O mantık…

Erol KILINÇ

VENEZUELA DOSYASI: Gıda kıtlığının, nedeni nedir? 

Bu haber 03 Nisan 2019 - 18:24 'de eklendi ve 307 kez görüntülendi.

VENEZUELA DOSYASI -3- 

Safter Tanık   

 

Topraklarının; % 20’si tarıma elverişli, geri kalanı ise dağlık, ormanlık, çalılık, mera ve çöl alanından oluşuyor.

Ekili alanların yarısı, kooperatif sistemi ile örgütlenmiş küçük çiftçiler tarafından işlenmiş.

Kahve, tütün, kakao, şekerkamışı, mısır, pirinç, buğday (And dağları), pamuk, fasulye, kenevir, muz, kauçuk, vanilya ve tonka başlıca tarım ürünleridir.

2017’ye kadar; buğday-mısır-soya hariç, tarım ürünlerinde ihtiyacını karşılayan, hatta pirinç ihraç eden bir ülke idi.

Sığır-koyun-keçi sayısı; nüfusuna oranla düşük, kanatlı hayvan sayısı ise ihtiyacını karşılayacak seviyededir.

Yıllık balık üretimi, 275 bin tondur. Bu da ihtiyacı kadardır.

Gıda kıtlığının, nedeni nedir?

Chavez; ülkenin, gıdada “kendi kendine yeterli” olmasını hedefledi.

Kırsal kesime yönelik yasalar ile birlikte topraksız köylü, büyük toprak sahipleri mülkiyetindeki arazileri işgal etti. Topraksız köylü ile büyük toprak sahiplerinin adamları arasında birçok çatışma yaşandı. Bu da; kırsalda, bir güvenlik sorununu doğurdu.

2011’e kadar; aralarında İspanya ve İngiltere’nin soylu ailelerine ait topraklar olmak üzere, büyük toprak sahiplerinin mülkiyetindeki 3,6 milyon hektarlık arazi kamulaştırıldı. Tabi ki bunların, tahkim dava ve tazminatları ile karşılaşıldı.

Tarım-hayvancılıkta; kooperatif bir sistem kuruldu, bu kamu iktisadi teşebbüsleri ile desteklendi.

Köylünün kooperatife üye olması özendirildi, köylüye ucuz kredi ve teknolojik destek verildi.

Kooperatifler; tohum-gübre üretimi, depolama-işleme tesisleri inşa etme, ürün pazarlama konularında görevli kılındı.

Köylünün; ürününü kooperatifler kanalıyla uygun fiyattan kamu iktisadi teşebbüslere satması sağlandı, bir aracı olmaksızın tüketiciye doğrudan satış yaptığı üretici pazarları yaygınlaştırıldı.

Örnek teşkil etmek ve üretime katkıda bulunmak üzere, devlet tarım üretim çiftlikleri kuruldu.

Arjantin’den damızlık sığır ithal edildi, kanatlı hayvan besiciliği teşvik edildi.

Şehirlerde toplanmış olan nüfusun, tarımda oluşturulan istihdam ile kırsal alana yayılması amaçlandı.

GDO’lu tohum ve ürün ithali yasaklandı, organik tarım özendirildi, organik ürün yetiştiren kent bahçeleri kuruldu.

Ne oldu?

Kentten kırsala, bir nüfus akışı olmadı. Zira kentte yaşayan; teşvike rağmen, güvenlik ya da alıştığı yaşam tarzı nedeni ile kırsala gitmeyi tercih etmedi. Haliyle kırsaldaki seyrek-eğitim seviyesi düşük nüfusta, bir değişim olmadı. Bu da; hem otlak-verimli arazilerin boş kalmasına, hem de etkin-verimli bir kooperatif yönetimin kurulamamasına neden oldu.

Buğday-mısır-soya hariç; tarım ürünlerinde ihtiyacını karşılayan, hatta pirinç ihraç eden bir ülke oldu. Et ve süt üretimi; yetersiz kaldı, kahve-kakao-vanilya ihracatında küresel kartellerin engellemesi ile karşılaştı.

Yem ve ana girdileri olan buğday-mısır-soya, gübre, zirai ilaç-kimya, makine-teçhizatta dışa bağımlı kaldı. Bu da; Venezuela’nın yumuşak karnı oldu, kendisini hedef tahtasına koyan ABD’ye toplumu provoke etmede bir fırsat sundu.

Döviz kıtlığı; ithal girdi sıkıntısına, kur artışı; maliyet artışına, fiyat kontrolü; üretimin düşmesine, otorite boşluğu; stokçuluk-karaborsa-spekülasyon ve manipülasyona, bu da gıda kıtlığına neden oldu. Bu formül; ham üründe kısmen, dünden bugüne hükümete karşı muhalif bir tutum sergileyen beyaz orta-elit sınıfın etkin olduğu işlenmiş gıda sektöründe ise tamamen geçerlidir.

Örneğin; işlenmiş gıda ürünlerinde, hükümetin belirlediği fiyatı kabul etmeyen müteşebbis ya üretimi durdurdu, ya da ürettiği malın bir kısmını karaborsadaki kartellere sattı. Karteller, marketlerdeki malın tamamını satın alarak rafları boşalttı.

Gıda kıtlığı giderilebilir mi?

Hükümet; 1,5 milyar dolarlık tarım girdisiyle, mısır-pirinç-kahve-şeker kamışı gibi ürünlerde, üretim artışının sağlanacağını söylüyor. Bunun; bir etkisi olsa da, sorunun çözümü sadece üretim ile ilgili değildir. Zira olayın; otorite boşluğundan kaynaklanan, spekülatif-manipülatif bir tarafı da vardır.

Sanayi Bakımından

İmalat Sektörü

İmalat sektörü; petrol-kimya, plastik, demir çelik, alüminyum, çimento, otomotiv, gübre, kâğıt, tekstil, deri, sigara, gıda sanayi kollarından oluşur.

Sanayi; Caracas, Ciudad, Guyana, Matanzas, Valencia, Maracay gibi şehirlerde toplanmış.

Kamu teşebbüsü; petrol-kimya ve demir-çelikte % 100, çimentoda % 90, plastikte % 50, gıdada % 20’lik bir paya sahiptir.

Üretimin pahalı olması, ithalatın tercih edilmesi nedeni ile yan sanayi kolları cılız kalmıştır.

Beyaz eşya (elektrik-elektronik aletler) ve ilaç imalatı yoktur, inşaat alet ve malzemesinin çoğunu ithal eder.

Ford gibi küresel otomobil şirketlerin montaja dayalı üretimi var ise de, otomotiv yan sanayisi yoktur.

Ham maddesi olan bazı ürünler dâhil, birçok ara malı ile yatırım malını ithal etmek zorundadır.

2016’dan itibaren, imalat sektöründe; ara malı-yedek parça sıkıntısı, maliyet artışı, fiyat kontrolü nedeniyle sürekli bir daralma görülüyor.

Hizmetler Sektörü

İnşaat-Taahhüt İşleri

İnşaat-taahhüt sektöründe; kamu % 50, özel % 50 paya sahip.

Özel sektörde, yerli ve yabancı şirketler var.

Halkın; % 60’ı, “gecekondu” diyeceğimiz derme çatma binalarda oturuyor.

“Yoksullara ev” Chavez’in taahhütlerinden biri oldu. Gerek Chavez, gerekse Maduro hükümeti; sosyal konut inşa eden müteahhitlere, çimento-demir desteği verdi, binlerce kişiye ev dağıttı.

Turizm

Doğa ve güneş turizmi bakımından, avantajlı bir ülke.

Karayip sahilinde, yerli ve yabancı sermayenin yatırımı var. Buna rağmen; turizm sektöründe, ciddi bir durgunluk var. Birçok ülkenin; ülkedeki kaosu gerekçe göstererek, bu ülkeye olan hava seferini durdurması da bunun nedeni.

Banka-Sigortacılık

Banka-sigortacılık sektöründe; kamu, özel banka ve sigorta şirketleri var.

Bankacılık sektörü; kamu bankaları ağırlıklı, kamulaştırma, mali yapı bozukluğu, mevzuata aykırı faaliyet gibi nedenler ile birçok bankanın yönetimine el konuldu.

Hükümet, son olarak; yasa dışı döviz işlem ve döviz transferlerini gerekçe göstererek, milyarder Juan Carlos Escotet’in sahibi olduğu Banesco Banco Universal’in yönetimine 90 gün için el koydu.

Hiperenflasyon; bankaların, varlıklarını eritti.

Para çekme ve kredi kullanımı, talep konusu ile sınırlı.

Perakende ve Toptan Ticaret

Sektörde; faaliyet gösteren, marketler zinciri bulunan yerli-yabancı şirketler var. Bu sektör; Beyaz orta-elit sınıfın, kontrol ettiği-yön-şekil verdiği sektörlerin başında gelir.

Makro Veriler Açısından

2018 için hükümetin; ekonomik veriler hakkında, resmi bir açıklaması yok.

IMF’ye göre, GSYİH; 96 milyar dolar, ekonomik büyüme; – % 18, kişi başı gelir; 3.300 dolar, işsizlik; % 33, enflasyon; % 1.370.000, kamu borcu; 159 milyar dolar, dış borç; 140 milyar dolar (PDVSA’nın 40 milyar dolarlık borcu ile birlikte), cari fazla; 5,9 milyar dolar, altın dâhil döviz rezervi; 9,7 milyar dolardır (2017 sonu).

Bu, doğru mu?

Tartışılır. Zira bunun, iki nedeni vardır. Birincisi; IMF’nin, siyasi bir yaklaşımı mevcuttur. İkincisi; enflasyon ve kurun, “ne olduğu” belli olmadığı, değişik rakamların telaffuz edildiği bir ülkede, en başta milli geliri, dolar cinsinden, doğru olarak hesaplamanız mümkün değildir.

Krizden Refaha, Refahtan Krize

Venezuela, bir petrol ülkesi. İhracatının % 95’i, petrol ile ilgili. Haliyle petrol fiyat ve talebinin arttığı dönemlerde; kalkınma-refahı, düştüğü dönemlerde ise çöküş-krizi yaşadı.

Chavez’in başkan seçildiği 1998’de; halkın % 80’i, “açlık sınırı” kabul edilen bir gelir seviyesinin altında bulunuyordu. Eğitimli, orta ve elit kesimi oluşturan beyazların; yönetim ve ekonomide, vazgeçilmez bir ağırlığı vardı.

ABD’nin karşı olmasına, askeri darbeye varan muhalefete rağmen; 2002’de küresel ekonominin büyüme sürecine girmesi, Dünya petrol talebinin artması, petrol fiyatının 30’lu dolar/varil seviyesinden 139 dolara/ varil kadar yükselmesi ile bir kalkınma-refah dönemini yaşadı.

Öyle ki 2000’de 118 milyar dolar olan milli gelir; 2010’da 294 milyar dolara, kişi başı gelir; 4.824 dolardan 10.317 dolara yükseldi. İşsizlik; % 14’ten, % 7,5’e düştü.

Ulaşım, iletişim, eğitim, sağlık alanında önemli adımlar atıldı. Elektrik, su, telefon, doğalgaz, akaryakıt sübvanse edildi. Eğitim-sağlık, parasız hale getirildi. Maaş-ücretlere, enflasyon üzerinde zam yapıldı.

Yoksula gıda yardımı yapıldı, ev dağıtıldı. Yani düşük-dar gelirli halkın, yaşam şartları iyileştirildi.

2014’te petrol fiyatının düşüşe geçmesi ile petrol geliri azaldı, bir de kamulaştırmadan kaynaklanan ard arda gelen tahkim tazminatlarıyla karşılaştı.

2015’te Muhalefetin Çatı Koalisyonu’nun Ulusal Meclis’te çoğunluğa ulaşması; siyasi sorunu doğurdu, ABD’nin yaptırım kararı da; petrol ihracatını, 3,2 milyon varilden/günlük 2,6 milyon varile düşürdü.

Haliyle 2016’da GSYİH; 236 milyar dolar, ekonomik büyüme – % 16,5, kişi başı gelir; 7.690 dolar, tas./GSYİH; % 8,6, toplam yatırım/GSYİH; % 15,4, işsizlik; % 20, enflasyon; % 254, toplam kamu borcu/GSYİH; % 31, cari açık; – 3,8 milyar dolar oldu.

Petrol gelirinin azalması, tasarrufun erimesi; ekonomi-mali yapı için kötü bir mesaj verse de, yatırımlar devam etti, sosyal politikalardan ödün verilmedi. Bu da ekonomideki kırılmayı tetikledi.

Hiperenflasyon

2017’de; düğmeye basılmış gibi, iktidar ile muhalefet arasında bir çatışma yaşandı. Bu çatışma; önce sokakta, daha sonra da piyasada kendini gösterdi.

Hükümet; maaş-ücretlere enflasyon üzerinde zam yaparken, piyasada fiyatlar kat-kat arttı, adeta bir zam-fiyat yarışı başladı. Yerli ve yabancı sermaye çıkışı, tavan yaptı (kimine göre; bugüne kadar, yurtdışına kaçan para 120 milyar doları buldu).

Bütçe açığı giderek büyüdü, piyasaya sürekli likidite verildi. 33 milyar dolarlık döviz rezervi 3 milyar dolara (Altın hariç) düşerken, enflasyon önce üç daha sonra da 6 haneli rakama tırmandı.

Kısaca; olayın biri mali-ekonomik, diğeri de manipülatif olmak üzere iki ayağı vardır.

Temel tüketim malları kıtlığının nedeni nedir?

Bunun nedenini; “döviz kıtlığı, ithal girdi sıkıntısı, kur ve maliyet artışı, fiyat kontrolü, üretim düşüşü, otorite boşluğu, stokçuluk, illegalite, karaborsa, spekülasyon, manipülasyon” olarak formülüze edebiliriz.

Otorite Boşluğu Var

Karaborsa piyasasında, “kartel” denilen örgütlü gruplar var. Devlet; bazı bölgelerde, kontrolü kaybetmiş. Öyle ki altın madeninin olduğu birçok yerde, kontrolü “sendika” ya da “çete” denilen silahlı gruplar sağlıyor. Bunların, belli kuralları ve yaptırımları var. Bu, bölge halkı ve silahlı grupların altın maden ocaklarına el koymasından bu yana böyle devam ediyor. Kimi; bunların devlet kontrolünde olduğunu söylerken, kimi de; olayların fitilini ateşlemekten çekinildiğini söylüyor.

Nedeni, siyasi mi?

Ülkede, Ulusal Meclis ile kısmen tanınan Kurucu Ulusal Meclis var. Bunun dışında; biri yasal, biri de kendi kendini “geçici devlet başkanı” ilan etmiş iki devlet başkanı bulunuyor.

Guaido; kendi kendini “geçici devlet başkanı” ilan etmiş, ayaklanma- darbe çağrısı yapıyor, ancak ortalıkta elini kolunu sallayarak dolaşıyor, yurt dışı çıkış yasağına uyduğu yok. Hakkında verilen; “15 yıl boyunca kamu hizmetinden men” cezasının, pratikteki geçerliliği ise bilinmiyor.

ABD’nin; ülke üst yönetimi hakkında, almış olduğu bir yaptırım kararı var. Bunun; bürokratlar üzerinde, öyle veya böyle bir etkisi görülüyor.

Venezuela’nın; otorite boşluğuna son verecek sivil-askeri bir gücü var, ancak; bu, siyasi bir iradeyi gerekli kılıyor.

Maduro, neden çekiniyor?

Maduro; ülkenin, hassas bir dönemden geçtiğini biliyor. Sebebi ne olursa olsun; çatışmayı tetikleyecek bir olaya meydan vermek, tetiği çeken ilk kişi olmak istemiyor.

Ekonomik krizi, atlatabilir mi?

Hükümet; Haziran 2017’de dış borç anapara ve faiz ödemelerini durdurdu, 120 milyar dolarlık dış borcunu yeniden yapılandırdı.

Ağustos 2018’de; para birimi olan Bolivar’dan beş sıfır attı, Egemen Bolivar’ı piyasaya sürdü, bunu kripto para Petro’ya sabitledi.

Enflasyona karşı bir dizi karar aldı, özel teşebbüsü uzlaşmaya çağırdı, ancak enflasyon ile başa çıkamadı.

Mali-ekonomik dengeyi sağlamada, 25-30 milyar dolarlık bir kaynağa ihtiyacı var. Borçlanma oranı düşük, petrol-altın zengini bir ülkenin; bu kaynağı temin etmesi hiç de zor değil. Ancak; önünde duran, ciddi bir dış engel var.

Merkez Bankası’na ait dövize ABD, altına İngiltere el koymuş. Bunun için, sahip olduğu bir kısım altın-döviz rezervini kullanamıyor. ABD’nin mali yaptırımı nedeniyle, Batı ülkelerinden kredi bulması da mümkün değil.

ABD ticari yaptırımının getirdiği bir engel var. Haliyle birçok ülke, Venezuela ile ticaret yapmaktan çekiniyor. Rusya-Çin, ABD-İngiltere etki alanında olmakla birlikte çıkarı doğrultusunda hareket eden Hindistan, ekonomisine nefes veren ülkeler. Bunların; arkasında, “ne ölçüde, ne zamana kadar” duracağı ise belli değil.

Hükümet; tarımda üretimi artırmayı, ABD ile ilgili petrol ihracat kaybını Hindistan ve diğer ülkelere yapacağı ihracatla telafi etmeyi düşünüyor.

ABD için önemi nedir?

ABD’nin ekonomik operasyonda kullandığı; biri dolar, diğeri de petrol olmak üzere iki araç vardır.

Parasal genişlemeyle; kredi bolluğu, daralmayla; kredi kıtlığı yaratıyor, haliyle küresel ekonomiye yön veriyor, kaynak kıtlığı var olan ülkelerin ekonomisini derinden etkiliyor.

Petrol fiyatına ayar vermede, dünyanın en büyük petrol üreticisi olan Suudi Arabistan’dan istifade ediyor. Ayrıca dünyanın en büyük petrol rezervine sahip olan Venezuela’yı kontrol altına alması, bu konuda bir avantaja daha sahip olması demektir.

En önemlisi ise; hâkimiyet alanı olarak gördüğü arka bahçesinde bir sorun istemiyor, Venezuela’nın Latin Amerika ülkeleri için model ülke olmasından endişe duyuyor.

ABD’nin hedef ve stratejisi nedir?

ABD’nin; öteden beri önce Chavez, daha sonra Maduro iktidarını hedef alan bir politikası var. Bugün ise; ülkedeki mali ve ekonomik krizden istifade ederek, Maduro iktidarına son vermek istiyor. Bu konuda da; A, B, C vb planları var.

A Planı

Mali-ticari yaptırımlar ile üst yönetim hakkında yaptırım kararı aldı; krizi derinleştirdi, çözümünü zorlaştırdı. Maduro’yu yalnızlaştırmayı, nihayetinde pes edip, istifa etmesini amaçladı.

B Planı

Guaido’yu; kurtarıcı olarak gösterdi, taraftarına cesaret verdi, bir halk ayaklanması ve askeri darbeyi teşvik etti.

C Planı

ABD Başkanı Trump, bir askeri müdahale seçeneğini dile getirdi.

Neticede, Maduro; istifa etmedi, Guaido’nun girişimleri; boşa çıktı, bir de ABD-Kolombiya başkanı ile birlikte poz vermeyle halktan tepki aldı, Ordu; darbeye karşı çıktı, Kolombiya sessiz kalırken Brezilya ve AB askeri müdahaleyi uygun bulmadı.

Niçin?

Bu; iktidar ve muhalefetin, analiz ve yorumu ile ilgilidir.

İktidar-Muhalefet Karşılaştırması

Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi (PSUV), iktidarda yer alan ülkenin en büyük partisi. Marksist Sosyalist değil, Bolivarcı Sosyalist bir parti.

Taraftarının büyük bir kısmı; nüfusun çoğunluğunu oluşturan alt gelir grubunda yer alan “Mestizos, mulattos, zambos” denilen melezler ile zenci ve yerlilerden oluşuyor, haliyle bunların partisi görünümünde.

Halk Meclisleri, köylü-işçi sendika ve öğrenci dernekleri, milislerden oluşan örgütlü bir altyapıya sahiptir.

Muhalefet; sağ-sol yelpazede yer alan, köklü geçmişi ve ABD ile girift ilişkileri olan irili ufaklı partilerden oluşuyor.

Beyaz orta-elit kesimin dışında, örgütlü bir altyapısı yok. Beyaz orta- elit kesimin partileri görünümündedir.

Bu hali ile siyasi mücadelenin, etnik-sınıfsal bir özelliği var.

Muhalefetin; orta-elit kesimin yaşadığı Caracas’ın merkezi ve üç-dört eyalet dışında, çoğunlukta olduğu bir bölge yok.

23 validen 19’u, 335 belediye başkanından 300’ü Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi (PSUV) taraftarı.

Ordu’nun Gücü

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu’nun (IISS) The Military Balance 2018 raporuna göre; Venezuela Ordusu’nun asker sayısı, 123.000. Ayrıca 220.000 milisten oluşan, Ulusal Halk Ordusu var.

Venezuela Ordusu; genel olarak, Rus yapımı silah-araç-mühimmat ile donatılmış. Ancak; Amerikan-İngiliz-Fransız-Alman-İtalyan-Çin yapımı silah-araç-mühimmatın da önemli bir yeri bulunuyor.

Komşuları Kolombiya ve Brezilya ile karşılaştırıldığında; durumu parlak görülmese de, teknik açıdan onların gerisinde sayılamaz. Hatta Çin radar sistemi ile geri teknolojiyi içerse de kısa-orta menzili füzelerden oluşan hava savunması, Brezilya ve Kolombiya’dan ileri seviyededir.

Askeri darbe olur mu?

Nisan 2002 Askeri Darbe sonrasında; darbeci askerler Ordu’dan atıldı, Chavez karşıtı askerler tasfiye edildi, Chavez’e yakın isimler Ordu’nun üst yönetimine getirildi.

Bir de; darbenin başarısız olması, ülkenin iç savaşa sürüklenmesi gibi bir ihtimal var. Zira Venezuela Ordusu’nun, milislerden oluşan Ulusal Halk Ordusu ile karşı karşıya kalması söz konusu olabilir. Ülkenin fiziki şartları ve kentlerin yapısı da buna çok uygun.

Ne olur?

Gerek iktidar; gerekse muhalefet, bir bekleyiş sürecine girdi. Yani her iki taraf, karşıdan gelecek bir hamleyi bekliyor.

Paramiliter grupların ülkeye girdiği, silahlı eylem-suikastlara girişeceği söyleniyor. Bu, bir tehlikeyi akla getiriyor. Zira bunun; ülkeyi anarşi ve kaosa sürüklemesi, “Suriyeleştirmesi” gibi bir sonucu doğurması söz konusu.

 

 

 

 

Safter TANIK
Safter TANIKsaftertanik@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments