betexper
ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü Ocaklarıdövizakpchpmhp
DOLAR
8,8689
EURO
10,4740
ALTIN
499,21
BIST
1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
23°C
İstanbul
23°C
Parçalı Bulutlu
Pazar Az Bulutlu
26°C
Pazartesi Az Bulutlu
25°C
Salı Sağanak Yağışlı
24°C
Çarşamba Sağanak Yağışlı
23°C

KUT’ÜL-AMMARE

KUT’ÜL-AMMARE

Hamza ALPARSLAN

hamzaalparslan@gmail.com

 

İşte 29 Nisan geliyor,  büyük zaferin yüzüncü yıldönümü! Onu, yani Kut’ülAmmare’yi  yazacaktık ama yazı kaynayıp gidiyor; bu işi de öyle  bir kaç paragraf ile geçiştiremeyiz! Kutü’l-Ammare   tıpkı  Çanakkale gibi   yedi düvelin güreş meydanıdır ve galibi de  bellidir ki mübarek ırkımızdır. Kahraman Enver Paşa’dır  ve cephe komutanımız, aynı zamanda Enver’in amcası  Gn. Halil Kut’dur. İngilizler ülkelerinde yüz yıl önce bir “Kut Derneği” kurmuşlardır ki hâlâ  Türk dersinden  yeni sonuçlar çıkarmaya çalışıyorlar

 Aslında  XX. yüzyıl gerçek anlamıyla, alınacak dersler mahfuz olmak kaydıyla  tam bir Türk asrıdır. İki yüzyıldır dünyayı ele geçiren batı sömürgeciliği ve emperyalizmi en büyük yarayı Çanakkale 1915’de almıştır. Bu önemli yıldönümünü devlet katı katılımı dün idrak ettik! Her yıl bu törenleri yaparız de mesajların yerine ulaştığını söylemek mümkün mü? Adeta Çanakkale’yi sıradan bir kahramanlık macerasının nostaljisi olarak görmüyor muyuz! Ermeni veya bilmem ne hakları söz konusu olunca maşallah aydın müsveddeleri ayaktadır da,  kendi milletinin dünyaya ders verdiği günlerde  tavuk gibi tünemişlerdir!  Şu  zararsız köpek gibi ses bile  çıkarmıyorlar!

 

Elbette Cumhurbaşkanı bunlara yüklenmekte haklıdır;  çünkü daha Mustafa Kemal’in son zamanlarından beri bunlar misyonerlerin kucaklarında yetiştiler! Milli Mücadele yılları ve Osmanlı’nın son döneminde de İstanbul ve Beyrut  böyleydi! Bunlar birilerinin çocukları olarak ve tam bir misyoner kafası ile  peydahlandılar! İşte son rahiplerden biri, sınır dışı edilen Chris Stephenson! Öncekiler de bunlardan farklı değildir! Dikkat eder misiniz, bizde her kitap fahiş fiyatına satılır da İncil ve misyoner kitapları, Ermeni ve diğer küfür kitapları bedavadır! Bu hengamede insanımız nasıl Çanakkale 1915’in tahlilini yapsın de bundan dersler çıkarabilsin!

 

Unesco  2016 yılını   Ahmed Yesevi yılı ilân etmiş, ne yapacağız?  Yine o artist adam elleri cebinde çıkacak fetva verecek, “Hikmetler” okuyacak, kendi kendini teselli edecek! Elbette Yesevi’ye  izafe edilen herşey önemlidir; fakat bunların ona ait olduklarını sözlü edebiyattan kurtarıp  yazılı tarihe dayamalıyız! Böyle bir şey söyleme imkânı var mı? Herşey rivayet! Hayati Bice’nin fevkalade kültürel çalışmaları var, fakat bunlara tarih diye sarılamayız! Geçen gün telefonda Ahmed Yesevi’nin oğlu İbrahim’i Sauran Oğuzları’nın öldürdüğünün Türkistan’da konuşulduğunu söyledi! Hâlbuki benzer bir şeyi yıllar evvel Karamanlılar için Zeki Velidi yuvarlamıştı! Bunlara tarih diyebilir miyiz? Bugün gerek Suriye Savuranılları gerekse Anadolu Karamanileri arasında Hoca Ahmet Yesevi  canlı olarak yaşamaktadır!  Yine de ben size  müsamahanıza sığınarak  bir ev ödevi vereyim;  Fars asıllı ve Hanefi Sünni, şehirli Müslüman olan  Yusuf  Hemadani mi Hoca’yı etkiledi; yoksa, batini ölçülerde bir konar-göçer Müslüman olan Hoca Ahmed Yesevi mi, mürşidi olduğu  zatı etkiledi?

 

Başlık yaptığımız konuya geçelim: Son konferansımız olan YBÜ’nde kıymetli öğrenciler ve tarih kulübü  mensupları “Kut’ül-Ammare konuşur musunuz?” dediler. Düşündüm ve  daha ehil arkadaşlar bulmalarını tavsiye ettim. Halbuki Çanakkale konuşamam ama Sarıkamış – Kafkasya – İran – Kut’ül-Ammare-Kanal-Suriye-Hicaz rahatlıkla konuşabilirim. Sayın Murat Bardakçı’nın Tarihin Arka Odası programında altı saat Sarıkamış ve Kafkas hareketi konuşmuştuk. Bu program YouTube’de var rahatlıkla seyredebilirsiniz. Şahsen isterim ki tıpkı Sarıkamış gibi Kut’ül-Ammare’yi de asker kökenli bir kurmay konuşsun, bizler de popülizm yapalım, tarih ve sosyal boyutları anlatalım! Kut’ül-Ammare  ile İran Hemadan  harekâtı  aynı personel tarafından gerçekleştirilmiştir. Alperen Ocakları, Kut’ül-Ammare için bir panel ve sempozyum düşünüyormuş; onlara da aynı arzularımı ilettim!  Yoksa bildiklerimizi konuşmak çok kolaydır, âdet yerini bulsun diye etkinlik yapılmaz! Ahmet Yesevi konusu da böyledir! Birçok davet alıyorum ama Yesevi sempozyumlarına da katılamam; çok zaman alır ve diğer işlerimiz aksar!  Maalesef sempozyumlar öyle ve hitap ettiği camia da kısıtlıdır.

 

İşte 29 Nisan geliyor,  büyük zaferin yüzüncü yıldönümü! Onu, yani Kut’ül-Ammare’yi  yazacaktık ama yazı kaynayıp gidiyor; bu işi de öyle  bir kaç paragraf ile geçiştiremeyiz! Kut’ül-Ammare   tıpkı  Çanakkale gibi   yedi düvelin güreş meydanıdır ve galibi de  bellidir ki mübarek ırkımızdır. Kahraman  Enver Paşa’dır  ve cephe komutanımız, aynı zamanda Enver’in amcası  Gen. Halil Kut’dur. İngilizler ülkelerinde yüz yıl önce bir “Kut Derneği” kurmuşlardır ki hâlâ Türk dersinden yeni sonuçlar çıkarmaya çalışıyorlar. İyisi mi o yüce kahraman Halil Paşa’nın Kut Zaferi tamimini okuyarak bu yazıyı bitirelim:

 

ORDUMA

Arslanlar, 

1-Bugüıı Türklere şerefü şan, İngilizler’e kara meydan olan şu kızgın toprağın müşemmes semasında şühedamızın ruhları şadühandan pervaz ederken, ben de hepinizin pâk alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum,

2-Bize ikiyiiz senedenberi tarihimizde okunmayan bir vakayı kaydettiren Cenâb-ı Allah’a hamdü şükür eylerim. Allah’ın azametine bakınız ki, bin beşyüz senelik İngiliz Devleti’nin tarihîne bu vakayı ilk defa yazdıran Türk süngüsü oldu. İki senedir devam eden cihan harbi böyle parlak bir vaka daha göstermemiştir.

3-Ordum gerek Kut karşısında ve gerekse Kut’u kurtarmaya gelen ordular karşısında 350 subay ve on bin neferini şehit vermiştir. Fakat buna mukabil bugün Kut’da 13 general, 481 subay ve 13 300 er teslim alıyorum. Bu teslim aldığımız orduyu kurtarmaya gelen İngiliz kuvvetleri de 30.000 zayiat vererek geri dönmüşlerdir.

4-Şu iki farka bakınca cihanı hayretlere düşürecek kadar büyük bir fark görülür. Tarih bu vakayı yazmak için kelime bulmakta müşkülâta uğrayacaktır.

5-İşte Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci vakayı Çanakkale’de, ikinci vakayı burada görüyoruz.

6- Yalnız süngü ve göğsümüzle kazandığımız bu zafer yeni tekemmül eden vaziyeti harbiyemiz karşısında muvaffakiyeti atiyemizin parlak bir başlangıcıdır.

7- Bugüne Kut Bayramı namını veriyorum. Ordumun her ferdi, her sene bu günü tesit ederken şehitlerimize yasinler, tebarekeler, fatihalar okusunlar. Şühedamız hayatı ulyatta, semevatla kızıl kanlarla pervaz ederken, gazilerimiz de atideki zaferlerimizle nigehban olsunlar.

 

 

MİRLİVA HALİL

Altıncı Ordu Kumandanı

29.4.1916

           

Söyleyecek söz yok bu metne hiçbir şey ilâve edilemez. Fakat bir aşkı tekrar ifadeden de geri kalmayacağız: Milletim canım benim, Tanrı Türk’ü Korusun.

 

Muhabbetle.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Porno Gratuit Porno Français Adulte XXX Brazzers Porn College Girls Film érotique Hard Porn Inceste Famille Porno Japonais Asiatique Jeunes Filles Porno Latin Brown Femmes Porn Mobile Porn Russe Porn Stars Porno Arabe Turc Porno caché Porno de qualité HD Porno Gratuit Porno Mature de Milf Porno Noir Regarder Porn Relations Lesbiennes Secrétaire de Bureau Porn Sexe en Groupe Sexe Gay Sexe Oral Vidéo Amateur Vidéo Anal