ADANA’NIN YOLLARI TAŞTAN

Bu haber 17 Kasım 2018 - 12:19 'de eklendi ve 896 kez görüntülendi.

         Ali BADEMCİ

           alibademci@gmail.com

 

Kırıkkanat  Cumhuriyet Gazetesi ve Halk TV.’de âla “Türkçülük” yapıyor! Annesi bir Kırıkkanat olan  Sayın Bahçeli  milliyetçi hareketin lideri! Çok şey söylenemez! Siz bunları bırakın da  şimdiki Adana’ya bakın! Birkaç yıl evvel “Küçük Köy” diyorlardı, şimdi biraz daha kötü! Adanalılar kaçıyor, nereye,  daha rahat olacakları yere! Bizim gibi! Devam edeceğiz.

 

ADANA’NIN YOLLARI TAŞTAN

 

“Adana’nın Yolları Taştan”; 19.yüzyılda Adana kültürünün  yüzeye vurduğu  kuvvetli bir halk deyişidir. Hikâyesi çeşitlidir, edebiyatçıler daha iyi bilir ama belki anonim de diyebilirsiniz! Damar Arıkoğlu emsalsiz hâtıralarında  çok veciz satırlarla  o yılların Adana’sını anlatıyor! Ortaya konan  kültür  objesi  Ermeniler ile münasebetler, fakat  deyişin konusu aşk, belki “Sarı Gelin” gibi!  Osmanlı devirlerinin ilk ve orta zamanlarında  Türkmenler  “Taşköprü”den karşıya geçemezlermiş, çünkü henüz kültürel sirkülasyon tamamlanmamış! Eşeği ile yuları elinde Türkmen,  sonradan Karşıyaka, bugün Yüreğir denen  Taşköprü’nün doğu tarafından,  yanında “kangal köpeği” sürekli ses çıkarımış; “Toros, Toros” diye! Karşı taraftan Ermeni seslenirmiş; “Ahmet bana mı diyon kopeğe mi” dermiş! Aslında  Türkmen köpeğe “Toros” demiyor, Ermeni ile ilişki kurmak  ve Adana’da neler olduğunu  öğrenmek istiyor!

 

Biz Adana’da elli yıl yaşadık; evet Suriye Bayat-Savran Türkmeniyiz ama, dedemizin mezarı tamamen Halep iskanı olan  Ceyhan Doruk’ta! Dün de bugün de bizler “Yürük”değiliz, Türkistan “Sauran”ın  o uzlaşmacı, davar güden, taassup bilmeyen  Türk Müslümanlarıyız! Pirimiz Hoca Ahmet Yesevi, herhalde Moğol sürülerinin  önünde; anayurttan  bizi getiren Şeyh Abdurrahman Savrani bu ruhla yeteri kadar yoğrulmuştu! Bugünkü İdlib batısı ve Bayır Bucak ile  Hatay’ın Yayladağı-Altınözü ilçelerinde yaşarız! Mustafa Kemal’in talimatı üzerine dedelerimiz Dörtyol’dan geçiş yaptırılarak  Milli Mücadele’ye iştirak etmişlerdir. Fakat Türkiye’de soyadı aldıkları için  yeniden Bayıra dönememişler ve orada kalan âileleri dağılmış, “Manda” devrinde tehcir edilmiş “Halep Cezaevi” yollarında  ölmüşlerdir! Dolayısiyle babaanneden dedem Ali Ceyhan Doruk, dedemden  büyük dedem Hamza Halep yollarında  telef olmuştur. O sebeble  Bayır Bucak, İdlip, Afrin, Bab Haleb’in  Çukurova membaıdır! Halep’den çıkıp Osmaniye’ye gelen ve adı Türkmen olan keçi çobanlarının hayvanları ölünce  “Koyun”a dönmüş artık adları “Yörük” olmuştur!

 

Efendim bendeniz 1967-68’in o gaileli günlerinde İstanbul ve Ankara’da sokak arşınladıktan sonra  yüksek öğrenim için Adana’ya geldim ve öğreninden sonra da buraya yerleştim! İlkokul diploması bile olmayan bir Kara veya Sarıgeçili, koyuncu-kasap âilenin  17 yaşındaki kızı ile de evlendim. Âilenin tek erkek evladı babam karşı çıktı ama  artık Adanalılık  bizde bir şuur haline gelmişti. Ülkücülük yıllarında  gitmediğim, çalışma yapmadığım yer yoktur; her alana girdim; etnoloji-iskan-demoprafi-Toros Dağları, dar sokaklı Adana mahalleri! Kitaplarımda ve makalelerimde  bu eğilimin şuura dönüşümü  görebilirsiniz!

 

Şimdi başa dönelim; “Adana’nın Yolları Taştan!” Adana’nın oturduğu ovanın adı Çukurova taş nerede? Elbette İskendern Körfezi kıyılarından getirilen ve önce Ceyhan sokaklarına döşenen  kara-kare  taşlar! Faruk Sümer Hoca’nın kitaplarında görmediğimiz  “Çukurova Türkmenleri” başlıklı  uzun çalışmasını lütfen  bulun ve okuyun! Yeni harflerle bulamazsanız “turuz.com”da orijinal  Arap harfli  doküman var! Göreceksiniz ki  Ermeniler ile Türkmenler sanılanın aksine Adana’da değil  Ceyhan’da kaynaşmışlardır. Çünkü Dörtyol tarafından sıkıştıran “Tehcir” mağduru Ermeniler  birden bire korkudan  “Kürt” oluvermişlerdi! Elbette şimdiki Ceyhan Kürtleri ile  onların hiç ilgisi yoktur! Ve çok gariptir ki Osmaniye  mezarlığı  tehcir  idamları ile dolu iken  muhacir Ermeniler Bahçe-Dörtyol- Ceyhan  üçgeninde   belki de bir devirlik uykuya daldılar! Amanoslar’da hemen hemen Ermeni kalmadı, fakat Reyhanlı ve Halep buralardan gidenlerle dolu, sizi görür görmez hasretle yaklaşıyorlar.

 

Damar Arıkoğlu, çocukluğundaki “Türk-Ermeni” muhabbeti için, “Biz onlara dayı, onlar bize yeğenim derdi.” diyor. Evet Adana’da  medeni ve son yıllarda Fransız empozesi ile  siyasileşmiş bir “Ermenilik” vardı. Kürt asıllı Adana “Ferda Gazetesi” sahibi Ali Fani Bey  ayrılıkçılık  ile kan kusuyordu. Kardeşi Mesut Fani Bey Osmaniye Mutasarrıfı olarak  hergün  ipleri çekiyor ve Türkmen asıyordu! Cumhuriyette  iki kardeş de  150’likler arasında  yer aldı; lâkin  bir kardeşlerinin  de Çanakkale gazisi olmasının önüne geçemediler! Diğer bir kardeş de  Duhkuk’da  öldü! Âilenin gerçekten “Kürtçü” olduğunu söylemek mümkün mü? Elbette değil, çünkü onların siyaset kadar ağırlıklı meşguliyetleri “Edebiyat”tı ve pirleri de Hürriyet İtilâfçı  Filozof Rıza’dır!

 

“Adana’nın Yolları Taştan” demişler; son yüz yıllık dönemde çok şey değişti! Adana Ermenileri “Fellahlar”ı hiç sevmez; çünkü onlar Çukurova’da Kemalizm’in orta direği! Türkmen-Ermeni  birlikteliğine ihanet gözü ile bakabilir miyiz, aslâ! İçten içe intikam duyguları var mı derseniz  bu tamamen devletin işi! Mine Kırıkkanat Cumhuriyet Gazetesi ve Halk TV.’de âla “Türkçülük” yapıyor! Annesi bir Kırıkkanat olan  Sayın Bahçeli  milliyetçi hareketin lideri! Çok şey söylenemez! Siz bunları bırakın da  şimdiki Adana’ya bakın! Birkaç yıl evvel “Küçük Köy” diyorlardı, şimdi biraz daha kötü! Adanalılar kaçıyor, nereye,  daha rahat olacakları yere! Bizim gibi! Devam edeceğiz.

Hoşçakalın

Ali BADEMCİ
Ali BADEMCİalibademci@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments