BEK MESELESİ

Bu haber 28 Şubat 2019 - 19:22 'de eklendi ve 1.380 kez görüntülendi.

     Recep SAVRAN

     recepsavran49@gmail.com

 

 

Bütün bu sebeplerle Türkiye’nin Beka sahası Suriye ve Irak hudutları ile buraların mücavir alanlarından ibaret değildir. Bu konuda akademilerde bilimsel çalışmalar yapılmalıdır. Kim ne derse desin bir aşiret devleti ile benzer çalışmalar yapıyor ve yaptırıyor! Millî Siyaset de böyle teşekkül ediyor! Siyasetçi işi derinliğine bilmeyebilir, fakat bilim adamı geniş düşünerek, dünyayı inceleyerek doğruyu ortaya koyabilir! Meselelerin çözümü için Mesele olarak ortaya çıktığı zaman değil, çareler yıllar önce aranıp bulunmalı ve açıklama getirilmelidir.

 

BEK  MESELESİ

 

Ali Bademci ağabeyin “Bekâ Sorunu” başlıklı yazısı ilk defa bu sütûnlarda 01.03.2017 tarihinde intişar etti. Esasen yazarın Suriye Sendromu (Yeditepe Yayınevi, İstanbul, Eylül 2017) adlı sosyolojik eserinin 322.sayfasında da aynı yazı yer almıştır. Anladığımız kadarı ile yazı Ülkücü Kadro’da daha evvel yer almış ve burada 17.000 okuyucu görmüştür. Birkaç gün önce yazar tarafından Face’de bir daha paylaşıldı, bugün itibariyle (Çarşamba, Saat 09.30) 21.194. İnternet Medya’da korkunç diye nitelendirilebilecek bir okuyucu sayısı! En âla yazılı basında bile böyle bir tiraj yok! Ağabeyi telefonla aradık, çok arayan olduğunu hattâ fotokopi yapıp çevresine dağıtanlar bile bulunduğunu, halbûki basılı kitapta benzer bir çok yazının olduğunu, belirttiler! Şunu anlıyoruz demek kitap okumuyoruz!

 

2017’den bu yana “Bekâ” üzerine çok laf edildi, 2019 Mahalli Seçimlerine bu gözle bakanlar olduğu gibi işi tanzim satışlarına kadar dayayanlar görüldü! Halbuki söz konusu bilimsel yazı hiç de öyle değil, kısa fakat çok ciddî bir yazı! Yani şu “Bekâ” işi bu kadar basit mi? Başlangıçta kimin empozesi ile MHP Genel Başkanı Bahçeli’ye söyletildiğini elbette bilmiyoruz. O zaman 2015 seçimleri için bir akademisyen “Bahçeli devlet için partisini fedâ etti .” diye yazmıştı, ki herhalde aynı zamanda Tayyip Bey de sahiplendi! Lâkin Bahçeli’ye söylettiğini tahmin ettiğimiz akademisyenin AKP’nin hızlı kalemşoru olduğu düşünülürse fikir ve kullanım iktidar partisine aittir!

 

2015’de Bahçeli “Bekâ” kavramını terörizmin üstesinden gelinmesi ve sınırların , güney sınırlarımızın tahkim edilmesi olarak anlatmıştı. Tabiî ki konu ile olarak devletin sonsuzluğu da vurgulanıyordu! Peki o günden bu güne kadar aradan 3 yıl geçti, içi doldurulabildi mi? TV. Programlarında MHP’li gazeteci ve şahıslara soruluyor, nedense ademler sus-pus oluyor! Neden, çünkü kafa boş, belli sloganlarla doldurulduğu için hâfızada yer kalmamış! Konu ettiğimiz yazıda vurgulandığı gibi “Hintertland” kavramını kullanan yok, halbuki işin aslı oradadır. İktidarda da böyle düşünenler yok, Devlet Başkanı ne düşünüyor, bilmiyoruz!

 

“Devlet-Ebed-Müddet” bir Osmanlı istilâhı, fakat açılımı XIX.Yüzyıl Hasta Adam günlerinde yapılmış! İş biraz zora girince de XX.Yüzyıl başından itibaren “Bekâ” Misak-ı Milli olarak algılanmış! Cumhuriyet “Misak-i Milli”yi realize edemeyince mevcut ile yetinilerek dış politikamız, “Yurta Sulh Cihânda Sulh” sloganı ile ifâde edilmiştir! Şu bilim adamı sayılan emekli “Büyükelçiler”e sorun işe işte oradan başlayacak ve “Kimsenin toprağında gözümüz yok” diyeceklerdir! Bizim milliyetçiler de Esir Türkler’den, en yakın Karabağ’dan bahsederler ki biz 1000 yıldan beri oralarda değiliz!

 

Mesela günümüzde Türkiye’nin yakın Bekâ Alanı’nıdır; buralar neresi, elbette hudut taşlarımızın ötesidir! Ne kadar devam eder, elbette insanımızın olduğu yere kadar! Yani Suriye ve Irak hududu önemli de İran, Ermenistan, Gürcistan, Rusya Federasyonu(Karadeniz-Kırım), Bulgaristan önemli değil midir, “Bekâ” alanı içinde bulunmuyor mu? Eğer Ege, Kıbrıs, Batı Trakya böyle bir alan telâkki edilmezse Avrupa’da Türk ve Müslümanlıktan bahsedemezsiniz! Kars, Ardahan, Batum toprakları Türkiye idi, şimdi Batum nerededir? Hudutlarımız ötesinde dini, dili, kültürü bizden olan insanlarmız yaşamaktadır! O tarafa yönelik siyaset ne Irkçılık ne de Turancılık’tır, bal gibi Türkiye’nin Bekâ Alanı ‘dır! İfâde etseniz de etmeseniz de doğruyu görmemezlikten gelemesiniz!

 

Bütün bu sebeplerle Türkiye’nin Beka sahası Suriye ve Irak hudutları ile buraların mücavir alanlarından ibaret değildir. Bu konuda akademilerde bilimsel çalışmalar yapılmalıdır. Kim ne derse desin bir aşiret devleti ile benzer çalışmalar yapıyor ve yaptırıyor! Millî Siyaset de böyle teşekkül ediyor! Siyasetçi işi derinliğine bilmeyebilir, fakat bilim adamı geniş düşünerek, dünyayı inceleyerek doğruyu ortaya koyabilir! Meselelerin çözümü için Mesele olarak ortaya çıktığı zaman değil, çareler yıllar önce aranıp bulunmalı ve açıklama getirilmelidir.

 

Hoşçakalın.

 

İlgili Makale:

“BEKÂ SORUNU” NE DEMEK?

 

Recep SAVRAN
Recep SAVRANrecep.savran@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments