GÖKTÜRKLER ÜZERİNE

Celil Altınbilek

BİR ZAMANLAR KIBRIS…

Atilla ÇİLİNGİR

İşte Hayat Budur

Bu haber 30 Ağustos 2014 - 10:44 'de eklendi ve 1.290 kez görüntülendi.

Ah dostlar, gönül hiç yaşlanmıyor; yerinde de durmuyor; bir türkü, bir şiir ile ayağa kalkıyor; şahlanıyor ve kendini dünyanın şahı ilân ediyor! Sevdalar gönül kurgusudur, fakat gönül nerededir; kimdir, bilen var mı? Gönül vatandır, topraktır, havadır, sudur hisseden bulunur mu? Ve gönül tarihtir, geçmiştir, gelecektir; gönül bir hülya, belki de rüyadır? Gönül bir ülkü, bir dâvâ, bir heyecan, bir gençlik; tarif eden oldu mu?

Esasında gönül, kültürün “Tanrısı”sı, ”Göktanrısı”dır; talimat verir, kanun kor, düzen bozar; isterse her şeyi değiştirir ve ortadan kaldırır. İşte bunun için kültür, tıpkı “Tanrı” gibi ölmez hep yaşar. Peki, kültür nedir?

Elbette kültür insanı ilgilendiren her türlü maddî ve manevî mülâhazalar ile birkaç defa tekrarlanmış yaşama şekilleridir. Konuşma kültürü, yemek kültürü, ahlâk-edep-nezaket-sevgi kültürleri gibi..

Bir de toplumsal kültür vardır; yani sosyal kültür. Bu da vatandır, millet-milliyettir, dindir, ulu’l emre itaattir, geleceği düşünmek nesillere yol göstermektir. Evlâdına gelecek hazırlamayan ana baba, ileriyi görmeyeceği için, geleceğini hazırlamayan millet de yok olur gider. Yaşlanmayan muhayyel tanrılarımızdan biri de kültürdür.

Kültür,  kısa zamanda bir gaye yani “ülkü” oluşturur. Ülküye dönüşmeyen kültür, sıradan ve korumaya yüz tutan bir mevsim çiçeği gibi söner gider; bunlara ülkü değil alışkanlık denir ki, tekrarlanırsa “adet” adını alır. Bu sebeple tanrısız insan, kültürsüz millet olmaz. Danimarkalı Thomsen “Türk Yazıtlarını en çok tekrar edilen kelimenin ifade ettiği şekli çözerek okumuştur ki o da “Tengri-Tanrı” deyimidir. Dolayısıyla semaviyyat kabul edilmeden önceki inançlar da kültür içindedir.

İnsanoğlunun ilk edindiği alışkanlık ”dil”dir. Bugün buna “lisan” diyoruz; ama insanları bir arada yaşamaya mecbur eden bu ilk alışkanlık; toplumları, yani milletleri oluşturmuş tur. Fakat insanları birleştiren dil,  şuur altından dürtüklediği ve çoğu zaman ifade edilmeyen “gönül” ile milleti ikinci duruma düşürmüş, şube haline getirmiştir.

Gönül’ün ortaya çıkardığı “Vatan” da,  insanoğlunun vazgeçilmez sevdası. Tarih boyunca ne canlar almış ne canlar! Uğrunda oluk oluk kan akmıştır! Fakat ne olursa olsun, insanın üstünü birkaç kürek torak kapatmaya yetmiş ama gözünü doyurmamıştır.

Velhasıl, şu başımızın tatlı belaları “Gönül-Kültür-Din-Dil-Vatan-Ülkü” gibi alışkanlıklar, bizi geçmişimize bağlamış ve “tarihi” yaratmışlardır. Bunları ne yakalayabiliyoruz, ne kaçırıyoruz ne de onlardan ayrılabiliyoruz. İşte hayat budur.

Muhabbetle.

Ali Alparslan
Ali Alparslanalialparslan78@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.