18.06.2018 - Ülkücü Kadro - Ülkücü Haber Sitesi

Karar yazarı Mehmet Ocaktan’ın “yükselen MHP” korkusu

Daha 5 ay önce AKP listesinden seçime girsinler dediği partinin seçime yaklaşan her geçen günde oy oranını artırarak vazgeçilmez bir ortak olması Ocaktan’ın ayarlarını bozmuş olmalı.

Karar yazarı Mehmet Ocaktan’ın “yükselen MHP” korkusu

Osman B.Karabacak

 

Cumhur ittifakının seçimlerden galip çıkacağının hemen hemen belli olması komşu mahalledeki bir takım arızaların yeniden nüksetmesine sebeb oluyor. Devlet Bahçeli’nin  “Özellikle AK milletvekili adayları oyuna gelmeyin. Kendinize dikkat edin, fitneye düşmeyin. MHP’yi dışlamaya gücünüz yetmeyecektir. Bunu böyle bilin.” uyarısı yarası olanları gocundurmaya yetti.

Erdoğan’ın gayet gurur kırıcı bir şekilde başbakanlıktan azlettiği sabık başbakan Davutoğlu’na siyasi destek vermek için yayın hayatına atılan Karar gazetesinin Erdoğan karşıtlığı, MHP düşmanlığı şeklinde tezahür ediyor. Bugün de Karar gazetesinde, Star gazetesinden kovulmasının da kuyruk acısı hiç dinmeyen Mehmet Ocaktan’ın  Devlet Bahçeli ve MHP’yi hedef alan bir yazısı yayınlandı. Ocaktan, Sayın Bahçeli seçime gidiyoruz savaşa değil, başlıklı yazısında Bahçeli’nin AKP içerisinde ittifaktan rahatsız olan çevreleri uyarmasına karşı ifadelerini dehşet verici buluyor.

Mehmet Ocaktan küstah bir üslupta kaleme aldığı yazısında “siyasi geleneğimizin hiçbir döneminde, seçimlerin ‘vatan müdafaası’ gibi algılandığına tanık olmadık” iddiasında bulunuyor. Halbuki kendisi de çok iyi biliyor ki hem erken seçim hem de MHP ve AKP’nin ortaklığı “Cumhur İttifakı” olağanüstü şartların sonucu hatta zorlaması olarak ortaya çıkmıştır. 15Temmuz’dan sonra devletin dümeni bu iki partinin işbirliği sayesinde tutulmuştur.

Mehmet Ocaktan her fırsatta MHP muhalifliğini ortaya koymaktadır. Seçim kararı açıklandığında yüzde 3-4 oy biçilen MHP’nin son kamuoyu yoklamalarında yüzde 9-10’un üzerinde oy alacağı, Erdoğan’ın seçilebilmek için MHP’ye muhtaç olduğu  sonuçlarının çıkması pusuya yatan Ocaktan gibileri hayal kırıklığına uğrattı. Zira Ocaktan daha MHP-AKP yakınlaşmasına hiç de sıcak bakmamış, MHP’nin AKP ile birlikte hareket etmesine, “MHP bir muhalefet partisi gibi değil, daha çok AK Parti’nin bir yan kuruluşu gibi hareket ediyor. MHP’nin kendi siyasi kimliğini bir tarafa bırakarak AK Parti’nin bir neferi haline dönüşmesi izaha muhtaç bir durumdur. Muhtemelen MHP’nin kamuoyu nezdinde giderek kan kaybetmesi, Bahçeli’yi AK Parti’nin adeta bir öncü kuvveti gibi davranmaya mecbur bırakmaktadır. Bu durumda MHP’nin kurtuluşu için bir tek yol var; AK Parti listelerinden seçime girmek…” yorumunda bulunmuştu. Daha 5 ay önce AKP listesinden seçime girsinler dediği partinin seçime yaklaşan her geçen günde oy oranını artırarak vazgeçilmez bir ortak olması Ocaktan’ın ayarlarını bozmuş olmalı.

Geçmişte Balyoz davalarını göklere çıkaran yazılar kaleme alan Ocaktan o dönem için yetmez diyordu: “Türkiye bugün, siyasi hayatına pranga vuran ‘vesayeti’ bitirerek, darbecilik anlayışını bertaraf etme mücadelesi veriyor. Olağanüstü bir siyasi irade başarısıyla darbecileri yargılıyor, darbe teşebbüsünde bulunanları mahkum ediyor. İşte bu yüzden, tarihi bir kararla sonuçlanan Balyoz davası, Türk demokrasisi için bir dönüm noktasına işaret etmektedir. Bundan sonra, darbeye teşebbüs etmeyi düşünen her asker, bu tarihi kararı mutlaka hatırlayacaktır. Ama yetmez...”  Ordunun FETÖ aygıtı ile zayıflatılmasını alkışlayan Ocaktan AKP’nin dershaneleri kapatması ile başlayan süreci de “Hizmet hareketi ve dindarları birbirine kırdırmak” olarak nitelendiriyordu.

Kuşkusuz AKP – FETÖ işbirliği döneminin bitmesi devlet düşmanlarını yasa boğmuş ve MHP’nin devlet idaresinde aldığı rol ile rota düzeltmesi 1923’den beri sistemle mücadele adı altında Türk devleti ile mücadele eden siyasal islamcıların planlarını bozmuştur.

2016’nın başlarından beri  Erdoğan’a ayar vermeye çalışan Karar yazarlarından İbrahim Kiras Maalesef bazıları alçaldıkça alçalıyor. Para için, mevki için, şöhret için haysiyetlerini, şereflerini, insanlıklarını satışa çıkarabiliyorlar. Sadece bugün değil, her devirde görülebilen bu çeşit mahlûkat için Mehmet Akif şunu diyor: ‘Bir külâh kapmaksa şâyet bunca hırsın gâyesi; Kendi nâmûsun olur ergeç onun sermâyesi.’” derken aynı gün kendisini bir dönem “hür yandaş” diye tanımlayan Hakan Albayrak ise, Başbakan Binali Yıldırım’ı “yerli yersiz” Atatürk vurgusu yapmakla suçladı. Yıldırım’ın kongrede “Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu vatan için canını veren şehitlere” rahmet dilediğini hatırlatan Albayrak “Genel Başkan adayı olarak “dava arkadaşları”na hitap eden Yıldırım’ın her şeyden evvel “Atatürk”ü anma gereğini duyması nasıl bir dava anlayışına delalettir, onu da bilmiyoruz” diye yazdı. Binali Yıldırım’ın “Mustafa Kemal Atatürk’ün 2023 hedeflerine” yürümekten bahsettiğini de belirten Albayrak “2023 hedefleri Erdoğan’ın değil miydi? Mustafa Kemal’in 2023 hedefleri diye bir şeyi ilk kez duydum. Varsa öyle bir şey, o şeyde Osmanlı padişahlarının isimlerini taşıyan köprüler olmasa gerek. Kamuda başörtüsü de olmaz herhalde. Türkçe namaz olur” ifadelerini kullanmıştı.

AKP ve Erdoğan’nın bu gibi tiplerden yolunu ayırıp milli politikalara bağlı bir çizgiye gelmesi kuşkusuz kendileri için rahatsız edicidir ve süpürülüp atılacaklarını bilmekteler. Ama en önemlisi böyle dışarıdan gazel okuyanlar değil de AKP yöneticilerinin bilmesi gereken, MHP’nin AKP ile ittifak yapması, yan yana yürümesi çok büyük bir fedakarlıktır, eğer mevzu Türkiye’nin bekası ise üç-beş çakala feda edilmeyecek kadar değerlidir.

 

 

 

 

 

 

 

Sosyal Ağlarda Paylaşın :
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ