DOLAR
8,7154
EURO
10,4117
ALTIN
498,53
BIST
1.411
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
27°C
İstanbul
27°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Sağanak Yağışlı
28°C
Cumartesi Gök Gürültülü
29°C
Pazar Parçalı Bulutlu
30°C
Pazartesi Gök Gürültülü
29°C
Türkistan İnanç Dünyası Üzerine Notlar Celil ALTINBİLEK           İslamiyet ten önce Türkistan topraklarında, müşterek inançlar kam veya ozan denilen kişilerin ellerinde kopuzları ile birlikte nağmeli- şiirli sözlerle, mûsıkili icra edilirdi. Bu sözler basit, saf,  içten, canlı ve özlü idi. Bunlar kopuzlarıyla sihirbazlık yapar,gelecekten haber verir, insanları tedavi ederlerdi.      İslamiyet, Türkistan’da çetin...
TARİH TEKKERÜR EDER Mİ? Fuat YILMAZER Tarih tekerrürden ibarettir sözünün doğru olduğuna inanmıyorum. Tarih tekerrür etmez ama aynı veya benzer hataları tekrarlarsan aynı veya benzer olaylarla karşılaşmak tabidir. Bu tarihin tekerrürü değil, hataların tekrarı ile aynı veya benzer sonuca varmanın karşılığıdır. Hataların tekrarlanmaması için bilinçlenmek, bilinçli olarak hafızayı taze tutmak...
ZİYA GÖKALP MÜZESİ Kenan EROĞLU Ünlü düşünürümüz Ziya Gökalp konusuna devam ediyorum.  Bu gün Ziya Gökalp’in büyük damadı  Ali Nüzhet Göksel’in  “ZİYAGÖKALP MÜZESİ” açılışı nedeniyle 1956 tarihinde  ulusal ölçekte yayın yapan  “VATAN” gazetesine yayınlanan açıklamasını yorumsuz olarak aktarmak istiyorum.          “ Dün (23 Mart 1956) Ziya Gökalp’ın doğumunun 80. yıldönümü idi. Bu vesile ile Diyarbakır’daki evi...
SECCEDEN SEHPAYA ELMA VE BIÇAK Asena Kınacı MORAL Ş. Adnan Şenel tarafından yazılan “Secdeden Sehpaya Elma ve Bıçak”*, “ismiyle müsemma” diyebileceğimiz bir roman: Yüreği imanlı alnı secdede bir gençliğin sehpalarda, işkencelerde, falakalarda, Filistin askılarında umutlarının ellerinden alınışını anlatmış ve adına da yakışmış. Ak alınlarıyla secdeden sehpaya gidenleri en güzel anlatan...

FAZLA ÜLKÜCÜ OLMAK

FAZLA ÜLKÜCÜ OLMAK

Hamza ALPARSLAN

       hamzaalparslan.80@gmail.com

 

Biz Türk milliyetçiliğinin ülkücü kuşağız; ülkücülük bizim fert ve âile olarak  yarım asırlık hayat tarzımız, yaşama felsefemiz, var oluş ideolojimizdir! Her türlü iktisadi, siyasi, hatta dini görüşlerin bizleri bu yoldan ayırması mümkün değildir! Hiçbir şekilde MHP’den vazgeçmemiz mümkün olmadığı gibi, bu ocağı  terketmemiz de söz konusu değildir! Elbette siyaset yapacak ülkücülerin arenası burasıdır; şikayetlenmek, küsmek, yıkıcı tenkidler yapmak   bu kimliğe zarar verir! Vatanseverlik  milliyetçilik olamayacağı gibi, hiçbir şekilde  ülkücülüğün  yerine de konamaz! O sebeble tek kişi de kalsak yolumuza devam edeceğiz, ama bizden ayrı düşünen milliyetçi kişi ve kuruluşları da  incitmeyeceğiz! Varsın onlar bize  “Fazla ülkücü” demeye  devam etsin, bizler onların kılına zarar gelsin istemiyoruz! Siyaset  de böyle, kol kırılır yen içinde, ne yapalım ancak bu kadar yapılabilmiş, ancak bu kadar kadro  yetişebilmiş!

 

FAZLA ÜLKÜCÜ OLMAK

 

Çok garip bir toplum hâline geldik; Demirel iktidarlarında  ülkücüler için  bizim çocuklar diyenler, sıra Türkeş Bey’e gelince,  “Keşke onun arkasında olmasaydınız, ne iyi olurdu.” derlerdi. 12 Eylül cuntacıları fikirlerini benimseyip de  kendilerine işkence uyguladıkları ülkücülere “Ne işiniz vardı bu adamla” diye sopa vurdular! Şöyle bakıyoruz da  son elli yılın hâkim güçleri hep “Ülkücülük” ile hesaplaştılar! Tabii olarak ortadan kaldırmaya güçleri yetmediği zamanlarda da   artık çok eskimiş olan  “Böl-Parçala-Yut” gibi aşağılık bir yola başvurdular! Sanki böyle bir uygulamanın canlı sahnelerini  şu günlerde  yaşıyoruz! Aklı başında insanlar bile  bir adım öne çıkmış insanları  tarif ederken”Yahu iyi hoş da  fazla ülkücü” diyorlar! Birçok ülkücü önünde MHP’nin  lâfını bile  edemiyorsunuz, aşırı derecede tenkid ve protesto sesleri yükseliyor, anlam vermek mümkün değil!  Bu çıkışlar neye,  ne olmuş?

 

Evet ne olmuş, bizler geçmişte  kötü bir şey mi yaptık da, sanki zararlıymış gibi “Fazla ülkücülük”  başımıza kalkılıyor! Yüz kızartıcı bir şey elbette yapmadık?  Şimdi bunu başımıza kalkanlar ülkücülükten siyasi, ideolojik ve iktisadi olarak  bal gibi nemalandılar da  bizler kaderimize râzı olduk!  Siyaset, gel dedi gittik,  gazete, dergi ve kitap çıkardılar  satın aldık, TV kurdular  seyrettik, vatan dediler  canımızı verdik! Allah aşkına  başka ne yapmamız gerekiyordu da  şimdi geçmişimizi başımıza kalkıyorlar! Ne yapalım ki  çocukluğumuzdan itibaren kendi irademizle ülkücü olduk ve bu düşünceleri çoğu zaman politize olmamakla  farklı düşüncelere karşı kılıç olarak kullanmadık! Aramızdan yazanlar, çizenler,  müzik  ve film yapanlar, edebiyatçılar, tarihçiler, fikir ve düşünce adamları çıktı, çoğu zaman politize olmaması gerekenler  bu konumunu muhafaza etti! Elbette  fikirle  siyaseti birbirine karıştırmadık! O zaman “Fazla ülkücü” diye  başımıza kalkılan nedir?

 

Elbette  hangi konumda olursa olsun  fikir ve düşünce adamlarının  bir partili olma hakkı yok mudur? Mutlaka siyaset, fikirleri yozlaştırıyor ama  fikirsiz siyaset olur mu? Böyle bir davranış herkese serbest de ülkücüye konan yasak nedir? Beğenirsiniz beğenmezsiniz  her ülkücü MHP’li olmak zorundadır! Âlemin adamı din diye  ihtilâle kalkışıyor, fikirlerini topluma yayarak iktidara geliyor da, ülkücülerin böyle bir hakkı yok mu? Nereden ve hangi pencereden çıkarsanız çıkın ayağınıza bir çelme takılıyor, takla takla gidiyorsunuz da ülkücülüğün hâlâ dimdik durduğunun  neden farkında değiliz?

 

Ülkücülük, Türk Milliyetçiliğinin   büyük ölçüde siyasileşmiş adıdır; netice itibariyle  ideolojiye dönüşmüş  her fikir ve düşüncenin amacı siyasettir! Dolayısiyle milliyetçilik  mutlak olarak  siyasi bir ideolojidir; edebiyat, sanat, mûsiki de bunun için yapılır! Millî –Milliyetçi edebiyat, millî-milliyetçi tarih söylemleri arasında çok farklılık yoktur, ki  tarih zaten bir milletin milliyet  menzilidir! Başlangıçta  bir çok aydın benimsemedi  ve bugün de direniyor; ama  milliyetçi edebiyat ve san’at ile  ülkücü tezahürlerin  farklılığı yoktur! En azından  eski, fakat eskimemiş milliyetçilere göre genç sayılan  ülkücüler için  bu  konum bir terbiye meselesidir! Geriye ne kalıyor, elbette  zaman ve zaman içindeki konumun belirlediği süreç!

 

Ülkücüler 1965’lerden itibaren   gökten zembille inmedi; bunlar  milliyetçi ağabey, milliyetçi fikir ve düşünce adamlarını okuyarak, onların öğrencileri olarak  bu yola girdiler! Yanlış oldu doğru oldu, fakat ülkücülüğün temeli Türk Milliyetçiliğidir! Şimdi kalkıp da ülkücülüğü Türk milliyetçiliği çemberinin dışına çıkarmanın ne anlamı vardır? Her görüş ve düşünce kendi aralarında,  varsa meseleleri ortadan kaldırıp tek parçalı hâle gelirken  milliyetçilik ve ülkücülüğü  benzer de olsa iki kutba ayırmaya nasıl doğru gözle bakılabilir!

 

Biz Türk milliyetçiliğinin ülkücü kuşağız; ülkücülük bizim fert ve âile olarak  yarım asırlık hayat tarzımız, yaşama felsefemiz, var oluş ideolojimizdir! Her türlü iktisadi, siyasi, hatta dini görüşlerin bizleri bu yoldan ayırması mümkün değildir! Hiçbir şekilde MHP’den vazgeçmemiz mümkün olmadığı gibi, bu ocağı  terketmemiz de söz konusu değildir! Elbette siyaset yapacak ülkücülerin arenası burasıdır; şikayetlenmek, küsmek, yıkıcı tenkidler yapmak   bu kimliğe zarar verir! Vatanseverlik  milliyetçilik olamıyacağı gibi, hiçbir şekilde  ülkücülüğün  yerine de konamaz! O sebeble tek kişi de kalsak yolumuza devam edeceğiz, ama bizden ayrı düşünen milliyetçi kişi ve kuruluşları da  incitmeyeceğiz! Varsın onlar bize  “Fazla ülkücü” demeye  devam etsin, bizler onların kılına zarar gelsin istemiyoruz! Siyaset  de böyle, kol kırılır yen içinde, ne yapalım ancak bu kadar yapılabilmiş, ancak bu kadar kadro  yetişebilmiş!

 

Muhabbetle.

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.