KRAL VE KRALCI

Bu haber 05 Nisan 2019 - 12:59 'de eklendi ve 551 kez görüntülendi.

         Ali ALPARSLAN

          alialparslan78@gmail.com

Günümüzü başka türlü açıklayamayız; “milliyetçilik” bir parti müktesebatı değildir, ki “ülkücülük” de o hâle gelmiştir! Milliyetçiler daha donanımlı, daha akıllı, daha geniş ve modern düşünceli insanlar olmadığı müddetçe işte ülkücülük de böyle “yama” olmaya devam eder ve mukallidliğini sürdürür! Ülkücü siyasette şu kadar adam ocak başkanlığından gelmiş “vekil”, büyükşehir- il-ilçe-belde belediye başkanı olsa da donanımlı olmadıktan sonra MHP ve İyi Parti sözcüleri gibi, biri iktidar diğeri de muhalefet borazanı olmaya devam eder! Çok önemli değildir, çünkü devlet iktidar ve muhalefettir! Ülkücülük o Yaşar Yıldırım profilindeki mukallid söylemlerden uzaklaşırsa ancak adam olur!

 

KRAL VE KRALCI

 

MHP’nin “Cumhur İttifakı”na iyice kendini kaptırmasını cidden anlayanlardan değliliz!  Daha baştan beri açıklandığı üzere ittifak devlet meseleleri karşısında bir birliktelikti, elbette bunu anlıyoruz ve birçoğumuz da tasvip ediyoruz! Adına “Beka” dediler, ki onu da kabul ettik ve başımızda taşıyoruz! Fakat son günlerde işin  cılkı cıktı, AKP sözcüsünün arkasından hemen MHP sözcüsü çıkıyor ve onların söylediklerini benzer şekilde tekrar ediyor! Kılıçtaroğlu AKP’ye mi yüklenmiş hemen bizim Yaşar Yıldırım yırtık dondan çıkar gibi  çıkıyor ve ahkam kesiyor, sanki ülkenin siyaset alanı  Ülkü Ocakları salonu! Birader senin başka fikrin yok mu, saçları ağarttın ama  hiç mi kafaya bir şeyler doldurmadın?

Acele etmeyin İyi Parti sözcüleri de öyle, CHP’lilerden evvel Kılıçtaroğlu’nu savunuyorlar! Ne demek istedikleri hiç anlaşılmıyor, amaçları da belli değil! Sanki MHP sözcüsü AKP’li, İyi Parti sözcüsü de CHP’li! İnsanın ciddiyetle “Allahım şu milliyetçiler siyasette ne yapmak istiyor, bunların hiç fikirleri yok mu?” sorusunu sorası geliyor! Şunu anlıyoruz ki gerek AKP gerekse  CHP, demek ki siyasette daha iyi milliyetçilik yapıyorlar! Ondan sonra dövünüyoruz ki neden oylar düştü diye! Hoş oyların düştüğünü, mağlubiyet oluştuğunu kabul eden ve milliyetçiliğe oynayan siyasetçi de yok! Ondan sonra bizler de 70 yıllık çok partili siyasi hayatta milliyetçiliğin neden bir kazmaya sap olamadığını düşünüp duruyoruz!

Milliyetçilik; ”millet” oluşumunun şekillendirip modernize ettiği, müessseler yarattığı “devlet” anlayışının  katalizörüdür. Her yönü ile “millet” sosyal bir varlık “devlet” ise mücerred ve müesses nizamdır. O sebeble hangi doz ve anlayışta olursa olsun  ekonomik sisem aranmadan devletlerin yolu ve ana çizgisi milliyetçiliktir! İşte toplumsal hayatın son merhalesi olan “ millet” ve ulaşılan nihai organize anlamında “devlet” her zaman  ve şartlarda milliyetçi olmak zorundadır! Tarih boyunca dinî ve ekonomik düşünceler de dâhil tamamı milliyetçilik içindedir ve milliyetçilik de devletlerin ideaları, yani ideolojisidir! Tarihî eğilimler ve olaylar bizleri yanılıtmasın, teori de pratikler de  dama bu minval üzerindedir.

Günümüz devletler yarışı veya milletler mücadelesinde, karşıt milli bünyelere  saldırılar, karşıt devletlerin birbirini güçsüz bırakmak için görünen çabaları da milliyetçilik yarışıdır. Siyasetçilerin çoğu bu içten içe yürüyen gelişmeleri görmez, bilmezler de!  Fakat öyle “Ülkücüler” denilen oluşumla Türkiye örneğinde olduğu gibi, milliyetçilik imtihanı kan ve canla verilmiş ise bu görüşe oynayanlar, yani siyaset yapanlar, bugünküler gibi mukallid, yalaka, kopyeci, donanımsız ve bilgisiz insanlar olmamalıdır! Canlıların hayatında taklid önemlidir, belki “Darvinizm”in de esası budur lâkin  “taklid” sürecinde akıl sahibi olan “insan” diğer canlılardan ayrılır! Bir sahte kabadayılık örneği olan “tehdid” gibi insan hayatında “taklid” de akıl gelişip hayatının her yanına eğitim hakim olunca artık insan ve insan toplulukları için bilimsellik başlamıştır!

İşte günümüz Türk Milliyetçiliği’nin handikabı budur; milliyetçiliği milliyetçiyim diyen siyasetçiler  yapamıyor, ancak daha geniş bir yelpazede devletin şekillendirilmesinin  aracı oluyorlar! O bakımdan kozmopolit görünmek zorunda olan, devlet milliyetçilikle de milliyetle de  dama taşı gibi oynuyor! O bakımdan bizim siyaset yapma hevesinde olan politikacılara sadece figüranlık yapmak kalıyor! Elbette  demokratik devletler iktidar ve muhalefetten ibrattir! Bunlar milletin üniteleridir, birileri tarafından disipline edilirler! Ne yazık ki  dünyada da benzerleri olduğu şekilde Türkiye’de de milliyetçilik iktidar ve muhalefet ikileminde disipline edilen, bazen ezilip, bazen gaz verilip bazen de dizayn edilip  disiplin altında tutulmaktadır! Bu hakikati mutlaka görmeliyiz!

Günümüzü başka türlü açıklayamayız; “milliyetçilik” bir parti müktesebatı değildir, ki “ülkücülük” de  o hâle gelmiştir! Milliyetçiler daha donanımlı, daha akıllı, daha geniş ve modern düşünceli insanlar olmadığı müddetçe işte ülkücülük de böyle “yama” olmaya devam eder ve mukallidliğini sürdürür! Ülkücü siyasette şu kadar adam ocak başkanlığından gelmiş “vekil”, büyükşehir- il-ilçe-belde belediye başkanı olsa da donanımlı olmadıktan sonra MHP ve İyi Parti sözcüleri gibi, biri iktidar diğeri de muhalefet borazanı olmaya devam eder! Çok önemli değildir, çünkü devlet iktidar ve muhalefettir! Ülkücülük o Yaşar Yıldırım profilindeki mukallid söylemlerden uzaklaşırsa ancak adam olur!

Muhabbetle.

 

Ali Alparslan
Ali Alparslanalialparslan78@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments