ANNAN…

Atilla ÇİLİNGİR, Dünya, Manşet

Kriz Tellalları Mutlu Musunuz?

Kenan Eroğlu, Manşet

YALAN SÖYLEMEDEN İNSANLARI KANDIRMAK

Bu biyografi 30 Mayıs 2018 - 2:25 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Bülent Vedat Aydemir

 

Yalan söylemeden insanları kandırıyorlar!

Nasıl mı?

Doğrulardan işine geleni söylersen, işine gelmeyeni söylemezsen, hem yalan söylememiş olursun, hem de doğruların tamamını söylemediğin için insanları kandırmış olursun!

24 Haziran’da yapılacak seçimlerde ülke ekonomisinin mevcut hali ve gelecekte nasıl olacağı diğer seçimlere oranla daha öncelikli olarak yer almış görünüyor.

çankaya escort
sincan escort
dikmen escort

Diğer toplumsal sorunlarımızın daha az dile getirildiğini hep birlikte görüyoruz!

Seçim öncesi vaatlerin bolluğu bizlerin hayal dünyasına bomba gibi düşüyor.

İçimizden meğerse ülkemiz ne kadar zenginmiş de haberimiz yokmuş diyoruz!

İnsanın sorası geliyor: Mademki bu kadar zengin kaynaklara sahip bir ülkeyiz de, niye işsizlik oranımız çok yüksek, niye yoksulluk sınırında yaşayanların sayısı sürekli artıyor; niye tasarruflarımız çok düşük, niye sürekli borçlanan ülkeyiz…?

Sor sorabildiğin kadar!

Her şeyden önce bir gerçeği belirtmekte fayda var!

Ülkeyi yönetmeye talip olan her siyasi yapı ben daha iyisini yapacağım iddiasındadır. Kaldı ki bu güne kadar ben kötü olanı uygulayacağım diyen de çıkmamıştır: Bundan sonra da çıkacağını zannetmeyelim!

Asıl mesele, ortaya konan programların ne kadar rasyonel olduğudur.

24 Haziran’da yapılacak seçimler öncesinde iktidar bloğunu oluşturan siyasi parti temsilcileri ülke ekonomisinin iyi olduğunu, seçilirlerse daha da iyi hale getireceklerini dile getiriyorlar!

Muhalefet kanadı ise, ülke ekonomisinin iyi olmadığını, (kötü değil), bu anlayışla da daha iyiyi yakalamanın, aksaklıkları gidermenin çok zor olacağını ifade ediyorlar, hatta daha da ileriye giderek aynı yanlışlarda ısrar etmenin ekonomiyi iflas noktasına (Kötü olan budur) götüreceğini söylüyorlar.

Ve kendi daha iyilerini anlatıyorlar.

Siyasi partilerin ekonomistlerince münferit olarak yapılan açıklamalar toplumu yeterince bilgilendirmekte yetersiz kalmaktadır.

Toplumumuz, en tabii hakkı olarak, ekonomik vaziyetimizin ne durumda olduğunu kendi anlayacakları dille öğrenmek istemektedir.

Gerçekten ülkemizin şu anki durumu iyimi yoksa iyi değil mi?

Bunu öğrenmenin tek yolu var.

En çok izlenen TV haber kanallarında, ( ortak yayın daha mükemmel olur) uzun süreli, siyasi partilerin temsilcilerinin tamamının katılacağı bir program düzenlenmeli ve toplum tam bilgilendirilmelidir.

Böylece, nelerin ülke gerçeklerine uygun ve rasyonel olduğunu, nelerin gerçek dışı ve abartı olduğunu çok net görebiliriz.

Her şey, tabir-i caizse “kabak gibi ortaya dökülecektir!”

Böylece öz kaynaklarımızın ne kadar olduğunu, kendi imkânlarımızla neleri yapabileceğimizi, neleri yapamayacağımızı az çok öğrenmiş oluruz!

Devletin (Tüm Kamunun) ve özel sektörün ne kadar iç ve dış borcunun olduğunu, bu borçların ülke ekonomisine hangi riskleri yüklediğini; cari açıklarımızın ve sıcak para ihtiyacımızın ne kadar olduğunu; ülke olarak neyi yaparsak borçlarımız ve açıkları azaltabileceğimizi; daha rahat ve az riskli sıcak parayı nasıl bulabileceğimizi çok daha iyi öğrenebiliriz.

İnsanlarımızın, esnaf ve sanatkârlarımızın kredi borçlarının ne kadar olduğunu, ne kadar borcun takipte olduğunu; bu borçlardan kurtulabilmeleri için ne gibi tedbirlerin alınabileceğini ve ekonomiyle ilintili diğer sorunlarımızın da nasıl giderileceğini en yetkili ağızlardan duymuş oluruz.

Fena mı olur?

Çok iyi olur ama bu biraz da cesaret ister!

Miting meydanlarında “sen yalan söylüyorsun” açıklamaları “yalancı” suçlamaları ve beraberinde yakışıksız ithamlar, efelik taslamalar almış başını gidiyor!

Bunun yerine “doğruları, gerçekleri tam olarak söylemiyorsun, işine geleni söylüyorsun, işine gelmeyeni söylemiyorsun; ülke olarak tüm doğruları bilmek istiyoruz” deseniz ne kaybedersiniz ki?

Güzel Türkçemizdeki “şeffaf olun”, “berrak olun”, “net olun” gibi daha kibar ve centilmence söylenecek güzelim deyimler varken; kabalık içeren ve kabadayılık taslayan çirkin, yakışıksız ve edep dışı söylemlere başvurulması hiç de hoş görülmüyor!

Bu söylemlerin insanlarımızı çok gerdiğini ve toplumumuzun da bundan hiç hoşlanmadığını çok iyi biliyorum!

Türk milleti buna layık değildir!

Son olarak nerede okuduğumu veya kimin söylediğini hatırlamadığım tespiti sizlerle paylaşmak istiyorum!

Yalan söylemeden insanları kandırıyorlar!

Nasıl mı?

Doğrulardan işine geleni söylersen, işine gelmeyeni söylemezsen, hem yalan söylememiş olursun, hem de doğruların tamamını söylemediğin için insanları kandırmış olursun!

Misal verelim:

2002 yılında iktidara gelen AKP’nin İMF’ye olan borcumuzu kapattığı doğrudur.

Ama bunun yanında, bu İMF kredisinin kullanılmayan kısımlarını kendilerinin kullandığı da doğrudur.

Bir başka doğru da; o tarihte Türkiye’nin toplam dış borcu 130 milyar dolar, şimdi ise 453 milyar dolar olduğudur.

Sadece ilk cümledeki doğruyu anlatırsan elbette ki yalan söylememiş olursun. Ama diğer doğruları da birlikte anlatmadığın için “yalan söylemeden insanları kandırmış” olursun!

Sosyal Ağlarda Paylaşın :

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Hak edilmemiş bayram!

Servet Avcı   Yine bayram geldi Müslümanlara!.. Daha dün masum çocukları Yemen'de, yine bir başka Müslümanın attığı roketle vurulan Müslümanlara!.. Ne bayram ama!.. Sırtlarında bebekleriyle, tel örgüleri aşıp, diktatörleri, savaşları, yıkımları geride bırakarak, 'gâvur'a sığınmaya çalışan Müslümanlara!.. Bayram geldi, yeryüzünde kendi kurbanlığını fark etmeyip, kurban bayramı yapmaya çalışan Müslümanlara!.. Afganistan'da bir düğünde havadan 'yanlışlık'la vurulan yavrularını yan yana battaniyelere sarıp, topluca toprağa veren Müslümanlara!.. Başkalarının cezasını çekmek zorunda kalan ve Ege'de, Meriç'te bebekleriyle birlikte ceset ceset kıyıya vuran Müslümanlara!.. Emperyal çizmelerin altında ezilmiş, en yakınla…

ANNAN…

Atilla ÇİLİNGİR   1997’den, 2006 yılına kadar BM genel sekreterliği görevini yapan Ganalı siyasetçi, Kofi Annan 17 Ağustos 2018 tarihinde 80 yaşında öldü. Türk kamuoyu onu özellikle ülkemizin AB Müzakere sürecinde 2004 yılında Kıbrıs’ta referanduma sunulan kendi adını taşıyan çözüm planı ile tanımıştı. ‘’Annan Planı’’… Bu plan 24 Nisan 2004 tarihinde ada halkının onayına sunuldu. Kıbrıs Türk Halkının %65’i plana evet derken, Güney Kıbrıs'ta yaşayan Rumların %75’i hayır dedi… Hala bu plan gündeme geldiğinde, bugüne değin çözüm adına ortaya konulan, tarafların kabul edebileceği en adil, en kabul edilebilir plan olduğu söylenmektedir. Kasım 2006’da yayınlanan ‘’Elveda Kıbrıs Ama Bir Gün Mutlaka’’ …

Kriz Tellalları Mutlu Musunuz?

Kenan Eroğlu   Senelerden beri her bahar ve her sonbahar kriz çıkacak diye diye bekliyordunuz nihayet kriz geldi kapıya dayandı, nasıl mutlu musunuz?             Mutlusunuz tabi, çünkü bekliyordunuz, özlüyordunuz,  ufuktan bir görünse ve bir kriz çıksa diye adeta vecd içinde çırpınıyordunuz. İşte oldu mutlu musunuz?             “Biz söylemiştik”, “biz bunun böyle olacağını biliyorduk”, “sonunda kriz çıkacağını tahmin ediyorduk” diyordunuz. İşte kriz, alın bakalım şimdi ne yapacaksanız.             Sizin tarafınız belli zaten. Siz her zaman karşısında olduğunuza savaş açan kim olursa olsun onun yanında yer aldınız. Sizin yeriniz hiçbir zaman devletten ve milletten yana olmadı, üstelik yerinizden de memnu…

MİLLİ ŞUUR VE MİLLETLE BULUŞMA

Gazi KARABULUT   Dünya, coğrafyamız ve ülkemiz oldukça zor günler geçiriyor... Dünyayı kendi emperyal çıkarları doğrultusunda şekillendirmek isteyen küresel güçler... Bölgemizde bu küresel güçlere bir şekilde stratejik işbirliği içinde olan ve Orta Doğu’yu kan gölüne çeviren ülkeler... Nihayet Türkiye üzerinden terör uzantılı yeni terör planları…   Tarih, bu sahnelere yabancı değil. Ancak mazide yaşanan böylesi emperyalist girişimler, Milliyetçi aydınlarının fikri teamülleri ile çözüm yolunu bulmuş ve yöneticilerine ilham kaynağı olmuştur. Türk milleti, Çin saldırılarından Haçlı istilasına, Büyük Fetih Hareketlerinden milli mücadeleye kadar her evrede ilim ve fikir adamlarına danışmış, ülkeyi etkileyen her m…

TÜRKİSTAN TÜRK TARİHİNİN SORUNLARI

     Ali BADEMCİ       alibademci@gmail.com   Günümüzde Özbekler kültürel miras, Kazaklar ekonomik ve siyasi milliyetçilik, Türkiye’nin yardımıyla Kırgızlar ilmi Türk milliyetçiliği, adı bile Türk olan Türkmenler ise uyuma yolundadır. Acaba her şeyden evvel tarih bütünlüğü gerekmiyor mu?   TÜRKİSTAN TÜRK TARİHİNİN SORUNLARI   Şartlar ne olursa olsun,  Çarlık Rusyası’nın Türkistan’ı işgali ile başlayan jenosid ve kabillerden millet yaratma çabaları amaçlanan neticeyi vermemiştir. Yani ayrı ayrı diller yaratma katiyen başarılı olamamıştır; bugün kavmi veya kabilesi ne olursa bütün Orta Asya Türkleri rahatlıkla anlaşabilmektedir. Çağatayca’nın tahrip edilmesi ve Rus istılahlarla bozulması bile sosyal hayatta  ol…

ORYANTALİZMİN KARŞITINI KURMAK (DÜŞMANI DÜŞMANIN SİLAHIYLA VURMAK)

Metin SAVAŞ   ORYANTALİZMİN KARŞITINI KURMAK (DÜŞMANI DÜŞMANIN SİLAHIYLA VURMAK)            Oryantalizm (şarkiyatçılık), malum olduğu üzere, Doğulu toplumları çeşitli yönlerden inceleyen bilim dalıdır. Bu kavramın TDK Türkçe Sözlük’teki karşılığı Doğu Bilimi şeklindedir. Pragmatist ve benmerkezci Batı aklının kurup geliştirdiği Oryantalizm, gerçekçi bir ifadeyle söylersek, masum bir bilim dalı değildir. Oryantalizm’in hedefi Doğulu toplumları çözümlemek ve çözmekten ibarettir. Çözmek fiilinin Türkçe Sözlük’teki anlamlarından biri şöyledir: “Bir problemde aranan sonucu, belli öğeler yardımıyla ortaya çıkarmak.” Matematik bilimi için verilmiş olan bu anlamı siyasi ve sosyolojik boyuta taşıdığımızda Oryantal…

GÜNLÜK HABER AKIŞI

SON DAKİKA HABERLERİ