DOLAR
8,4733
EURO
10,2774
ALTIN
508,73
BIST
1.454
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Gök Gürültülü
22°C
İstanbul
22°C
Gök Gürültülü
Çarşamba Gök Gürültülü
24°C
Perşembe Gök Gürültülü
24°C
Cuma Gök Gürültülü
24°C
Cumartesi Gök Gürültülü
25°C
Bir meselden çıkan ibret! Harun KILIÇ Adamın biri gitmiş Nasreddin Hoca’ya “Yahu hocam bizim ev pek dar, sığamıyoruz bir türlü, ama büyük eve de paramız yetmiyor, ne yapayım?” diye sormuş. Hoca bu abuk soru karşısında ne desin, kafasını karıştırmış biraz, düşünür gibi yapmış sonra da “Senin tavukların vardı değil mi?”...
Yumurta tavuk, tavuk yumurta hikâyesi Fuat YILMAZER Yaptıklarının farkındalar mı bilemem ama ülkemiz çok sıkıntılı döneme giriyor. İktidar bloğu da, muhalefet bloğu da sevgisizlik, ayrışma, kutuplaştırma politikalarını bilerek isteyerek sürdürüyor. Halk ekonomik anlamda perişan, sosyal ve siyasal anlamda hoşnutsuz, iktidar buna çözüm yolu üretmek, çare bulmak için çalışmak yerine futboldaki...
NATO ZİRVESİNE DOĞRU Efendi BARUTÇU ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR  Bugün Brüksel’de yapılan NATO zirvesinde gözler Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la ABD Başkanı Con Baydın arasındaki görüşmeye çevrilmiş durumda. Bu zirve ABD açısından yirminci yüzyılın yeniden tanzimi anlamını taşımaktadır. Bir önceki ABD başkanı Tıramp’ın Afganistan’daki Irak’taki ve dünyanın diğer muhtelif bölgelerindeki askeri varlığını...
OSMANLI’NIN LAİKLİĞE BAKIŞI Volkan Yaşar BERBER             Osmanlı son dönemlerinde yeni çağa ayak uydurabilme babında bir takım önergelerde bulunmaktan geri kalmamıştır. 1872’de Eyvah draması birden fazla evliliğe karşı, 1875 yılında Açık Baş isimli komedisi halkı dini alet ederek sömürenlere karşı sunulmuş olup destekte görmüştür. Avrupa’dan alınan her şeyin red edilmeyip bilakis...

MİLLİYETÇİLİĞİN İMTİHANI

MİLLİYETÇİLİĞİN İMTİHANI

Recep SAVRAN

     recepsavran49@gmail.com

 

Şu hususların bir netice olarak mutlaka altını çizmeliyiz; bizi biz edenleri takip etmekten vazgeçmeyeceğiz! Çünkü Alparslan Türkeş’in değerini  rahmetli  olduktan sonra değil çocukluğumuzdan beri biliyoruz!  Nihâl Atsız’ın da, Köprülü’nün de   öyle; Galip Erdem ve Dündar Taşer’in de! Kimsenin kimseyi kandırmaya hakkı  yoktur! Milliyetçiler sadece siyasette  değil her konuda artık gözlerini açmalıdır! İstismarlara katiyyen   müsaade etmemeli, devletinin yanında olacaksa bunu adam gibi yapmalıdır! Görüş değiştirmeye, yalpalamaya, insanları kandırmaya hiç kimsenin  hakkı yoktur! Daha donanımlı, daha uyanık, daha akıllı bir milliyetçilik için  geç kalmış değiliz; çünkü milliyetçilik  gelip geçici bir düşünce değil din gibi insana yapışık bir mensubiyettir!

 

MİLLİYETÇİLİĞİN İMTİHANI

 

Elbette  15 Temmuz’dan sonra  ülkemizde çok değişti; her şeyden evvel  devlet,   kucağında  azgın bir düşman beslediğinin  farkına vardı! Peki yeterli mi derseniz elbette yeterli ve tam değildir! Çünkü hâlâ artçı örgütlenmeler vardır, ki esas bunlar hafife alınmaktadır.İktidar tam olarak bu işin farkında görülmemektedir; çünkü  tabanı bu kadar geniş bir mücadeleye hazır değildir; yıllardan beri benzer görüşlerle  beslenmişlerdir. Devlet idaresi ile  tarikat fraksiyonculuğunun çok farklı şeyler olduğunu   İmparatorluk uygulamaları  yeteri kadar ispat etmiştir. Esasında  cumhuriyet devri  askerî bürokrasisi de birçok yanılgılara ve yanlış işlere  karşılık bu husûsta tecrübelidir. Belli ki bunlardan tam olarak  faydalanılmıyor; o sebeble  emekli olur olmaz  yanlış  adreslere  taşınıyorlar. Dolayısiyle   tehlike olabilecek  iki karşıt  gurup yine   iktidara  hevesleniyorlar!

 

Peki sizce milliyetçiler ne yapıyor? Elbette milliyetçi  siyasetten bahsetmiyoruz; kastettiğimiz şey milliyetçi  camia; yani milletimizin  maşeri vicdanı, inançları, kültürünü, hülâsa olarak ta kendisi! Sağ ve sol ayırımına tabi tutmadan  müesseseler, kurumlar, vakıflar, sivil toplum kuruluşları ne yapıyor? Basın ve yayında milliyetçilik yok; âlimler, mürşidlerimiz, hocalarımız, varlığımızı kendilerine borçlu olduğumuz  o büyük insanları; inanın kimse tanımıyor!  Edeb, terbiye, vefâ, büyüğe hürmet küçüğe  şefkat   kalmamış! Hele  siyasetin yeni kuşakları  bizim hocaları hiç tanımıyor; o sebeble gelecekleri de görülmüyor! Sarhoşlar müdafaa, hocalar  zemmediliyor! İnsan çoğu zaman,  biz böyle bir tablo için mi  yıllarımızı ve canımızı  verdik diyeceğimiz geliyor! Ama yine de çizgimizden ayrılamıyoruz! “Daha mı” diyenler de    kıs-kıs gülüyor; çünkü milliyetçiler her bakımdan dökülüyor; fırsat verilmiyor diye kurtarıcılar da çıkmıyor! İşte böyle bir handikap, ne olabiliyor ne de ondurulabiliyorsun!

 

Esasında 15 Temmuz Olayı  ve sonrasındaki  ortamdan en fazla milliyetçiler ders almalıdır; tabiî yine siyasetten  bahsetmiyoruz! Açılan alanda  yer bulmak ve ülke idaresinde  söz sahibi olmak için müdahil olmaktan başka çare yoktur! Meseleyi her zaman siyaset boyutlarının üzerinde  görerek  mukallitlere âlet olmamak gerekiyor! Yalancılığın, hırsızlığın, üç kağıtçılığın siyaseti olmaz, insan ya milliyetçidir yahud da değildir! Üçüncü bir yol yok; vekar, dürüstlük, vatanseverlik her zaman ve her rejimde  altındır; yere düşmekle, hatta ayaklar altına alınmakla değer kaybetmez! Siz siyasi söylemleri bir kenara bırakın da  biz milliyetçiler kendi düşüncelerimizi yeteri kadar  sahipleniyor muyuz? Milliyetçi geçinen siyasetçi rant peşinde olduktan sonra onlardan ne bekleyebilirsiniz! Memlekette olup bittiğini, kimlerin  ne için ter döktüğünü artık biliyoruz, çocuk değiliz!

 

Kurumlar ve sivil toplum kuruşlarını temsil edenler çok mağrur ve dar görüşlü! Adamın TV’si mi var, kesinlikle milliyetçileri çıkarmaz; gazetesi mi var   milliyetçilere yer vermez! İşyeri mi var milliyetçilere güvenmez! Yayınevi mi var  milliyetçileri  jenoside tabi tutar! Dolayısiyle kendileri çalar yine kendileri oynarlar!  Neden böyle diye sorarsanız  biraz yapı bozukluğu, biraz menfaatçılık, biraz ihtiras, çoğu zaman da  algı! Her camianın sahtekârı çıkar da  milliyetçi sanılan birisi öyle olduğu zaman, kurumlar herkesi öyle tanımlar! Çoğu zaman  kendilerinden başka düzgün  insan olmadığına vehmederler! Aslında kendilerinin alt tarafı  bağlar gazelidir; ararsan her türlü pisliği  bulabilirsin!

 

Bütün bunlardan şunu  anlıyoruz ülkemizde milliyetçiler  “Cemaatlaşmamış” da  sahteleri  ortamı işgâl etmiş! Rahmetli Nevzat Kösoğlu’nun   şu garibe son sözleri “Esasında  biz ülkücülüğü işte bu cemaat gibi düşünüyorduk da  halimize bırakmadılar.” olmuştur! Şimdi ortakları nerede, eserleri nerede, dünyası nerede, bilen var mı? Onun “Şehid Enver Paşa” adlı eserini okuyun da, en büyük mirasının  hangi ellerde, ne beyinsiz, kişiliği gelişmemiş toy insanlarda  bulunduğunu görün!

 

Şu hususların bir netice olarak mutlaka altını çizmeliyiz; bizi biz edenleri takip etmekten vazgeçmeyeceğiz! Çünkü Alparslan Türkeş’in değerini  rahmetli  olduktan sonra değil çocukluğumuzdan beri biliyoruz!  Nihâl Atsız’ın da, Köprülü’nün de öyle; Galip Erdem ve Dündar Taşer’in de! Kimsenin kimseyi kandırmaya hakkı  yoktur! Milliyetçiler sadece siyasette  değil her konuda artık gözlerini açmalıdır! İstismarlara katiyyen   müsaade etmemeli, devletinin yanında olacaksa bunu adam gibi yapmalıdır! Görüş değiştirmeye, yalpalamaya, insanları kandırmaya hiç kimsenin  hakkı yoktur! Daha donanımlı, daha uyanık, daha akıllı bir milliyetçilik için  geç kalmış değiliz; çünkü milliyetçilik  gelip geçici bir düşünce değil din gibi insana yapışık bir mensubiyettir!

 

Esen kalın.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.