YOLLARDA

Kemal Çopuroğlu

Senede Bir Gün Öyle mi?

Bu haber 12 Mayıs 2014 - 18:55 'de eklendi ve 703 kez görüntülendi.

‘Annelerimiz için’
Kapitalist sistem, tüketim çılgınlığını masum duyguları kullanarak yaygınlaştırıyor. Sevgililer, babalar, anneler, avukatlar, öğretmenler, akıllılar, deliler vs. günü diye yılın günlerini paylaştırıp duruyor.

Masum duygularımızı kullanıyorlar. Sevgimizi, saygımızı alet ederek sömürüyorlar bizi ‘Anacığım’.

Herkese bir gün vermişler, hediyeleşin de bizim cebimiz dolsun, ötesi tufan diyorlar.

Sevdiklerimizi, saydıklarımızı, senede tek bir gün aramak, gönlünü almak ve sonra unutmak…

Anma günleri dedikleri işin aslı esası ve sonucu bu değil midir be Canım Anam….

Ülkelere göre yılın değişik aylarında bir günü de analara ayırmışlar. Sağ olsunlar bizim için de Mayısın ikinci Pazar gününü “Anneler Günü”  olarak belirlemişler‘Anacığım’.

Bu yıl için 11 Mayıs “Anneler Günü” olarak kutlanacak. Ben değil kapitalist sistem böyle istiyor, böyle diyor‘Anacığım’.

Bana göre böyle şey olmaz/olmamalı ama egemen irade öyle buyuruyor ne edelim Ana…

Bilesin ki bana göre bütün zamanlar, bütün mekânlar senindir ‘Anacığım’.

Cennet’in bile senin ayaklarının altında olduğunu bilirim/inanırım Ana…

Elbette anasını, atasını baş üstünde tutanlar çoktur. Bunlar için yılın her günü saydıklarının, sevdiklerinin günüdür ve onlara sözümüz yoktur.

Ancak bazı tanıdıklarım var ki Ana; Sene de bir gün atasının evine veya mezarına uğrar ve sonra onu arkasına bakmadan, yalnızlığa bırakıp gider. Yine kimileri var ki analarını huzurevi veya yaşlılar bakımevine terk etmiştir. Bunlar, bir elleri yağda diğeri balda, tuzları kuru olanlardır. Bugün “Anneler Günü”  ya;  şöyle bir uğrayıp el öper ve o mübarek kadını kederiyle baş başa bırakıp giderler Ana…

Allah şahidimdir; Göçüp giden cisminin yerine resmin her daim başucumdadır.  Belli etmezdim ama sözlerin her daim kulağıma küpe olmuştur Ana…

“Şahmaran’ı” dinlerken dizinde uyuyakaldığımı da çamurlara bulanıp geldiğimde yediğim süpürge dayağını da bacaklarınla sıkıştırıp kaynar suyla yuduğunu da unutmadım. Öfkeni, işaret ile küfürünü, hayır duanı ve yanağımı okşayan elinin sıcaklığını billahi özledim Ana…

Gardiyan, kapıarasına getirdiğinde parmaklıkları sallayarak “Neden kodular ki seni bu dama yavrum!” diye feryadını da giderken “Merak etme hanen önce Allah’a sonra bana emanet” derken verdiğin güvenceyi de unutmadım Ana…

Hani o köfteliği çalan kedin var ya; O çoğalmış, hepsi birbirine benziyor sayamadım. Babam “Esme’nin emanetidir onlar, sakın kovamayın haaa!” diye bilmem kaç kediye onca yıldır gözü gibi bakıyor bilesin. Babam için sen neymişsin, ne kadar kıymetliymişsin ve ne büyük sevmiş seni babam be Ana…

Cennet’ten uzanan mübarek elinle okşuyorsun şu an saçlarımı hissediyorum “Karakaşlım, duam seninledir”sözlerini duyuyorum. Ne desem, ne söylesem duygularımı anlatamam. Ne etsem sana olan sevgimi, saygımı özlemimi göstermeye yetmez biliyorum nur içinde ol Ana…

Gözlerim doldu ağlamadan sözün özünü, özetini diyeyim sana Ana; Özledim, yokluğuna alışamadım seni çok ama çok seviyor ve arıyorum Ana…

Ellerinden hasretle öpüyorum ‘Canım Anacığım’.

Gültekin ÖZTÜRK
Gültekin ÖZTÜRKgzsiva@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.