UMUT CUMHURDA MI?

Bu haber 03 Mayıs 2019 - 19:38 'de eklendi ve 575 kez görüntülendi.

         Ali ALPARSLAN

          alialparslan78@gmail.com

 

MHP ülkücülerin Kurumsal Kimliği ise, ifâde edilen Cumhur İttifakı yanlıştır! Elbette siyaset uzlaşma sanatıdır hatta şimdiki gibi  yarıdan bir fazla nisap arayan bir seçilme şartı ittifakları kaçınılmaz kılmaktadır! Siyasetin kabullenmeyeceği tek şey  iltifat ve ittifakı İltihak’a dönüştürmektir. Umudu olan insanların, hele hele ülkücülerin kabullenemeyeceği tek  husus işte budur! O sebeble son seçimlerde en az ülkücü MHP’de görülmüş, özellikle Ankara ve İstanbul’da Cumhur’a itibar edilmemiştir.

 

UMUT CUMHURDA MI?

 

Ülkücülük umutlarla doğdu, umutlarla yeşerdi, umutlarla meyvelendi! İlk kuşak yetmişli yaşları ağır ağır geride bırakıyor! Zamanı gelmeden sararan çiçekler, meyveye dönüşmeden ağaç dibine düşenler de oldu! Gönülleri doyurmasa da onlara Şehid veya Gazi dediler! Bu da umuda benzer özdeyişler, şuur altı duygulardı! Ve, o koca elli yıl nasıl geçti? İlginç hikâyeler var! Misâl mi istersiniz, şu Mesih bekleyerek kendini cezaevinde unutanlar!  Bunun ötesinde tam kırk yıl kaçak yaşayanlar, dolayısiyla kaçak evlenip çocuğunu  nüfusa kaydettiremiyenler, altmışlı yaşlardan sonra askere çağrılanlar!
Ülkücülük dediniz mi düşünecek de  yazacak da çok şey var! Ama hangisini  yazarsın! Yazmaya yazarsın da bu hikâyeyi bitirebilir misin?

 

Umud mefhumunun ucu açıktır, istediğiniz kadar umutlu olabilir, hattâ hayallere gömülebilirsiniz! Günümüz itibariyle  ülkücünün umudu nedir? Öyle Turan-Turancılık-Türkçülük söylemleri ile  Umud’u  hayallere sürükleyemezsiniz! Düşüncede ve siyasette realizm diye bir şey vardır, aksini düşünürseniz  yaptıklarnızla kendinizi kandırmaktan başka bir şey yapamazsınız! Tarih gibi siyasetin de temeli coğrafyadır; bulunduğu topraklarda huzuru sağlayamayan, düşüncelerini hâkim düşünce hâline getiremiyenlerin sınır ötesi coğrafya  düşüncelerini kabul etmek mümkün değildir! Elbette aynı soydan gelen, fakat ayrı ayrı coğrafya ve ülkelerde yaşayan insanların birbirlerine muhabbetleri olacaktır! Bu gerçek bir toplumsal fıtrattır, fakat tasavvurları ve düşünceleri tamamen bu duygular üzerine kurmak ve şekillendirmeye çalışmak reel siyasetle  bağdaşmaz!

 

Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada bir çok meselesi vardır, geçmişte de böyleydi, gelecekte de böyle olacaktır! Teknolojinin uzayda toprak aradığı bir çağda, dünyada kıymetsiz toprak da  kalmamıştır! Bu toprak medeniyet coğrafyası, yani kara-hava-deniz ulaşımı çok kolay, asrın en büyük metaı suyu bolsa, o cağrafyada birden fazla iddia sahibi olacaktır. O bakımdan son zamanlarda  pek sulandırdıkları Beka meselesi  her devlet, her millet, teşkilâtlanmış her topluluk için söz konusudur! Türkiye de bu işi  2016’dan sonra keşfetmiş değildir. Beka dış tehlikelere ve devlet amaçlarına  yönelik bir toplumsal tepkidir. Devletlerin ve milletlerin bu önemli  milli şuûru partileştirmek yerine tüm kurumlara hâkim kılması gerekiyor!

 

Şunu söylemek istiyoruz, Türkiye’de bir veya iki partinin  Beka  meselesi ile ortaya çıkıp ittifak kurmalarının katiyyen o düşünce ile ilgisi yoktur! Millî siyasete bölücü ve ayrılıkçı düşünceleri olmayan  bütün toplumsal kurumlar, hattâ bireyler iştirak etmelidir! Devlet Başkanının açılımı yapılamayan Türkiye İttifakı’ndan  herhalde kasıtları budur! Yani  herhangi bir olumlu veya olumsuz millî mesele karşısında, plânlı veya plânsız toplumsal asabiyet ancak ülke ve millet ittifakıdır! Feto kalışması karşısında insanların sokaklara dökülmesi, kendilerini silâh ve tanklara siper yapması elbette Türkiye İttifakı’dır. Yenikapı’da ilk  manzara da şartlar ne olursa olsun yakın zamanda  konunun en iyi resmidir.

 

Cumhur ve Millet  ittifakları  rejim ve kanunların  mecbur ettiği iç siyaset birlikteliği, yani seçim işbirliğidir. Dolayısiyla seçim bitince  bu ittifaklar da en azından hayatta kalsa da uyku haline dönüşmelidir. Doğru siyaset tanımlaması budur! Bu ittifakları Beka ile ilişkilendirdiğiniz zaman ittifak cephelere ayrılır ve mefhumun kendisi tartışmaya açılır! Görülmedi ama bu ülkenin   bekâsını bölünmeye bağlayanlar da çıkabilir! O sebeble seçimlerde ihanet olarak görülen BDP.oylarını almaya çalışmak her ittifakın hakkıdır! Elbette bu iş Cumhur’un  büyük ortağının  ikna siyaseti ile olabileceği gibi, Millet  cephesinin siyasi argümaları ve mesajları ile de  olabilir! Aksini düşünürseniz ayrılıkçı güçlerin birbirlerinden ayrılmamasını  sağlarsınız! Görüşü ne olursa olsun Cumhur’a o veren  Kürt vatansever oluyor da Millet’e veren  neden hâin oluyor!

Umudumuzun  temsilcisi Devlet Bahçeli’nin  Cumhur  yorumları hiç de doğru değildir! Zaten bu yanlış düşünceler sebebiyle ülkücüler tarafından tenkid edilmektedir. Bahçeli söylemlerinden anlaşılan  Ülkücüler’i  yelpazede  İslâmcılar ile  birleştirmek midir? Böyle bir düşünceye kendilerinin bile inanması mümkün değildir! Geriye ülkücüler lehine  siyasi rant sağlamak kalıyor ki kaç yıllık Cumhur İttifakı ‘dan câmiaya yönelik böyle bir fayda  sağlanmamıştır. Kaybedilen büyük şehirler ve büyük ilçelere bakılırsa  o ikiyüz kaç Belediye neyi ifâde eder? Adana ve Mersin sonuçları Genel Başkanımıza  iyi bir ders vermiş olmalıdır!

 

MHP ülkücülerin Kurumsal Kimliği ise, ifâde edilen Cumhur İttifakı yanlıştır! Elbette siyaset uzlaşma sanatıdır hatta şimdiki gibi  yarıdan bir fazla nisap arayan bir seçilme şartı ittifakları kaçınılmaz kılmaktadır! Siyasetin kabullenmeyeceği tek şey  iltifat ve ittifakı İltihak’a dönüştürmektir. Umudu olan insanların, hele hele ülkücülerin kabullenemeyeceği tek  husus işte budur! O sebeble son seçimlerde en az ülkücü MHP’de görülmüş, özellikle Ankara ve İstanbul’da Cumhur’a itibar edilmemiştir.

 

Muhabbetle.

 

Ali Alparslan
Ali Alparslanalialparslan78@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments