KARAMANOĞLU MEHMET BEY VE DİVANDA VE DERGÂHTA KONUŞULAN TÜRKÇE

Bu haber 12 Mayıs 2019 - 23:58 'de eklendi ve 326 kez görüntülendi.

KARAMANOĞLU MEHMET BEY VE DİVANDA VE DERGÂHTA KONUŞULAN TÜRKÇE

 

Fuat Yılmazer

Karamanoğlu Mehmet Bey tarihimizdeki Türk Büyüklerinden biridir. Ama onu farklı kılan bir icraatı vardır.  O icraatı da milletlerin oluşmasında baş unsur olan, devleti ayakta tutacak özelliğe sahip Dil unsurunun devlet tarafından sahiplenilmesi ve dilimizin ebediyen yaşaması için resmileştirilmesidir. Yani Türk milletinin Dil’i olan Türkçeye karşı yaptığı önemli bir görevdir.

Karamanoğullarının tarihi süreçteki yeri ve Karamanoğlu Mehmet beyin devletine yaptıkları hizmetler hakkında kısaca bilgi verdikten sonra en önemli hizmeti olan Dil konusuna dönelim.

Karamanoğlu Mehmet Bey

Karamanoğlu Mehmet beyin doğum tarihi tam olarak bilinmemektedir. “Karamanoğlu devletinin kurucusu ve ilk hükümdarıdır. Babası Kamereddin (Ermenek, Mut, Silifke, Gülnar ve Anamur yöreleri) ilinin Subaşısı Karaman beyin en büyük oğludur” Ölümü hakkında da 1277-79-80 yıllar olduğundan bahseden kaynaklar vardır.

Askeri ve idari yönden bilgili bir devlet adamıdır. Onun zamanında Niğde, Aksaray Kayseri, Sivas, Ankara, Konya, Akşehir, Afyon ve Kütahya Karamanoğlu hâkimiyeti altına alınmıştır.

1277 yılında Karadağ yakınlarındaki Kızıldağ’da Selçuklu Sultanı ile birleşen Tatar Hasan Giray Han ve ordularıyla girdiği savaşta kardeşleriyle birlikte şehit olmuştur.

XIII. yüzyılın ortalarında Selçuklular Türkçeyi devlet ve edebiyat alanında kullanmıyorlardı. Yani Türk devleti Türkçeyi resmi ve yazılı kültür alanlarında kullandırmıyordu. Sadece halkın kendi arasında Türkçeyi kullanmasından Karamanoğlu Mehmet Bey oldukça huzursuzdu. O Millet olmanın gereği resmi dilin Türkçe olmasını istiyordu.

Bu doğru düşüncesini, karar yetkilisi olunca 13 Mayıs 1277 tarihinde bir fermanla halka ve herkese duyurdu. Fermanda “ Bugünden geru divanda, dergahta, bergahta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır.”

Karamanoğlu Mehmet Beyi diğerlerinden farklı kılan icraatı, dil ile ilgili olanıdır. O icraatta milletin oluşmasının baş unsuru, devleti ayakta tutacak çok önemli olgudur.

    Dil’in Önemi   

İnsanı diğer canlılardan ayıran önemli unsur insana bahşedilen akıldır. Akıl düşünme, konuşma ve yorumlayabilme özelliklerini geliştirmiştir.

    Bu özelliklerin kullanılabilmesi içinde elzem olan Dil’dir. Birey olarak ta, toplum olarak ta insanların birbirleriyle anlaşabilmesi, hayatlarını devam ettirebilmesi için dil unsuru çok önemlidir. Milletler içinde öyledir. Aynı dili konuşan, aynı değerleri taşıyan, aynı maddi ve manevi değerleri kabul edenler milleti oluştururlar.

    Dil; bireyin, toplumun ve milletin tüm değer ve birikimlerini gelecek kuşaklara aktarma, ulaştırma görevini de yapar.

    Konunun uzmanlarından Prof. Mehmet Kaplan “ Her millet, dilini ve kültürünü yüzyıllar boyunca yoğurur. Bu esnada o, akan bir nehir gibi, içinden geçtiği her topraktan bazı unsurlar alır. Her medeni milletin konuşma ve yazı dili; karşılaştığı medeniyetlerden alınma kelime ve deyimlerle doludur. Bu bakımdan her milletin dili o milleti çağlar boyunca yaşadığı tarihin adeta özetidir.”

    Prof. A. B. Ercilasun’un da Prof. Kaplan’ın tespitleriyle örtüşen tespitleri vardır. “İnsan dili binlerce yılın tecrübe ve birikimini taşıyan çok özel bir vasıtadır. Her dil farklı bir toplumun tecrübe, bilgi ve anlayışını biriktirmiştir. Çok derinlerde, henüz kimsenin öğrenemediği kadar eski bir tarihte ortaya çıkan bir dil, daha doğarken belli bir coğrafyanın ve coğrafyada yaşayan belli bir toplumun izlerini taşıyarak doğar. Bulunduğu coğrafyanın iklimi, tabiat şartları, bitki örtüsü, hayvan varlığı dilin muhtevasını belirler. Söz gelişi Araplar deve için pek çok kelime kullanırken Eskimolar buz, kar için yüzlerce kelime oluşturmuşlardır. Böylece daha doğuşlarında farklılaşan diller, toplumun tarih öncesi ve tarih içinde yaşadığı bütün macerayı bünyesinde toplayarak gelişir.” Der.

    Türkçenin Resmi Dil Olmasının Getirdikleri

    Karamanoğlu Mehmet Bey’in Türkçeyi resmi dil ilan etmesinden öncede hayatını devam ettiren Türkçe, kendi milletine ait olan devlette resmi dil değildi. Devlette konuşulan dil Farsça, edebiyat sahasında konuşulan dil Arapça idi. Türkçenin resmi dil olarak ilan edilmesi Türkçemizin kaderini değiştirmiş bugünlere kadar yaşamasını, devlet ve millet dili olmasını sağlamıştır.

    Aynı zaman da ilk resmi ilanlı, kararlı ve kabullü dil olmuştur. Türkçe kullanılmasını emredilmesiyle Türk kültürünün gelecek nesillere aktarılması milli bilincin oluşmasını sağlamıştır.

    Yukarda da bahsettiğimiz gibi insanların birbiriyle anlaşabilmesi için araç olan dilin tarihi gösteriyor ki, dilsiz yaşamış bir millet yoktur.

Dil insanlar arasındaki anlaşmayı sağlamasının yanında tarihin yazılması sonucunu da beraberinde getirmiştir. Geçmişi ile geleceği arasında yani mazi ile atisi arasında çok önemli bağıdır. Bu sebepledir ki gelecek nesillere, Türklerin menşei, hayatı, neler yaptıkları, nerede hangi konularda hata yaptıkları ile ilgili bilgiyi yazılı ve sözlü olarak bıraktığı gibi milli ve moral değerlerimizin topunu da gelecek nesillerimize taşır.

Tarihimiz, ekonomik, sosyal ve kültürel hayatımızın devamını sağlamıştır.

Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbeyev “Mekân her şeyin, zaman tüm olayların ölçüsüdür. Mekân ile zamanın kesiştiği yerde milli tarih başlar. Öz tarihini bilen, ona değer verip onunla gurur duyan halkın geleceğinin aydın olacağından eminim. Geçmişimizle gurur duyup bugünün değerlerini bilmek ve geleceğe olumlu bakmak, ülkemizin başarısının güvencesidir” der.

Bir milletin dili o milletin tarihi ve kültürü ile iç içedir. Aynı zamanda bireylerinde aralarındaki ortak duygu ve düşünceleridir.

Milletinin bekasını düşünülüyorsa, milletin ebed müddet olması arzulanıyorsa, milletin bağımsız hür yaşamasını isteniyorsa dil ön planda tutulmalıdır.

Fuat YILMAZER
Fuat YILMAZERa.f.yilmazer@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments