betexper
ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü Ocaklarıdövizakpchpmhp
DOLAR
8,7629
EURO
10,3054
ALTIN
493,74
BIST
1.401
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
21°C
İstanbul
21°C
Parçalı Bulutlu
Cumartesi Parçalı Bulutlu
24°C
Pazar Az Bulutlu
26°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
25°C
Salı Parçalı Bulutlu
22°C

DEVLETİN İMTİHANI

DEVLETİN İMTİHANI

     Hamza ALPARSLAN

hamzaalparslan@gmail.com

 

Kusura bakmayın bugün bizim İslâmcılar’ın kafasındaki düşünceler C. Afgani ile  toprağa gömülmüştür. Arap ideologların biçtiği gömlekler de bizim bünyemize uymadı ve artık Kutuplar’ın düşünceleri çoktan iflas ederek  “Kutup” olmaktan çıkmıştır. İslâm elbette devlet ve millet hayatımızda çok önemlidir; Türkler’in Müslüman oluşlarından beri kanaatleri değişmemiştir; ne yazık ki bu düşünceler siyasette ve kültürde diğer Müslüman milletlerden çok farklıdır. Bizim İslâmcılar’ın pek hayran oldukları Selçuklu ve Osmanlı devirlerini bir daha gözden geçirmeleri gerekiyor. Sultan Tuğrul ile II. Abdülhamid,  Osmanlı ile Cumhuriyet’in hiçbir çatışma noktası bulunmamaktadır. Bu sebeble Mustafa Kemal’i bilindiği, tanındığı, çalışmış insanların gözü ile değerlendirmemiz şarttır!  A. Toynbee, L. Kinros’u bir daha okumalı,  kurucu ve kurtarıcının dünyayı nasıl ikna ettiğini, diğer Müslümanların ise batının elinde nasıl oyuncak olup da 27 parçaya ayrıldıklarını incelememiz gerekiyor.

 

18. yüzyıldan beri bir inkıraza düşmüş olan Anadolu’daki Türk Devleti son üç yüzyılın en ağır devlet problemini yaşamaktadır. Bu işi iç meselelere ve kısır politik çekişmelere kadar indirmek oldukça hatâlıdır. Belki elli yıl evvel oluşacak bu bunalım şükür ki, o günkü kötü şartlarda oluşmamış, her bakımdan daha güçlü olduğumuz  bu dönemde ortaya çıkmıştır. İş biraz daha ağırlaşmış olabilir lâkin bu durumuma takılıp kalmak yerine tehlikeyi de devletin mevcut gücü ile mukayese ederek olduğu gibi değerlendirerek   daha doğru sonuçlara varmamız mümkündür. Bu belâyı yazılıp çizildiği şekilde  bir devreye veya bir iktidara  mal etmek ve onu günah keçisi ilân etmek  hiç de doğru değildir. Ağzını açanın “Tayyib” demesi, eline kalem alanın  suçu İslâm’a yüklemesi  acaba ne kadar  gerçekçidir? Elbette partiler iktidar için yarışırlar, birbiri ile döğüşebilir, ağır laflar da edebilirler! Bunlar netice olarak  her demokratik ülkede görülebilecek  bir  gündelik iştir!  İyice düşünürsek meselenin bu kadar basit olmadığını anlayabiliriz; ama kesinlikle  ideolojik görüşlerimizden sıyrılmamız ve kendimizi devlet veya devlet adamlarının  yerine koymamız gerekecektir! Gerçekten içinden geçtiğimiz şartlar sağcılık-solculuk-particilik, hatta Atatürkçülük ve Milliyetçilik olayı değil, belki vatanseverlik meselesidir.

 

Birkaç sene evvel iktidar ideologlarından Ali Bayramoğlu Osmanlı, halledilmemiş bir mesele olarak Kürt meselesini bir handikap olarak Cumhuriyete devredildiğini yazmıştı. Bu görüşlere katılmamak mümkün olmamakla beraber yazarın sonraki zamanı izah ve değerlendirmelerine bire bir iştirak etmek de mümkün değildir. Çünkü meselenin teşhis ve takdiminde   birçok hatalar yapıldığı, bu sebeble problemin kangren  olduğu  şimdi herkes tarafından kabul edilmektedir. Dolayısıyla Cumhuriyet’in Osmanlı’ya sağladığı uyuma,  son iktidar devrinde uyulduğu ve devlet politikalarının devam ettirildiği söylenemez. Popülist söylemler, iç politikaya yönelik yanlış icraat, Osmanlı-Cumhuriyet çizgisinden uzaklaşıldığını göstermektedir. Halbuki Osmanlı Ermeni meselesini de aynı yumuşak düşüncelerle halletmek istediği halde böyle bir sonuca varamamış, dolayısıyla yakın tarih bize meselenin nasıl çözüldüğünü göstermiştir. İktidar zihniyeti Ermeni meselesini mesele olarak kabul etmeyip bu işe halledilmiş bir Osmanlı marifeti ve hikmeti gözü ile bakarken, Osmanlı’nın Ermeni meselesinde yaptığı hatayı maalesef Kürt meselesinde değişik şekilde uygulamıştır.

 

Meseleye bu yönü ile bakmak zorundayız; dolayısıyla millet ve milliyetçilik aleyhtarı popülist söylemler İslâmcı devlet düşüncesinin handikabı olmuştur! Elbette içtimai anlamda milliyetçilik düştüğü yeri yakmaktır; fakat devletlerin milliyetsiz olması mümkün değildir. Her devletin şuur altında hususiyetleri ile meşbu bir milliyet düşüncesi vardır. Bu sebeble devletler kendi içlerindeki etnik milliyetçilik hareketlerini görmemezlikten gelemez ve onun varlığına  hayat hakkı tanıyamazlar! İşte son onbeş yıllık İslâmcı düşünce bu önemli kuralı ciddiye almamış kendi ideologlarının yıllardan beri muhalif fikirlerinden oluşan görüşlerin etkisi altında kalarak varoluş sebebini ihmal etmiştir. Bu karşı düzen,  İslâmcı ideologlarda devlet ve millet görüşüne isyan şeklinde tezahür etmiştir. İşte Cumhuriyet devrinin milliyetçi aydınları ile İslâmcı ideolog ve düşünürler arasındaki en büyük fark budur. Halbuki Türkiye’nin kurum ve kuruluşları düşünülen görüşlere göre oluşmamıştı.

 

Kusura bakmayın bugün bizim İslâmcılar’ın kafasındaki düşünceler C. Afgani ile toprağa gömülmüştür. Arap ideologların biçtiği gömlekler de bizim bünyemize uymadı ve artık Kutuplar’ın düşünceleri çoktan iflas ederek  “Kutup” olmaktan çıkmıştır. İslâm elbette devlet ve millet hayatımızda çok önemlidir; Türkler’in Müslüman oluşlarından beri kanaatleri değişmemiştir; ne yazık ki bu düşünceler siyasette ve kültürde diğer Müslüman milletlerden çok farklıdır. Bizim İslâmcılar’ın pek hayran oldukları Selçuklu ve Osmanlı  devirlerini bir daha gözden geçirmeleri gerekiyor. Sultan Tuğrul ile II. Abdülhamid, Osmanlı ile Cumhuriyet’in hiçbir çatışma noktası bulunmamaktadır. Bu sebeble Mustafa Kemal’i bilindiği, tanındığı, çalışmış insanların gözü ile değerlendirmemiz şarttır!  A. Toynbee, L. Kinros’u bir daha okumalı,  kurucu ve kurtarıcının dünyayı nasıl ikna ettiğini, diğer Müslümanların ise batının elinde nasıl oyuncak olup da 27 parçaya ayrıldıklarını incelememiz gerekiyor.

 

Cumhuriyet devrinde dünyada milliyetçilik açık yapılıyordu; bu yönden Mustafa Kemal’i tenkid eden ne bir düşünce adamı ne devlet adamı gösteremezsiniz! Fakat bugün milliyetçiliğin nasıl yapıldığını öncelikle Amerikalılar, ondan sonra da  Ruslar ve Avrupalılar’dan  öğrenmeliyiz!

 

Muhabbetle.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Porno Gratuit Porno Français Adulte XXX Brazzers Porn College Girls Film érotique Hard Porn Inceste Famille Porno Japonais Asiatique Jeunes Filles Porno Latin Brown Femmes Porn Mobile Porn Russe Porn Stars Porno Arabe Turc Porno caché Porno de qualité HD Porno Gratuit Porno Mature de Milf Porno Noir Regarder Porn Relations Lesbiennes Secrétaire de Bureau Porn Sexe en Groupe Sexe Gay Sexe Oral Vidéo Amateur Vidéo Anal