KİTAP YAZMA MERAKI

Bu haber 21 Mart 2019 - 0:14 'de eklendi ve 510 kez görüntülendi.

    Recep SAVRAN

    recepsavran49@gmail.com

 

Araştırma konularının seçimi popüler-ideolojik  eğilimler taşımamalıdır, Küresel çağda böyle düşünmenin  çok yanlış olduğunu alanları görerek pek iyi öğrendik! Araştırmalara içinde yaşanılan toplumların meselelerini çözümle  başlamalıdır! Bilimsel çalışmalarda alan herşeyin önündedir, teorilerden evvel pratikleri görmeli, değerlendirmeli, ki ondan sonra bilimsel formüllere oturtmalıyız. Başarı diliyorum, ne diyelim, bizden bu kadar!

 

KİTAP YAZMA MERAKI

 

Genç dostlarımız, sevgili öğrencilerimiz, çok değer verdiğimiz  dâvâ arkadaşlarımız, sık sık kitap yazmak istediklerini söyleyip  danışmada bulunuyorlar. Bize ve fikirlerimize kiymet verip, danışmada bulunan   bu pek değerli istikbâl evlâtlarına elbette yardımcı olmak istiyoruz! Hani genel bir alışkanlık var, şâir olmak ilkokulda başlar, mûsikiye, folklora, tiyatro ve sinemaya ilgi de  öyle! İlginçtir ki bu ilgi çoğu zaman bir geçici heves olarak başlar ve belli bir zaman içinde de biter! İşte kitap yazmak isteyenlerin öncelikle böyle bir psikolojik durumu bilmeleri gerekiyor!

 

Kitap yazmak çok değişik ve çok başka bir düşünce, önce iyi bir eğitim almak gerekiyor! Bu eğitim özel eğitim de olabilir, devlet eğitimi de!  Her ikisinin de kendine göre özellikleri vardır! Elbette bizden öncekiler özel eğitimle yetişmiş büyüklerimizdir, bizler devlet eğitimi alarak  bir noktaya geldik! Bir de kendini yetiştiren, çok okuyan, küçük yaşlardan beri yazan yetişmişler var! Onlar da ayrı bir gurup ve ayrı özellikler taşır ki, eğitimleri meslekleri ile ilgilidir ve çalışarak  tecrübe kazanmışlardır! Mesela Gazeteciler  böyledir; en azından böyle olmak zorundadır! Çünkü mesleğin devamı için  ilgilinin sürekli olarak kendini yenilemesi gerekiyor!

Geleneksel, yani özel eğitim alan büyüklerimiz, kültürümüzün gereği olarak öncelikle  Arapça ve Farsça öğrenmişlerdir, ki Tanzimat ile birlikte bu eğitime Fransızca  eklendi! 1960’lı yıllardan sonra da  dünyaya paralel olarak İngilizce  ön plâna çıktı, sebeb de bellidir ki son yetmişbeş yılda İngilizce  ABD’nin de süperliği ile dünya dili, müşterek lisan hâline gelmiştir! O sebeble eskiden beri değişmeyen bir kural olarak çalışma yapmak için herşeyden evvel lisan bilmek gerekiyor! Zaten akademiler de lisandan en az 50 puan  almayı şart koşmaktadır, bu özellikleri taşımayan lisans mezunları yüksek lisans ve doktora yapamıyor!

 

İster geleneksel eğitim isterse  devlet eğitimi almış olalım, araştırma yapmak, yani kitap yazmak için TÜRKÇE’yi  mükemmel bilmek ve ana dile hâkim olmak gerekiyor! Günlük konuşma dili ile  ne çalışma yapılabilir, ne de kitap yazılabilir! Bu husûsu gereği şekilde yerine getiriyor muyuz? Bu soruya müsbet cevap vermek  kolay değildir, çünkü Türkçesi en zayıf olanlar maalesef hocalardır, belki de Türkçe hocalardır! İfâdelerimiz çok az kelime ile gerçekleşiyor, kafalarımız  irticalen eş anlamlı sözcükler açısından pek fakir! Ayrıca başımızda eski-yeni dil diye bir belâ var! İkisinde de aşırılıklar almış başını gidiyor! Yeni dil kullananlar genel olarak daha donanımlı görülüyorlar, o sebeble  gramer hatâsı yapmıyorlar, ama kullandıkları sözcükleri anlamak için mutlaka bir sözlük gerekiyor! Eski dili kullananlar da pek ağdalı yazıyorlar, ki arada derede kaldıkları için eski istilâhları yanlış kullanıyor, terkipleri   hatâlı açıyorlar! Eski dilde zaten çoğul olan Meşrubat=Şuruplar gibi deyimleri  Meşrubatlar  olarak  yanlış kullanıyorlar! Eskiler buna  Galât-ı Meşrû  demişler ki  hatânın meşrûsu olmaz, hatâ hatadır! O sebeble eski dil kullanma  merakı olanlar haddinden fazla GRAMER hatâsı yapıyorlar! Ne yazık ki konuşurken de  aynı durum geçerlidir.

 

İşi uzattık ya, çalışma yapacak, yani kitap yazacaklar öncelikle dil ayarını iyi yapmak zorundadır; en iyisi  halkın kullandığı ve herkesin anlayacağı, gramer hatâsı olmayan bir dili tercih etmek. Özne ve fiil çekimleri, yani zaman meselesi çok önemli, öznesiz cümleyi anlamak zordur, isim ve sıfatları, hattâ Zamirler’i de  bir cümlede defalarca tekrar etmemek  gerekiyor! İkinci safha modern eğitimden geçmiş olmak, yani lisan ve yazı bilmek! Tarih ve Türkoloji çalışanlar kesinlikle  eski yazı bilmek zorundadır! Yabancı dil, dünyada aynı konuda neler yazıldığını ve nereye gelindiğini tesbit için önemlidir! Dünyada her ülkede Türkoloji  çalışılıyor, sebebi ise Türklerin bir dünya milleti  olması Türkçe’nin de  tarih dili olmasıdır! Arapça ve Farsça  Türkler’in liderlik yaptığı medeniyetin dilidir!

 

Araştırma konularının seçimi popüler-ideolojik  eğilimler taşımamalıdır, Küresel  çağda  böyle düşünmenin  çok yanlış olduğunu  alanları görerek pek iyi öğrendik! Araştırmalara içinde yaşanılan toplumların meselelerini çözümle  başlamalıdır! Bilimsel çalışmalarda alan herşeyin önündedir, teorilerden evvel pratikleri görmeli, değerlendirmeli, ki ondan sonra bilimsel formüllere oturtmalıyız. Başarı diliyorum, ne diyelim, bizden bu kadar!

 

Muhabbetle.

 

Recep SAVRAN
Recep SAVRANrecep.savran@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments