviriyoruz, şunu şurasında fazla zaman kalmadı! Lütfen makale ve kitaplarımızı okuyun, varsa hatâları  biz hayatta iken yüzümüze vurun! Elbette göçten sonra söylenenler gıybettir! “Cumhuriyet”  ve “Kemalizm”i  düşünce hareketinin mihenk yerine oturtun! Varsın açlığınız, yokluğunuz, terkedilmişliğiniz devam etsin,  hakkınızı lâyık olmayanlar gasbetsin! Haramın binası olur mu? Her gün yeni bir merdiven çıkarak her şeyin bilimsel köklerine ineceksiniz: tarih-kültür-coğrafya-inanç! En azından yüksek lisans yapmayan kalmamalı! Yardımcı olmamıza isteyenlere bir telefon kadar yakınız! Oyunlara, siyaset tezgâhlarına, desiselere karşı uyanık olacak ve dayanacaksınız! Unutmayın ki Türk Irkı’nın en önemli husûsiyeti, her türlü maddî ve manevi  baskılara karşı dik durmasıdır! Korkmayın  ayrık otu gibiyiz, temizlendikçe yeşeririz! Ne diyordu Atsız Ata: ”Dünya denen mezellete dalsın her isteyen/Ben ırkımın şeref taşan efsanesindeyim.” İşte o kadar!

 

Muhabbetle.

 

 

 

 

 

 

izmirescort ankara escort izmir escort hal saha yapan firmalar