KAŞIKÇI

Ali BADEMCİ

YENİ SİSTEME BİR BAKALIM

Bu haber 13 Temmuz 2018 - 15:42 'de eklendi ve 172 kez görüntülendi.

Fuat YILMAZER

 

 

Seçimin sonuçlanmasından sonra yeni bir yönetim sistemine geçiş yapıldı. Adına Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi deniyor.

Söylenen isim yerindeliği tartışılır.  Ortada parlamentoya dayalı kurulmuş bir hükümet yok. Cumhurbaşkanı tarafından atanmış, seçilmemiş insanlardan oluşan bir kurul var.

Parlamentoya karşı sorumlulukları yok, sadece Cumhurbaşkanına karşı sorumlular.

Bakanlar kurulu diye bir kurul da olmadığı için atananlara da Bakan denmesi ne kadar doğrudur.

Taha Akyol buna “Bakan diyoruz ama parlamenter sistemdeki gibi “Bakanlar Kurulu” diye bir kurul yok,  bakanlar da öyle bir kurulda “üye” olma statüsüne sahip değiller. Bu sebeple başkanlık sistemlerinde  “bakan” dan ziyade “sekreter” deniliyor” diyor. [1]

AKP bu sistem için çok çalışmış görünüyor. Bu çalışmalara Başkan Yardımcısı olan Fuat Oktay’ın iki buçuk yıl önce 2016 yılının Mart ayında başladık açıklaması gösteriyor.

“Hedef sıfır bürokrasi ve beyan esaslı sistem” olarak adlandırılmış.

Bürokrasiyi azaltmaktan bahsederken Cumhurbaşkanının açıklamasıyla da başka gelişmelerin olacağı ortaya çıkıyor. Genelkurmay Başkanlığının Milli Savunma Bakanlığına bağlanması gibi. Bunu da Cumhurbaşkanı, AB talepleri içinde bulunduğunu ama şimdiye kadar bir huzursuzluk yaşanmaması için sonuçlandırmadıklarını söylüyor.

AB müktesebatında böyle bir talebin olması demek iç işlerimize müdahale demektir.

Kısaca Devlet yapısı tamamen değişiyor. Bu değişimlerin içinde iyilerinin olacağı gibi mutlaka olumsuz neticeler doğuracak girişimlerin de olacağı belli.

Devletin birliğine ve milletin bölünmez bütünlüğüne, istiklal ve istikbalimize ve en çağdaş uygulama olan Laiklik uygulamasına zarar vermemesi dileğimizdir.

Bunda da toplumu bu düşüncelere iten bazı örnekler olması sıkıntı vericidir.

Ör: Cumhurbaşkanının tek adam olması devlet yönetiminde tek söz sahibi olması,

Cumhurbaşkanının “Cumhurbaşkanlığı mazbatasında “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı” ibaresinin değil, “Türkiye Cumhurbaşkanı” denmesi;

10 Temmuz’da yayımlanan Kararname ile İç İşleri Bakanlığının görev tanımına, “Yurdun iç politikasına, il ve ilçelerin genel ve özel durumları ile ilgili değerlendirmeler yapmak ve cumhurbaşkanına teklifte bulunmak’ ve ‘ülkenin idari bölümlere ayrılması, il ve ilçelerin genel idarelerini düzenlemek’”  görevinin verilmesi endişeleri artırmaktadır.

Bilindiği gibi Türkiye’nin bölgelere ayrılması düşüncesi Bölücüler tarafında dillendirilmekte ve Yabancı devletler tarafından 90 yıldır telkin edilmektedir. İnşallah çalışmalar o minvalde olmaz.

Cumhurbaşkanının devletin bürokratlarının hepsini kendisinin ataması,

Askerlerin Albay ve Albay’dan üsteki makamlarına terfi işleminin Cumhurbaşkanının elinde olması,

Parlamentonun hemen hemen hiçbir yaptırımının veya engelleyici işlevinin olmaması,

Yüksek Yargıdaki atamalarında Cumhurbaşkanın dahlinde olması,

Cumhurbaşkanının yayınladığı kararnamelerin Meclisin gücüne eşit olması, toplumu düşünenleri endişelendirmektedir.

Ayrıca eski Başbakan Binali Yıldırım Temmuz ayının beşinde verdiği bir beyanatta söyledikleri oldukça manidardır.

Başbakan “Türkiye 1924-2002 arası yüzde 4.7 büyüdü ortalama. 2003-2017 arası 5.7 büyüdü ortalama. Bir puan fark var. (diyeceksiniz ki ne böbürleniyorsunuz) Bunun anlamı ne biliyor musunuz? Eğer Türkiye 1924’den bugüne 5.7 büyüseydi, Türkiye bugün dünya ekonomisi içinde 7. Ci sırada olacaktı. Fransa’dan sonra gelecekti. Şimdi 17. ciyiz. Sırf bu sistemin getirdiği sorunlardan dolayı” demektedir.

Burada o niyetle söylenmediğini düşünmekle birlikte Atatürk dönemi ile kendi dönemlerini bir kıyas sezilmektedir. Bu da çok doğru ve adil değildir. Atatürk’le kendilerini kıyaslaması bilinçaltı durum değilse yanlıştır. Ayrıca yedi düvele karşı mücadele vermiş, yoktan yeni bir devlet ortaya çıkartılmış bir dönemle, 2018 i mukayese etmek hangi akli sınırlar içinde bulunur?

İnşallah zarardan kâr ederek bugünkü kilit konumuna gelmiş milletin güvenci MHP ile bugünkü lideri Bahçeli, kendi söylediği gibi “denetim” görevini iyi yapar.

Endişelerin yaşanmaması ve Türk milletinin ve Türk devletinin daha güçlü daha müreffeh hale gelmesi tek dileğimizdir. Önemli olan Türk Devletidir.

 

 

[1] Taha Akyol- Hürriyet Gazetesi- 10.07.2018

Fuat YILMAZER
Fuat YILMAZERa.f.yilmazer@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments