İFÂDEÎ SÖZLÜNÂME

Bu haber 13 Aralık 2018 - 13:37 'de eklendi ve 849 kez görüntülendi.

Ali BADEMCİ

      alibademci@gmail.com

 

 

Bay Hüseyin  belki yine aday yapılacak; 70 yaşındayım, belki de ilk olarak Genel Başkanımın tâlimatına uymayacağım, vallâhi de billâhi de! Derin saygı ve sevgi ile! Bir daha da  başınızı ağrıtmam, sürçü lisan ettimse lütfen affedin!

 

İFÂDEÎ SÖZLÜNÂME

 

Bay Sözlü kim? MHP’li koca metropol  Adana Büyükşehir Belediye Başkanı! Peki Bademci kim, 70 yaşında bebekliğinden beri bir ülkücü! Elli yıldan beri de eli kalem tutar! Ya çocukları 12 Eylül’ün  o işkence günlerinde  sırf imkânsızlıktan okuyamamış, bugün evli barklı olan üç vatan  evlâdı! Onlar da sıkı  MHP’li ve ülkücü, Alparslan-Devlet-Çağrı!  Üç kardeş ortak, taahhüt işi yaparlar: Balkaş İnş.Tic.Ltd.Şti. Adana ve Hatay’da yüzlerinin  akı ile  bir hayli iş bitirdiler. Evleri, arabaları, babadan gelen dede malları, Adana’nın en güzel yerinde  büroları var! İş araçları kendi malları, taahhüt işinde hiç kiralık araç kullanmadılar! Bu araçlar alın teri ve göz nuru ile alındı; iki ekskavatör, iki beko-loder, iki kamyon, iki kırıcı, iki traktör, iki kamyonet, vs. küçük  ağırlıklar! 1990 yılından beri  annelerinin patronluğu ile başlayan iş yaşları yetişince  kendilerine geçti!

 

2014 seçimlerinde  Bay Sözlü için canla-başla çalıştılar! Bu satırların yazarı baba da elinden geleni yapmış, zaman zaman  mütevazı evinde  Bay Sözlü yakınları tarafından  ziyaret edilmiş, istenen istikamette  A. Durak’ın aday olmaması için büyük gayret sarfetmiştir. MHP Adana’da seçim kazandığı zaman Bademci kardeşler Hatay’da  iş yapıyorlardı, tabii ki iş  tercihli değil bilek gücü ile alınmıştı. Kardeşler işçi, usta, şoför, operatör ve aynı zamanda kağıt üzerinde  patrondu! Başlarında  işinin uzmanı  teknik adamlar çalıştırıyorlardı, pratik onlardan teknokratlık teknik adamlardan! Demek  MHP gelene kadar   Belediye’de sadece altyapı işlerinde 22 yılı doldurmuşlardı; fakat hiçbir zaman  tercihli/korumalı iş almamışlar, yüksek iskontolarla  üç kuruş kendileri kazanırken   devlet  beş kuruş kazanmış, istihdam yaratmışlar ve mükemmel vergi ödemişlerdir, bir kuruş devlet borçları bulunmamaktadır.

 

Kardeşler iş hayatlarında  2014 yılını  işsiz geçirdiler, çünkü iş yaptıkları  ASKİ’de  organize işler dönüyordu! Peki önceden dönmüyor muydu, elbette  dönüyordu; fakat köşeden bucaktan 50-100 bin liralık küçük bir iş de bu çocuklara nasib oluyordu! Hüseyin ilk günden itibaren idareyi yüklenici yaptı ve içeriden verilen bilgilerle  bir-iki lira farkla işler adreslerini  buluyordu! Olacak ya arada  bir tutmayan olursa  vah hâline! İşte Bademci kardeşler de bu ağa yakalandılar; %30 iskonto ile bir kanalizasyon bir de  içme suyu işi aldılar. Yani söz dinlememişlerdi, nasıl burunlarından getirirsiniz? Kardeşlerin proje sorumlusu İnş.Mühendisi, ”Abi ben böyle bir şey görmedim,  işin kontrolüne  yerli bir doğulu makinacı getirmişler, günde  beş sefer iş durduruyor, Büyükşehir’den Genel Müdüre kadar  üç kuruşluk iş için  beş kontrol heyeti geliyor. İşçiler boş yatıyor, ağırlıklar tutanın elinde kalmış! Zarar edilmezse kâr sayacağız.” diyor. İş herşeye rağmen belki başa baş tamamlandı; teminat iade edildi.

 

Gelelim önemli hikâyeye, o büyücek bir iş  3 milyona yakın! 2 milyonu  kullanılacak malzeme! Kardeşler, G.Antepli üstelik ülkücü sahısların sahibi olduğu boru fabrikası ile inşaat alında teslim kaydı ile sözleşme yapıyor ve ödeme de bulunuyorlar! Tabii   az bir mübayaa değil, döviz de dalgalanıyor, adam idareye soruyor, verilen cevap,”Bunlar bu işi bitiremez, alacağınızı alamazsınız.” Dolayısiyle sözleşme tek taraflı feshediliyor! Bu sefer bir Ankara  Fabrikası’ndan aynı alım yapılıyor, 400.000 TL. ödeme yapılıyor, fakat onlar da idare ile  irtibata geçince  malı vermekten vazgeçiyor, aldığı parayı ise mahkeme kararı ile  iade ediyor! Tabii bu arada iş gecikiyor, çünkü, zaman aleyhte çalışıyor!

 

Bu safhada  Bay Genel Müdür Yardımcısı ve Daire Başkanı yüksek hatır kullanarak Adıyamanlılar’ın sahibi bulunduğu ve haklarında bir çok iddia olan fabrika ile araya giriyorlar. Mal inmeye  başlıyor ve  iş de başlamış oluyor! Fabrikaya sözleşmeye dayalı, hiçbir surette  haciz kaabiliyeti olmayan 1,5 milyon liralık  bir “Teminat Senedi” veriliyor! Gelen hakedişler   usulsüz olarak  bu adama ödeniyor! Yüklenici, akaryakıt ve personel giderlerini  bankalardan borçlanarak karşılıyor! Demek işin devam etmesini  hazmedemeyenler varmış ki, hiçbir şey yokken tam orta yerde  fabrika  boru sevkiyatını durduruyor! Artık yüksek hatır da  iş görmez görülüyor ve adam  “Teminat Senedi” ekinde bulunan sözleşmeyi yırtıp atarak  icraya koyuyor! İşte bu safhada baskı başlıyor, çünkü ortada  protokol var,   harika mühendis  “Gidin icrayı dairede kabul edin hiçbir şey olmaz” diyor! Fabrikanın bulunduğu mahalde binbir münakaşadan sonra  icra kabul ediliyor ve “Protokol” hükümsüz hâle geliyor! Telefon konuşma kayıtlarında  iddiaların hepsini doğrulayacak  belgeler vardır!

 

Ve baba Ali Bademci’nin telif gelirleri, çocukların kendilerine ait evleri, şahsi binek arabaları, banka hesapları,  dede ve babadan kalma  bir dönümlük hökere bile  hacizli hâle geliyor! Adam bu sefer  “Ben onlara hiçbir surette mal vermem” diye idare masaları önünde  tehditler savuruyor. Ne ise hatırlı yüksek zekâ formül buluyor; araya taşeron koyalım! Taşeronu idare tanıyor  bizler maalesef tanımıyoruz! Ancak sonradan öğreniyoruz ki  eski ASKİ Genel Müdürüne 4.500 lira  ödünç para vermiş ve alamadığı için  Bahçeli’ye kadar iki sefer gitmiş! Anlaşılan adam yeni idarenin  en mutemet adamı, Sözlü’nün hemşehrisi ve özel getirilmiş! Hâlâ idarenin tek yüklenicisi!

 

Artık mal geliyor, gelmesine de  fabrikanın istediği fiyata; taşaron ne için pazarlık yapsın! Nasıl olsa iş  kardeşler tarafından binbir zorlukla yapılıyor! Artık gelen mallarda  sözleşme gereği gerekli karbon testleri de yapılmıyor, üstelik proje tülünün çok üzerinde! Tabii olarak  taşaronun hiçbir çıkarı yok, yeni dönemin ilk hakedişi  boru fabrikası ile  bu adam arasında ikiye bölünüyor, tabi paranın tamamı yine  fabrikaya gitmiş oluyor! Hikâye uzun ama  ana hat hariç diğer alımların projeleri iptal ediliyor, alınan borular fabrikaya iade edileceği yerde sözleşme  fiyatları ile  yüklenici üzerinden  satın  alınıyor. Zarar 200 bin lira! 2400 metre çaplı borunun  işçiliği ödendiği halde  boru bedeli ödenmiyor! Neden boru  kalitesizmiş! Karbon testleri bedeli yüklenici tarafından ödenmek üzere  idare tarafından yaptırılır ve buna “Ügetam”  testi derler! Ancak ondan sonra imalat yapılır! İdare bu işi yaptırmamışsa  fabrikaya güveniyor  ve sorumluluk  alıyor! Maalesef burası Aski olunca kanun ve kural tanınmaz! Kes yüklenici hakedişinden, ne kadar 200.000 lira!

 

Boru fabrikası le yapılan sözleşmeye göre hiçbir surette  verilen teminat senedine istinaden faiz, masraf, avukatlık, haciz-icra masrafları taleb edilemez hükmü idarenin bir şey olmaz telkinine istinaden havada kalıyor  ve adama 515.000 yerine 925.000 lira ödeniyor! Vur yüklenicinin sırtına 400.000 lira daha! Her hakedişten kesilen %10 teminat da  300.000 TL.! Bu kesintiler de ödenmedi! Son hakedişte  parası tamamen ödenen  Boru Fabrikası  hacizleri kaldırdı! Taşeron  mağduriyeti  tahsilatçı seviyesine bile indi! Peki bu nedir?

 

Bay Yüksel Durna, çocuklarımızın yüzüne  “Babanız sahtekâr, öldüreceklerdi ben kurtardım” diyedursun Ankara’da bile taşerona  1,5 milyon borçlu olunduğunu anlatıyormuş! Adam hesabı kendi yaptı, defteri de o tuttu ve 1.200 TL. borç bildirdi!  Fakat işin bitmesi için  akaryakıt gibi küçük masraflar için de 50.000 TL. takdir edilmiş kendisine, yine sözleşmeye dayalı, alacak evrakı üzerinde şerhli bir senet verilmiş, belgeyi o şartlarda kabul ettiğini  de imza ile tasdik etmiştir. Taşeron makam nezdinde  çok güçlü  olduğu idarenin kanunsuz olarak üstünü çizdiği  alacakların ödenmemesine  hiç müdahale etmemiştir. Halbuki verilen borç belgesi sadece Aski’den alacaklar için kullanılabilir şerhini taşıyordu! Zamanı geçmiş değil yasal olmayan usullerle tahsilat peşinde koşacağına  birlikte dava açılıp kazanılabilir. İşte ancak kazanılmazsa   bizim için borçtan söz edilebilir.

 

Bay Durna  adamın muhayyel alacağı peşinde! Bademci kardeşler  bunu nasıl ödesin! İş mahallinde kalan araçlar bir bir çalınıyor. Savcılıka   şikayetleri de var! Maalesef makinaları yerinden oynatacak güçleri yok! Baba Bademci ise  yardımlarla  geçiniyor, çocuklar işsiz  devletten sosyal yardım alıyor! Bir evleri var satıp da  Bay Durna’nı işaret ettiği borçları mı ödesinler! İş bitti kabulü yapıldı, çekimser imza kullanılan hakedişler  elbet yargı konusu  yapılacaktır da,  teminat mektubu iade edildiği halde 63.000 TL. nakit neden ödenmiyor? Bay otorite “Haklarıdır, başkasına ödenemez, dava edip alsınlar” diyor ama  Bademci kardeşler hangi para ile  dâvâ açacaklar? Evet tekrar ediyoruz  âile şu kara kış  gününde aç, faturalarını bile ödeyemiyor! Kötünün  Allah belâsını versin de, bu kadar haksızlık  bendeniz  baba  Ali Bademci’ye neden revâ görüldü? Kötü ülkücü müydük?

 

Bay Hüseyin  belki yine aday yapılacak; 70 yaşındayım, belki de ilk olarak Genel Başkanımın tâlimatına uymayacağım, vallâhi de billâhi de! Derin saygı ve sevgi ile! Bir daha da  başınızı ağrıtmam, sürçü lisan ettimse lütfen affedin!

 

Muhabbetle.

Ali BADEMCİ
Ali BADEMCİalibademci@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments