DOKTİRİNER ÜLKÜCÜLÜK

Bu haber 28 Mayıs 2019 - 9:39 'de eklendi ve 831 kez görüntülendi.

 Recep SAVRAN

     recepsavran49@gmail.com

Milliyetçilik ve Türkçülükolgularının grup grup ifâdeleri ve alternatif sol gibi fraksiyon görüntüsü vermeleri Ülkücü Hareket’in dinamizmi ile aşılmıştır. O sebeble Ülkücülerarasında siyasi çizgiler dışında anlaşmazlıklar ve gruplaşmalar yoktur. İşte bu bu durum Alparslan Türkeş’in  karizmatik duruşu ve siyaset kuruculuğu ile  sağlamlaşmış,  alternatif  ve çağdaş bir siyaset haline gelmiştir.

DOKTİRİNER ÜLKÜCÜLÜK

Türkçülük-Türk Milliyetçiliği- Ülkücülük  düşüncelerinin  birbiri ile benzer yönleri bulunmasına karşın ayrı ayrı yönleri de vardır. İşte o sebeble  bu düşüncelere mensup kişi ya da kişiler  müttehid bir cephede toplanıp müşterek bir siyaset oluşturamamaktadırlar. Meselenin ilginç olan diğer tarafı bu kavramların tarifinde bile  anlaşılamamasıdır. Öyle ki kimileri  ülkücülüğü bir siyaset olarak belli bir partiye mal etmekte, birçok kimseler de  her partide ülkücü olabileceğini savunmaktadır. Diğer yandan  her ülkücü, her Türkçü veya Türk Milliyetçisini ülkücü  olarak görmek istemekte, bu işin de ancak  belli bir siyasi parti çatısı altında gerçekleşebileceğini savunmaktadır. Şimdi bu kavramlar üzerinde biraz duralım:

Türkçülük Türk Milliyetçiliğinin  özel adıdır, Ülkücülük ise bu düşüncelere bağlı kişi, kişiler ve toplulukların  demokratik siyasette  bir çizgi üzerinde  bulunmasıdır. Bütün toplumsal kavramların temeli tarihtir; o sebeble tarih boyunca bütün müesseseleri ve umdeleri ile  Türk düşüncesinin belli bir fikir sistemi üzerinde  kendiliğinden  şekillenmesine  Türk Milliyetçiliği denilir. Görülüyor ki  Milliyetçiliğin temeli  kültürdür, o sebeble Ziya Gökalp “Hars” kavramını bilhassa vurgulamıştır. Türkçülük ise ırkî hasletleri öne çıkaran, bütün  tarihi olayları “Soy” ile izah eden daha katı bir milliyetçilik şeklidir. Tarihimizde gerek fikir gerekse  siyaset alanında  iki görüşün de örneklerini göre biliriz. Söz gelimi bir devlet adamı olarak Afşar Nadir, fikir adamı olarak da Nihal Atsız ırkî hasletleri öne çıkarmış ve milliyet duygusunu tamamen  bu kavram ile izah etmişlerdir. Düşünce ve fikir tarihimizde benzer birçok örnek bulabilirsiniz, bunların doğru veya yanlışlığına ancak zaman ve mekâna göre  karar verebiliriz.

Demokrasi tarihimizin milâdı 1950 değil, 1960’tır. 27 Mayıs
İhtilâli’nden sonra, kapitalist-liberalist-marksist siyasi ve sosyolojik düşüncelerin tamamı ülkemizde ifâde imkânı buldu!  Batıda da Sol-Sağ diye adlandırılan düşüncelerin koyusundan en  ehvenine kadar   her  görüş  basın ve kitaplarla ülke piyasasına çıktı! Devlet Sağ diye nitelendirilen liberal-kapitalist düşünceler yanında olmaya devam etti, ama  komünist partisi kurulmasına izin verilemese de  Sol  düşünceler üzerindeki baskılar tamamen kalktı! Elbette Amerikancı Batı bu durumdan memnun değildi. 1960’lı yılların sonlarında  Türk Milliyetçiliği bir kısım aydın-fikir adamı ve asker tarafından  siyaset alanında  Ülkücülükolarak ifâde edilmeye başladı. Elbette bu işim başını  1944’den beri ordu içinde Türkçü  olarak vasıflandırılan Alparslan Türkeş çekti! Birçok milliyetçi  Sağ iktidarlar yanında yer alırken, Atsız ekibine bağlı  Türkçüler de ilk Ülkücüler’e intisab etmedi. İşte Türk Milliyetçiliği, Türkçülük ve Ülkücülük arasındaki ayrılıkları  tam burada tahlil edebiliriz!

Alparslan Türkeş de Türk Milliyetçiliği-Türkçülük ve Ülkücülüğün ancak MHP’de ifâde edilebileceğini, siyaseten meselenin başka adresi olmadığını hep söylemiştir! Lâkin başka siyasi partilerde ve düşünceler içinde Ülkücülük yapmaya  yasak getirmemiştir. Halbuki Ülkücü düşüncenin sadece MHP çatısı altında  zemin bulabileceğini Alparslan Türkeş’in söyleme hakkı vardı, çünkü o bir siyasi parti lideri olmaktan ziyade bir  misyon ve karizma adamı, siyaset kurucusudur!

Elbette ülkücülük Türkçülük ve Türk Milliyetçiliğinin ürünüdür, fakat kültürün dışında çağdaş olgular da içermektedir. Ekonomi demeyeceğiz, çünkü bu görüşler tutmamıştır. Dikkat çekmek isteriz ki Ülkücülük  evvela bir gençlik sonra da Nesil hareketidir. Başlangıçta bir araya getirilen  milliyetçi gençler sayesinde  beynelmilel solun  terör-tedhiş-gerillahareketleri karşısında Türkiye siyasetinde  ilk olarak bir sed oluşturulmuştur. İşte ülkücülüğü  milletle bütünleştiren  yüklendiği bu misyon olmuştur. O sebeble Ülkücülük  beynelmilel   militarist hareketlere karşı Milli Militarizm  olgusunu ortaya koymuştur. Ülkücülüğün bu durumundan  Antikomünist  algı siyaseti de zaman zaman faydalanmış, ancak  bunun provoke  siyaset olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla  milli bünyeyi gerektiği hallerde  fiili gücü, yani sokakla da koruma realitesi  bu hareketi  siyasetin göbeğine taşımış ve anahtar güç konumuna getirmiştir. Dolayısiyle muhayyel Milliyetçilikve ütopist Türkçülük, Ülkücülük adı ile reel bir siyasi hareket haline gelmiştir.

Milliyetçilik ve Türkçülük olgularının gurup gurup ifâdeleri ve alternatif sol gibi fraksiyon görüntüsü vermeleri  Ülkücü Hareket’in dinamizmi ile aşılmıştır. O sebeble  Ülkücülerarasında  siyasi çizgiler dışında  anlaşmazlıklar ve guruplaşmalar yoktur. İşte bu bu durum Alparslan Türkeş’in  karizmatik duruşu ve siyaset kuruculuğu ile  sağlamlaşmış,  alternatif  ve çağdaş bir siyaset haline gelmiştir.  (Devam Edeceğiz)

Hoşçakalın.

Recep SAVRAN
Recep SAVRANrecep.savran@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments