DOLAR
8,2774
EURO
10,0786
ALTIN
488,77
BIST
1.461
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
22°C
Perşembe Az Bulutlu
23°C
Cuma Az Bulutlu
25°C
Cumartesi Az Bulutlu
28°C
BİR DAĞ DAHA GÖÇTÜ  Kenan EROĞLU (Celal Doğru’nun Ardından)  Çok değerli arkadaşım, kardeşim Celal Doğru’nun vefatı üzerine bir yazı yazmak pek aklıma gelmezdi. O hastaydı ve yatıyordu, fakat vefat edeceğini üzerine konduramıyorduk.   Ne diyelim Allah Rahmet eylesin.  1970’li yıllarda “Genç Ülkücüler Teşkilatı”nda ben yönetim kurulunda görev yaparken kendisiyle tanışmış,n1971 den itibaren arkadaşlığımızı...
YENİ ANAYASA YAZILIRKEN Fahrettin Masum BUDAK     Bir süreden beri, bazı partilerde yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğuna dair  görüş beyanatları duymaya ve bu demeçleri gazetelerde okumaya başlamıştık. Bu doğrultuda MHP ile AKP’nin biraz daha  ön alarak yeni anayasa taslakları hazırlamak için kolları sıvadıkları gelen haberler arasındaydı. Nitekim bunun sözde kalmadığını ve ete...
 YUNAN İTTİFAKI VOLKAN YAŞAR BERBER         23 ocak 1913 tarihinde sadrazamlığa getirilen Mahmut Şevket Paşa, Balkan savaşının lehte netice vermeyeceğini sezerek kişisel gayretlerde bulunmuştur. Yıldız sarayında Maliye nazırı ile beraber ön istişaresini yaptıktan sonra diğer nazırlarla beraber topluca yemek yerler. Nazırlar odasında toplanılarak ilk defa bilahare kendileri Yunan ittifakı metnini açık...
ZİYA GÖKALPLE İLGİLİ ANILAR  Kenan EROĞLU               Büyük mütefekkirimiz Ziya Gökalp konusuna devam ediyoruz.               Daha önce de belirttim. Ziya Gökalp gibi büyük bir düşünürümüzü ne yazık ki yeteri kadar tanıyamıyoruz. Onun vefatından sonra 20 yılı geçkin bir süre kendisinin neredeyse unutulmaya terk edildiğini, hatta ders kitabı olarak yazdığı bazı eserlerinin basılmak...

Senede Bir Gün Öyle mi?

Senede Bir Gün Öyle mi?

‘Annelerimiz için’
Kapitalist sistem, tüketim çılgınlığını masum duyguları kullanarak yaygınlaştırıyor. Sevgililer, babalar, anneler, avukatlar, öğretmenler, akıllılar, deliler vs. günü diye yılın günlerini paylaştırıp duruyor.

Masum duygularımızı kullanıyorlar. Sevgimizi, saygımızı alet ederek sömürüyorlar bizi ‘Anacığım’.

Herkese bir gün vermişler, hediyeleşin de bizim cebimiz dolsun, ötesi tufan diyorlar.

Sevdiklerimizi, saydıklarımızı, senede tek bir gün aramak, gönlünü almak ve sonra unutmak…

Anma günleri dedikleri işin aslı esası ve sonucu bu değil midir be Canım Anam….

Ülkelere göre yılın değişik aylarında bir günü de analara ayırmışlar. Sağ olsunlar bizim için de Mayısın ikinci Pazar gününü “Anneler Günü”  olarak belirlemişler‘Anacığım’.

Bu yıl için 11 Mayıs “Anneler Günü” olarak kutlanacak. Ben değil kapitalist sistem böyle istiyor, böyle diyor‘Anacığım’.

Bana göre böyle şey olmaz/olmamalı ama egemen irade öyle buyuruyor ne edelim Ana…

Bilesin ki bana göre bütün zamanlar, bütün mekânlar senindir ‘Anacığım’.

Cennet’in bile senin ayaklarının altında olduğunu bilirim/inanırım Ana…

Elbette anasını, atasını baş üstünde tutanlar çoktur. Bunlar için yılın her günü saydıklarının, sevdiklerinin günüdür ve onlara sözümüz yoktur.

Ancak bazı tanıdıklarım var ki Ana; Sene de bir gün atasının evine veya mezarına uğrar ve sonra onu arkasına bakmadan, yalnızlığa bırakıp gider. Yine kimileri var ki analarını huzurevi veya yaşlılar bakımevine terk etmiştir. Bunlar, bir elleri yağda diğeri balda, tuzları kuru olanlardır. Bugün “Anneler Günü”  ya;  şöyle bir uğrayıp el öper ve o mübarek kadını kederiyle baş başa bırakıp giderler Ana…

Allah şahidimdir; Göçüp giden cisminin yerine resmin her daim başucumdadır.  Belli etmezdim ama sözlerin her daim kulağıma küpe olmuştur Ana…

“Şahmaran’ı” dinlerken dizinde uyuyakaldığımı da çamurlara bulanıp geldiğimde yediğim süpürge dayağını da bacaklarınla sıkıştırıp kaynar suyla yuduğunu da unutmadım. Öfkeni, işaret ile küfürünü, hayır duanı ve yanağımı okşayan elinin sıcaklığını billahi özledim Ana…

Gardiyan, kapıarasına getirdiğinde parmaklıkları sallayarak “Neden kodular ki seni bu dama yavrum!” diye feryadını da giderken “Merak etme hanen önce Allah’a sonra bana emanet” derken verdiğin güvenceyi de unutmadım Ana…

Hani o köfteliği çalan kedin var ya; O çoğalmış, hepsi birbirine benziyor sayamadım. Babam “Esme’nin emanetidir onlar, sakın kovamayın haaa!” diye bilmem kaç kediye onca yıldır gözü gibi bakıyor bilesin. Babam için sen neymişsin, ne kadar kıymetliymişsin ve ne büyük sevmiş seni babam be Ana…

Cennet’ten uzanan mübarek elinle okşuyorsun şu an saçlarımı hissediyorum “Karakaşlım, duam seninledir”sözlerini duyuyorum. Ne desem, ne söylesem duygularımı anlatamam. Ne etsem sana olan sevgimi, saygımı özlemimi göstermeye yetmez biliyorum nur içinde ol Ana…

Gözlerim doldu ağlamadan sözün özünü, özetini diyeyim sana Ana; Özledim, yokluğuna alışamadım seni çok ama çok seviyor ve arıyorum Ana…

Ellerinden hasretle öpüyorum ‘Canım Anacığım’.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.