GÖKTÜRKLER ÜZERİNE

Celil Altınbilek

BİR ZAMANLAR KIBRIS…

Atilla ÇİLİNGİR

MHP’nin Geçmişle Yüzleşmesi

Bu haber 02 Ağustos 2014 - 10:51 'de eklendi ve 669 kez görüntülendi.

İnsan hayatı ne yazık ki çok uzun değildir. Bu günün insanları her bakımdan en az hava ve su kadar, sosyal hayat ile geçmişi özümlüyorlar. Hayat insanlara biçim ve şekil verirken insanlar da hayatın ta kendisini meydana getiriyorlar. Ülkemizde, köylerde nüfus tabana vurmuştur. 1965-2009 arasında nüfusu 10.000’in üzerinde kent sayısı %95 artmıştır. Dolayısıyla insanlar birbirine yakın olmak mecburiyeti ile karşı karşıya kalmışlardır. Ortalama insan ömrü insanlar için ne kadar uzun sayılsa da, toplum hayatında zaman olarak çok şey ifade etmezler.

İnsanların bu kadar birbirine yakın yaşamayı tercih etmeleri birçok ve değişik sosyal ihtiyaçları da peşinden getirmiştir. Bunların en önemlisi ülke idaresine iştirak etmek, yani siyasettir. Bu sebeple, her insan günümüzde siyasetin mutlaka içindedir. Çünkü siyasete dönüşmeyen fikirler kaybolur, gider! Bu sebeple bugün ülkemizde, siyasetin önemli bir blokunu oluşturan “ülkücülük” tahlillerine bugün de devam edelim istiyorum:

Önceki yazılardan aldığım açık ve özel mesajlardan anlıyorum ki, her ülkücü siyasetçi olmuştur. Bu kınanacak bir şey olmayıp aksine “politize” olmak demektir ki, ülkeye sayısız faydaları vardır. Zaten ülkücülük, 45 yıldan beri millet önünde ve bu görüşlerden usanılmamışsa demek ki yol doğrudur. Dünkü yazıma gelen açıklamalarda “O Adam”ın “Erciyes Kurultayı”ndan vaz geçilmesi hususunda gösterdiği hassasiyetten ötürü “gitmesi gerektiği” savunulmaktadır. Bu kişi  veya kişiler, o “ErciyesKurultay”ını görmüşler midir bilmiyorum, ama öyle güzel bir provokasyon tertiplenmişti ki, eğer iki tarafta olgunluk göstermeyip taraflarına sahip olmasaydı  belki kan gövdeyi götürecekti. Sanmıyorum ki takip eden yıllarda o “malum taraf” kurultaya gelmeyecekti,  ama maalesef bu tip etkinlikler kışkırtmalara çok müsaittir. Bu kadar yıldan sonra bu hususu yanlış değerlendirmenin hiçbir faydası yoktur. Evet, mutlaka Anadolu bir “Türklük Bayramı” arzu ediyor. Belki önümüzdeki yıllarda bunu daha değişik mekânlarda realize etmek mümkün olur.

Dünkü yazıyı ”Tayyipgiller” olarak değerlendirmek fevkalade yanlış, üstelik edebe de uygun düşmüyor. Belki kardeşimiz bu kadar alınacağımızı düşünmemiştir; fakirin kolunu kesseniz “ülkücülük” akar; hem de doğrusu ve yanlışı ile beraber. Bu tip tenkitler elbette yapılmalıdır; üstelik camiaya sayılamayacak kadar faydaları olacağı da bir gerçektir. Lâkin hitap tarzı ve değerlendirmelerin “ülkücü”ye yakışması şarttır.

Elbet her insan gibi beşer olarak “o adam”ın da kusurları ve yanlışları vardır. Mutlaka bu yanlışlar için bir nefis muhasebesi yapmaktadır. Bu insanoğlu fıtratının vazgeçilmez eğilimidir. Mesela, şu günlerde duyuyoruz ki, geçmişte o adamla yan yana durmuş; fakat çeşitli sebeplerle yolları ayrılmış çok düşkün ve hasta insanlar vardır. Bunları ziyaret etmesi öncelikli bir büyüklük değil midir? Kendi halinde olan  ve zamanını ibadet ile ve okuma ile geçiren, eskiden liderlik yapmış kıymetli şahsiyetlerin, hatalarını mübarek günlerde görmemezlikten gelerek  özel bir bayram mesajı göndermekten çıkar? Davet üzerine Tayyip ile şu veya bu sebeplerle yemek yemek, öyle ihanet diye adlandırılamaz. Fakat önemli olan o yemekten sonra garip bir gülümseme ile “ülkücülüğü” telaffuz etmemek ve böylece “Tayyipgiller”e fırsat vermektir. Referanduma “evet” hadisesi de böyle değil midir? Elbette içeride 30 yılını dolduran insanların kurtarılması önemlidir; lâkin alınmış bir parti kararı varken böyle bir tutumu içerideki mağdurların da tasvip edeceğini sanmıyoruz. O günden beri geçen zaman göstermiştir ki, Türk Milliyetçiliği’nin en büyük düşmanı Sayın Erdoğan’dır. Onun doğru sözlerinin bile taraftarı olmanın ihanetten başka anlamı yoktur.

Mensuplar ve idare edenler, akıllılar ve deliller, alimler ve cahiller, ustalar ve acemiler olarak ülkücülerin kesinlikle geçmişi ile yüzleşmesi şarttır. Her şey tarih oluyor, farkında değil miyiz? ”O adamın” kuşağı da bir bir göçe hazırlanıyor! Artık umutları tazelemenin ve komple “ülkücü” bir barışın ilan edilmesi zarurettir! Acaba “O adam sen de nereden çıktın, kim oluyorsun” der mi; ama hiç sanmıyoruz, çünkü yarın mutlaka bugünden güzel olacaktır.

Muhabbetle efendim.

Ali Alparslan
Ali Alparslanalialparslan78@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.