ÖN YARGI

Zeliha Alkan

Ziya Gökalp’in Kaybolan/Kaybedilen Kitapları

Bu haber 31 Ocak 2021 - 10:52 'de eklendi ve 349 kez görüntülendi.

“Ziya Gökalp’in Kaybolan/Kaybedilen Kitapları” 

Kenan EROĞLU

Büyük düşünürümüz Ziya Gökalp konusuna devam ediyoruz:

Ziya Gökalp konusunda çeşitli kitapları karıştırırken kitaplığımda elime bir kitap geçti. 1956 baskılı ve “Doğumunun 80. Yıldönümü Dolayısıyla Ziya Gökalp ve Açılan Ziyagökalp Müzesi” adını taşıyan kitapta da gördüm ki, Ziya Gökalp konusunda bir müze ölümünden ancak 32 sene sonra bir müze açılabiliyor ve bu müzenin açılışı da yine Ziya Gökalp’in doğumunun 80. yılına rast geliyor.

Öyle anlaşılıyor ki vefatından 1956 yılına kadar kendisi hakkında kayda değer bir anma ve bir toplantının yapılmadığı görülüyor. Yanılıyor muyum acaba?

Konu ile ilgili olması bakımından; 25 Ekim 2020 Tarihinde “Ülkücü Kadro” sitesinde,“Ziya Gökalp’a Yapılan Saygısızlık” Başlığı altında bir yazı yazmış ve yazının başlangıç bölümünde şunları ifade etmiştim.  

“Türk düşünce hayatının en önemli şahsiyeti olan Ziya Gökalp’in vefatı üzerine Mezar yerinin Sultanahmet Türbesi yakınında bulunan “abdesthaneye” yakın bir yere defnedilmesi üzerine Gökalp’in kardeşi olan Nihad Gökalp’in o günlere dair notlarında konu aşağıdaki şekilde kayda geçilmiş bulunmaktadır.” 

“Kanaatim odur ki: Aşağıdaki bilgilerin dışında başkaca bilgiler olduğu halde birçok şeyin zamanın atmosferi nedeniyle yazılıp açıklanamadığı düşüncesindeyim. Aktardığım bu bilgilerin 1956 Yılında verilmiş olması ben de bu kanaati doğurdu. Her ne şekilde olursa olsun Gökalp’in mezarı konusunda yapılan uygulama elbettekabul edilir bir durum değildir. Bu muameleyi yapanları kınıyor Büyük Mütefekkirimiz Ziya Gökalp’e de Allah’tan rahmetler diliyorum.”  

                                Ziya Gökalp’in kardeşi Nihad Gökalp 

                                            Topçu Kaymakamı 

24/25 ve 25 Birinciteşrin 1340 Cumartesi ve Pazar günlerine ait notlarımdır.  Nihad Gökalp. 

Sahife-2 

 (…………………….) 

“(….) Bunun için cenaze, Hastahanede ölüm raporu imzalandıktan sonra alt kattaki ölü odasına ihtiramla alındı ve orada sabaha kadar lambalar yakıldı. Türk Ocağı’nın müracaatı üzerine, muvafakatimizle, merhumun simasının kalıbı alçıya alındı. Büstü veya heykeli yapıldığında, bundan istifade edecekler imiş. Bidayette merhum, Türbedeki abdesthaneye yakın bir mahalle defnedildi. Sonra Şehremaneti’ne ve Evkaf’a müracaatım üzerine birkaç gün sonra yukarıda yazılı mahalle naklettirdim. Nihad Gökalp” 

…. 

Ziya Gökalp’in kardeşi Nihad Gökalp’in bu konudaki notu bu kadar. Fakat Nihad Gökalp’in kendi el yazısı ile kaleme aldığı notları derleyen “Kırzıoğlu M. Fahrettin” de  dipnotta şu bilgileri veriyor:  

“Rahmetli Nihad Beğ, Ziya Gökalp’ı ve onun fikirlerini sevmeyip kendisine düşman olan zümreye mensup bulunan o zamanki İstanbul Şehreminliği mensuplarından alakalı bir herifin kasden ve muazzam kalabalıkta farkına varılamıyacağına güvenerek, cenazeyi, ayakyoluna yakın bir yere açtırılan mezara gömdürdüğünü yana yakıla anlatıyordu: “Ertesi gün Kur’an okumak ve ziyaret için Ağabeğimin mezarına gittiğimde, o mübareğin, Türbedeki hizmet erbabının kullandığı abdesthaneye yakın bir yere gömülmüş olduğunu gördüm. Daha önce buraya hiç gelmemiş ve açılacak mezar yerinigörmemiş bulunduğuma çok üzüldüm. Ziyaretimden sonra alakalıları yakalayıp, burada niçin mezar kazdırıldığını sorup tahkik ettim. Bunun kasden ve melunane bir hakaret olsun diye kanıbozuk ve Türklüğe düşman bir dönme tarafından yaptırıldığını öğrendim. Derhal İstanbul Şehremini ile Evkaf Müdürünü görüp, bu feci hatayı çabucak düzeltmezlerse, işi neşriyat ve resmi müracaatlerimle efkari umumiye ve Ankara’ya duyuracağımı sertçe beyan ettim. Bu tehdidim üzerine, yeniden ameleler verildi ve istediğim yerde bugünkü mezarı kazdırılarak yeniden hususi bir dini merasimle Ağabeğimin cenazesini gömdük ve bu çirkin mesele de böylece kapandı.” (25 Şubat 1953 günü evinde ziyaretim sırasında bana Nihad Beğ’in anlatıp not almama müsaade ettiği hatırası’ndan) Kırzıoğlu”(1) 

…. 

… 

Şimdi gelelim bu günkü yazımızın konusuna: Bir kitap almıştım. Kitap Ziya Gökalp tarafından Malta’da sürgün bulunduğu sırada kaleme aldığı ve 12 defterden oluşan “Felsefe Dersleri” adını taşıyordu. 2011 yılında aldığım bu hacimli kitap büyük boy ve 922 sayfadan oluşuyor. Kitabın önsözünde; “Ziya Gökalp’in, Malta sürgününde, hem de ağır şartlar altında tamamlayıp sağlığında yayımlayamadığı, kendi el yazısıyla kaleme alınmış “on iki defter” halinde terekesinde kalan, ölümünün üzerinden geçen 80 küsur seneye rağmen, henüz gün yüzüne çıkmamış, “unutulmuş” ve hatta “kaybedilmiş” bir eserini atıldığı kuyudan çıkarıyor.”
            Bu önsözün devam eden kısmında; “Gökalp’in ölümüyle terekesinde kalan “Felsefe Dersleri”, aile üyelerinin teklifi üzerine (muhtemelen Limni ve Malta’ya ait evrak arasında) Tarih Kurumu tarafından yayımlanmak üzere satın alınmıştır. İşte bu noktada eserin uzun yıllar gün yüzüne çıkamayışının, görülemeyişinin temel sorumlusunun, hazırlanması planlanan, fakat nedense akamete uğrayan Ziya Gökalp külliyatı çerçevesinde basımı için arşivinde beklettiği defterleri, nihayet 1986 yılında –sanırız külliyat projesinden vazgeçerek- kütüphanesine aktaran ve geç de olsa araştırmacılara açan Türk Tarih Kurumu olduğunu söyleyebiliriz.” (3) deniliyordu. Buradan şu çıkıyor ki Ziya Gökalp’in “Felsefe Dersleri” yanı sıra başka eserlerinin de Türk Tarih Kurumu tarafından alındığı veya kaybolduğu ve bu güne kadar da basılmadığı durumu ortaya çıkmaktadır. 

Şimdi konuyu örneklendirerek bakalım: 

Ziya Gökalp’in eserleri ve basım yılları; (4) 

-Şaki İbrahim Destanı. Diyarbakır 1908 

-Rusya’da Türkler Ne Yapmalı. İstanbul 1913 

-Kızıl Elma. İstanbul 1914 

-Yeni Hayat. İstanbul 1918 

-Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak. İstanbul 1918 

-İlm-i İctima-i Hukuki. İstanbul 1913 

Görüldüğü üzere bu kitaplar Cumhuriyetten önce çeşitli zamanlarda ve vesilelerle basılmış. 

Gökalp’in 1920-23 arasında eski yazı ile basılan eserleri de şöyle: 

-Türk Töresi. İstanbul 1923. 

-Doğru Yol, Hâkimiyet-i Milliye ve Umdelerin Tasnifi, Tahlili ve Tefsiri. Ankara 1923. 

-Altun Işık. İstanbul 1923. 

-Türkçülüğün Esasları. Ankara 1923. 

-İlm-i İctima Dersleri. İstanbul 1923. 

-İlm-i İctima-ı Dini. İstanbul 1923. 

Muhtemelen bu kitaplar Ziya Gökalp’in vefatından önce kendi sağlığında basılmış görünüyor. Bu kitapların basımından sonra Ziya Gökalp vefat etmiş, vefatından sonra sadece bir kitabı  “Türk Medeniyet Tarihi. 1. Ks. İslamiyet’ten Evvel Türk Medeniyeti” İstanbul 1926 da basılmış. Bunun dışında diğer kitaplarının hiç birisi 1939 yılına kadar basılmamış. 1939 yılında ise yeni harflerle “Türkçülüğün Esasları” kitabının Arkadaş Basımevi tarafından basıldığı görülüyor. Daha sonra aynı kitap 1950’de basılmış ve daha sonra Türkçülüğün Esasları Kitabının yayın hakkı “Varlık Yayınlarına” geçmiş ve basılmaya devam edilmiş, 1952, 1955, 1958, 1961, 1963,  1966,  1968,  1969 yıllarında basılmış. 1969 yılından itibaren ise Varlık yayınları dışında da basılmaya devam etmiş. 

Ayrıca diğer kitaplarından “Kızıl Elma” 1941, Yeni Hayat 1941. Altın Işık 1942 yılında basıldığı görülüyor. Bu tarihlerde diğer kitaplarının da çeşitli yayınevleri tarafından basıldıkları görülüyor.                          

Demek oluyor ki; Ziya Gökalp vefatından sonra adeta unutulmuş veya unutturulmaya yüz tutturulmuştur. 

Büyük düşünürümüz Ziya Gökalp’in bir de bu güne kadar basılmamış ve kaybolmuş eserleri vardır ki bunların akıbeti konusunda bir bilgimiz yoktur. Bu eserler de şöyle: 

-İlm-i İctima-i Hukuki, 1913 

-Ameli İctimaiyat. 1918 

Basılmamış. 

-Muallimler İçin (Büyük Türk Medeniyeti Tarihi) C.I 

-Muallimler İçin (Büyük Türk Medeniyeti Tarihi) C.II 

-Terbiyeye Müstenid Sosyoloji (Muallimler İçin) C.I 

-Türkoloji’ye Müstenid Sosyoloji (Muallimler İçin) C.II 

-Talebeler İçin Türkoloji’ye Müstenid Sosyoloji. 

-Muallimler İçin (Sosyoloji ve Psikolojiye Müstenid Felsefe) C.I 

-Muallimler İçin (Sosyoloji ve Psikolojiye Müstenid Felsefe) C.II 

-Talebeler İçin (Sosyoloji ve Psikolojiye Müstenid Felsefe) 

Bu sırladığım kitapların tamamı kayıptır. Mahiyeti de bilinmektedir. Basılmak Üzere Türk Tarih Kurumu tarafından veya Milli Eğitim Bakanlığı tarafından alınarak basılmaması yolunun takip edildiği kanaatindeyim. 

Yine bundan başka iki kitap daha var ki, onlarda  

-Karagöz: Basılmak üzere Veled Çelebi’ye (1869-1953 Şair ve dil alimi) verilmiş, geri alınamamıştır. 

-Türkçülüğün İlim Karşısındaki Muhakemesi (Bu kitap Gökalp’in Malta’da verdiği konferansların kardeşi Nihat Gökalp tarafından bir araya toplanmasıyla meydana getirilmiştir. Bu notlar İttihat ve Terakki devrinin Polis Müdürü, sonra Sivas Valisi olan Muammer Bey’de (Ahmet Muammer bey, 1875-1928) kalmıştır.) (5) 

… 

  1. “Doğumunun 80. Yıldönümü Dolayısıyla ZİYA GÖKALP ve açılan Ziya Gökalp Müzesi” kitabından alınmıştır. (Işıl Matbaası İstanbul 1956, sayfa:119-120) 
  2. “Felsefe Dersleri”, Ziya Gökalp, Çizgi Kitabevi, Ağustos 2006 Konya, s.IX. Önsöz. 
  3. Ziya Gökalp Age. S.XV. 
  4. “Doğumunun 95. Yıldönümü Münasebetiyle Ziya Gökalp Bibliyografyası”. İsmet Binark-Nejat Sefercioğlu, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü, Ankara 1971. S:3-4-5 
  5. “Ziya Gökalp’in Eğitim Sosyolojisi”, Doç. Dr. Hikmet Yıldırım Çelkan, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1989. S.11-12 
Kenan Eroğlu
Kenan Eroğluknn.eroglu@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.