AYHAN AKSU

Recep SAVRAN

Parmak boyası..

HARUN KILIÇ

ANADOLU ALEVİLİĞİ

Bu haber 30 Aralık 2018 - 12:06 'de eklendi ve 471 kez görüntülendi.

Ali BADEMCİ

      alibademci@gmail.com

 

 

1.Dünya Savaşı bugün Suriye’nin Türkiye hudutlarında tamamlanmıştı; aslında bitmemiş sadece durmuştu. Halk hareketi  buradaydı, Mustafa Kemal o güçleri eleye eleye Filistin’den beri getirmişti, kahraman insanlardı! K.Marş-G.Antep-Ş.Urfa!  “Coğrafyadan Vatana” dönüş! Ve Mustafa Kemal ilk nüfus kaydını “Ayıntab”da yaptırdı Dokuz yıllık savaştan sonra artık onun olgunluk yılları idi, işte  bu düşünce  halkla beraber  bu coğrafyada  nüksetti! Çok ilginçtir ki  yüzyıllardan beri isyankâr Anadolu artık teslimiyetçi idi, her türlü devletinin ve kurtarıcının yanındaydı! Neresi işte  oralar!

 

 

ANADOLU ALEVİLİĞİ

 

Çok ilginç bir sosyolojik yapımız var; alabildiğine düşünme ve düşünceye açık! Bir yanda Allah’ın kurallarını yaşamaya ibadet diyenler, bir yanda da sosyolojiye  teslim olmuş, aynı kuralları  geleneklerle harmanlayarak özümseyenler! Aslında ikisi de aynı kapıya çıkıyor, lâkin ayrı bir tarafı var ki biri statik diğeri aksiyon halinde toplumsal düşüncelerdir! Arada bir çatışma var mı, elbette halk bazında yok, birinciler devletle beraber ve devletle iç içe diğerleri düşüncede üretken, bazan  müfrit bazen de mutedil muhalifler! Çok uğraşılmıştır, hatta uğraşılmaktadır, lâkin bu düşünceler çatışmaz, aralarında ezelî ve ebedî bir barış vardır!

 

S. Demirel Üniversitesi  Din Sosyolojisi Hocası dostum ve kardeşim Dr.Yılmaz Soyyer “Bektaşi  Deyimleri Sözlüğü”nü bitirmiş, inşallah Post Yayınlarında göreceğiz! Şimdi “Kızılbaşlık” çalışıyor, her gün görüşüyoruz, ne kadar güzel şeyler bulmuş, ne güzel tetkikler yapmış! Görülmeyen ve bilinmeyen hakikatler! Bunların hepsini elbette bir kitapçıkta toplayamazsınız, açı versin görüş getirsin, fikir jimnastiği yaratsın, yetmez mi? İşte Anadolu’da Alevilik dediğimiz bu değil midir, ne Türkistan’a ne Hindistan’a ne de  İran’a benzer! Anlayacağımız   Alevilik  bu bereketli ve kadim medeniyet coğrafyasının ürünü! Alevî toplumu varsın “İsyâncılar” çıkarsın bunun ne önemi var! En azından dikkatimizi çekmiyor mu? Ortadoks İslâm da varsın sussun ve teslimiyetçiliğe devam etsin ona da amenna! Lâkin toplumsal  sivrilikler olmazsa ne edebiyat, ne musiki, ne  ne kültür  ne de, siyaset oluşur!

 

Asırlardan beri böyle gelmiş böyle gidiyoruz; belki Aleviler kızacak ama  Selçuklu’nun mesele yaptığı bu olgu Osmanlı tarafından  dengelenmiş ve teraziye getirilmiştir! Elbette bu değişiklik  “Baba İlyas” halifesi olan  “Hacı Bektaş”ı çıkarmış; yeni, hatta devlete  düşmanlıktan barışık olmaya yönelen, burada demirleyen  bir “Heteredoksi!”  Anadolu Aleviliği “Şiilik” mi?  Aslâ böyle değil, çünkü “Babailik”ten bugüne kadar ısrarlı bir “Hz.Ali” olgusu görmüyoruz! Onun için “Türk Aleviliği” diyoruz, Şiî argümalarla örtüşme ihtimali olan tek şey “Ali Sevgisi” ama Türk düşüncesinde  bu konuda zorlama  yoktur! Edebiyatta, sazda-sözde, musikide, geleneklerde, dilde  aleviyiz! O sebeble  Melikoff, ”Uyur idik uyardılar” diyor! Halbuki Anadolu araştırmalarına hangi ümitlerle gelmişlerdi! Birçok bilimsel çalışma ve çalışanlar için aynı şeyi söyleyebiliriz!

 

Halkımız da  bu konuda  bilim yaptığını sanan  yerli ve yabancı  bilim adamlarından farklı düşünür, o kafalarda  ayrılık-gayrılık, tarih-polemik ve uydurmaları, hatta hurafeleri yok! Bu konuda haksızlık yapanlar din düşüncesini  geçim kaynağı olarak düşünüp öyle yazanlar! İlginçtir ki Anadolu Aleviliği Asya  veya mihver İslâm coğrafyası (Nil’den Maveraünnehir’e/M.Hudson) yerine  Balkanlar’dan Avrupa’ya yayılmış, etki sahası da çok geniş! Kim demiş “Anadolu Aleviliği”nde  Hırisiyan etkilenişi var diye! Halt ediyorlar; aksine Hıristiyanlık  hattâ Musevilik “Alevilik”ten etkilenmiştir!  Örnek mi işte “Sabatay Sevi”, işte  “Şeyh Bedrettin!” Ve günümüzde  “Hurufi-Bektaşi-Nakşi”  “Sabataycılar!”

 

Sanıyoruz ki sosyolojik bir öfke olan “İsyancılık”tan etkilenilmiştir! Fakat o isyan duyguları olmasaydı “Millî Mücadele  olur muydu? Hâlâ ülkenin “Milli Mücâdele Lokomotifi” İzmir’den kalkıyor! Sebeb ne, sonuçları biliyor muyuz? “Uşaklıgiller” Selânikli idi, M.Kemal  onların  kızını eş yaptı: Lâtife Hanım! Ve “Milli Mücadele”ye katılımlarını  pekiştirdi! Elbette başlangıçta  “Millî Mücadele” bir halk hareketi değildi, teşkilâtlanma para istiyordu! Ege’ye  ve Doğu’ya eşkıyadan geçilmiyordu! 500 bin asker kaçağı vardı, Erzurum Kongresi’nde “Sarıklılar” rüzgârı esti! Peki “Sivas” neden  öyle olmadı? Keşke o günleri ve anı daha yakından inceleyen biri çıksa! Bakınız Ankara’da öyle değil!

1.Dünya Savaşı bugün Suriye’nin Türkiye hudutlarında tamamlanmıştı; aslında bitmemiş sadece durmuştu. Halk hareketi  buradaydı, Mustafa Kemal o güçleri eleye eleye Filistin’den beri getirmişti, kahraman insanlardı! K.Marş-G.Antep-Ş.Urfa!  “Coğrafyadan Vatana” dönüş! Ve Mustafa Kemal ilk nüfus kaydını “Ayıntab”da yaptırdı Dokuz yıllık savaştan sonra artık onun olgunluk yılları idi, işte  bu düşünce  halkla beraber  bu coğrafyada  nüksetti! Çok ilginçtir ki  yüzyıllardan beri isyankâr Anadolu artık teslimiyetçi idi, her türlü devletinin ve kurtarıcının yanındaydı! Neresi işte  oralar!

Muhabbetle.

 

Ali BADEMCİ
Ali BADEMCİalibademci@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments