Bahçeli’den çok sert mesaj: Bu boyun koparılmalıdır

Bu haber 08 Ocak 2019 - 17:49 'de eklendi ve 126 kez görüntülendi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Türkiye, gerek Fırat’ın  doğusu gerekse Menbiç ve etrafını zulmün tasallutundan kurtarmaya muktedirdir,  buna hazırdır. Mevzubahis vatan savunmasıdır. Bunun da üstünde beka  mücadelesidir. Duruşumuz meşrudur, uluslararası hukuka uygundur.” dedi. 

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, bugün  Türkiye’nin, bekasını temin ve takviye etmek amacıyla Fırat’ın doğusu veya batısı  demeden ileri atıldığını, bu uğurda kararlılığını gösterebildiğini söyledi.

“Dün akıntıya karşı kürek çekmek beyhude çabaydı. Ancak bugün kendi  akıntımızın, kendi akınımızın yönünü tayin edecek müteyakkız bir mevkie gelişimiz  hakikaten göz kamaştırıcı bir gelişmedir.” ifadesini kullanan Bahçeli,   “Türkiye’ye rağmen kımıldayan bir yaprağın akıbeti bilinsin ki çürümedir. Türk  milletinin hilafına yapılan her türlü tasarım, dizayn, plan, kurgu, hazırlık yok  hükmündedir. Güney sınırlarımız boyunca hıyanet üretimi yapanlar, pusu kuranlar  karşılarında çelik gibi bir iman, çevik bir irade bulacaklardır.” dedi.

Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Milli bekamızı, milli haklarımızı, tarihi mirasımızı, egemenliğimizin  ilke ve esaslarını görmezden gelen, hafife alan, kulak ardı yapan kim olursa  olsun ödeyeceği bedele peşinen razı olmalıdır. Türkiye’nin çevresinde hiçbir  terör çetesi yaşamamalıdır, yaşayamayacaktır. Bu, Türk milletinin yeminidir.  Terör örgütleri için kader ağlarını örmüş, bunların sonu görünmüştür.

Fırat Kalkanı Harekatı ve Zeytin Dalı Harekatı’yla emperyalizmin  uykularını kaçıran, hevesini kursağında bırakan, terör devleti kurma niyetlerini  can evinden vuran Türkiye, bu kez de gerek Fırat’ın doğusu gerekse Menbiç ve  etrafını zulmün tasallutundan kurtarmaya muktedirdir, buna hazırdır. Mevzubahis  vatan savunmasıdır. Bunun da üstünde beka mücadelesidir. Duruşumuz meşrudur,  uluslararası hukuka uygundur. Davamız, var olma, milli güvenliğimizi müdafaa  davasıdır. Ülkemize yönelebilecek her türlü tehdit ve tehlikenin, merkezinde  karşılanması, jeopolitik risklerin zamanında okunup göğüslenmesi mecburiyettir.”

“DÖRT PARÇALI KÜRDİSTAN KOMPLOSU HER DÜZEYDE TIRPAN YEMİŞTİR”

“Yüz yıl önce aciz düşmüştük, biçilen kefene gövdemizi uzatmıştık.  Fakat o günler geride kaldı, dev doğruldu, Türk milleti bekasını müdafaa etmek  için belalara deyim yerindeyse savaş açtı, cephe açtı, tavır aldı. Türkiye hem  diplomasiyle hem de askeri caydırıcılık vasfıyla sahadadır, masadadır, aktif  şekilde meydandadır.” diyen Bahçeli, şunları kaydetti:

“Dört parçalı Kürdistan komplosu her düzeyde tırpan yemiştir. Türkiye  hiçbir tehdidi alttan almamış, göz yummamıştır. Bugün Fırat’ın doğusu fitnenin  boynudur. Bu boyun vurulmalıdır, bu boyun bedeninden koparılmalıdır. Refakatçisi  emperyalizm olan Rojava projesi tedavülden kaldırılmalıdır. Suriye ve Irak’ın  toprak bütünlüğünü sakatlayacak, Türkiye’nin milli güvenliğini sabote edecek her  türlü mütecaviz tertibe karşı uyanık olmak zaruridir. Zahmetsiz rahmet  olmayacağına göre, zahmetlere katlana katlana huzur ve zafer şafağına inanıyor ve  ümit ediyorum ki milletçe ulaşılacaktır.”

BOLTON’A TEPKİ: “BU NE KÜSTAHLIKTIR?”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ABD Ulusal Güvenlik  Danışmanı John Bolton’un ABD’nin Suriye’den çekilmesine ilişkin açıklamalarına  tepki göstererek “Bolton musun, Dalton musun bilmem ama şunu açıkça sorarım:  Türkiye bağımsız ve egemen bir devlet olarak neyi nasıl yapacağını sana ve  patronlarına mı soracaktı? Bu ne küstahlıktır? Nasıl bir terbiyesizliktir?” dedi. 

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, basın  özgürlüğü konusunda Türkiye’nin kara listeye girmesi için adeta bir yarışın, ince  bir işçiliğin söz konusu olduğunu ifade etti.

Karalama kampanyalarının 2018’de de hız kesmediğini, bilhassa  Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin bu kuruluşların hedef tahtasına  oturtulduğunu söyleyen Bahçeli, “Neymiş, yeni hükümet sistemine geçişle birlikte  Türkiye otoriterliğe kaymış. Muhalif kişi ya da kurumlar baskıya maruz kalmışlar.  OHAL süreciyle beraber sosyal ve siyasi haklarda tahribatlar yaşanmış. Hukuki  karar alma süreçleri ise tehdit altındaymış. Bilinmelidir ki bu iddiaların tamamı  zırva, tamamı hayal mahsulüdür. İhanetin özgürlüğü olmaz, suçun özgürlüğü olmaz,  cinayetin özgürlüğü olmaz, işgal heveslerinin özgürlüğü olmaz, darbeye teşebbüsün  özgürlüğü hiç olmaz.” diye konuştu.

Kalemini kalaşnikof gibi kullananların, gazete köşelerini saatli  bombaya çevirenlerin, yalan üzerine ikbal ve istikbal tasarımı yapanların  özgürlük tantanasına inanmayacaklarını vurgulayan Bahçeli, özgürlüğün tıpkı  demokrasi gibi birilerinin tekeline girdiğini, derin manasından koptuğunu dile  getirdi.

RUH SAĞLIĞI YASASI

Karmaşıklaşan hayat şartlarında, halkın maddi ve manevi sorunların  yanı sıra ruhsal olarak da zorluk çektiğine işaret eden Bahçeli, ruh sağlığı  hizmetleri alanında hizmet alan, hizmet veren insanların ağırlaşan problemlerinin  farkında olduklarını aktardı.

Tüm bu sorunlarla şuurlu, programlı ve etkili şekilde başa çıkabilmek  için hak, sınır ve yetkilerin açık ve net olarak belirlendiği bir toplumsal  sözleşmeye, bir Ruh Sağlığı yasasına ihtiyaç olduğunu ifade eden Devlet Bahçeli,  Türkiye’de bu alanda bir boşluk olduğunu söyledi.

Sosyal ve toplumsal pek çok yararı olacağına inandığı Ruh Sağlığı  yasasının bu yıl içinde TBMM’den çıkarılmasını içtenlikle beklediğini anlatan  Bahçeli, MHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Depboylu’nun konuyla ilgili bir kanun  teklifi hazırladığını bildirdi.

Çankaya Üniversitesinde akademisyen Ceren Damar’ın gözü dönmüş bir  katil tarafından hunharca katledildiğini anımsatan Bahçeli, “Yalnızca merhume  evladımız değil, akademik hayat da saldırıya uğramıştır. 5 Nisan 2018’de yine bir  cani tarafından Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde 4 kardeşimizin canına  kıyılmıştı. Başta Ceren Damar evladımız olmak üzere, görevlerini icra ederken  maruz kaldıkları kanlı saldırılarda hayatlarını kaybeden bütün masumlara Allah’tan rahmet niyaz ediyor, ailelerine başsağlığı dileklerimi tekraren  iletiyorum.” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısına katılarak konuşma yaptı. Genel Başkan Bahçeli, toplantı çıkışında bir bebekle ilgilendi. 

“GİZLİ VE GİZEMLİ ELLER DEVREDE”

Devlet Bahçeli, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerine yaklaştıkça  ihtilaf ve anlaşmazlıkların alarm verici boyutta serpildiğini belirterek “gizli  ve gizemli ellerin devrede olduğunu” söyledi.

31 Aralık gecesi, İstanbul Taksim’deki yılbaşı kutlamaları esnasında  Suriyeli sığınmacı olduğu iddia edilen bir grubun Suriye bayrağı açmasının çok  ciddi infiale yol açtığını aktaran Bahçeli, “Açık bir provokasyon olduğu  neredeyse kesin olan bu olayın kimler tarafından planlandığı, hangi amaçlarla  tedavüle sokulduğu enine boyuna araştırılmalı, arkasındaki melun ve melanet  hevesler mutlaka deşifre edilmelidir.” diye konuştu. Bahçeli, şunları söyledi:

“31 Mart öncesi ülkemizin huzurunu kaçırmak istiyorlar. Sokakları  karıştırmayı projelendiriyorlar. 1 Nisan sabahı için hazırlık yapıyorlar.  Toplumsal uyum ve düzenin mukavemetini kırmayı amaçlıyorlar. 16 Aralık 2018’de,  Sakarya’nın Hendek ilçesinde birçok suçtan sabıkası bulunan bir şahsın işlemiş  olduğu cinayet birden bire Türk-Kürt karşıtlığına alçakça büründürülmüştür. Bu  konuda vahşi bir tuzak kurulmuştur. Kandil’deki terör elebaşları sosyal medya  aracılığıyla sahte hesaplar açtırarak Kürt kökenli vatandaşlarımıza kötü muamele  yapıldığını, açıktan ve acımasızca saldırıldığını iddia ederek fitneyi  alevlendirmişlerdir. Oldukça riskli, oldukça tehlikeli, oldukça kışkırtmalara  müsait ortam ve zemin maalesef bütün çıplaklığıyla karşımızdadır. Bu  düşmanlıkların hepsi üst bir akıl tarafından planlanıp toplumsal hayata  indirilmektedir. 31 Mart 2019’a kadar bu kapsamda daha da fazla olay ve gelişmeye  şahit olma ihtimali ziyadesiyle vardır ve fazladır.

Türk milletinin bu bayat senaryolara karnı toktur. 24 Haziran 2018’de  milli uyanışı kundaklayamayan, milli dirilişe engel olamayan iç ve dış odaklar,  31 Mart 2019’da da aynısına mahkum olacaklar ve sukutuhayale  uğrayacaklardır. CHP’sinden İP’sine, HDP’sinden PKK ve FETÖ’süne kadar kim  Türkiye’nin tarihsel yürüyüşünü kesmek istiyorsa onunla hesabımız mahşere  kalmadan bu dünyada görülecektir. Türk milleti cevheri de görüyor, çürüğü çarığı  da biliyor. Hiç kimse şansını fazla zorlamasın. Hiç kimse nifakı geçim kapısı,  namertliği ümit çeşmesi görmesin. Herkes ayağını denk alsın. Bizde ne verilecek  toprak parçası ne vazgeçilecek insan varlığı ne de çizilecek sınır hattı asla  yoktur. Aksini iddia edenlerin ya canıyla zoru ya da cehaletiyle sorunu vardır ve  bunlarla mücadele bizim mukaddes bir vazifemizdir.”

“ÇEKİLME KARARI STRATEJİK OYALAMA”

ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’den geri çekilme iradesine kuşkuyla  baktıklarını, ihtiyatla yaklaştıklarını bildiren Bahçeli, bir dediği diğerini  tutmayan, sabah başka, akşam başka konuşan bir şahsın ne dediğinden daha çok ne  yapmak istediğini, neleri amaçladığını yorumlamanın en mantıklı yol olduğunu  ifade etti.

Bahçeli, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un  Türkiye’ye gelmeden tavaf ettiği İsrail’de skandal bir açıklamaya imza attığını  anımsatarak şu değerlendirmeyi yaptı:

“Fren tutmayan bu doğan görünümlü şahin, Ankara’nın ABD ile tam  koordinasyon halinde olmadığı sürece Suriye’ye askeri harekat yapmamasını zehirli  bir dille beyan etmiştir. Bolton musun, Dalton musun bilmem ama şunu açıkça  sorarım: Türkiye bağımsız ve egemen bir devlet olarak neyi nasıl yapacağını sana  ve patronlarına mı soracaktı? Bu ne küstahlıktır? Nasıl bir terbiyesizliktir?  Trump’a diyorum, Pompeo’ya sesleniyorum, Bolton’a duyuruyorum: Müttefiki  olduğunuz insan kasaplarının, bölücü hainlerin Kürt kökenli kardeşlerimizle en  ufak ilgi ve alakaları kesinlikle yoktur. Bunlar teröristtir, katildir, canidir.  Görüldükleri yerde imhaları vaciptir.”

“PKK/YPG’yi Kürt kökenli kardeşlerimizle ilişkilendirmek ahlaksız bir  sapmadır, adi bir saptırmadır, alçak bir sapkınlıktır.” ifadesini kullanan Devlet  Bahçeli,  “Kürt kökenli kardeşlerimize sevgi ve hürmetimiz tarifsizdir. Onlarla  hiçbir alıp veremediğimiz yoktur, olamayacaktır. PKK/YPG başka, Kürtler başkadır.  Şayet konu Kürt kökenli kardeşlerimiz ise onları Washington değil, Brüksel değil,  Paris değil, Berlin değil, Londra değil; tarih şahittir ki Ankara sevecek, Türk  milleti ölüm pahasına kucaklayacaktır. Kürt kökenli kardeşlerimize Trump ve  evanjelist kadrosunun muhabbeti yalandır, riyadır, sahtedir, aslı astarı yoktur.”  diye konuştu.

“ABD, acaba Türkiye ile Suriye’nin sıcak çatışmaya girmesi için  PKK/YPG ile bir kumpas mı hazırlamaktadır?” sorusunu yönelten Bahçeli, ABD’nin  Suriye’den çekilme kararını “oyun ve stratejik oyalama” olarak niteledi.

Devlet Bahçeli, “ABD ne yaparsa yapsın, kim ne derse desin Türkiye  Fırat’ın doğusuna hak için, adalet için, hukuk için, beka için, mazlumların  güvenliği için girmeli, gereğini yapmalıdır. Başkalarının ne diyeceğiyle  ilgilenemeyiz. PKK/YPG’nin kökünün kazınması için altın fırsat önümüzdedir. MHP,  terörle haklı mücadelede hükümetin arkasındadır, tam destekçisidir.” dedi.

“NATO MERMER NATO KAFA”

Türkiye’nin azimle sürdürdüğü terörle mücadelesinden küresel ve  bölgesel mihrakların rahatsızlığının normal olduğunu dile getiren Bahçeli, şöyle  devam etti:

“Normal olmayan, Türkiye’deki bazı kesim ve çevrelerin gocunması ve  sızlanmasıdır. Bunlara ‘memleket’ diyoruz, ‘menfaat’ anlıyorlar; ‘millet’ diyoruz  ille de ‘zillet’ ısrarındalar. Ne yapsak boş, ne desek anlamsız. Nato mermer nato  kafa. Bunlar aynı tas aynı hamam.  CHP’nin hali pürmelali, diğer siyasi hısım ve  lekeli ortaklarının ahvali çok söze hacet bırakmıyor. Tükenmişler, sıfırı çoktan  tüketmişler. Terörle mücadele edildikçe CHP’nin keyfi kaçıyor. PYD/YPG/PKK’nın  sonu göründükçe CHP’yle birlikte uzatmalı ortağı HDP ve diğerleri çıldırıyor,  çılgına dönüyor. Bunların çiğ süt emdiklerinden karınları ağrıyor.

Sayın Cumhurbaşkanının ‘Fırat’ın doğusuna her an girebiliriz’  demesinin üzerinden çok geçmeden cevap CHP’den gelmiş, şedit tepki HDP’den  işitilmiştir. Öyle ya, PKK/YPG’nin sinsi avukatı olmak kolay değildir. Türkiye’yi  omuzlamak yerine omurgasını kırmak tam da CHP-HDP’ye yakışan bir  utanmazlıktır. CHP’nin itirazları, diyalog önerileri, sorunları barışçıl  yollardan çözme çağrısı arızalıdır, marazidir. Eğer CHP yönetimi Fırat’ın  doğusuna girilmesine hala itiraz ediyorsa tavsiyem, koşa koşa terörist  yandaşlarıyla buluşup etten duvar örmeleridir. Bilsinler ki duvar varsa yıkılır,  Türk milletini durdurmaya hiçbir art niyetli güruhun gücü yetmez. Cumhur İttifakı  geleceği planlarken, Türkiye’nin önündeki yüzyılların hazırlığını şimdiden  yaparken, zilletin failleri, Türk askerine psikolojik harekat yapan sefiller  layığını bulacaklardır.”

Bahçeli, toplantının ardından, makamında, Afganistan Türkleri  Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Rahime Kahraman, eşi Zeyneddin Kahraman  ve bebekleri Zehra Kahraman’ı kabul etti.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments