TÜRKİSTAN TÜRK TARİHİNİN SORUNLARI

Bu haber 20 Ağustos 2018 - 9:28 'de eklendi ve 1.092 kez görüntülendi.

     Ali BADEMCİ

      alibademci@gmail.com

 

Günümüzde Özbekler kültürel miras, Kazaklar ekonomik ve siyasi milliyetçilik, Türkiye’nin yardımıyla Kırgızlar ilmi Türk milliyetçiliği, adı bile Türk olan Türkmenler ise uyuma yolundadır. Acaba her şeyden evvel tarih bütünlüğü gerekmiyor mu?

 

TÜRKİSTAN TÜRK TARİHİNİN SORUNLARI

 

Şartlar ne olursa olsun,  Çarlık Rusyası’nın Türkistan’ı işgali ile başlayan jenosid ve kabillerden millet yaratma çabaları amaçlanan neticeyi vermemiştir. Yani ayrı ayrı diller yaratma katiyen başarılı olamamıştır; bugün kavmi veya kabilesi ne olursa bütün Orta Asya Türkleri rahatlıkla anlaşabilmektedir. Çağatayca’nın tahrip edilmesi ve Rus istılahlarla bozulması bile sosyal hayatta  oldukça sırıtmaktadır. Herkes Rusça fonetiği andıran “Olima” adının “Âlıma/Âlime” olduğunu bilmektedir. Dolayısiyle Türkistan Türklüğü arasında  bir dil problemi olduğunu söylemek oldukça güçtür. Eğer biraz Ç.ağatayca aksanla konuşur ve acele etmezseniz Moğollar bile sizi en az %75 anlamaktadır. İstediğiniz kadar ayrıştırmaya çalışın Özbek-Kazak-Kırgız-Türkmen hamuru  bozulamamaktadır.

 

Peki en azından Bolşevikler devrinin 70 yıllık politikalarının sonucu nedir derseniz, bunu ancak kısa vadede değiştirilemeyen  parçalı coğrafyalar ve siyaset olarak özetleyebiliriz. Biraz Arap dünyasını andırıyoruz denebilir. Söz misali  Kazaklar  yeni hedeflerinde  bir miktar daha Türk kültür çemberine girerken, Özbekler “Ana” olmanın gururu ile ayrı bir yol çizmişler, buna karşılık  Kırgızlar’ın kültürel atılımından Türkler katiyen ders almamışlardır. Böyle bir parçalı yapının elbette siyasi, ekonomik, sosyal sebebleri makul karşılanabilir. Lakin binlerce yıl  müşterek tarih, kültür birlikteliği olan  “Çin Mucizesi”nden ders alınıp ekonomiyi kurtarmaya hiçbir eğilim yoktur. Bunun da ötesinde  Orta Asya Türk kavimlerine  Ruslar’ın verdiği “Çin Korkusu” bugün Kazakların başını çektiği “Avrasya İdeolojisi” gibi yeni  bir tuzağı ortaya çıkarmıştır. Tarihin sosyolojik okunmasında birliktelik her zaman ayağını kaptırmak anlamında değildir ki, Avrupa’da bunun en güzel örneği  Finlandiya’dır, buna karşılık şarklı bir kavim olarak Macarlar aynı sabrı taşıyamamıştır.

 

Bu kadar hengamenin  sebebleri elbette tarihseldir; çünkü  Türkistan Türk Devletleri veya Cumhuriyetleri’nin kendilerine doğru ve düzgün  bir tarihi platformu yaratamadıkları gerçeği araştırmacıların gözünden kaçmamıştır. Batılı Türkolog ve tarihçiler  ürünlerinde  bilhassa bu hususu vurgulamışlardır; ki bu konuda sadece  Peter Golden’i incelemek  işin başlangıcını yakalamak  için yeterlidir.

 

Orta Asya Türk Devletlerinin bilgisayar alt yapıları; bankacılık, iletişim, uydu hizmetleri hep Ruslar’ın bıraktığı ve Rusya ile entegre  sistemlerdir. Bu sebeble latin harflerine dönüş netice vermemiştir. Önce bunların değişmesi gerekiyor ki ona da zengin bir dil alt yapısı gerekmektedir. Bu olguların hemen hemen  hiçbirinin Orta Asya Türkçesi’nde karşılığı yoktur; Türkiye  bir asra yaklaşan zamanda ancak bunu başarabilmiştir ki, kolaylığın sebebi  “Batılı” alt yapının temellerinin birkaç yüz yıl evveliyatı vardır. Fakat Türkistan öyle değildir ve son 200 yıllık tarihi kim ne derse desin Rusya ile iç içe, hatta birleşmiştir. Önce bir çıkışın gerçekleşmesi gerekiyor ki, bunu bir derece Azerbaycan başarma yolundadır.

 

Türkistan Türk tarihi şahsiyetlerinin tarihi görevleri bellidir; Selçuklular önderliğinde Oğuzlar “Batı”yı seçmiştir. Harezmşahlar şarklı kalmayı tercih ettikleri için vatansız kalmışlar, Timuriler Moğolları Türkistan’dan kovmuş, Özbekler ise Timuriler’i Hindistan’a sürmüştür. Bu yaşanmış ve hedefleri belli tarih gerçeklerini değiştirmek mümkün değildir. Timuriler Hindistan yerine İran’ı tercih etmiş olsalardı mutlaka daha başarılı ve kalıcı olacaklardı; çünkü Hindistan çok kalabalık bir demografyadır. Özbeklerin tarihe iştiraki  Timurileri  sürmekle başlamış,  fakat Şah İsmail’e muhalefet   İsl,âmi ideolojiyi aktive edememiş, aynı Uluğ Bey kaderi gibi Özbekler tekkke hakimiyetine girmiştir.

 

Ne kadar doğudan giderlerse gitsinler Özbekler batılı bir Türk oluşumudur, 16. yüzyıl başlarına kadar bu adla Türk tarihinde görülmemişlerdir. Özbekler sadece örneğimizdir; yeni tarih hedeflerine  Emir Timur’u oturtmalarının manası anlaşılamamıştır.. Devletin kurucusu Muhammed Şeybanidir, lakin onu kimse tanımıyor! Özbek genel bir isimdir ve bu devir olaylı gelince herkes Özbek oluvermiştir ki “Karahanlı-Karluk” adları da unutulmuştur. Elbette Harezm bir Hanlıktır asâlet Kongretlar’dan geliyor; fakat Buhara bir Emirliktir ve güya asâlet ikinci derecede Mangıtlık’dan kaynaklanmaktadır. Son dakikaya kadar Mangıtlar’ın Türkçe yerine Farsça konuştuklarını biliyoruz.

 

Günümüzde Özbekler kültürel miras, Kazaklar ekonomik ve siyasi milliyetçilik, Türkiye’nin yardımıyla Kırgızlar ilmi Türk milliyetçiliği, adı bile Türk olan Türkmenler ise uyuma yolundadır. Acaba herşeyden evvel tarih bütünlüğü gerekmiyor mu?

 

Hoşçakalın.

Ali BADEMCİ
Ali BADEMCİalibademci@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments