4 yıl 10 ay 23 gün süren karanlık işgal günlerinin ardından, 6 Ekim 1923’te Şükrü Naili Paşa komutasındaki Türk ordusunun şehre girmesiyle kadim payitaht yeniden Türk milletinin ebedî yurdu olarak tescillendi. 103. yılında İstanbul’un kurtuluşu; Millî Mücadele’nin sarsılmaz iradesini ve bağımsızlık andımızı hatırlatmaya devam ediyor.
Tarih 13 Kasım 1918… Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Mondros Mütarekesi’ne dayanan İtilaf donanması Haydarpaşa önlerine demirlediğinde; o sisli günde Kartal istimbotunun güvertesinde duran Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal Paşa, tarihe kazınan o tarihî hükmü vermişti: “Geldikleri gibi giderler!”
O gün payitaht sokaklarında Türk bayrağını indirmeye yeltenen, Türk milletine esaret biçen emperyalist kibir; 4 yıl 10 ay 23 gün boyunca şehre karabasan gibi çöktü. Ancak unuttukları bir hakikat vardı: Türk milleti esaret kabul etmez, kutsal ocağı payitahtı çiğnetmezdi.
Samsun’da yakılan bağımsızlık meşalesi, Sakarya’da çelikleşen direniş ve Dumlupınar’da düşmanı Akdeniz’e döken Büyük Taarruz; nihai zafer tacını İstanbul’un kurtuluşuyla giydi. Mudanya ve Lozan ile diplomatik alanda da hezimete uğrayan işgal kuvvetleri, 4 Ekim 1923’te Türk bayrağını selamlayarak Türk topraklarını terk etmek zorunda kaldı.
Nihayet 6 Ekim 1923 günü, Şükrü Naili Paşa kumandasındaki 3. Kolordu birlikleri Sirkeci’den, Beyoğlu’ndan ve Fatih’ten tekbirlerle ve gözyaşlarıyla İstanbul’a girdi. 5 asırlık Türk payitahtı, bir kez daha ebedî Türk vatanı olduğunu bütün cihana haykırdı.
İstanbul’un esareti ve kurtuluşu, yalnızca dünde kalmış bir hatıra değil, bugün ve gelecek için hayati dersler barındıran bir mekteptir:
İç Cephenin Hayatiyeti: İşgal günlerinde mütareke basını ve mandacı zihniyet milletin moralini çökertmeye çalışırken; Anadolu ile kenetlenen milli vicdan işgali püskürtmüştür. Devletin bekası için iç cephenin tahkimi bugün de en büyük güvencemizdir.
Boğazlar ve Mavi Vatan Egemenliği: İstanbul Boğazı’na demirleyen emperyalist zırhlıların hazin sonu; Türk Boğazları ve deniz yetki alanlarımız üzerindeki Türk egemenliğinin tartışmaya açılamaz bir kırmızı çizgi olduğunu belgelemiştir.
Türk Dünyasının Kalbi: Fatih Sultan Mehmet Han’ın mirası olan İstanbul; sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin iktisadi ve kültürel başkenti değil, Balkanlar’dan Kafkaslar’a ve Orta Asya’ya kadar tüm Türk-İslam coğrafyasının müşterek medeniyet ufkudur.
İstanbul’un işgalden kurtuluşunun 103. yıl dönümünde; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Şükrü Naili Paşa olmak üzere, İstiklal Harbi’mizin bütün komutanlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve hürmetle yâd ediyoruz.
Emperyalizmin hevesleri dün nasıl Boğaz’ın sularında battıysa, bugün de Türk milletinin ve devletinin birlik iradesi karşısında aynı akıbete uğramaya mahkûmdur.
İstanbul’un Kurtuluş Günü kutlu olsun. Şehitlerimizin ruhu şad, makamları âli olsun!