ÜLKÜCÜLÜĞÜN YARINI

Bu haber 23 Eylül 2018 - 11:50 'de eklendi ve 1.194 kez görüntülendi.

    Hamza ALPARSLAN

       hamzaalparslan.80@gmail.com

Ülkücülüğün dürüst, çalışkan, bilgili insanlara ihtiyacı vardır. Bunu anlamak için şu beğenmediğimiz mahalli ve ulusal siyasetçilerimizi irdeleyin Bizi biz olmayanların temsil ettiğini göreceksiniz. İşte böyle bir durumda, yer ve mekân tanımadan, hatta uzun boylu ölçüp biçmeden göreve talip olun, hırs gösterin Sosyoloji başkalarının kulu olacağınıza kendinizin efendisi olun demiyor mu? İlme koşun, onu yakalayın ve bir daha bırakmayın. Elbette yarınki ülkücülük bugünden çok ilerilerde olacaktır, bunun engellenmesi mümkün değildir.

 

ÜLKÜCÜLÜĞÜN YARINI

 

İslâhat-Tanzimat-Yeni Osmanlılar-İttihat Terakki ekseninde saltanatın meşhur görüşü “Siz içeriden düşmanlar dışarıdan saldırıyor ama devlet yine de çökmüyor” değil miydi? İşte aynı şeyi ülkücülük için de söyleyebiliriz. Ne yazık ki bir ilâve de yapmamız gerekiyor; bir taraftan  “Saltanat” vuruyor, dışarıda düşmanlar, içeride devşirmeler ve devlette uzantıları, bir de bizler! Bu kadar düşman dost başına doğrusu! Biz hiç memnun değiliz, ara sıra dağılma manzaraları da  sahneliyoruz; devlet lâzım olur diye  dengede tutuyor, dış düşmanlar saldırıyor, içeridekiler, kıs kıs gülüyor ve arada bir çelme de takıyor .İşte ülkücülük ve ülkücülerin hâli!

 

Milliyetçilik aleyhtarı projeler mutlak olarak batı ürünüdür, yeni partiler, hatta yeni dernekler kurulması hep bu projelere dayanmaktadır. Sözün gelişi Çukurova’da birkaç tane  “Türkmen-Yörük” derneği var, bu parçalanmalar mutlak olarak bir ayarlamadır. Yeni partilerin teşkili, oyların ve camianın bölünmesi de kesinlikle öyledir. Son yılların en büyük hastalığı “İslâmcı-Türkçü” tartışmalarıdır. Halbuki sosyolojik olarak bu mefhumları ayırmak mümkün değildir. Elbette iki düşüncenin de siyasi ve gayri siyasi yönleri vardır. Şimdilerde bir de “Siyasi İslâm” diye bir şey çıkardılar, toplumumuzda bu işin sağlam bir kaynağı veya dayanağı bulunmamaktadır. Özellikle semavi dinler siyasidir ve bu temel üzerinde yayılmışlardır. Bizim ne devletimizin ne de toplumumuzun böyle bir eğilimi bulunmamaktadır.

 

AKP bir merkez ve kitle partisidir, bütün görüşlerini seslendirmek zorunda değildir.  Muhalefet mutlak olarak projeler doğrultusunda gündem yaratmaya çalışıyor, ne belli bir devlet ne de millet düşüncesi yoktur. Bugünkü yelpazede  MHP sadece sayısal değil aynı zamanda düşüncede katalizör görevi yapmaktadır. Bazılarının “MHP parti değil dernek görünümündedir” şeklinde akıl yürütmeleri hiç de reddedilecek bir durum değildir. Bir devlet sadece siyaset üzerinde gitmez, aynı zamanda “Toplum Şuuru” diye bir şey vardır, ona da ihtiyaç bulunmaktadır. MHP’nin iştirakinden sonra devletimizin ne kadar rahatladığını söylemeye veya tekrar belirtmeye gerek var mı?

 

Biz beğenmiyoruz ama AKP-MHP birlikteliği dünya ölçeğinde bir gelişmedir. Batı mutlak olarak bu birlikteliği bozmaya çalışacaktır ki elbette bu işi muhalefetle  yapacaktır. O sebeble ülkücülerin kendi içinde anlaşmazlıkları da   tamamen psikolojik savaşın ürünüdür. İşi mutlaka  duygusal platfoırma değerlendirmeyiniz, inceliklere ve daha evvel elde edilen sonuçlara bakınız. Bugün ülkücülük dünden çok daha iyi bir mevkiide bulunmaktadır. Genel Başkan  isabetli tercihler yaparsa bunu Mahalli seçimlerde göreceksiniz.

 

Dünyada artık savaşlar değil fikirler çağ ve çığır açıyor. Ülkücüler bu işin neresinde? Hiç merak etmeyin ve kaygılanmayın, ülkücülük ölmez ve nihayete ermez. Çünkü kadim olan dayandığı millettir. Zeki Velidi “Türkler ayrık otu gibidir, nereden kazırsanız  bir ötede bir daha çıkar ve her tarafı işgal eder.” der. Bu gerçeği hiç unutmayın; Fransız Roux da “Türkler’in  haşmeti hiç de kahramanlıklarında değil duygularında, düşüncelerinde, hülâsa dillerindedir” diyor. Bu örnekleri o kadar çoğaltabiliriz ki bunların çoğunu zaten biliyorsunuz. İşte kadim  yani dünya milleti olmak böyle bir şeydir.

 

Ülkücülük sadece gündelik siyaset değildi, gündelik siyaset çok küçük bir teferruattır. Düşünce hayatımızı tam olarak aydınlatmaya hiçbir zaman yetmez. Siz kuvvetli ışıklara bakınız, işte sizi yeniden bu ışıklar yaratacaktır. Şöyle bir müddet coğrafya okuyun, dünyamızı gezin,   Hudson’un “mihver coğrafyası”nı her bakımdan tetkik edin. İşte o zaman  önünüzü tam göreceksiniz.

 

Ülkücülüğün dürüst, çalışkan, bilgili insanlara ihtiyacı vardır. Bunu anlamak için şu beğenmediğimiz mahalli ve ulusal  siyasetçilerimizi irdeleyin Bizi biz olmayanların temsil ettiğini göreceksiniz. İşte böyle bir durumda, yer ve mekan tanımadan, hatta uzun boylu ölçüp biçmeden göreve talip olun, hırs gösterin Sosyoloji başkalarının kulu olacağınıza kendinizin efendisi olun demiyor mu? İlme koşun, onu yakalayın ve bir daha bırakmayın. Elbette yarınki ülkücülük bugünden çok ilerilerde olacaktır, bunun engellenmesi mümkün değildir

 

Hoşçakalın.

Hamza ALPARSLAN
Hamza ALPARSLANhamzaalparslan8@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments