SİYASETİN MANİFESTOSU

Bu haber 31 Temmuz 2018 - 14:15 'de eklendi ve 534 kez görüntülendi.

Safter TANIK

 

Siyaset tarihine baktığımızda; siyasi hareketlerin, bazı farklılıklar ile birlikte, temelde üç şekilde partileştiğini görüyoruz.

Birincisi; fikirden fikri harekete, fikri hareketten kültürel harekete, kültürel hareketten siyasi harekete geçiş ve partileşme şeklindedir.  

Her fikrin; bir fikir babası, ya da fikir babaları vardır. Bunlar; bir fikrin sahibi, bu fikri teorik alandan pratik alana taşıyan, formülüze ederek sistemleştiren, buna ideolojik özellik kazandıran kişilerdir.

Bazı fikirler; ortaya atıldığında, bazı fikirler ise; fikir babasının ölümü sonrasında, yani ikinci kuşak takipçileri döneminde karşılık bulmuştur.

Bir fikrin; ilk muhatabı, kentli-elit-aydın kesimdir. Zira bu kesim; yeni fikre açık olan, okuyan, düşünen, sorgulayan, çare arayan bir özelliğe sahiptir.

Bir fikir; elit-aydın kesimde taraftar bulursa, fikri harekete dönüşür; aksi halde dikkate alınmayan bir fikir olarak kalır, ölü doğar. Fikrin lider ve kadrosunun; çoğu kez, bu kesimden çıkması da bunu gösterir.

Fikri hareket; doğal olarak, kültürel hareketi doğurur. Bunun öncüsü olan, yeni bir tarz ortaya koyan, düşünce-edebiyat-sanat adamları ile de; sosyal-kültürel hayatı, derinden etkileyen bir aşamaya gelir.

Haliyle fikrin; elit aydın kesim dışında, gençlik-kadın ve işbölümüne dayalı sosyal yapıda (işçi-işveren-köylü-esnaf-serbest meslek erbabı)   taraftarı ve örgütleri oluşur. Bu da; kültürel hareketi, siyasi harekete taşır.

Bundan sonra; kadrosu ile ya bir partide hâkim fikir haline gelir, ya da yeni partide vücut bulur.

Kısaca; parti, bir fikir ve kadro hareketinin ürünüdür.

İdeolojik partiler, bu özellikteki partilerdir. 1800’lü yılların sonunda doğan, 1900’ün ilk çeyreğinde Türk siyasetine yön-şekil veren, İttihat-Terakki’de hâkim fikir haline gelen, Cumhuriyet’in kurucu kadrosunu oluşturan “Türkçülük Hareketi” de bu özelliğe sahiptir.

İkincisi; mevcut partinin, yeni partiye dönüştürülmesi şeklindedir.

Partide; farklı görüşe sahip, ya da yeni katılan bir grup hâkim konuma gelebilir. Bu da; fikri ve kurumsal bir değişimi doğurur. Bunu tasdik ve ilan etmek için de isim değişikliğine gidilir.

Değişimi gerçekleştirecek kadronun, aynı düşünceye sahip olması esastır. Bir de farklı düşünceye sahip, etkin kişi-grupları dikkate alma zorunluluğu vardır. Aksi halde; dağılmaya yol açacak, toplu istifalar ile karşı karşıya kalınır.

Sorunun çözümünde; çoğu kez, uzlaşmacı bir yola başvurulur. Ortak ilkeler belirlenir, paralelinde bir düşünce sistemi ortaya konur, parti de yeni isim alır. Ancak; partide bir düşünce bloğu oluşsa bile, farklı kulvarları varlığını sürdürür. Bu da; fikri-kurumsal alt yapı gelişimini çarpık kılar, kesintiye uğratır, hatta durdurur.

Bazen ideolojik, bazen de merkez parti görüntüsü veren; merkez-sağ ve merkez-sol partiler, bu özellikteki partilerdir.

Üçüncüsü; bir grubun, yeni parti kurması şeklindedir.

Yeni parti; farklı görüşe sahip siyasetçi-elit ve aydının başını çektiği grubun eseri olabileceği gibi, çoğu kez bir partiden ayrılan muhalif kanadın eseridir.

Farklı görüşe sahip siyasetçi-elit ve aydının başını çektiği grubun kurduğu partinin; çoğu kez önce görkemli doğuşuna, daha sonra da tabela partisine dönüşüne şahit olduk. Bunun nedeni ise; oligarşik akıl ve desteğine dayanması, taban yoklaması, yani test amacı taşımasıdır.

Bir partideki muhalif kanadın kurduğu yeni partinin ise üç sonuç ile karşı karşıya kaldığını görüyoruz. Kimi; ilk seçimde birinci çıkıp güç kazandı, kimi; başarısız olup hızla eridi, kimi de; hedefi gerisinde kalıp ikbali ikinci seçime kaldı.

Bu tür partilerin en önemli sorunu; partinin, fikri-kurumsal alt yapı olmadan ortaya çıkışıdır. Burada; tavandan-tabana giden, partileşme süreci vardır. Fikir-kadro hareketi, özelliği taşımaz. Farklı düşünce ve hesabı olan, bir kadrodan oluşur.

Sağ-Sol kanatlardan oluşan merkez parti ile merkez-sağ ve merkez-sol partiler, bu özellikteki partilerdir.

Tez           

Hedefi ne olursa olsun, yeni partinin kuruluş ve gelişmesi; ortam-kadro-finansmanı gerekli kılar.

İktidarı hedefleyen yeni partinin ise; uygun zaman-güçte, çok sayıda elit-aydın-siyasetçinin “evet” diyeceği hatta iştirak edeceği, iktidarın aksine güçlü parlamenter sistemi savunan-ülkenin açmaz-çözümünü ifade eden bir tez ve bunun görsel-yazılı medyada ilanı olan bildiri ile görkemli çıkış yapması, doğru strateji izlemesi esastır.

Yanlış zaman, yetersiz güç, iktidarı çağrıştıran-iddiasız düşünce ile ses getirmeyen çıkış ve stratejik hata; yeni partinin ölü doğması, en fazla mevcut siyasi dengeyi değiştirmesi gibi bir sonucu doğurur.

Hedef Analizi

Türkiye’de; bir partinin tek başına iktidara gelmesi, liderinin toplumda çoğunlukla kabulü, toplumu derinden sarsan olaylar sonucu olmuştur.

Milli Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet; CHP’yi, II. Dünya Savaşı sırasında yaşanan sıkıntıların halkta bıraktığı kötü izler ve dünyadaki siyasi konjonktürün değişmesi; DP’yi,  DP’nin mağduriyeti; halefi olan AP’yi, 12 Eylül Yönetimi’ne duyulan tepki; ANAP’ı, 2001 Mali Krizi de; AKP’yi tek başına iktidar yaptı, liderini öne çıkardı.

Bunun dışında; ABD’nin dahli, tercih ve desteği önemli bir rol oynadı.

Ortam Analizi

a-) Fikri Ortam

Türk siyaset hayatında; dünden bugüne gelen, varlığını farklı kalıpta sürdüren, siyasete yön ve şekil veren “Türkçülük, İslamcılık, Batıcılık” gibi, üç düşünce akımı vardır. Bir de buna; ister kabul edip etmeyelim, zaman-şartlara göre bazen merkez, bazen merkez-sağ, bazen merkez-sol partide taraftarı olan, yakın dönemde bir partide vücut bulan Siyasi Kürtçülük Hareketi’ni ilave edebiliriz.

b-) Siyasi Yapı

Her parti; bir fikir bloğunu sahiplenmiş, neredeyse boş alanı olmayan bir siyasi yapı ve denge var. CHP; merkez-solun (ulusalcı, liberal-sol, sosyal demokrat vb), AKP; merkez sağın (liberal, muhafazakâr, İslamcı vb)  MHP; milliyetçi bloğun, HDP de; siyasi Kürtçü bloğun temsilcisi rolünü üstlenmiş.

Bu partilerin, üç özelliği vardır.

Birincisi; bu partiler, bir çatı partisi özelliği taşır. En azından, bir fikrin farklı görüşlerini bünyesinde barındırır. .

İkincisi; başkan odaklıdır, ortak akıl yoktur.

Esas olan düşünce ya da düşünce sistemi değil, başkandır.

Başkan; parti adına düşünür-karar alır, kadro tatbik eder. Burada; başkan ve adamları gibi, bir yapı vardır. Haliyle başkanın, başka birinin aklına ihtiyacı yoktur. Akıl yürüten-eleştiri yapan, bir tehdit olarak kabul görür ve saf dışı edilir.

Üçüncüsü; sahiplendiği fikir bloğunu bloke eder, fikir üretmez, buna müsaade de etmez. Kulvarına girene en büyük tepkiyi gösterir, her ne olursa olsun rakibini saf dışı etmeyi hedefler.

Bu durum dikkate alındığında; boşluk, sağ-sol kanatları olan merkez alandadır. Bunun da “Cumhuriyet’in kurucu ilkeleri” gibi ortak paydası vardır.

c-) Siyasi Ortam

Türkiye’de, OHAL ve otoriter bir iktidar var. Bu; mevcut muhalif partiden çok, yeni parti için büyük bir engel oluşturur.

Nitekim de öyle oldu…

OHAL şartlarında seçime girmek; “yarışa 100 adım geride başlamak”  gibi bir şeydir. Seçimi boykot etmek ise mümkün değildir. Zira bunu fırsata çevirecek partiler olacaktır.

d-) Seçmen Analizi

1-) Fikri-kurumsal alt yapı yok. 

Nedeni ne olursa olsun, bir kültürel gerileme ve yozlaşma dikkati çekiyor.

Akıl ve akıl yürütmeden uzak, otomatiğe bağlanmış bir yaşam tarzımız var.

Fikri sığ-takıntılı, fikir ve idealden yoksun bir birey portresi öne çıktı.  Birisi bir şey söylüyor, diğeri nedenine bakmaksızın tekrar ya da ret ediyor.

Kişisel çıkar, her şeyin önüne geçmiş. Para-mevki-makam, put haline gelmiş. Biri bir şey peşinde koşuyor, takipçileri ise “bundan nasıl bir menfaat sağlarız” diye hesap yapıyor.

Ekranda; istisnalar hariç, fikri derinliği ve sistematiği olmayan, kendi kendisi ile çelişen, karşı olsa da benzer görüşü savunan, sanki başkası yokmuş gibi, iki elin parmağını geçmeyen düşünce-yazar-sanat adamı boy gösteriyor.

Toplumun ufkunu açan, his-heyecan-dinamizm veren düşünce-yazar-sanatçımız yok gibi. Var olanlar ise;  küskün, dışlanmış, kendi dünyası ile baş başa bırakılmış.

Örgütlü bir toplum yok.

İşbölümüne dayalı kurumsal bir sosyal yapı var ise de; “dernek-vakıf-sendika-oda-birlik” gibi kurumların kurumsal kimliği değil, başkan ve adamları öne çıkıyor. Geçmişteki güçlü gençlik örgütleri ve sendikalar, mazide kaldı. Bir de cemaat ve tarikatların güç kazanması var.

2-) Tabana inen bir taraftarlık göze çarpıyor.

Geçmişte; aktif siyasetçide gördüğümüz taraftar mantığının, tabana indiğini görüyoruz. Toplumda; takım tutar gibi, bir seçmen davranışı yaygın hale geldi. Haliyle aklı ile değil, toplumsal akılla hareket eden, taraftar mantığıyla alışkın olduğu partiye oy veren bir birey portresi dikkati çekiyor.

3-) Yeni Sınıf, değişim istemiyor.    

Ekonomik riske karşı hassas, sosyal yardımla yaşamını sürdüren 13 milyon kişi ile 30,4 milyon kredi borçlusu var. Yani toplumun kaderini belirleyecek bir güce sahip.

Yeni Kapitalizmin ortaya çıkardığı bu sınıfa;; sosyolojik açıdan, “Yeni Sınıf” diyorum.

Yeni Sınıf; herkes gibi çare ve umudu arar, ancak; değişimden değil, statükodan yanadır. Zira değişim, “risk” demektir. Bu nedenle; ciddi alternatif görmeden, zorda kalmadan, iktidarda olanı tercih eder.

Toplumun kaderini belirleyecek büyüklükteki bu kitlenin tavrında ise bir değişiklik yok.

4-) Alternatif arayışı, CHP ve MHP seçmeninde var. 24 Haziran 2018 seçimleri de bunu gösterdi.

e-) Dış Siyaset      

İktidarın; ABD ve AB ile bir sürtüşmesi var ise de, bu; ABD ve AB’nin, AKP’den vazgeçtiği anlamını taşımıyor.

Güç Analizi

AKP’nin; 81 il, 957 ilçede örgütlenmesi var.

Eğitim-sağlık-sosyal yardım alanında, vakıf ve dernek gibi bir alt yapıya sahip.

Çıkar peşinde koşan parti-dernek-vakıf-sendika-oda-birlik patronları, büyük sermaye, aşiret-toprak-cemaat-tarikat ağalarının destek verdiği bir parti özelliğinde.

Görsel ve yazılı medyaya hâkim.

Seçim kampanyasında; görsel-yazılı medya ile devletin imkânlarını kullanıyor, sahada görkemli bir çalışma yürütüyor, 174.456 seçim sandığında 1 veya 2 kişi bulundurarak sandık hâkimiyeti sağlıyor.

Fikir, Görev, Hedef ve Strateji

1-) Varlık sebebi ne olursa olsun, varlığı; bir fikre dayanır, görev-hedef ve stratejisi vardır.

Bir parti; ister siyasetçi-elit-aydın grubun, isterse mevcut partideki muhalif kanadın eseri olsun; varlığını koruması ve sürdürmesi, ancak fikre dayalı olması ile mümkündür. Zira fikri olmayan partinin; görev, hedef ve stratejisi yoktur. Başarısız olması halinde de dağılıp, gider.

Karşıtlık ve taklit, başarılı bir sonuç vermez. Zira her zaman nedenin ortadan kalkması gibi bir ihtimal vardır, insanlar taklidini değil aslını tercih eder.

2-) Fikri, siyaset yelpazesindeki yerini belirler.

Biz; “ideoloji partisiyiz, merkez, merkez-sağ ya da merkez solda yer alıyoruz “ demek, bir şey ifade etmez.

Zira bir partinin siyaset yelpazesindeki yerini belirleyen, fikri ve özelliğidir. Aksi söylem ise; fikri belirsizliği, fikir ortaya koyma ile geliştirme çabasını ifade eder.

3-) Siyaset yelpazesindeki yerine göre siyasi yapısı vardır.

İdeolojik partilerde; aynı fikir bloğu içinde olsa bile, farklı görüşün yeri yoktur.

Merkez, sağ ve sol kanatlardan oluşur.

Merkez-sağ; sağ, merkez-sol; sol fikir bloğunu bünyesinde barındırır.

Yalnız, bir parti; ister merkez, ister merkez-sağ ya da merkez-solda yer alsın, mutlaka öne çıkan bir ortak paydaya sahiptir.

4- Hiçbir parti, herkesin partisi olamaz.

Tüm çıkar ve fikri gruplara hitap eden bir parti hiç olmamıştır, olması da mümkün değildir. Zira bu, siyasetin alan ve kanunlarına aykırıdır.

5-) Kurumsal kimliği, başkan ya da tüzel kişiliği öne çıkarır.

“Kurumsal kimliğin varlığı” demek; tavandan-tabana geniş katılımı sağlayan teşkilat yapısını, karar alma-görev-yetki-sorumluluğu, üye girişinden-eğitime, eğitimden-başarı-liyakate, liyakatten-adaylığa kadar tüm konuları belirleyen; kişi-kişiye göre değişmeyen, kurallar ile pratiğin var olması demektir.

Bir partide; A-Z’ye her şeyi başkan belirliyor, kural adamına göre geçerlilik arz ediyorsa, orada kurumsal kimlikten söz edilemez. Zira burada, başkan ve adamları vardır. Bunun için; bu tür partiler, çoğu kez başkanın adı ile anılır.

6-) Partinin üst yönetimi; ya tüm yetki ve sorumluğu elinde tutan başkan ile kadrosundan, ya da içinde başkanın bulunduğu, önemli kararların oy çokluğuyla alındığı, 3-5-7-9 üyeden oluşan komiteden oluşur (Örneğin, İttihat Terakki Partisi). Tabi ki; bir de, bunun farklı şekilleri vardır.

7-) Fikri-kurumsal alt yapı önemlidir.

Bir partinin, temel ilkeler ve sistematik bir düşünceye sahip olması önemlidir. Zira düşünce sistemi; her şeyden önce, kadro-taraftarında bir birlik-bütünlük sağlar. Eleştiri ve çözümün, kaynağı ve ölçüsü olur.

Aynı kulvar ya da fikir bloğundaki kanaat önderleri, parti-vakıf-dernek-sendika-oda-birlik-üniversite-genç-kadın temsilciler ile ilişkiye geçilmesi; işbirliği-örgütlenmeye hizmet eder. Bu da partiye kurumsal bir alt yapı sağlar.

😎 Teşkilat ve üye sayısı, “güç” demektir.

Etkin ve verimli bir propaganda çalışması;  81 il, 957 ilçede örgütlü olmayı, alanda aktif çalışacak ve 174.456 seçim sandığında yer alacak 350.000’e varan bir kadroyu gerekli kılar. Bu da; bir partinin, gücünü belirler.

9-) Gölge kabine gibi çalışan bir kurul; hem iktidara, hem de muhalif partiye fayda sağlar.

Siyaset geleneğimizde; ya parti başkanının haftanın belli bir gününde meclis grubunu toplayarak gündem konusunda konuşma yapması, ya da parti sözcüsün basına demeç vermesi var. Bunun çoğu ise seçmene yönelik, karşılıklı atışmadan ibarettir.

Muhalif partinin; iktidarın icraatlarını bilimsel açıdan ele alan, eleştiri dışında çözüm üreten bir kurul oluşturması, söylenecek sözü bu ekip içindeki uzman kişiye bırakması; devlet için faydalı olduğu kadar, onu;  gündemi belirleyen, düşüncesi tartışılan, iktidarı için güven duyulan, iktidara hazır bir parti yapar.

10-) Partideki dinamizm, durumu hakkında bilgi verir.

Partide, hareket ve canlılık önemlidir. Zira durağanlığın hâkim olduğu partide; gelişme değil, gerileme vardır. Bu da; alanda, sürekli hareketi gerekli kılar.

Taban ile sivil toplum örgütlerinin katılımını sağladığı gösteri-toplantı vb aktiviteler ise partiye dinamizm kazandırır.

11-) Başarısızlık-hedef altında kalma, doğal olarak eleştiriyi getirir. Hararetin düşmesini beklemek, ardından kurultaya gitmek, akla ve doğruya hizmet eder. 

12-) Bir Parti; başka parti-partiler ile ittifak yapabilir, sivil toplum örgütleriyle güç birliğine gidebilir. Bunun; tabiatı icabı, fayda-zararı vardır. Önemli olan, karlı çıkmaktır.

13-) Görsel medya, en etkin eğitim ve propaganda aracıdır.

İyi bir kadro yönetiminde yayın yapan bir televizyon; taraftarı eğitir-canlı tutar, sempatizan kazandırır, halka inmeyi ve kitleleşmeyi sağlar.

Safter TANIK
Safter TANIKsaftertanik@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments