AYHAN AKSU

Recep SAVRAN

Parmak boyası..

HARUN KILIÇ

TAHA AKYOL

Bu haber 24 Aralık 2018 - 11:42 'de eklendi ve 879 kez görüntülendi.

      Ali ALPARSLAN
alialparslan78@gmail.com

 

 

Elbette hepimizin bir soyu  ve boyu vardır! Biliriz veya bilmeyiz, çok mu önemli! Netice itibariyle bir imparatorluk çocuğuyuz! “And”la büyüdük; soyu bizden olmazsa da  “Anasır” ile bin yıllara dayanan akrabalığımız var! Hadi büyük milliyetleri bir dereceye kadar anladık da Allah aşkına şu “Abaza” işi neyin nesi! İyi olmuş Bay Taha’ya! Geldiği yere dönmüş; gazete mi dergi mi bilmiyoruz: Sebilürreşad”. Hayırlı olsun, Ahmet Taşgetiren de yanındaymış!

 

 

TAHA AKYOL

 

Biliyorsunuz daha önce Taha Akyol, Hürriyet ve CNN Türk’ün yeni sahipleri tarafından  işinden kovulmuştur. İlginçtir ki aynı günlerde Star yazarı Ahmet Taşgetiren de  aynı akıbeti paylaştı! Sizleri bilmem ama bendeniz ikisinden de hazzetmem! Bunun özel bir sebebi var mı, derseniz tabii ki yoktur! Taşgetiren’i hiç tanımayız ama hoşlanmadığımız yönü imam edası ile o “nasihatçıbaşı” üslubudur! Biliyorsunuz bu özelliği sebebiyle “Akil adamlar” arasında yer almıştı! Akyol’a gelince   “Hergün”de bir süre beraber çalıştık! Oradan da  yolumuz cezaevinde yeniden kesişmişti! Beraber kalmadık  ama aynı havayı teneffüs ettik! Hergün’de başta rahmetli Necdet Sevinç olmak üzere hiç kimse onu sevmezdi, sanırız aynı zamanda Namık Kemal ile birlikte  “Eğitimci” olduğu için “Türkeş Bey’in talimatıyla gelmişti! Bize kalsa kabul etmezdik!

 

Akyol kitap yazmaya Hergün günlerinde başladı, ülkücülerden bir hayli taraftarı ve üst kadame dostları da bulunuyordu! Meselâ o yıllarda bir “Sosyoloji”   furyası tutturmuştu ki o tip yazıları  çevresinde  bulamayan milliyetçilere orijinal geliyordu! Meselâ bir “Keynes-Durcheim-K.Marks” edebiyatına dalmıştı ki esasında çok yüzeysel bilgiler! Halbuki ne ekonomi ne de sosyoloji eğitimi almamıştı, hukukçuydu! Ara sıra tarihe de bulaşıyordu ki hepsi  derin ideolojik düşünceler! Meselâ Enver  Paşa için “Yunan istiklâlini bayraklarla kutlayan adam” diye yazmıştı. Tarihle ilgili görüşlerinin bir derinliği olmadığı için oğlu Mustafa’yı yetiştirmişti ki, o çocuk  “Derin tarih” yazıyordu ve bir numaralı  Atatürk düşmanıydı; kitapları ile en azından öyle tanınıyordu! “Fetocu” olduğunu iddia edenler de vardı ama  bizim ihtisas konumuz olmadığı için  bilmiyoruz! Lâkin Atatürk işine pek takıntılı olduğumuz için bildiklerimizle o çocuğu da  sevmek mümkün değildir; 15 Temmuz’dan sonra kayıplara karıştı, neyi var bilmeyiz!

 

Taha’ya gelince ona MHP ve ülkücüler çok değer verdi; onun yaşıtı olan bizler  ülkücü olmadığını,  MHP’lilikten evvel “Yeniden Milli Mücadele” adlı  hareketten tanıyorduk ki o zaman bunlara “Mücadeleci” derlerdi. Hani Aykut Edebali hareketi, Taha’dan sonra partileşmişlerdi! O dönemde gerçekten Akyol zikren onlarla ilgisini kesti, sıkı MHPli ve Türkeş Bey hizmetkârı görüldü! Neden derseniz,  siyaset yapmaya çok hevesli idi, ama araya 12 Eylül girince bu düşünceleri gerçekleşmedi! Yoksa kesin olarak MHP vekili idi! Taha ihtilâl sonrasında Kemal Ilıcak’ın himmetine mazhar oldu; Hergün’den Tercüman’a giden herkese istihbarat engel olduğu halde onun önünü açtı! Meselâ rahmetli Kabaklı huzurunda Ilıcak bize “Dili benden dini benden” cümleleri ile iltifat yapmış ve Adana Temsilciliği görevini önermişti ki, iyi biliyoruz “Şirket” taş koydu ve biz de gazeteciliği bıraktık! Kemal Bey Taha’yı İngiltere’ye gönderdi ve dil öğrenmesini sağladı, ne kadar öğrendi bilmiyoruz ama Tercüman onun talihini değiştirdi ve Aydın Doğan’a intisab etti!

 

Acaba bu rızk açıklığı  nereden geliyordu, belli o ihtilâl ortamında  Kafkasyalı istihbaratçılardan elbette  büyük desteği vardı! Fakat  Hürriyet’de  Kemal Bey’e yapmadığı  takip işlerini öğrendi! 2000’lerden sonra  AKP iktidarlarında  elbette büyük hatırı vardı, bir hayli de iş başardı denilir, ama Tayyip Bey o gurubu iyi tanıyordu! En sonunda gazeteciliği başka işler için kullandıklarından ötürü tasfiye oldular! İşin içyüzünü mutlaka bilenler vardır! Hürriyet yıllarda Taha zaman içinde fikirlerinin değiştiğini, milliyetçiliği başka şekillerde anladığını ifâde etti ama en azından oğlundan ötürü sür’atle itibar kaybetti ve artık “Sağcı” diye vasıflandırılmaya başlandı.

 

Biliyorsunuz “Vikipedia”ya  Türkiye’de  erişim engeli var, Vikipedia İngiltere de herhalde aynı! Hiç unutmam Taha için  aynen şunlar yazıyordu: “Abaza asıllı  Türk siyaset adamı ve gazeteci.” Peki bunu bilmemesi, yanlışsa  düzeltmesi  mümkün müydü? Elbette mümkündü, çünkü  dünya çapında o ansiklopedi sitesi  ilgili kişi hayatta ise haberi olmadan  biyografi yayınlamaz! Bilmiyorduk değil mi? İşte bu adamdan o günden sonra sıtkımı sıyıranlardanım. En son Meral’in yanında bir İstanbul etkinliğinde gördüm, hemencecik orayı terkettim!

 

Elbette hepimizin bir soyu ve boyu vardır! Biliriz veya bilmeyiz, çok mu önemli! Netice itibariyle bir imparatorluk çocuğuyuz! “And”la büyüdük; soyu bizden olmazsa da  “Anasır” ile bin yıllara dayanan akrabalığımız var! Hadi büyük milliyetleri bir dereceye kadar anladık da Allah aşkına şu “Abaza” işi neyin nesi! İyi olmuş Bay Taha’ya! Geldiği yere dönmüş; gazete mi dergi mi bilmiyoruz: “Sebilürreşad”. Hayırlı olsun, Ahmet Taşgetiren de yanındaymış!

 

 

Muhabbetle.

Ali Alparslan
Ali Alparslanalialparslan78@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments