ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü OcaklarıdövizakpchpmhpAhmet b.karabacakhasan külünk
DOLAR
17,9622
EURO
18,4050
ALTIN
1.036,29
BIST
2.864,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
30°C
İstanbul
30°C
Açık
Salı Açık
31°C
Çarşamba Az Bulutlu
31°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
31°C
Cuma Açık
32°C

ESKİ GÜNLERİN GERÇEK VE GIRGIRİYE GİBİ İZAHI!

ESKİ GÜNLERİN GERÇEK VE GIRGIRİYE GİBİ İZAHI!
25.06.2022
0
A+
A-

ESKİ GÜNLERİN GERÇEK VE GIRGIRİYE GİBİ İZAHI!…

      İhsan YELKEN.

     Durumdan memnun değil mi, kendini mutsuz mu hissediyor, yoksa bir hata veya bir eksiklik mi hissetti, hemen, “Eski bayramlar ne güzel olurdu, eski günler ne hoştu!” cümlesi ile söze girer ve güzel bir sohbet konusu açardı. Konuşan kimse, genellikle sohbet ortamının en yaşlısıdır. Kendine yapılan hürmeti az bulmanın ve daha fazla saygı ve sevgiye layık olduğuna inanarak konuşurdu. Bu vesileyle eski günlerdeki büyüklere gösterilen saygının, küçüklere verilen sevginin  ve insanlar arasındaki bağlılığın önemini vurgulardı. Daha sonra lafı günümüze getirir, her şeyin yapmaçık ve samimi olmadığını izah ederdi.

  Halbuki hayali ile yaşıyormuş gibi yaptığımız ve gitmesine üzülmüş gibi tavır aldığımız günlerin ve bayramların gitmesini kendimiz isteriz. Elimize bir telefon alır, o hayal kurduğumuz ve hoşumuza giden hareketleri bir çırpıda yaparız. Çok rahat ve huzurlu bir şekilde, başımızı bile kaldırmadan, yüzlerini görmeden tüm görevimizi yaparız. Selamımızı verir, saygımızı sunarız hatta ellerinden öper bayramlarını kutlarız. Hiç bir pişmanlık hissetmeyiz.

   Bayram günleri, gerçek alemde, büyüklerimizi ziyaret ederek saygımızı sunmak, hatırını sormak ve hürmetle ellerini öpmek aklımıza bile gelmez. Ortam hazır her imkan ve zaman uygun olmasına rağmen, yine de kendimizce bir bahane bulur yapmayız. Ama böyle sohbet ortamında  o günlerin hasretini çekiyormuş gibi kendi kendimize iki yüzlülük yapıp hoşumuza gittiğini söyleyebiliriz.

   Hani modernleşiyoruz, çağ atladık ya! Fikirde değil, görünüş modernleşmesi bunlar. Öyle görünelim…

   Son yıllarda köyler boşalıyor. İşe girme yaşını geçirmiş, ‘köyde harcadığımı ilçede harcar, rahat geçinir giderim’ mantığı ile hareket edenlerden bahsediyorum. Yoksa geçim sıkıntısı nedeniyle şehirde işe girip aile besleyenlere sözüm yok… Nasıl olsa her şey ucuzdu. Soğanı, patatesi köyde yetiştirdiği maliyetinin altında temin edebiliyordu. Domates ve salatalığı bir liraya, hatta 50 kuruşa  alabiliyordu. Onunla uğraşmak; ekmek, çapalamak, sulamak,… vs. değmezdi. Böylece en azından fazladan şehirde yaşamış oluyordu. Devir değişmez böyle gider sanıyordu…

   Maalesef devir umulduğu gibi devam etmedi. Birden her şey değişti. Zaten her şey meyvesi, sebzesi her şey  bir yukarısına hayal kurmuş, fırsat arıyordu, sıçrayıp layık olduğu makama kurulmaya. Yoksa siz sebze ve meyvenin hayalinin ve layığıyla oturacakları bir makamın olmadığını mı sanıyorsunuz? Yanılıyorsunuz. Bakınız devir değişti. Hepsi hayal kurduğu, özlemini çektiği ve kendisine layık bulduğu yere gitti oturdu. Makamları rahat, daha fazla rağbet görüyorlar, kalkmak niyetleri ise hiç yok. Patates gitmiş 15’e, soğan 20’ye oturmuş kalkmam diyor.  Diğer her biri işgal ettikleri makamda rahat ve huzurlu olduğu kesin. Hele padlıcanın 40’a rahat ve huzurlu yan gelip yatması, gözünü aşağıya dikmeyeçeğinin işaretlerini veriyordu… Baktılar olmuyor, yerlerinden kalkmıyorlar, göz dağı vermeye, topla, tüfekle korkutmaya başladılar. Hiç aldırış etmediler, istiflerini bile bozmadılar, tam tersine 20’ye, 25’e tırmandılar. Baktılar yine olmuyor. Tüm millet öldük, bittik, sensiz olmuyor diye yalvarıp, gözyaşı döktü. Ne olursun, sana ulaşamıyoruz, biraz aşağılara in de ortada buluşalım, diye dua edip yalvarmalarına dayanamadı. Tabii önce biraz nazlandı. ‘Tam istediğiniz yere gelemem, ısrar etmeyin’ diye tembihleyip biraz inmeyi şarta bağladı. ‘Siz bu şartları yerine getirin, biraz iner daha uygun bir ortamda buluşur, beraber yaşar gideriz’, sözünü verdi.

   ‘İlk önçe yapacağınız, üreticiden ürünü değerinden alacaksınız. Çiftci ve her türlü üretici sarfettiği emeğinin karşılığını alıp huzura kavuşacak’ dedi. ‘Sakın hayal kurmayın, eski ayak altındaki fiatlara gelemem. O fiyatları unutun. Daha makul bir ortamda buluşur, beraber yaşar gideriz.’

Daha sonraki yapacağınız, ‘her personelin, işçi, memur, bağkurlu, sigortalı; savcı, hakim, öğretmen, polis, müdür, amir… kim varsa hepsinin alım gücünü en az yüzde 70 artıracaksın. Alınan zam yılbaşındaki ile yüzde 100’e tamamlanacak… Yani bizi indirmek yerine onların alım gücünün yukarı taşınması daha makul görünüyor. Eline aldığı sıcak para ile bize koşacak, birbirimize sarılıp beraber mutlu olaçağız, bu kadar basit.’

   Kısaca top yekun birer basamak yukarıda yaşayaçağız. Çağ atlayacağız sizin anlayacağınız!

   Yeniden görüşme ümidi ile…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

bettilt giriş