18.06.2018 - Ülkücü Kadro - Ülkücü Haber Sitesi

ÇETECİLİK

ÇETECİLİK

      Ali ALPARSLAN
alialparslan78@gmail.com

 

Bu konuya devam edeceğiz, elbette Adana’da Aytaç Durak’ın kabahati yoktu! Bir tarafı Özel İdareye dayalı güç onu da kabadayılıkla korkuttu. Ve karşımızda Belediye Meclisi’nde ceket sıyırıp düello haykıranlar oldu!  Bu insanlar önce kabadayı sonra da ülkücü geçiniyordu, neden ve hâlâ görmemezlikten geliyoruz! Ömür boyu bu insanları ve camiaya yaptıklarını başlarda mı taşıyacağız?

 

ÇETECİLİK

 

Siyasi çetecilik 12 Eylül 1980 Darbesi’nden sonra ülkücülerin başına belâ olmuş, hastalığı aşmış müptezel bir rahatsızlıktır. Genellikle bilgisizlik ve şuursuzluktan nemalanan bu rahatsızlık devletin zayıf olduğu günlerde onlardan da yardım görmüş, hatta birçok kere güvenlik kuvvetleri ile iç içe çalışmıştır. O sebeble bugün hâlâ sosyal ve siyasi hayatımızda izleri bulunmakta ve kuvvetli rahatsızlık yaratmaktadır. Devletin kuvvet bulduğu şu günlerde artık bu işin kökünün kazınma zamanı gelmiş hattâ geçmektedir. Kanunsuzluk üzerine oturmuş illetin temizlenmesi yine devlet güvenlik güçlerinin işidir.

 

İlginçtir ki ülkücülükten daha köklü olan solda böyle işler olmamıştır. Aslında tarif kolaydır; çetecilik kendi kendini, kendinden olan insanları, başta yakınlarını ezmek demektir. Bu muzırlığın yabancılara ve kuvvetlilere zararı dokunmaz, çünkü işi meslek edinenler oldukça korkak ve ödlek insanlardır ki toplum tarafından dışlanmışlar aykırı topluluklar oluşturmuşlardır. İdeolojik hareketler genel olarak usul, kaide ve eylem tarzı olarak birbirine benzerler, fakat geçtiğimiz on yıllarda bu rahatsızlık sol düşünceye ve eylemlere bulaşmadı,  sağda doğdu ve sağda yaşamaktadır. Devlet de onlara göz yumdu; nasıl olsa bizim devlet nezdinde zayıf insanların değeri bulunmamaktadır.

 

Cuntacı Kenan Evren bunlardan faydalandı ve cezaevlerini onlardan boşalttı; güya kanunsuzlarla kanun sağlayacaktı.  DYP ve ANAP devrinde Kürtçü işadamları cinayetlerini de bu  babdan sayabiliriz!  Sonunda birçoğu da devletin başına belâ oldu ve ne yazık ki fatura bu işlerin çok dışında bulunan ülkücülere yüklendi! Bu adamlar sola karşı da kullanıldı, bölücülüğe karşı da! Ne oldu hangi netice elde edilebildi! Ülke insanlarını sol ve sağ diye tanımlanan namuslu kesimleri birbirine düşman edildi ve vatanseverler arasına mesafe kondu! Solda bunların yıktıkları yüzlerce ocak ve mağdur ettiği insanlar var! Şimdi bile sahip çıkanlar var, doğru mu yanlış mı onu da bilen ve hatırlayan yok!

 

Bu adamlar ANAP’tan başlamak üzere devlet tarafından bal gibi kullanıldı ve cunta icadı sürdürüldü! Alt ve üst kesimlerde siyasete girenler ve devlet imkânlarından nemalananlar da oldu! Mahalli idarelerde söz sahibi oldular ve servet tuttular! AKP zamanında da meydanı boş bulanlar oldu ama sonra temizlendiler. Şimdi köşelerine çekilmiş servet yiyorlar ve maalesef pis işlere devam ediyorlar! Bu işleri önlemenin zamanı gelmedi mi?

 

Aslında bu insanların menfaat dışında bir düşünceleri yok, rahatlıkla FETO saflarında bile yer alabilirler ve aldılar da! Çünkü dini rahatsızlık felsefesi de çete kökenlidir ve onların benzeridir! Sadece menfaat saiki kabadayı kılıklılardan guruplara geçmiş ve sağlam iplerle yabancı istihbarat örgütlerine bağlanmıştır. Sayın Bahçeli Alaeddin Çakıcı’yı savundu, peki ya onun adını kullanarak hareket edenler? Çakıcı bile içeride bu adamların günahını çekiyor! Bu adamlar katlarda, yatlarda keyif ederken o adam ömür tüketiyor! Abdullah Çatlı da onların kurbanı olmadı mı? Şimdi o sembol isimlerin âileleri sefilleri oynarken mendeburlar ikinci bahar yaşıyor ve sahillerde keyif çatıyor! Elbette sözümüz o inançlı adamlara değildir!

 

Devlette bu adamların tek tek kaydı vardır; herkesten iyi biliyor ve tanıyorlar! Devlet içinde de hâlâ bağlantıları var! Size bir örnek vereyim, Adana’ya bir kaymakam İl Özel İdare Genel Sekreteri tayin ediliyor,  ki ilk icraatı devletin kum ocaklarını  ırsî yakınlığı olan  çetelere peşkeş çekmek! Kendisi de uzun zaman FETO’ya sığındı ve sonunda Hatay’da ipliği pazara çıkarak siyaset dışını boyladı! Bu adamın  “Çete” yeğeni eşi AKP önseçim yoklamalarında mafyanın yardımı ve “Çete”nin parası ile ilk sıraya yükselmişti de, yönetim anladı ve hatunu dışladı! Fakat uzantıları çeteciliğe devam ediyor!  Bizim devlet hayatımızda muzırları çember dışına çıkarmakla ünlüyüz! Peki ya yaptıkları tahribat? Eziyet yanlarına kar mı kalacak?

 

Bu konuya devam edeceğiz, elbette Adana’da Aytaç Durak’ın kabahati yoktu! Bir tarafı Özel İdareye dayalı güç onu da kabadayılıkla korkuttu. Ve karşımızda Belediye Meclisi’nde ceket sıyırıp düello haykıranlar oldu!  Bu insanlar önce kabadayı sonra da ülkücü geçiniyordu, neden ve hâlâ görmemezlikten geliyoruz! Ömür boyu bu insanları ve camiaya yaptıklarını başlarda mı taşıyacağız?

 

Hoşçakalın.

Sosyal Ağlarda Paylaşın :
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ