SAKIN VURMA!

Asena Kınacı Moral

ŞEHİR VE İNSAN

Ahmet URFALI

69. MİLLİ DİRENİŞ GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN

Bu haber 03 Mayıs 2013 - 0:38 'de eklendi ve 2.149 kez görüntülendi.

69. MİLLİ DİRENİŞ GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN

Gültekin Öztürk

“3 Mayıs 1944 bir bayram değil, milli şuurun ayaklanmasıdır”

 

Evet, bugün idrak ettiğimiz, andığımız “3 Mayıs Türkçüler Günü” H. Nihal Atsız tarafından aynen böyle tanımlanmıştır.

 

Türkçü önder Nihal Atsız’ın milli kıyam diye adlandırdığı bugün, 1920’de kurulan Türk Milli Devletini yıkmak amacıyla başlatılan saldırılara karşı Türk Milliyetçilerinin 1944’de “Milli Direnişi/Kuvva-i Milliyeyi” tekrar başlatmasının 69. yıldönümüdür.

 

8. Yüzyıldan itibaren İslamiyet ile buluşan Türkler, büyük topluluklar halinde İslam dinini benimsemiş ve kısa sürede içinde “İslam dininin hem bayraktarlığını hem de koruyuculuğu” göreviniüstlenmişlerdir.

 

9. Yüzyıldan itibaren tarih sahnesine çıkmaya başlayan Müslüman Türk devletleri İslam dünyasında siyasi önderliği ele geçirerek 11. yüzyılda başlayan büyük haçlı saldırılarını durdurarak tarihin akışını değiştirmiştir.

 

Müslüman Türkler bu başarılarından güç alarak büyük kitleler halinde batıya doğru akmış ve ancak Viyana önlerinde durdurulabilen Türk-İslam fetihlerini başlatmışlardır.

 

Batı/ön Asya’da, Ortadoğu’da, Kuzey Afrika’da, Doğu Avrupa’da egemen olmuş ve bu coğrafyalara yüzyıllarca adaletle hükmederek “Türk- İslam mührünü” basmışlardır.

Ne var ki Türkler, üstlendikleri yeni dini misyonları sebebiyle siyasi ve askeri alanda gösterdikleri başarıyı devletlerinin milli kimliğini koruma konusunda gösterememişlerdir.

 

Üç kıtada kurdukları devletler kısa sürede milli devlet olma özeliğinden uzaklaşmış, cemaatler ve ümmetlerin oluşturduğu heterojen siyasi yapılara evirilmişlerdir.

 

Özellikle Osmanlı Devletimiz, 17. yüzyıldan sonra millilik vasfından “Türklüğünü” inkâr edecek kadar uzaklaşmıştır. (1)

 

Osmanlı devletinin, 1774’de girdiği yıkılış sürecini durdurmak için aldığı nafile tedbirler durumunu daha da kötüleştirmiş ve 19. yüzyılda parçalanma süreci başlamıştır.

 

Devlet, kötü gidişata son vermek için Dimyat’a pirinç niyetine girdiği 1. Dünya Savaşından yenik çıkarak evdeki bulgurdan da olmuştur.

 

1918’de imzaladığı ateşkes anlaşmasıyla vatan topraklarını emperyalistlerin işgaline açmış, esaretin pençesine düşmüştür.

 

Ata yadigârı son vatan topraklarının da paylaşıldığını, hürriyetlerinin ellerinden alınarak köleleştirilmek istendiklerini gören “Türk Milliyetçileri, Mustafa Kemal ve arkadaşları önderliğinde milli şuurun şahlanış hareketi olan Türk Kurtuluş Savaşını” başlatmışlardır.

 

Dünya Savaşının galipleri olan emperyalistler, Türk’ün kahramanlığı karşısında fazla direnememiş ve yenilgiyi kabul ederek barış masasına oturmak zorunda kalmışlardır.

 

Sonuç olarak da 24 Temmuz 1923’de Lozan Barış Anlaşmasını imzalayarak kimliğini taşımaktan onur duyduğum Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemenlik ve bağımsızlığını tanımaya mecbur olmuşlardır.

 

Türkler, dünyanın hayran olduğu muazzam bir askeri/siyasi zafer kazanarak Başbuğ Mustafa Kemal ve dava arkadaşları önderliğinde “1000 yıl aradan sonra yeniden bir Milli Devlet” kurma başarısını göstermişlerdir.

 

Ancak “Türk milli varlığını zorunlu olarak kabul eden hevesleri kursaklarında bırakılmış emperyalistler ve onların içimizdeki yerli işbirlikçileri” hain emellerinden asla vazgeçmemişlerdir.

Emperyalistler, Atatürk’ün ölümü ile birlikte “Türk Milli Devletini değiştirip dönüştürerek ele geçirmek için” var güçleriyle harekete geçmişlerdir.

 

2. Dünya Savaşının yarattığı koşulları da kullanan emperyalistler “İktidarda olanların basiretsizliğinden/gafletinden yararlanmış, hükümet içinden devşirdikleri hainleri de kullanarak” milli devletimize karşı ölümcül saldırılarını yeniden başlatmışlardır.

 

Bu saldırılara karşı hükümetin sessiz kalması hatta bazı bakanların/yüksek bürokratların ihanet düzeyinde emperyalistlerle işbirliği yapması sebebiyle milli devlet kuruluş felsefesinden hızla uzaklaştırılmaya başlamıştır

 

Türk Milliyetçileri tıpkı 1919’da olduğu gibi milli bir şahlanış göstermiş ve 1944’de “devleti yönetenlerin bugünkü gibi milli ilke ve ülkülerden hızla uzaklaşılmasına karşı sert tepki vererek” milli devlete saldırıları önlemek için harekete geçmişlerdir.

 

Cennet mekân Atsız Beğimiz öncülüğünde ”Türk Milliyetçileri 1944 yılında Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk demokratik milli direnişini” başlatmışlardır.

Atsız, Cumhurbaşkanına, Başbakana, bakana tepkilerini dile getiren açık mektuplar yayınlamış ve Türk Milliyetçilerini harekete geçirmiştir.

 

Örneğin henüz DTCF’de öğrenci olan Osman Yüksel Serdengeçti okuldan kovulmayı göze alarak “Yüksek mevkilerin alçak vekili” diye Milli Eğitim bakanına tepkisini dile getiren mektup vermiştir.

 

Çok sayıda milliyetçi aydın,  yayınladıkları yazılarla, giriştikleri eylemlerle Türk gençliğinin milli şuurunu harekete geçirmişlerdir.

 

Maalesef başta Cumhurbaşkanı İnönü ve hükümeti bu “demokratik milli direnişi/tepkiyi” şiddet kullanarak, gestapo yöntemleriyle bastırmak istemiştir.

 

İşte bugün hatırladığımız/andığımız “3 Mayıs 1944 Türkçüler Günü”,  milli devletimizi tehdit eden komünist emperyalizmine dikkat çekmek isteyen Türkçüler hakkında tarihimizin yüzkarası olan “Irkçılık-Turancılık suçlaması ile açılan davanın ilk duruşmasının başladığı zulüm gündür.”

 

3 Mayıs, Türkçülerin millet ve devletlerine yönelen tahdidi bertaraf etmek için gösterdikleri demokratik direniş sebebiyle planları bozulan hainlerin “Savcı Kazım Alöç ve Emniyet Müdürü Ahmet Demir” gibiler eliyle uyguladıkları insanlık dışı işkenceleri, çektikleri acıları hatırlama/hatırlatma günüdür.

 

3 Mayıs, Türk Milletinin saldırılar karşısında 1944’de titreyerek kendine geldiği ve tıpkı bugün olduğu gibi “Silkinerek devletine sahip çıktığı milli uyanış gündür.” 

 

3 Mayıs, Türk Milliyetçilerinin kendilerine tabutluklarda yapılanların unutulmamasını sağlamak için her yıl andıkları bir kahır günüdür ve bu sebepledir ki “3 Mayıs Türkçüler Günü bir bayram değil, millet yolunda çekilen acıları anma günüdür”

 

Bu yazımda 3 Mayıs 1944’de vicdansızca “Irkçılık ve Turancılık” suçlaması ile karşılaşan, coplanan, tutuklanan, işkence gören, yargılanan milli kahramanlarımızın ebediyen hatırlanmalarına, şükranla, rahmetle anılmalarına katkı vermek için tamamını ismen zikretmek isterdim.

Başta “Türk Milli Direnişinin önderi Cennet mekân H. Nihal Atsız” ve işkenceden geçirilmiş yüzlerce Türk Milliyetçisinin isimlerinin kalbimizde ve zihnimizde olduğuna hiç şüphe yoktur.

 

Ancak “1944 Milli Şuur Ayaklanmasının Kahramanlarının” tamamının isimleri, bu yazının kapasitesinin çok ama çok üstündedir.

Bu sebeple burada adlarını zikredemediğim Türk büyüklerimizin beni bağışlamalarını dileyerek sadece bu günü bizlere armağan bırakan en öndekileri hatırlatacağım.(2)

 

Bu milli kahramanlardan 1944’de tutuklanarak Tophane askeri Cezaevine kapatılan asker kimlikli Türkçüler, tahliye edildikten sonra tutuklu kaldıkları Tophane’de buluşmuş ve “Çekilen acıları, yapılan işkenceleri, zulümleri hatırlamak ve hatırlatmak için Türkçüler ve Kurtuluş Günü” adıyla 3 Mayıs 1945’de ilk anma toplantısını tertiplemişlerdir.

 

Bu milli anma gününü bizlere miras bırakan kahramanlarımız şu mümtaz şahsiyetlerdir;

 

  • Dr. Yüzbaşı Hasan Ferit Cansever
  • Dr. Üsteğmen Fethi Tevetoğlu
  • Piyade Üsteğmen Alparslan Türkeş
  • Piyade Üsteğmen Nurullah Barıman
  • Topçu Asteğmen Zeki Özgür Sofuoğlu
  • Ulaştırma Asteğmen Fazıl Hisarcıklı

  

 

 

 

3 Mayıs 1944’ün bu 69. yıldönümünde başta Başbuğumuz Alparslan Türkeş ve büyük Türk düşünürü Nihal Atsız Beğimiz olmak üzere bütün milli kahramanlarımızı şükranla, sevgiyle ve rahmetle anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.

 

Ebediyete intikal etmiş Türk Büyüklerimiz ve Kahraman Ecdadım,

 

3 Mayıs 2013’de de tıpkı 70 yıl önce olduğu gibi milli devletimiz, aziz milletimiz geçmiştekilerden daha ağır ve organize bir saldırı altındadır. (3)

 

Ancak evlatlarınız olan Türk Milliyetçileri/ Türk Ülkücüleri geçmişte sizlerin yaptığı gibi her türlü engellemeye rağmen emanetlerinize sahip çıkmak için görev başındadır müsterih olunuz.

 

Manevi huzurlarınızda bütün Ülküdaşlarım gibi ben de “Türklük Davasının Kutsal Sancağını” yere düşürmeyeceğime, lekeletmeyeceğime ve hayatım pahasına ona sahip çıkacağıma namusum ve şerefim üzerine and içerim.

 

 

Ne Mutlu Türk’üm diyene!

 

——————–

 

(1) http://www.haberiniz.com.tr/yazilar/koseyazisi70060-Ya_Turk_Sorunu%E2%80%A6.html

 

https://www.ulkucukadro.com/ya-turk-sorunu/

http://www.ulkuyaz.org/ya-turk-sorunu/

 

(2)  http://www.haberiniz.com.tr/yazilar/koseyazisi53614-3_Mayis_Turkculer_Ve_Kurtulus_Gunu.html

 

İçişler Bakanlığının “1944 Irkçılık –Turancılık dosyasının” en başında yer alan isimler.

  1. H. Nihal Atsız
  2. Samet Ağaoğlu
  3. Remzi Oğuz Arık
  4. Orhan Şaik Gökay
  5. Abdulkadir İnan
  6. Necdet Sançar
  7. Mukrimin Halil Yinanç
  8. Mustafa Hakkı Akansel
  9. Mehmet Altunbay
  10.  Bedriye Atsız
  11.  Ahmet Caferoğlu
  12. H. Hüsnü Emir Erkilet
  13.  Ziyaettin Fahri Findıkoğlu
  14.  Avni Gencelli
  15.  Hüseyin Avni Göktürk
  16.  Yusuf  Kadıgil
  17.  Kadircan Kaflı
  18.  Tahir Akın Karauğuz
  19.  Zeki Velidi Togan
  20.  Muharrem Feyzi Togay
  21.  Osman Turan
  22.  Uluğ Turanlıoğlu
  23.  İsmet Rasin Tümtürk
  24.  Reha Oğuz Türkan
  25.  Cafer Seydahmet Kinmer
  26.  Akdes Nimet Kurat
  27.  Mustafa Müftüoğlu
  28.  Cemal Oğuz Öcal
  29.  Hüseyin Namık Orkun
  30.  Hamza Sadi Özbek
  31.  Peyami Sefa
  32.  San’an Azer
  33.  Zeki Sofuoğlu
  34.  İzzeddin Şadan Tasbihcioğlu
  35.  Ali Dursun Tevet
  36.  Fethi Tevetoğlu
  37.  Gülcan Tevetoğlu
  38.  M. Şakir Ülkütaşır
  39.  A. Haydar Yeşilyurt
  40.  İsmail Hakkı Yılanlıoğlu
  41.  Elmas Yıldırım
  42.  Hasan Ferit Cansever
  43.  Said Bilgiç
  44.  Hikmet Tanyu
  45.  Muzaffer Eriş
  46.  Cabbar Şenel
  47.  Nurullah Barıman
  48.  Cihat Savaşfer
  49.  Fazıl Hisarcıklı
  50.  Fehiman Altan Tokluoğlu
  51.  Saim Bayrak
  52.  Hasan Ferid
  53.  Nurullah Balaban ve binlerce milli kahraman…..

 

(3)  http://www.haberiniz.com.tr/yazilar/koseyazisi75038-Ey_Turk_Kendine_Don.html

https://www.ulkucukadro.com/ey-turk-kendine-don/

http://www.haberiniz.com.tr/yazilar/koseyazisi72375-Bu_da_Benim_Yol_Haritam.html

 

https://www.ulkucukadro.com/bu-da-benim-yol-haritam/

 

http://www.ulkuyaz.org/ey-turk-kendine-don/

http://www.ulkuyaz.org/bu-da-benim-yol-haritam/

 

 

 

 

Gültekin ÖZTÜRK
Gültekin ÖZTÜRKgzsiva@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments