DOLAR
8,7073
EURO
10,4069
ALTIN
497,43
BIST
1.411
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
27°C
İstanbul
27°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Sağanak Yağışlı
28°C
Cumartesi Gök Gürültülü
29°C
Pazar Parçalı Bulutlu
30°C
Pazartesi Gök Gürültülü
29°C
Türkistan İnanç Dünyası Üzerine Notlar Celil ALTINBİLEK           İslamiyet ten önce Türkistan topraklarında, müşterek inançlar kam veya ozan denilen kişilerin ellerinde kopuzları ile birlikte nağmeli- şiirli sözlerle, mûsıkili icra edilirdi. Bu sözler basit, saf,  içten, canlı ve özlü idi. Bunlar kopuzlarıyla sihirbazlık yapar,gelecekten haber verir, insanları tedavi ederlerdi.      İslamiyet, Türkistan’da çetin...
TARİH TEKKERÜR EDER Mİ? Fuat YILMAZER Tarih tekerrürden ibarettir sözünün doğru olduğuna inanmıyorum. Tarih tekerrür etmez ama aynı veya benzer hataları tekrarlarsan aynı veya benzer olaylarla karşılaşmak tabidir. Bu tarihin tekerrürü değil, hataların tekrarı ile aynı veya benzer sonuca varmanın karşılığıdır. Hataların tekrarlanmaması için bilinçlenmek, bilinçli olarak hafızayı taze tutmak...
ZİYA GÖKALP MÜZESİ Kenan EROĞLU Ünlü düşünürümüz Ziya Gökalp konusuna devam ediyorum.  Bu gün Ziya Gökalp’in büyük damadı  Ali Nüzhet Göksel’in  “ZİYAGÖKALP MÜZESİ” açılışı nedeniyle 1956 tarihinde  ulusal ölçekte yayın yapan  “VATAN” gazetesine yayınlanan açıklamasını yorumsuz olarak aktarmak istiyorum.          “ Dün (23 Mart 1956) Ziya Gökalp’ın doğumunun 80. yıldönümü idi. Bu vesile ile Diyarbakır’daki evi...
SECCEDEN SEHPAYA ELMA VE BIÇAK Asena Kınacı MORAL Ş. Adnan Şenel tarafından yazılan “Secdeden Sehpaya Elma ve Bıçak”*, “ismiyle müsemma” diyebileceğimiz bir roman: Yüreği imanlı alnı secdede bir gençliğin sehpalarda, işkencelerde, falakalarda, Filistin askılarında umutlarının ellerinden alınışını anlatmış ve adına da yakışmış. Ak alınlarıyla secdeden sehpaya gidenleri en güzel anlatan...

CUMHURBAŞKANI VE MİLLİYETÇİLER

CUMHURBAŞKANI VE MİLLİYETÇİLER

Ali ALPARSLAN
alialparslan78@gmail.com
SMS:0542.311.1564

 

 

Cumhurbaşkanı’nın kurucusu olduğu partinin geriye dönük on dört yıllık iktidarını hep beraber yaşadık ve gördük! 17-25 Aralık süreci yaşanmamış olsaydı, elbette 15 Temmuz Darbesi’ni bir iç isyan veya ihtilâl olarak kabul edecektik. Çünkü bu bu tarihe kadar iktidarın malum cemaat kadroları tarafından yönlendirildiğini ve “Paralel Devlet”in oluştuğunu inkâr etmek mümkün değildir. O sebeble 17-25 Aralık da bir darbe hususiyeti taşımaktadır! Zaten Cumhurbaşkanı hemen hadiselerin arkasından meseleyi bu şekilde değerlendirmiştir. Cemaatın AKP içindeki hakimiyeti vekiller arasında bile az sayılmayacak sayılarla ifâde ediyordu! Bürokrasi ve ordu içinde yetki alan kişi veya kişilerin gençleşmesi ve alışılmamış bir şekilde 40 yaşında general olanlar maalesef bu devrenin mahsülüdür! Gülen karşısında ağlayan ve eteğine yapışan astsubay çocuklarının devlet adamı görüntüleri ileride olası müdahalelerin de emir komuta zinciri yerine başçavuşlar tarafından yapılacağının işareti değil midir? Bu dönemde Ergenekon ve Balyoz dâvâları ile TSK’nın ne kadar yıpratıldığı ve emir verecek durumlarının kalmadığını çok iyi biliyoruz, ki zamanın Genel Kurmay Başkanı “Terörist” olarak tutuklanmış, onuru rencide edilmiştir!

“Barış Süreci” denilen dipsiz kuyu da güya demokrat kadrolar tarafından işte bu zamanda ortaya konmuştur. Adı ve durumu ne olursa olsun sürecin “Akil Adamlar” bir imamlar geçidi ve eyyamcı aydınlardan oluşmuyor muydu? Şimdi “Yandaş Medya” denilen yayın organlarında aynı şahıslar en öndedir ve yeni yayınlar tarafından da desteklenmektedir! Dolayısiyle bu ülkede “Süreç” denen bir dönemi hiç kimse onaylamamış ve işin sonunda terörizmin kuduracağını yüksek sesle ifâde etmiştir. Fakat o yaşanması istenmeyen Dıyarbakır çıkartmaları ve takip eden günlerde şımartılan bölücülere Güneydoğu’nın silâh deposu olma fırsatı verilmiştir! Geride kalan bir yıldan beri 700 şehide karşılık hala bu tuzaklar temizlenebilmiş değildir!

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bir yanlışı da tıpkı ilk DP iktidarı gibi Milliyetçiler’e yapmıştır! O ağza alınmaz beyanları yüzünden hâlâ milliyetçiler ona karşı tedbirlidir! Hattâ yanında yer alan MHP bile yardımlarından ötürü kendini eritmiş ve bitme noktasına gelmiştir. Milliyetçiler sinmiş, CHP’nin Cumhuriyetçileri ve onlarla bağlantılı aydınlarda “Tayyip Düşmanlığı” hortlayacak dereceye gelmiştir; MHP’nin büyük kısmının da aynı durumda olduğunu iddia etmek yanlış değildir! Birçok ülkücü ilk seçimde oy kullanmayacağını ifâde etmektedir. Dolayısiyla  AKP akildaneleri kuvvetle yanılmaktadır. Bunun en güzel örneği Akşener’li MHP’nin bir anda %25’leri görecek tarzındaki kabullerdir; Sayın Bahçeli’nin muıhalefete karşı suçlamaları da tutmamıştır ve şu anda MHP gurubu havada durmaktadır.

Sayın Cumhurbaşkanı milleti sokaklara davet ettiği zaman toplananlar bir şehid cenazesindeki kadar değildi; bunların çoğunluğunu da “Bozkurt” işareti yapan ülkücüler oluşturuyordu! Fakat kısa süre içinde MHP Genel Merkezi ve kendini bilmez taşra yöneticilerinin müdahaleleri ile birden ülkücüler ekranda görünmez oldu! Fakat emir sökmedi ülkücüler ihtilâle karşı en canlı gurubu oluşturdular! Cumhurbaşkanı şimdi devlet içinde ve sivil hayattaki ülkücülere duruşları için teşekkür etmektedir! Bizzat Cumhurbaşkanı’nın MHP’yi bölme ve karıştırma çabaları olmasaydı sokaklarda daha muktedir insanlar görmemiz mümkün olacaktı!

Aynı hatayı CHP’liler de yaptı; eğer sokaklarda Diyanet’in sebebi ve amacı bilinmeyen “Selâ-Tekbir” organizesi yerine, CHP ve aydınların gür sesli “Cumnhuriyet-Atatürk” nidalari yükselseydi, ayaklanmacılar bir kaşık suda boğulurdu! Geç de olsa CHP’nin Taksim Mitingi’ni görüp bu görüşlerin doğruluğunu anlayacağız! Bereket ki sokaklardaki insanların ellerinde Türk Bayrakları vardı! Mübarek tekbir seslerine siyaset ortamında hiç de ihtiyaç yoktu! Zaten böyle davranışların kaynağı başkaldıranlara özentiden başka bir şekilde açıklanamaz! Şimdi sokaklarda gerçekten millet yürüyor, bu işi particiliğe dökmenin ve Bahçeli’nin uyardığı gibi istismarın anlamı yoktur.

Elbette Sayın Cumhurbaşkanı’nın mücadeleciği gibi önemli bir özelliği vardır! Fakat bu özelliği onu karşı caphenin oluşmasına ve bir karşıtlık cephesi ortaya çıkmasına engel olmuyor! Bu noktadaki kusur mutlak olarak kendilerine aittir; siyasi parti ve siyasi guruplarla boş yere uğraşıyor ve devletin millet karşısında tarafsızlığını zedeliyor! Toplumsal dalgalanmalarda ekonomik önlemleri hemen devreye koyması ve yatırımcılığı her türlü takdirin üzerindedir. Millete ve milletin gözbebeği orduya şahsiyet kazandırmalıdır! Sivil MİT’in istihbarat eksikliğini de anlamış durumdadırlar! Sayın Cumhurbaşkanı’nın İslâmcı duygularını biraz frenlemesi ve yeni tarikat guruplarının devlete yerleşmesini önlemek gerekiyor! En tehlikeli ayaklanmalar dinî ayaklanmalardır ve tarihte çok ciddi örnekleri vardır! Elbette devlet dinî ezmeyecektir; lâkin dinî kadroların ve imamların devleti idaresine de fırsat verilmemelidir. Çünkü devlet idaresi ve siyaseti çok karışık ve hassas ölçüleri olan bir iştir! Devlette “sizden-bizden” ayrıcalıkları behamahal ortadan kaldırılmalıdır. Devletin sigortası tekbir çeken guruplar değil millettir. Sayın Cumhurbaşkanı’nın kendine ve kadrolarına güvenmesi meseleyi önleyemedi; çok iyi ders almaları gerekiyor!

Muhabbetle.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.