Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bolton’ın İsrail’den verdiği mesajı kabullenmemiz mümkün değil

Bu haber 08 Ocak 2019 - 17:49 'de eklendi ve 119 kez görüntülendi.

Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep  Tayyip Erdoğan, “Bizler bu yürüyüş esnasında özellikle de kaybetmeye değil hep  Cumhur İttifakı olarak kazanmaya karar vermiş bir davayız, bir hareketiz. Bunu  böyle bilmenizi istiyorum. Onun için de aramızdaki bu bağları kimse zayıflatma  yoluna gitmesin, kimse de kalkıp ‘ben’ diye hareket etmesin. Burada ‘ben’ yok,  ‘biz’ var. Herkes buna uysun.” dedi. 

Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, 31  Mart mahalli seçimleri öncesinde TBMM’yi yine yoğun bir gündem beklediğini  söyledi.

Millete taahhüt ettikleri kanunların çıkarılması konusunda gerek  komisyonlarda gerek Genel Kurulda milletvekillerine çok önemli görevler düştüğünü  belirten Erdoğan, her kurum gibi Meclisin itibarının da yaptığı işlere ve bu  işlerin kalitesine bağlı olduğunu ifade etti.

Milletin beklentilerine cevap verecek bir Meclisin gerçek anlamda  milli iradenin temsilcisi unvanını hak edebileceğini vurgulayan Erdoğan, “Bugüne  kadar olduğu gibi bundan sonra da birileri Meclisi çalıştırmamak, milli iradenin tecellisini engellemek için tüm güçleriyle çalışacaktır. Sizlere düşen, hem bu  kifayetsizlere hak ettikleri cevapları vermek, onlara meydanın boş olmadığını  göstermek hem de yasama sürecinin kesintisiz çalışmasını sağlamaktır.” diye  konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bolton’un muhatabı İbrahim Kalın’dır 

Her yerde olduğu gibi Mecliste de safların netleştiğini ifade eden  Erdoğan, “Bir yanda AK Parti ve onunla ülkenin, milletin, devletin bekası  konusunda birlikte yol yürüyen MHP ile yerli, milli duruş sahibi kesimler vardır. Diğer yanda ise ana muhalefet partisi ve artık onunla aynı yolda yürüdüğü gün  gibi aşikar hale gelen bölücü örgütün güdümündeki partiyle benzeri yapılar  vardır. Milletimiz bu net fotoğraflar arasında bir tercih yapacaktır.”  değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de yerli, milli siyasetin karşılığının  yüzde 100 olduğuna inandıklarını, aldıkları oy ile bu oran arasındaki farkın  kendilerini, davalarını, hizmetlerini, hedeflerini, vizyonlarını anlatamadıkları  kesimlerden oluştuğunu söyledi.

Erdoğan, “Oy alamadığımız seçmenleri, gönüllerine giremediğimiz, belki  de bunun için henüz kendilerine ulaşamadığımız vatandaşlarımız olarak görüyoruz.  Bunun için 31 Mart seçimleri sürecinde geçmişte kimin hangi partiye oy verdiğine  bakmaksızın milletimizin her bir ferdine ulaşıp kendimizi ifade etmeliyiz. İşte  bunun için hizmet siyaseti, gönül belediyeciliği diyoruz.” dedi.

Şu ana kadar açıklamadıkları sadece 6 il veya büyükşehir adayı  kaldığını dile getiren Erdoğan, ilçeleriyle birlikte Ankara, İstanbul ve İzmir  adaylarını kendisinin, Denizli’yi Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş’un, Sivas’ı da Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal’ın kamuoyuna tanıttığını hatırlattı.

Büyükşehirlerin bir kısmını bizzat açıklayacağını ifade eden Erdoğan,  şunları kaydetti:

“Bu hafta sonu, Cuma’dan itibaren Trabzon, Kocaeli ve Sakarya’ya  giderek milletimizin huzuruna adaylarımızı çıkaracağız. Diğer illerimizin  ilçeleriyle birlikte aday tanıtımlarını ise Genel Merkezden yapacağımız  görevlendirmelerle hafta sonuna kadar gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bugün Merkez  Karar Yönetim Kurulunda arkadaşlarımıza görev dağılımlarını ifade edeceğiz,  anlatacağız ve yarından itibaren arkadaşlarımız da illerimize hareket ederek  illerimizde bu çalışmaları yürütecek ve adaylarımızın illerimizde tanıtımını  yapacaklar. Tüm belediye başkan adaylarımızın şimdiden ülkemize, şehirlerimize,  ilçelerimize hayırlı olmasını diliyorum.”

“GİZLİ KAPAKLI DEĞİL”

Cumhur İttifakı çatısı altında MHP ile belediye başkanlığı  seçimlerinde yapacakları iş birliğinin de hayırlı neticelere vesile olmasını  dileyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Böylece siyasi tarihimizde ilk defa bir mahalli seçimde veya  seçimlerde öyle gizli kapaklı değil, öyle kapalı kapılar ardında yapılan  pazarlıklarla değil her şeyin milletimizle paylaşıldığı şeffaf bir ittifak  yapılmış oluyor. Burada bir şeyi çok açık, net söyleyeceğim; yapmış olduğumuz bu  ittifak her şeyden önce tüm teşkilat mensuplarımızın, partimizin Merkez Karar ve  Yönetim Kurulunun, MYK’nın almış olduğu kararlara ve yapmış olduğumuz istişareler  neticesinde verdiğimiz kararlara saygı duymasını özellikle rica ediyorum. Sizler  belki işin bir yanından olaylara bakabilirsiniz. Bizler ise enine boyuna  istişaresini yapıyor ve kararlarımızı da ona göre veriyoruz. Herhalde bizler bu  yürüyüş esnasında özellikle de kaybetmeye değil hep Cumhur İttifakı olarak  kazanmaya karar vermiş bir davayız, bir hareketiz. Bunu böyle bilmenizi  istiyorum. Onun için de  aramızdaki bu bağları kimse zayıflatma yoluna gitmesin,  kimse de kalkıp ‘ben’ diye hareket etmesin. Burada ‘ben’ yok, ‘biz’ var. Herkes  buna uysun.”

Erdoğan, aday tanıtım toplantılarında ittifakta destekleyecekleri MHP  adaylarına da kendi adaylarıyla sahnede yer verdiklerine, onları da millete ilan  ettiklerine dikkati çekerek, “Rabbim bizleri çıktığımız bu yolda mahcup etmesin.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhur İttifakı’nın, 31 Mart akşamı bu yoldan  zaferle çıkacağına inandığını vurgulayarak, “Karşımızda malum Sayın Bahçeli’nin  ifadesiyle ‘zillet ittifakı’ benim ifademle de ‘illet ittifakı’ var. Bunlara  karşı inşallah zaferimizi ilan edeceğiz ve vatanseverliğin, milliyetperverliğin  ne olduğunu yerelde de göstereceğiz. İktidarıyla yereliyle omuz omuza, el ele bir  yürüyüş ve ülkemizin değişiminde de inşallah bu sürecin çok çok hayırlı olacağına inanıyorum.” diye konuştu.

Bugün Türk siyasetinin en önemli sorununun ana muhalefet olduğunu  ifade eden Erdoğan, “Daha doğrusu sorun ana muhalefetin iktidara talip bir siyasi  organizasyon gibi değil de marjinal bir örgüt gibi davranıyor olmasıdır. Bu  partinin teşkilatları içinde özellikle da seçmenleri arasında elbette ülkesinin  ve milletinin menfaatlerini düşünen pek çok kişi vardır. Yerli ve milli duruş  sahibi CHP’lileri tenzih ederek söylüyorum ki bugün CHP yönetimi maalesef  cumhuriyetçilikle de halkçılıkla da demokrasiyle de tarihimizle de kültürümüzle  de uzaktan yakından ilgisi olmayan bir zihniyetin eline geçmiştir.” dedi.

“FAŞİSTLİĞİN DİK ALASI”

CHP adına konuşan, CHP adına söz söyleyen, ahkam kesen birtakım  isimlerin yaptıklarına baktıklarında kimi zaman acı acı gülümsediklerini, kimi  zaman içten içe üzüldüklerini, kimi zaman öfkelendiklerini belirten Erdoğan,  sıkıntının asıl kaynağının, bu partinin başındaki zat olduğunu söyledi. Erdoğan,  ön tekerlek nereye giderse arkadakilerin de onu izlediğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu zat, sorsanız demokratlığı kimseye  bırakmaz. Ağzını her açtığında Batı ülkelerinden örnekler verir. Ama kendisi  Genel Başkanlık koltuğunda oturduğu 9 yılda, 9 seçim kaybetmesine rağmen oraya  çivilenmiş gibi yerinden kıpırdamaz. Hatta öyle garanticidir ki koltuğunu riske  atmamak için Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olmaya bile cesaret edemedi, edemez.  Buna karşılık konu iftiraya, yalana, hakarete gelince aslan kesilir. Kendisine  karşı açtığımız davaların, kazandığımız tazminatların haddi hesabı yoktur.  Onaylanıp, daha gelecek olanlar da var, o ayrı. Can çıkar huy çıkmaz misali,  hangi yola başvurursak vuralım, bu zatı gerçek bir demokrat gibi siyaset yapmaya  ikna edemedik.” diye konuştu.

“İÇLERİNDEKİ BİZANS AŞKI”

Bu süreçte dikkatlerini çeken bir başka hususun da CHP’nin başındaki  zatın ve kimi belediye başkanlarının içlerindeki Bizans aşkı olduğunu kaydeden  Erdoğan, CHP’nin başındaki zatın öve öve bitiremediği, “demokrasinin ve  özgürlüğün sesi” olarak tarif ettiği Gezi olaylarında duvarlara, “Zulüm 1453’te  başladı” sloganı yazıldığını anımsattı.

Erdoğan, Ankara’daki Malazgirt 1071 Bulvarı’nın inşasını protesto  ederken, Bizans askeri kıyafeti giyen provokatörleri savunanın da bu zat olduğunu  belirtti.

CHP’li Edirne Belediye Başkanı’nın astığı afişlerin geçen hafta  konuşulduğunu anımsatan Erdoğan, serhat şehri Edirne’nin ismini bir kenara  bırakıp, Bizans dönemindeki ismiyle hazırlanan afişlerin, CHP zihniyetinin yeni  bir tezahüründen başka bir şey olmadığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu heykeldeki Kıbrıs Türk’ü temsilcisinin yüzünün tahrip edilmiş  olması da ayrı bir garabet örneğidir. Bunların İstanbul Büyükşehir adayının,  Kıbrıs’la ilgili yaptırdığı heykele adadaki tüm Türklerin katledilmesini savunan  Rum liderini koyması da aynı hastalıklı zihnin eseridir. Sorsanız bu yaptıkları  işi, rahmetli Gazi Mustafa Kemal’in ‘Yurtta sulh cihanda sulh’ sözüyle izah  etmeye kalkarlar. Halbuki Gazi bunlara, yurtta sulhu; ülkenizin düşmanlarını yücelterek yapın dememiştir. Tam tersine Gazi’nin, yurtta sulh sözüyle kast  ettiği şey, tam da bizim seçtiğimiz 16 yıldır yaptığımız şeylerdir. Biz yurtta  sulhu, öyle sloganla değil, demokrasimizi ve ekonomimizi güçlendirerek, özellikle  savunma sanayimizi, ordumuzu, sınırlarımızın güvenliğini tahkim ederek  sağlayabileceğimizi biliyoruz. Eğer Gazi, ‘yutta sulh, cihanda sulh’ ifadesi  sürekli olarak geçerliliğini savunsaydı, Çanakkale’yi, Kocatepe’yi nereye  koyacağız? Orada Gazi, kimlerle, ne için savaştı, o zaman gelin bunu da izah  edin.”

“BAY KEMAL GEÇEMEZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzunca bir süredir Türkiye’de, ülkenin ve  milletin hayrına yapılan hangi iş varsa CHP’nin, hepsinin karşısında yer aldığını  dile getirdi.

CHP zihniyetinin, tek parti devrinden beri uçak ve silah fabrikalarını  kapattığını, otomobil üretme girişimlerini engellediğini, altyapı yatırımlarını  yasakladığını, savsakladığını, tüm hizmetleri engellemek için var gücüyle  çalıştığını belirten Erdoğan,  Osmanlı döneminde başlayan, Gazi’nin de  hassasiyetle sürdürdüğü demiryolu hamlesini, onun ölümüyle hemen durduranın yine  CHP olduğunu söyledi.

Erdoğan, “Boğaz’daki her üç köprünün de inşasına, en büyük muhalefeti  bunlar yaptı. Denizin altından Marmaray ve Avrasya tüneline en büyük muhalefeti  yine bunlar yaptı. Hatta İnönü, Menderes, Boğaz’a köprü projesini ilk gündeme  getirdiğinde tartışmayı, ‘Yıkarız’ diyecek kadar ileri götürmüştür. Daha önce  köprü projesini gündeme getiren merhum Nuri Demirağ, kendisini engelleyen dönemin  Başbakanı İnönü ve Bayındırlık Bakanı Ali Çetinkaya için şayet gelecekte köprü  yapılırsa üzerine ‘İnönü ve Çetinkaya geçemez’ diye yazılmasını vasiyet etmiştir.  Herhalde ben de bir vasiyet yapabilirim: Bay Kemal geçemez.” değerlendirmesinde  bulundu.

Keban Barajı gündeme geldiğinde CHP zihniyetinin, projeyi,  “Kurbağalara göl yapıyorsunuz.” diye engellemeye çalıştığını dile getiren  Erdoğan, Seyhan Barajı’na ise “Köstebeklerin araziyi delerek, bendi yıkacağı”  şeklinde karşı çıkıldığını anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP’nin, kalkınmanın temel unsuru olan enerji  santrallerini yapan hükümetleri, “Ne yapacaksınız bu kadar elektriği, toprağa mı  vereceksiniz?” diyerek sıkıştırdığını anlattı. Erdoğan, İstanbul’un imar çalışmaları yapılırken CHP’lilerin, Barbaros Bulvarı, Büyükdere Caddesi, Vatan  Caddesi, Millet Caddesi, şimdiki E-5 gibi yollara, “Uçak mı indireceksiniz  buralara” diye karşı çıktığını anımsattı. Erdoğan, Marmaray’a, Avrasya köprüsüne  de muhalefet edildiğine işaret ederek, “Şayet CHP kafasına kalsaydık İstanbul’da  yaşayan ve  bu şehri ziyaret eden onlarca milyon insan, Avrupa ve Anadolu  yakaları arasında hala sandalla, vapurlarla geçmeye çalışacaktı.” dedi.

“FAŞİST YÜZLERİ AÇIĞA ÇIKIYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, varlık sebebini, medeniyet ve kültürlerine ait  ne varsa hepsini yok etmek, yeni atılan adımları da engellemeye çalışmak olarak  belirlemiş bir partiyle karşı karşıya olduklarını ifade ederek, sözlerini şöyle  sürdürdü:

“Biz milletin hakkının, hukukunun, özgürlüğünün alanını genişletmeye  çalıştıkça bunların faşist yüzleri açığa çıkıyor. Bu ülkenin meşrebi ve duruşu  belli olan Cumhurbaşkanı’nı bira içmeye, Mozart dinlemeye zorlamak faşistliğin  dik alasıdır. Bu ülkenin başörtülü hanımlarına ‘Suudi Arabistan’a gidin’ demek  faşistliğin en sefil halidir. En son iki-üç gün önce, bir konserden çıkan başı  açık, başı örtülü kızlarımıza orada gelip, bu şekilde sataşıp, ‘Suudi Arabistan’a  gidin, burada ne işiniz var.’ diyenlerin halini düşünün. Adı da neymiş  sanatçıymış, buyurun. Dert başka, ne derseniz deyin, bu ülkede insanların yaşam  biçimiyle uğraşan CHP zihniyetidir.  AK Parti, tam aksine bu ülkede yaşam  çeşitlerini garanti altına alan bir siyasi zihniyettir. Bu milleti, ‘beton  kafalı, göbeğini kaşıyan adam, makarnacı, kömürcü, dağdaki çobanın oyuyla benimki  bir mi?’ diyerek aşağılayanların faşistliği lime lime üzerlerinden dökülmektedir.  Halbuki demokrasilerde herkesin inancına, kültürüne, değerlerine saygı duymak  esastır. Türkiye’de sadece bu faşistler insanları, içki içenler-içmeyenler, başı  örtülüler-başı açıklılar, sakallılar- sakalsızlar diye ayırır. Yıllardır  ağızlarından düşürmedikleri yaşam tarzı dayatması, sadece bu faşist CHP  zihniyetine mahsustur. Bizim inancımız da töremiz de böyle bir dayatmaya izin  vermez. Asırlardır her türlü farklılığı uyum içinde bağrında yaşatan Anadolu  irfanı, bu durumu ayrışma değil zenginlik kaynağı olarak görür.”

“CHP ZİHNİYETİ MİLLETİMİZDEN HAK ETTİĞİ DERSİ BİR KEZ DAHA ALACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP’nin demokrasi karnesindeki sıfırların  bunlarla da sınırlı olmadığını vurgulayarak, “1946 seçimlerinden sonra Ankara’nın  ilçelerinden birisinde, daha sonra CHP’den milletvekili seçilecek bir kaymakama,  Demokrat Partiye oy veren köylülere eşek semeri vurduracak kadar  alçalabilmişlerdir. Bu ülke neler gördü? Neresinden tutsanız elinizde kalan bu  CHP zihniyeti, inşallah önümüzdeki seçimlerde milletimizden hak ettiği dersi bir  kez daha alacaktır. Yeter ki biz milletimize verdiğimiz sözlerin arkasında  duralım. Yeter ki biz milletimize hakim değil hadim olmaya geldiğimizi  unutmayalım. Yeter ki biz AK Parti’nin milletin partisi olduğunu, milletle  birlikte bugünlere geldiğini ve yine milletle birlikte geleceğe yürüyeceğini  unutmayalım. 31 Mart seçimleri, inşallah milletimizle olan hasbihalimizi, gönül  bağımızı tazeleme ve güçlendirme vesilesi olacaktır.” diye konuştu.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN MÜJDELERİ PEŞ PEŞ DUYURDU

Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep  Tayyip Erdoğan, “Düzenli sosyal yardım alan ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın  aylık 150 kilovat/saate kadar elektrik tüketimlerini devlet olarak biz  üstleniyoruz. Bu kapsamda yaklaşık 2,5 milyonun üzerindeki hanede, her ay  ortalama 80 liralık elektrik faturasını devlet karşılamış olacak.” dedi. 

Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, geçen  yılın son grup toplantısında, asgari ücrete beklentilerin üzerinde zam ile  birlikte istihdam teşvikleri, asgari ücret destekleri, elektrik ve doğal gazda indirim müjdeleri verdiğini anımsatarak “Her yeni gösterge, her yeni gelişme  ağustos ayında ülkemizi hedef alan finansal saldırıların etkisinin yavaş yavaş  ortadan kalkmaya başladığını gösteriyor. Tabii ki gidecek daha çok yolumuz var. Bütçe disiplininden, tasarruflardan, yapısal reformlardan taviz vermeden bu yolu  yürüyeceğiz.” diye konuştu.

Erdoğan, her güzel gelişmeyi millete müjde olarak yansıtacaklarını  belirterek bu anlayışla hazırlanan bir dizi müjdeyi de paylaştı. AK Parti  iktidarlarının en önemli özelliğinin sosyal devlet olmanın tüm gereklerini yerine  getirmesi olduğunu söyleyen Erdoğan, bugün de çok önemli bir sosyal devlet adımı  attıklarını bildirdi. Erdoğan, “Düzenli sosyal yardım alan ihtiyaç sahibi  vatandaşlarımızın aylık 150 kilovat/saate kadar elektrik tüketimlerini devlet  olarak biz üstleniyoruz. Bu kapsamda yaklaşık 2,5 milyonun üzerindeki hanede, her  ay ortalama 80 liralık elektrik faturasını devlet karşılamış olacak.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kredi kartı borcunu ödemekte güçlük çeken  vatandaşlara yönelik müjdeyi açıklarken de şöyle devam etti:

“Bu vatandaşlarımızın mevcut borçlarını daha kolay ödeyebilmeleri için  bir imkan sağlıyoruz. Ziraat Bankası aracılığıyla ödeme güçlüğü yaşayan  vatandaşlarımızın kredi kartı borçları tek bir çatı altında toplanacak.  Vatandaşımız, hangi bankaya kredi kartı borcu olursa olsun Ziraat Bankası’ndan  alacağı bu krediyle borcunu kapatacak. Daha sonra çok uygun şartlarda ister 24 ay  ister 60 ay vade ile aylık gelirine uygun bir şekilde bu borcunu ödeyecek.”

Halkbank’ın bugüne kadar esnaf ve sanatkarların uygun şartlarda  finansmana erişimine öncülük ettiğini dile getiren Erdoğan, şu değerlendirmeyi  yaptı:

“2002’de 154 milyon lira olan Hazine destekli esnaf kredileri bakiyesi  2018’de 31,1 milyar liraya yükseldi. Bir başka ifade ile esnafa destek 202 kat  arttı. 2002’de 64 bin olan kredili esnaf sayısı 2018’de yaklaşık 7 kat artış ile  500 bine ulaştı. AK Parti iktidarları döneminde toplamda 1,8 milyon esnaf ve  sanatkara 93,4 milyar lira kredi kullandırıldı. 2002 yılında esnafa uygulanan  faiz oranı yüzde 47 iken bugün bu faiz oranı yüzde 5 seviyesine geriledi.  Halkbank esnaf ve sanatkarların işletme yatırım kredisi ihtiyaçlarını karşılamak  üzere 2019 yılında yaklaşık 350 bin esnafa 22 milyar liralık kredi  kullandıracak.”

Erdoğan, kurla ilgili bütün oyunlara rağmen aldıkları tedbirlerle  başlayan dengelenme sürecinin etkisini esnafa süratle yansıtmak için bu tutarın  10 milyar liralık kısmını ilk çeyrekte kullandırma kararı aldıklarını dile  getirerek bu uygulamanın detaylarının yarın, Halkbank tarafından kamuoyuyla  paylaşılacağını açıkladı.

SİGORTA PRİM TEŞVİKİ UYGULAMASI

İş dünyasına da müjde veren Erdoğan, “Sigorta prim teşviki uygulaması  kapsamında 500 ve üzeri sigortalı çalıştıran iş yerleri için 3 puan desteği, 5  puana çıkartıyoruz. 500’ün altı sigortalı çalıştıran yerler için ise 5 puan  uygulamasını aynen devam ettiriyoruz.” dedi.

Ziraat Bankasının, çiftçiye, dar günlerinde destek olmak için kredi  ödemelerinde farklı erteleme, yeniden vadelendirme ve yapılandırma  alternatiflerini geliştirdiğini anlatan Erdoğan, “İnşallah bu düzenlemeyle çiftçi  borçlarına yıllık yüzde 11 faiz oranı uygulanarak 1 yıla kadar vadelendirme  imkanı getirildi. Bu uygulama kapsamında kısa sürede yaklaşık 2 bin üreticimiz  başvuruda bulundu.” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm bu müjdelerin dar gelirlilere,  sanayicilere, esnafa, çiftçiye ve tüm millete hayırlı olmasını diledi.

OCAK AYINDA TARIMSAL DESTEKLEMELER

“Tarıma en ufak destek verilmedi”, “Çiftçi sefil”, “Arsası ellerinden  alındı”, “Hayvancılıkta battı” şeklindeki eleştirilere değinen Erdoğan, şunları  kaydetti:

“Bay Kemal, bu ay bizi iyi takip et. Ben sana resmi rakamları  açıklıyorum, iyi takip et. Ağustos ayında birçok adımları attık. Spekülatif kur  saldırıları, şu, bu falan… Ama şimdi ocak ayında ödenecek tarımsal  desteklemeleri söyleyeceğim. Fark ödemesi buğday, mısır ve çeltikte 550 milyon  lira, buzağı desteği ödemeleri 525 milyon lira, çiğ süt desteği ödemeleri 340  milyon lira, yem bitkileri desteği 268 milyon 600 bin lira, sertifikalı tohum  kullanım desteği 100 milyon lira, çevre amaçlı tarım alanı koruma desteği 84  milyon 500 bin lira, diğer desteklemeler 167 milyon 200 bin lira. Toplamda 2  milyar 35 milyon 300 bin lira. Hayırlı olsun. Başbakanlığım dönemimden bugüne  kadar tarıma verilen destekleri söylemiyorum. Bay Kemal, ‘Hiçbir şey verilmiyor.’  diyor. Ama hiçbir zaman, ağzı var hakkı konuşmaz, gözü var doğruyu görmez, kulağı  var yine duymaz çünkü kalp mühürlü.”

“ASLA İHMAL ETMEDİK”

“Mahalli seçimler ve ana muhalefet sorunumuzla uğraşırken ekonomiyi,  tedbirleri bu noktada özellikle gayretle ele alırken, ülkemizin kadim çıkarlarını  koruma görevimizi de asla ihmal etmedik.” diyen Erdoğan, Suriye ve Irak’taki  gelişmeler, Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Ege meseleleri ile Karadeniz ve Kafkasya’daki  hadiseleri yakından takip ettiklerini belirtti.

Özellikle Suriye meselesinde kritik bir dönemden geçildiğine işaret  eden Erdoğan, Türkiye’nin, Suriye’de en başından beri ilkeli bir tutum içinde  olduğunu dile getirdi.

Suriye’nin toprak bütünlüğü, Suriye halkının kendi geleceğini tayin  etme hakkı, yeni anasaya ve özgür seçimler gibi konularda en başından beri aynı  kararlı duruşu sergilediklerini belirten Erdoğan, “Topraklarında 3,5 milyonun  üzerinde Suriyeli sığınmacıyı barındıran bir ülke olarak bu krizin en büyük  insani yükünü biz üstlendik. Daha önemlisi Suriye’deki terör örgütlerine karşı  gerçek anlamda mücadele eden ve başarı kazanan tek ülke Türkiye’dir.” diye konuştu.

“KABULLENMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL”

Türkiye’nin, Fırat Kalkanı Harekatı’nda hakkında o kadar efsane  üretilen DEAŞ’ı, 3 bin teröristi etkisiz hale getirerek darmadağın ettiğini  vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Kahraman askerlerimiz tarafından söndürülen DEAŞ balonu sayesinde  Suriye hızla bu beladan kurtulma sürecine girdi ancak Bolton’un İsrail’den  verdiği mesajı bizim kabullenmemiz, bunu yutmamız mümkün değil. Bunlar, bu ülkede  benim Kürt vatandaşım kimdir? YPG, PYD, PKK kimdir? Herhalde bunları  tanımıyorlar. Hiçbir zaman PKK terör örgütü, PYD, YPG terör örgütleri benim Kürt  vatandaşlarımın, kardeşlerimin temsilcisi olamaz. Yani Amerika eğer bunları ‘Kürt  kardeşlerimiz’ olarak değerlendiriyorsa burada çok ciddi bir yanılgı  içerisindeler.

Biz bu terör örgütü mensuplarını ister Kürt vatandaşlarımızın  içerisinden çıkmış olsun, ister Arapların içerisinden çıkmış olsun, isterse  Türklerin içerisinden çıkmış olsun, eğer terörist ise gereğini yaparız, hakkından  geliriz. Yani terörist olacak, ‘Bunlar Kürt, bunlara dokunmayın.’ Yok böyle bir  şey. Teröre yeni bir tarif mi geliştirdin? Böyle bir şey olamaz. Arap aynı şey,  Türklerin, Türkmenlerin içinden de bunlar çıkmış olabilir. Nereden çıkarsa  çıksın, eğer terörist ise gereğini yaparız. Bu konuyla ilgili olarak John Bolton,  çok ciddi bir yanlış yapmıştır. Kim bu şekilde düşünüyorsa onlar da yanlış  içerisindedir. Bizim bu noktada asla taviz vermemiz mümkün değil.”

“YPG, PYD, PKK İLE DEAŞ ARASINDA EN UFAK BİR FARK YOK”

Suriye’deki terör koridoru içinde yer alanlara gerekli olan dersin  verileceğini aktaran Erdoğan, “Bizim için YPG, PYD, PKK ile DEAŞ’ın arasında en  ufak bir fark yoktur.” dedi.

Türkiye’nin, Zeytin Dalı Harekatı ile bir başka oyunu bozduğunu  hatırlatan Erdoğan, Rusya ve İran ile varılan anlaşma sayesinde İdlib’de yeni bir  insani krizin yaşanmasına engel olduklarını dile getirdi.

Erdoğan, “Münbiç’te uzun süre Amerika tarafından oyalandık, halen  oyalanıyoruz ancak orada da önemli bir mesafe katetmiş durumdayız. Aynı şekilde  Fırat’ın doğusundaki terör yapılanmasıyla ilgili kararlılığımızı da tüm dünyaya  gösterdik.” diye konuştu.

“TARİHİ BİR DÖNÜM NOKTASIDIR”

ABD Başkanı Donald Trump ile 14 Aralık’ta yaptığı telefon  görüşmesinin, bu açıdan tarihi bir dönüm noktası olduğunu belirten Erdoğan,  şunları söyledi:

“Görüşmede Trump’a, Münbiç ve Fırat’ın doğusundaki terör örgütüyle  yürüttükleri ortaklıktan duyduğumuz memnuniyetsizliği açık bir dille ifade ettim.  Kendisinin bu iş birliğini DEAŞ’ın bölgedeki varlığıyla ilişkilendirmesi üzerine  de bunun için PKK, PYD’ye ihtiyaçları olmadığını, Türkiye’nin DEAŞ’la mücadeleyi  yürütebileceğini, Özgür Suriye Ordusu ile beraber bunu halledebileceğini de ifade  ettim. Bizim bu teklifimiz üzerine Sayın Trump, kendisinin zaten Suriye’den  çekilme niyeti olduğunu, DEAŞ’ın kalan unsurlarıyla mücadeleyi Türkiye’nin  üstlenmesi durumunda bunu derhal yapabileceğini belirtti. DEAŞ bittiğinde  Amerika’nın Suriye’deki varlığına gerek kalmayacağını söyleyen Sayın Trump’a, bu  konuda her türlü inisiyatif üstlenme sözü verdim.”

Daha sonra ekiplere meselenin detaylarını konuşmaları talimatını verme  kararı aldıklarını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

“Şu hususu da özellikle belirtmek istiyorum: Amerikan yönetimleriyle  daha önceden de yaşadığımız bir durum, bu görüşmenin ardından yeniden karşımıza  çıktı. Biz Sayın Trump’la bu net anlaşmaya varmış olmamıza rağmen yönetimin  farklı kademelerinden farklı sesler gelmeye başladı. Bununla birlikte Sayın  Trump’ın Suriye konusuna bakış açısı ve buradan çekilme konusundaki kararlılığı  bizim referans noktamız olmaya devam ediyor. Biz Sayın Başkan’la vardığımız  anlaşma gereğince Suriye’de halen faaliyet gösteren DEAŞ unsurlarına yönelik bir  askeri harekat için hazırlıklarımızı büyük ölçüde tamamladık. Aynı şekilde  DEAŞ’la birlikte PYD, YPG gibi bu terör örgütlerine yönelik de adımlarımızı  atmakta kararlıyız.

Çok yakında Suriye topraklarındaki bu terör örgütlerini etkisiz hale  getirmek üzere harekete geçeceğiz. Bu müdahalemize engel olmaya çalışan başka  teröristler de olursa elbette onların da hakkından gelmek boynumuzun borcudur.  Sınırlarımızın dibinde ülkemize yönelik hazırlık yapan bir terörist güruhuna izin  vermemizi bekleyenler varsa şimdiden onlara yanıldıklarını söylemek istiyorum.  Türkiye’nin Suriye meselesindeki hassasiyetlerini ve kararlılığını anlamamış  olanlara bu meseleyi tekrar tekrar anlatmak bizi yormaz ama hassasiyetimizi  bildikleri halde terör örgütünün arkasında duranlara da diyecek iki çift sözümüz  tabii ki vardır. Onu da yüzlerine karşı söylüyoruz, söyleriz. Türkiye her zaman  sözünü tutan bir ülke olmuştur ve müttefiklerinden de aynı hassasiyeti  beklemektedir.”

Türkiye’nin Suriye’deki Kürtleri katledeceği iftirasını ortaya  atanların aslında meselenin gerisindeki gerçeği çok iyi bildiğini ifade eden  Erdoğan, bu söylemin, Suriye’deki duruma yakından vakıf olmayanların kararlarını  ve uluslararası kamuoyunu etkileme amacı taşıdığını dile getirdi.

Türkiye’nin, canlarını ve geleceklerini kurtarmak için Suriye’den  gelen hiç kimseye ne dinini ne kökenini ne meşrebini ne de başka bir vasfını  sormadığını ve sormayacağını belirten Erdoğan, “Şu anda Kobani’den ülkemize gelen  200 bin Kürt kardeşimizi bu ülkede kim barındırıyor? Batı mı barındırıyor, bir  başkası mı barındırıyor? Onlar, şu anda bizim güvenlik şemsiyemizin altında  ülkemizde yaşıyorlar. Bunu görmeyeceksin, geleceksin ‘Kürtleri öldürmeyin’  diyeceksin. Hangi Kürt öldürüldü,  teröristten başka. Teröristleri öldürmek için   ne gerekiyorsa yaparız; Cudi’ye de gireriz, Gabar’a da gireriz, Tendürek’e de  gireriz ve gereğini yaparız.  Geçmişte de aynısını yaptık, bundan sonra da  yapacağız. Ne dedik, inlerine gireriz ve giriyoruz.” diye konuştu.

Irak’ta, eski Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin, Irak’ın kuzeyine dönük bir  saldırı başlattığında, canlarını kurtarmak için Türkiye’ye sığınan yarım milyon  insana hiç tereddüt etmeden sınırlarını açtığını anlatan Erdoğan, Beşşar Esed  yönetimi, Suriye’de insanlara baskı yaptığında kökenlerine ve meşreplerine  bakmadan hepsinin hakkını, hukukunu Türkiye’nin savunduğunu söyledi.

Her kim ki mazlumu “Türk, Kürt, Türkmen, Arap, Ezidi” diyerek  yaftalıyorsa, onun zalimin ortağı olduğuna işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle  sürdürdü:

“Bizim için bölgemizdeki her bir insan, bin yıldır aynı ekmeği  yediğimiz, aynı suyu içtiğimiz, aynı sevinci, kederi paylaştığımız kardeşimizdir.  Türkiye hiçbir yere, bir toplumu veya masum insanları yok etmeye gitmez, Türkiye  sadece yaşatmaya gider, huzur vermeye gider, güven sağlamaya gider, kalpleri  fethetmeye gider. Tek istisnamız terör örgütleridir, teröristlerdir.  Nasıl  Arapların içinden teröristler çıkıyorsa, Türklerin içinden teröristler çıkıyorsa  elbette Kürtlerin içinden de teröristler çıktı, çıkıyor. Bu durumda biz yine  teröristin kimliğine bakmıyoruz. Sadece elindeki silahı kime yönelttiğine,  gerçekleştirdiği eyleme, döktüğü kana, yaptığı zulme bakarak teröristleri masum  halktan ayırt ediyoruz.

Geçtiğimiz yıllarda yılbaşı gecesi, bir eğlence merkezini basan, 39  kişiyi öldüren DEAŞ’lı ile Beşiktaş’ta bombalı saldırı gerçekleştirip 46  vatandaşımızı katleden PKK’lının bizim gözümüzde hiçbir farkı yoktur.  Sınırlarımızın ötesinden bomba atarak, roket atarak, uzun namlulu silahlarla ateş  ederek, vatandaşlarımızın canına ve malına kastedenlerin kim olduğuyla değil ne  yaptığıyla ilgiliyiz. Biz Türkiye nüfusunu etnik kökenlerine göre asla  ayırmadığımızı gibi komşularımıza da kesinlikle aynı gözle bakmadık, bakmayız.  Bunun için Suriye’de, Türkiye’nin Kürtleri hedef aldığı yalanı en alçak, onursuz,  en çirkin, en bayağı iftiradır.”

Türkiye’nin, DEAŞ’ın Ayn El-Arap’a saldırdığında, buradan kaçan 100  binin üzerindeki kişiye sınırlarını ve yüreğini açmakta tereddüt etmediğini  vurgulayan Erdoğan, “Üstelik bunların içerisinde, ülkemize sızmaya çalışan  teröristlerin bulunma ihtimaline rağmen bu erdemli tavrı gösterdik. PKK, PYD bu  şehri ele geçirdiğinde, bu kardeşlerimizin 100 bine yakını ülkemizde kalmaya  devam etti. Çünkü, onlar da biliyorlar ki bir terör örgütü gidip yerine bir başka  terör örgütü geldiğinde ne canları, ne malları, ne namusları güven altında  olmayacaktır. Nitekim öyle de oldu.” ifadelerini kullandı.- “PKK/ PYD’nin DEAŞ’la mücadelesi de koca bir yalandan ibarettir”

Bölücü terör örgütünün, Suriye’de nereye hakim olduysa orada insanlara  zulmettiğini, mallarını ellerinden aldığını, çocuklarına musallat olduğunu,  baskı, tehdit ve şantajla insanları huzursuz ettiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “PKK/ PYD’nin DEAŞ’la mücadelesi de koca bir yalandan ibarettir. Bu iki  örgüt arasındaki kavga, ilke değil çıkar kavgasıdır. DEAŞ gidip PKK/PYD  geldiğinde masum insanlar açısından, araçların ve binaların üzerindeki paçavralar  dışında değişen hiçbir şey olmamaktadır. Türkiye’nin bu iki örgütünü birlikte  hedef alması, etnik veya dini bir husumetten değil tam tersine teröristlere karşı  izlediği politikadan kaynaklanmaktadır. Amerikalı ve Avrupalı dostlarımıza da  aynısını tavsiye ediyoruz.” dedi.

Erdoğan, Suriye halkını ne rejimin katliamları ne de terör  örgütlerinin zulmü altında bırakmanın kendilerine yakışmayacağını söyledi.

“SARI YELEKLİLER İÇİNDE PKK VAR”

“Fransa’da sarı yeleklilerin içlerinde PKK var. Acaba bunu hiç  incelediler mi araştırdılar mı? Biz buradan biliyoruz. İçinde PKK’lılar var. Bu  gerçeği görmeleri lazım.” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Yarın diğer ülkelerde de aynısı olacak. PKK denilen terör örgütü,  onlardan besleniyor, onlardan gücünü alıyor. Bumerang gibi. Bize akıl verenler  önce kendi durumlarını bir test etsinler. Bu sürecin insani yükünü tek başına  omuzlayan bir ülke olarak, hiç kimse bizden kendi güncel çıkarları için beka  meselemizden vazgeçmemizi beklememelidir. Biz istiklali ve istikbali için 15  Temmuz’da topyekun ölümü göze almış bir millet olarak, Suriye’de de diğer  bölgelerde de yapmamız gereken ne ise onu hayata geçirmekten geri durmayacağız.  Aynı bedeli göze alan varsa, buyursun çıksın karşımıza.”

Bir öğrencisi tarafından öldürülen akademisyen Ceren Damar Şenel’e  rahmet dileyen Recep Tayyip Erdoğan, grup toplantı salonundaki vatandaşlarının  “engelli öğretmen atama istiyor” sloganları üzerine “Atamaları daha yeni yaptık,  hiç haberiniz yok galiba, takip etmiyorsunuz. Bir ay bile olmadı, 5 bin  engellinin atamasını yaptık.”  ifadelerini kullandı.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments