DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

MODERN ÇAĞIN SORULARINA KARŞI İSLAM “Ateist, Deist ve Agnostik Sorulara Cevaplar”

Yayınlanma Tarihi :
MODERN ÇAĞIN SORULARINA KARŞI İSLAM “Ateist, Deist ve Agnostik Sorulara Cevaplar”

Halim Kaya

Bir Tıp Doktoru olan Altay Cem Meriç’in “Muhtelif 1, İslam’a Karşı Yönelik İtirazlar ve Cevaplar” ve “İslam’a Karşı İtirazlar ve Cevaplar, Muhtelif 2” kitaplarını hem bir Ramazan ayı öncesi okuması olsun diye hem de İslam’ı daha iyi anlamak düşüncesiyle okuduktan sonra hemen karşıma çıkan, kendisi de Cildiye uzmanı bir Tıp doktoru Doçenti olan Ömer Kutlu’nun “Modern Çağın Sorularına karşı İslam, Ateist, Deist Agnostik Sorulara Cevaplar” kitabı da dikkatimi çekti ve okumak istedim. Prof. Dr. Caner Taslaman karşısında haklı da olsa yetersiz kalan ve Caner Taslaman’ın televizyonda şov yapmasına sebep olan ilahiyatçıların çağımızın Ateist, deist ve agnostik sorularına cevap vermekte yetersiz kalmaları karşısında ilahiyat sahasının dışından Tıp alanından iki doktorun bu sorulara cevap vermesi, okuduğum Altay Cem Meriç’in akıl, mantı, Tıp ilmi ve felsefeyi gayet başarılı bir şekilde İlahiyat ilmi ile harmanlayarak verdiği cevaplar beni oldukça tatmin etti. Aynı başarıyı belki Altay Cem Meriç’i biraz daha aşarak Ömer Kutlu’nun vereceği düşüncesiyle okumaya başlıyorum.

Ömer Kutlu Fen Lisesi ve Tıp Eğitiminden sonra Deri ve Zührevi Hastalıklar alanında doktorasını yapmış ve Doçent olmuş bir akademisyen olarak teoloji merakı üzerine İlahiyat Ön Lisan programında da eğitim görmüş bir kişi olarak bu kitabını yazmıştır.

Ömer Kutlu’nun yazmış olduğu “Modern Çağın Sorularına karşı İslam, Ateist, Deist Agnostik Sorulara Cevaplar” kitabı Beyan Yayınlarının 1202. Kitabının Birinci baskısı olarak 256 sayfa muhteviyat ile İstanbul’da basılmıştır. Kitap; “Önsöz”, “Allah’ın Varlığını Gösteren Mantıksal Kanıtlar Nelerdir?”, “Madem Allah Var ve Her Şeyi O Yarattı, Peki Allah’ı Kim Yarattı?”, “Allah Kendisinden Büyük Bir Taş Yaratabilir mi?”, “Allah Neden İnsanları ve İmtihan Dünyasını Yarattı?”, “Allah Neden Bizi yaratırken Bize Sormadı?”, “Madem Allah Cennet ve Cehennem’e Gireceğimiz Biliyor, O Halde Bizi neden İmtihan Ediyor?”, “Kötülüğün Yaratılması Kötülük Değil Midir? Neden Kötülük Var?”, “Allah Bu Dünyadaki Kötülüklere neden Müsaade Ediyor? Zulme, Haksızlığa ve Kötülüğe Seyirci kalmak, Adaletsizlik Değil mi?”, “Bizler Müslüman Ailede Doğduğumuz İçin mi Allah’a (c.c.) İnanıyoruz? İnanmayan Aileden Doğanların Suçu Ne?”, “Fizik kanunları ile Yaşadığımız Bu Dünyamızda İsrafil’in Sûr’a Üflemesi ve Sonrasında Yeniden Dirilişin Olacağı Fikri Soyut Şeyler Olarak Geliyor, Akıl Çerçevesinde Bu Olaylar Nasıl Açıklanabilir?”, “Kısa Bir hayattaki Günahlar Neden Sonsuz Cehennemi Gerektirir?”, “Avrupa’daki Bir Hristiyan ya da Afrika’daki Bir Kabile Üyesine Neden peygamber Gönderilmedi? Neden Bu İnsanlar Şirk Koşanlardan Sayılıyor? Bazılar İse Doğuştan İslam’a Tâbi Oluyor. Bu Durum Nasıl Hak Olabilir?”, “Kur’an’ın En Büyük Mucize Olduğu Söyleminin Somut Bir Delili Var Mıdır?”, “Kur’an’ın En Büyük Mucize Olduğu Söyleminin Somut Bir Delili Var Mıdır?”, “Kur’an’da İnsanların Yaratılışı Bilimsel Açıklama ile Tutarlı Mıdır?”, “Kur’an neden Arapça İndirildi?”, “Kur’an’da İlahi Üslupta Neden Bazı ‘Biz’ Bazen ‘Ben’ ve Bazen de ‘O’ İfadesi Kullanılır?”, “Kur’an’da Neden Allah Kendinden Övgü ile Bahseder, Büyüklüğünü İfade Eder?”, “Kur’an’da Hrisitiyanlık ve Yahudilikten Konuşulurken Günümüzde Sık karşılaştığımız Hinduizm, Ateizm, Deizm ve Egotizmden Neden Bahsedilmemiş?”, “Kur’an’da Dünya’nın Düz mü Yoksa Yuvarlak mı Olduğuna İşaret Var Mıdır?”, “Dünyanın Kendi Etrafında ve Güneş’in Etrafında Döndüğünü Hatta Güneş’in de Samanyolu Galaksisi İçerisinde Döndüğünü Artık Biliyoruz, Kur’an Bunlardan Haber Veriyor mu?”, “Tarık Sûresinde Spermin Oluşu Yeri ve Karadelike İşaret Edildiği Nasıl Geçmektedir?”, “Göğün Yere Dönüşmesi İçin Tutulduğu İfade Edilen Hacc 55 [. Ayet] Neyi İfade ediyor?”, “Zâriyat 49’da Her Canlı Çift yaratık Buyruluyor, Peki Bakteriler Nasıl Değerlendiriyor?”, “Kehf86’da Güneşin battığı Yer, Balçık Olarak mı Geçiyor?”, “Kur’an’da Yer Alan ‘Kayan Bazı Yıldızların Şeytanların Taşlanması Anlamına Gelmesi’ Nasıl Olur?”, “Kur’an’da Develer var Ama Milyonlarca Yıl Hüküm Sürmüş Dinozarlar Neden Yok Acaba?”, “Kur’an’da Düşünme Noktasında Kalp İfadesinin Geçmesi Ne Demek Oluyor, Ayrıca Kur’an’da Beyin İfadesi Neden Yok?”, “Kur’an’da Sevgi İfadesi Geçiyor Mu?”, “Mekke’de Ayetler Barışçılken, Medine’de Müslümanlar Güçlenince Sert Ayetler mi Geliyor?”, “Savaşlar Dinler Nedeniyle Olmuyor mu, İslam’da Savaşa Teşvik mi Var?”, “Kur’an’da Geçen Bazı Ayetlerin Tekrarındaki Sır Nedir?”, “Kur’an’da ve İslam’da Neden Kölelik ve Cariyelikten Bahis Var?”, “Neden Müslümanlar Günümüzde Geri kalmış Durumda Gözüküyor? Ortadoğu, Afganistan, Pakistan Gibi Bölgeler İncelendiğinde, Bu Coğrafyalardaki Müslümanların Konforlu Bir Yaşam Sürmesi Gerekmez Miydi?”, “Bir deist Olarak Peygamberliği Tanımıyorum, Hz. Muhammed, Tanrı’yı Taklit Etmiş Olmaz mı?”, “Peygamber’in Yaşadığı Birtakım Cüzi Olaylar Neden Alemlerin Rabbinin Kitabında Anlatılmış?”, “İslamiyet’te Neden Çok Eşlilik Var?”, “Azhap 50-52. Ayetleri ve Hz. Muhammed’in (a.s.m) Çok Eşliliğini Açıklar Mısınız?”, “Hz. Muhammed’in (a.s.m)Zeynep (ra) ile Evliliği Noktasında Âzhab 37. Ayetini Nasıl Anlamalıyız?”, “Hz. Muhammed’in (a.s.m ) Hz. Aişe (ra) ile Evlenme Yaşı Kaçtı?”, “İslam’da Kadın Dövme var Mıdır?”, “Cennet’te Kadınlara Vadedilen Bir İfade Kur’an’da Geçiyor Mu?”, “Son Söz” şeklinde soru kipinde kırk bir tane başlık yer almaktadır. Her başlık anlatılırken birçok alt başlığa bölünmüş olmasına rağmen “İçindekiler” kısmında bu alt başlıklar gösterilmemiştir.

Sadece başlıklara bakara şunu söyleye bilirim ki Ömer Kutlu’nun “Modern Çağın Sorularına karşı İslam, Ateist, Deist Agnostik Sorulara Cevaplar” adlı kitabındaki başlıklar daha çok Kur’an ve İslam kaynaklarından hareketle cevap verilecek sorular ve konulardan oluşmakta olup Altay Cem Meriç’in “Muhtelif 1, İslam’a Karşı Yönelik İtirazlar ve Cevaplar” ve “İslam’a Karşı İtirazlar ve Cevaplar, Muhtelif 2” kitaplarında tercih ettiği akıl ve felsefi cevaplar gerektiren pek girilmemiştir. Ömer Kutlu konulara daha çok örnekler vererek ele alıyor ayetler ile verdiği örnekleri destekleyerek inanmış insanlara hitap ediyor.

İslam dinin var ve vahyettiklerinin salt gerçeklikler olduğunu akla hitap ederek bu kadar basit ancak etkili anlatacak başka kelime ve cümleye gerek yok. “Bir filmin sürekli farklı şekillerde korsan kopyalarının basılması, piyasada o filmin orijinal bir aslı olduğunu gösterir. Aynı şekilde, bu temel sorulara (kimiz, nereden geldik, nereye gidiyoruz) cevap veren birçok dinin varlığı da gerçek cevabı veren bir dinin var olduğunu gösterir.” (s.9) ilk İnsan, İlk Din yani Hz. Âdem ve onun tebliğ ettiği İslam dininden son peygamber Hz. Muhammed arasında gerçek bir hakikat olan Allah’ın dini İslam’ın insanlar tarafından sahte taklitlerinin üretildiği ancak hakiki peygamber ve dinlerin cevapladığı sorulara doğru cevabı vermedikleri dolayısıyla da her fetret devrinden sonra her coğrafya ve her kavime bir peygamber gönderildiği ancak bugün bu kitabın yazılmasına da nasıl ateist, deist ve agnostist sapkınlıklar sebep olduysa geçmişte de insanların heva ve heveslerine uyarak sahte din ve felsefi ideoloji üretmekten geri durmadıkları görülmüştür.

Allah’ın (c.c)varlığının kanıtları, evrendeki varlıkların sayısı kadar çoktur.” (s.11) diyen Ömer Kutlu, O Zat-ı Şahane’nin yarattıklarının O’nun varlığının delili olduğunu “Bir imzaya bakıldığında, o imza nasıl ki mürekkebinden ziyade sahibini gösteriyorsa, evrenin her yerinde görülen bağımsız ama benzer işleyişe sahip kanunlar da tıpkı aynı imzayı taşıyan belgeler gibi, tek bir Yaratıcıyı işaret eder.” (s.11) Allah’ın koyduğu değişmez ve daima aynı minval üzere tecelli eden tabiat kanunlarının Yaratıcı olarak O’nun yeryüzündeki ve kainattaki imzası olarak varlığını işaretidir. “Bir şeyi inkâr etmek, onu ispat etmekten çok daha zordur.” (s.11) diyerek Allah’ın varlığını inkâr onun yokluğunu ispattan zor olacağını bir pirinç tanesinin varlığını pirinç tanesini göstermek basitçe ispat etmeye yeterken yokluğunu ispat etmek için insan üstü bir çabanın gerektiğini vurgular.

Ömer Kutlu “Modern Çağın Sorularına karşı İslam, Ateist, Deist Agnostik Sorulara Cevaplar” kitabın da matematik, istatistik, fizik vs. pozitif bilim örnekleri üzerinden giderek ispat etmeyi tercih ettiği için buna benzer sorulara cevap veren  iki kitap yazmış olanAltay Cem Meriç “Muhtelif 1, İslam’a Karşı Yönelik İtirazlar ve Cevaplar” ve “İslam’a Karşı İtirazlar ve Cevaplar, Muhtelif 2” kitaplarında daha çok nasıl cevap vermek gerektiği üzerinde durarak teorik felsefi ve mantık yorumları ve usulü birlikte harmanladığı için okuyucu tarafından anlaşılmakta zorlanmaktadır.

Doğadaki kanunları ele alarak bir benzetme ile doğa kanunlarının ileri sürerek sanki yaratıcı yokmuş gibi yorumlayanların aksine doğa’nınbir sarayın tesisat projelerinin yazılı olduğu defter, kanunların da o defterde gösterilen tesisatlar olduğunu ifade ederek “Doğa, bir proje defteri hükmündedir; bir mimar değildir. Doğa, ‘kanunlar bütünü’ olabilir ancak ‘kanun koyucu’ değildir.” (s.13-14) diyerek Doğayı yaratıcı olarak düşünenlere mimar değildir diyerek doğa’nın Yaratıcı mesabesinde olmadığını ifade etmektedir.

Allah’ın kendisini zatı ile değil sıfatları ve Esma-ülhüsnası ile anlattığını İmam Gazzali’den aktardığı “Güneş’in azametini gözlerimiz doğrudan kaldıramasa da sıfatları olan ışığı, ısısı ve renklerini her yerde hissedip görürüz. Eğer Güneş’in zatını tanımak için ona çıplak gözle bakmaya çalışsaydık, ışığının şiddeti gözlerimiz kamaştırır, hiçbir şey göremez ve Güneş’i idrak edemezdik.” (s.20) diyerek Allah’ın zatının azametini izah etmektedir.

Allah’ı kim yarattı” (s.21) sorusuna sebepler zincirine açıklık getirecek cip ve lokomotif örnekleri vasıtasıyla yaratılmışların hepsinin bir sebep ile hareket ettiğini ancak bu hareketi sağlayan ilk hareket ettiricinin hiçbir hareket ettiriciye ve yaratıcıya muhtaç olmadan kendisinin bu hareketi sağladığı ve mahlukatı yarattığını izah edip İhlas suresinin meali ile “De ki: O Allah Ehad’dır (birdir). Allah Samed’dir (hiçbir şeye muhtaç değildir). O doğurmamış, doğrulmamıştır. O’nun hiçbir dengi yoktur.” (İhlas, 1-4)

Allah neden insanları ve imtihan dünyasını yarattı?” (s.26) sorusunu ele alan Ömer Kutlu insanların yaratılış hikmet ve sebebinin “ilahî güzelliklerin ve mükemmelliklerin tam anlamıyla gerçekleşmesi için” (s.27) bir zorunluluk olarak izah eder. Yani insanın varlığı “Bu güzelliklerin ve mükemmelliklerin kendini açığa vurması, yani tecelli etmesi, güzellik ve mükemmelliklerin kemale ulaşması için gereklidir.” (s.28) Allah’ın bilinmesi sıfat ve Esma-ı Hüsna’sı vasıtasıyla olur, Allah bu sıfatların ve güzel isimlerin tecellisini göstermenin yolunu da insanın yaratarak açmıştır. Çünkü insan bilinçli bir varlıktır. Allah’ın nimetleri üzerine tefekkür eder, ve teşekkür mahiyetinde ona karşı kulluk yapar.Kedi ve köpeklerin gece görme yetisinin olması, kuşlar arılar ve bazı balıkların bizim görmediğimiz ultraviyole ışınları görmeleri, bazı sürüngenlerin varlıkları termal kamera sistemi şeklindeki görme yetileri ile görmelerini Allah’ın “Basir” Esma-ı Hüsnasının tecellisi olduğunu ortaya koyarak “Basir” ismi şerifinin tecellisini ispat eder (s.30).

Allah neden bizi yaratırken bize sormadı.” (s.33) sorusunu soranın imansız birsi olduğunu düşünerek cevap vermekte ve Allah’a iman etmeyen birsinin de bu soruyu sormasının kendi içinde çelişkili ve tutarsız olduğunu, bence de böyle bir kişinin sorduğu bu soru ile Allah’ın varlığını kabul etmiş olduğuna işaret anlamı içerir. Ömer Kutlu insanın kendi evinin içindeki herhangi bir şeyi alırken bana dışarıdan birisinin niye sormadın sorusuna katlanamayacağını dolayısıyla mülkün sahibi Allah’ın da dilediğini dilediği gibi yaratacağını ifade etmektedir (s.34).

Ömer Kutlu “Madem Allah Cennet veya Cehennem’e Gideceğimizi Biliyor, O halde Bizi Neden İmtihan Ediyor?” (s.35) sorusunun cevabınıklasik fakihlerin verdiği cevap ile veriyor. Ömer Kutlu’ya göre Allah ilmi ezelisinde yattıklarından hasıl olmuş ve olacak her şeyi biliyor. Her ne kadar insan irade-i cüz’iyesinde hür bırakılmışsa da Allah’ın bilmesinden münezzeh değildir. İnsanın işlediği fiiller Allah bildi diye olmaz, Allah insanın bu fiilleri işleyeceğini bildiği için yazmıştır.  Allah 16 Haziran 2035’te güneş tutulacağını bildi diye Güneş tutulmaz, Güneş tutulacağı için Allah bilmektedir (s.35). İnsanların şehadet getirmesinin tercih ettiği yolu gösterdiğini, kelime-i şehadet getirenin Allah’ın hükümlerini kabul ettiğine şahitlik olduğunu da ifade etmektedir. Ayrıca Allah insanları bu dünyada cennet ve cehenneme gideceğine bizzat şahitlik etmesini istemiş ve yaratmıştır. İnsanlar yaşantılarına şahit olarak cennet ve cehenneme gideceğini görmektedir (s.37), “kendi tercihinin sonuçlarına şahit”(s.38) olmaktadır.

Evet her şeyi Allah yaratmıştır. Ancak kötülüğün yaratılması kötülük değil, kötülüğün işlenmesi kötülüktür.” (s.41) ifadesinde Ömer Kutlu eğer fiil olarak kötülük işlenmezse bir kenarda etkisiz âtıl eleman gibi durur. Bunun için etkisiz âtıl elemanın yaratılması kötülük değil, onun fiile dönüşmesinin kötülük olduğunu dolayısıyla da kötülüğü işleyenin sorumlu olduğunu ifade etmektedir. Kötülük iyiliğin kadrini ve kıymetini bilmemizi sağlar. Kötülük hür irade ile iyiliğin tercih edilerek imtihanın gerçekleşmesini sağlar (s.42). Ateş örneği ile ateşin elimizi yakması kötü mutfakta yemek pişirmesi iyidir. İnsanın cüzi iradesi ile elini yakması kötü ancak ateşin yaratılması kötülük değildir (s.43).

Ömer Kutlu “Allah bu Dünyadaki kötülüklere neden müsaade ediyor? Zulme, haksızlığa ve3 kötülüğe seyirci kalmak, adaletsizlik değil mi?” (s.45) sorusuna dünyanın imtihan yeri olduğunu ve imtihanın gereği kötülük yapanlara müsaade edildiğini, ahirette hesabının sorulacağını, aksi hale her kötülüğe dünyada ceza verilseydi imtihanın bir anlamın kalmayacağı “Allah (cc) imhal eder ama ihmal etmez” (s.45) yani Allah süre, mühlet verir ancak ihmal etmez, cezalandırmadan gereğini yapmadan bırakmaz diyerek cevaplandırmaktadır. Ayrıca kötülüğü Allah’ın yaratmasının değil, insanların irade-i cüziyesi ile işlediği kötülükler adaletsizlik olduğunu (s.45), ahirete inanlar açısından bakıldığında da hiçbir şeyin cezasız bırakılmadığını bilen kişinin 60-70 yıllık bir hayat için ebedi olanı hayatını mahvetmeyeceğini ileri sürerek izah etmektedir.

Bizler Müslüman ailede doğduğumuz için mi Allah’a inanıyoruz? İnanmayan ailede doğanların suçu ne?” (s.49) sorusuna inanların Müslüman ailede doğduğu için inanmadığını, inanmayanların da İslam olmaya ailede doğduğu için imansız olmadığını aksine Allah ilmi ezelisinde onların dünyaya geldiklerinde inanıp inanmayacaklarını bildiğini, ona göre kaderlerini yazdığını, dolayısıyla irade-i cüzziyyesiyle insanın tercih yaptığını ifade etmektedir. Hatta buna “Hz. Nuh’un (as) eşi ve oğlu olarak yaratılmalarına rağmen eşinin ve oğlunun inanmamış olması; en son peygamber olan Hz. Muhammed’in (asm) amcası Ebu Talib’in tam olarak inanmaması ve diğer amcası Ebu Leheb’in en büyük düşmanlarından biri olması; Hz. Lût’un (as) yanı başındaki eşinin inanmaması; Allah’ın ‘dost’ olarak nitelendirdiği Hz. İbrahim’in (as) babasının inkâr etmesi ve buna karşın Firavun gibi bir zalimin eşi olan Hz. Asiye’nin (ra) inançlı bir kadın olması”nı (s.50)örnek göstererek imanlı ailede doğup, yaşayıp da iman etmeyenlerin kendilerinin imansızlığı seçtiğini göstermektedir.

Sura üflenmesi ve tekrar dirilmeyi ele aldığı “Fizik kanunları ile yaşadığımız bu dünyamızda İsrafil’in Sûr’a üflemesi ve sonrasında yeniden dirilişin olacağı fikir soyut şeyler olarak geliyor, akıl çerçevesinde bu olayla nasıl açıklanabilir?” (s.52) öldükten sonra dirilmeyi; tabiatın kışın ölüp ilkbaharda yeniden canlanmasını tasvir ederek, ana karnındaki üçüz bebeklerin de dünyayı son, yok oluş üzerinden yorumlayan kıssası ile, ayrıca ana rahmindeki ilk halden erişkinlik çağına geçişleri; bir damla sıvı, alaka, mudga, tıfıl, erişkinlik hali ve sonra kabir alemi olarak izah edilerek ispat edilmeye çalışmaktadır (s.52-59).

Ömer Kutlu “Kısa bir hayattaki günahlar neden sonsuz cehennemi gerektirir?” (s.60) sorusunu insanoğlunun dünyada bir insanı bir dakikada katleden birisi için genelde 24 yıl yani “bir dakikalık bir suç için on iki milyon altı yüz ondört bin dört yüz dakika ceza verilmesi hukuk [adalet] olarak normal kabul edilmektedir.” (s.60) kıyaslamasını yaparak 1 dakikalık suça 12 614400 dakika ceza verilmesi ile ilahi adaletin 70-80 yıllık bir hatalar zincirine karşı ebedi cehennem cezasını öngörmesinin adil olduğunu savunmaktadır. Bu savunuşta insanların 70-80 yıllık hatalar zinciri sırasında hatalı insanların bir insanı katlederek varlıklara hayat verilmesini inkâr filini işlediği ve dolayısıyla varlıkların sayısı kadar ilahi hukuku ihlal ettiğini, Allah’ın yarattığı güzellikleri çirkinleştirerek güzellikleri tahrip ettiğini, Yaratıcının sayısız isim ve sıfatlarını unvanlarını ve fiillerini yalanlayarak O’na hakaretetiğini, bütün varlıkların hukukunu ihlal etiği cihetlerinden ebedi cehennemi hak ettiğini  savunmaktadır.

Kur’an’ın en büyük mucize olduğu söyleminin samut bir delili var mıdır?” (s.67) sorusuna Firavun’un (II. Ramses) cesedinin bulunduktan sonra inceleme heyetindeki Dr. Maurice Bucaille’nin Yunus Suresi 92. Ayette “Bugün senin (Firavunun) bedenini kurtaracağız ki senden sonra gelenlere bir ibret olasın” ifadeyi öğrenince hayret ettiğini (s.67-68), Parmak izlerinin farklılığını işarete den Kıyamet suresi 3-4. Ayetler (s.68) , bilimin kara delikleri uzayı delen yıldızların oluşturduğu kozmik yapılar olarak kabul ettiği ve buna işaret eden Tarık Suresi 1-3. Ayetlerinde geçen (necmisakıb) delen yıldız manasın geldiğini ve kara deliklere işaret etiğini (s.69), Mearic Suresi 4. Ayetinin zamanın izafiliğine değindiğini; Allah katındaki bir gün dünyadaki bin yıla denk diyen Hac Suresi 47. Ayet ile Melekler ve Ruh (Cebrail) oraya miktarı 50.000 sene olan bir günde çıkarlar diyerek zamanın “Özel izafiyet teorisine göre ışık hızına yaklaştıkça zaman yavaş geçmeye başlar. Genel izafiyet teorisine göre ise yer çekimi arttıkça zaman yavaş geçmeye başlar” (s.69) dediğini, perslere yenilen Roma’nı 3-9 yıl sonra Persleri yeneceğini ve Lût Gölü Romalıların Perslere yenildiği yer olarak dünyanın en düşük, en alçak yeri deniz seviyesinden 430 metre altında olduğuna işaret ettiğini (s.69-70), Zariyat Suresi 47. Ayetin evrenin genişlediğine işaret ettiğini ifade eden buna benzer 17 farklı bilimsel gerçeklik ile Kur’an’ın mucize olduğunu izah etmektedir. Ancak şunu unutmamak gerekir ki bilimde değişmez gerçeklik değildir. Bugün Kur’an’ın mucize olduğuna işaret eden bilimsel bilgiler değişebilir, bu Kur’an’ın mucize olmadığına delalet etmez.

Ömer Kutlu Kur’an’da anlatılan insanın yaratılışıyla bilimsel açıklamalardaki insanın yaratılışı tutarlımı, ya da Kur’an bilime uyuyor mu? denilebilecek soruyu ele aldığı bölümde Mü’minûn Suresi 12. ve 14 ayet ile Hac suresi 5. Ayeti Anatomi ve Embriyoloji uzmanı Keith L. Moore’nin  (s.79) dünyaca otorite olarak kabul edilen ClinicallyOrientedAnatomy ve TheDeveloping Human: ClinicallyOrientedEmbryology adlı anatomi ve embriyoloji kitaplarında aktardığı tıbbi bilgi ile karşılaştırmaktadır (s.80).Keith L. Moore tıbbi bulguları açıklarken Kur’an’da geçen “alaka” kelimesinin Arapça’da sülük manasına (s.80) ve kan pıhtısı manalarına geldiğinden (s.81) bahisle tıbbi bilgiyi kıyaslar ve aynı olduğunu, örtüştüğünü ifade eder. Daha sonra “mudga” çiğnemlik et (s.82)manasını “somitler” (s.83)ile karşılaştırarak ele alır. Ömer Kutlu uzman bir Tıp Doktoru olması bakımında bu karşılaştırması önemlidir ve Keith L. Moore’nin yapmış olduğu yorumlarının doğruluğu tasdik edilmiş sayılır. Ahkâf Suresi 15 ve 16. Ayetlerde hamilelik ve sütten kesme süresinin 30 ay, Bakara Suresi 233. Ayette emzirme süresinin de 24 ay olduğu bilgisini verdikten sonra Ömer Kutlu 30-24=6 ay ile en kısa sağlıklı doğumun olabileceği hamileliğin 6 ay olacağını çıkarmaktadır (s.85-86). Yani 6 aylıktan erken doğan çocukların sağlıklı olmaları ve yaşamaları pek mümkün görünmemektedir. Nitekim Keith L. Moore da fetüsün 22 veya 24 haftalıkken ileri teknolojiye sahip inkübasyon ile hayatta kalabildiğinin literatür olarak kabul edildiğini yazmaktadır.

Ömer Kutlu “Ku’an’da Hristiyanlık ve Yahudilik’ten konuşulurken günümüzde sık karşılaştığımız Hinduizm, Ateizm, deizm ve egotizmden neden bahsedilmiyor?” (s.99) sorusunu ele almakta ve Nisa Suresi 151. Ve 152. Ayetlerde geçen “Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler” ifadesinin ateizme, “Allah ile peygamberini birbirinden ayırmak isteyenler” ifadesinin deizme, “bunlar arasında bir yol tutmak isteyenler” ifadesi ile ne ateist ne de deist ikisinin arsıagnostiklere, İhlas Suresinde 3. ayetteki “O doğurmamıştır, doğrulmamıştır.” ifadesi ile Hristiyanlara (s.99), Hac 17. Ayette “Gerçek şu ki, iman edenler, Yahudiliği benimseyenler, Sâbîler, HristiyanlariMecûsîler ve şirke sapanların her biri hakkındaki hükmünü Allah kıyamet günü verecektir. Şüphesiz Allah her şeye tanıktır.” Mecûsîler ile ateşe tapanlar, Ahuramazda, Ehrima ile Zerdüştilik’ten bahsettiği, Sabîler adıyla Mandenî dinine, Yasin Suresi 60 ayetteki “şeytana tapmayın” ifadesi ile satanizmden, “Ya ehlel kitap” ifadesi ile daha önce kitap indirilmiş Yahudi ve Hristiyanlardan bahsettiği gibi kitap ve kütüphane çağı olan günümüzde Allah’ı tanımayan bilim ve felsefe ile uğraşanlardan (s.100) bahsettiği gibi münafık ve müşriklerden paganizmden, “Bizi yalnız zaman akışı helâk eder (Casiye:24)” ifadesi ile zamanı yaratıcı ve yok edici gören [dehrilerden] (s.101) de bahsettiğini izah etmektedir.

Kur’an’ı Kerimde geçen doğumla, yer ile, tabiat ile, uzay ile, dünyanın oluşumu ile ilgili ayetlerdeki kelimelere verilen ilk manalar ile 1447 yıl sonra gelişen bilimsel bilgi değişimine göre verilen manalar göstermektedir ki insanoğlu Kur’an’ı ancak bilinen bilimsel bilgi yada toplumun bilgi seviyesi kadar anlamaktadır. Kelimeler o günkü dar manasından bugün ki tıp yada uzay bilimlerinin tarif ettiği geniş manalara doğru değişim göstermektedir. Bu değişimde kelimenin geniş sözlük manasının ve etimolojik yapısından meydana gelen yeni manalardan yararlanılmaktadır. İşte bu ilmi bilgilere dayanarak oluşan mana genişlemesi veya mana değişimi Kur’an’nın mucize olmasının da bir işaretidir.

Ömer Kutlu “Kur’an’da Dünyanın Düz mü Yoksa Yuvarlak mı Olduğuna İşaret var mıdır?” (s.102) biraz Türkçe cümle yapısına aykırı sorusunun haklı olarak dünyanın düz olduğunu Ayetlerden hareketle ispat ederek cevaplamıştır. Ancak Altay Cem Meriç”in “İslam’a İtirazlar ve Cevapları Muhtelif 1 ve 2” adlı kitaplarından dünyanın bu soruya gelişmiş ilmi bilgilere dayanarak dünyanın küre şeklinde olduğu ve ilk tefsirciler tarafından düz olarak meal verildiğini ifade ederek cevaplamıştır. Ömer Kutlu ise önce dünyanın düz olduğunu ilgili ayetlerden bilimsel bilgiler ışında ortaya koyduktan sonra dünyanın küre şeklinde olduğunu ortaya koymaktadır (s.102-116). Doğru olan budur. Dünya dış cephesinden bakıldığında küre şeklinde olmakla birlikte iç kısmında insanların yaşadığı arz yani yeryüzü bakımında düzdür. Bu yeryüzünün üstünde gökyüzü denilen atmosfer yer alırken alta da magma tabakası denilen sıvı ve ateş kor halindeki lav tabakası yer almaktadır. Altay Cem Meriç dünyanın küre olduğunu ispatlarken sadece dış görünüşü itibarıyla ele almıştır. Belki Müslümanlar ilk zamanlar dünyanın dış görünüşü ile iç görünüşü arasında pek ayrım yapmıyorlar düz veya küre derken her iki veçheden dünyanın düz ya da küre olduğunu bir kelime ile kastediyorlardı.

Ömer Kutlu “Tarık Sûresinde Spermin Oluşum Yeri ve Karadelik’e İşaret Edildiği Nasıl geçmektedir?” (s.119) sorusuna cevap verirken erke ve kadın olarak çocuk oluşumuna dahil olan etkenlerin yerleri itibarıyla ele almıştır. Kadınların rahim organı bölgesinin “İnsan embriyosunun oluşumu, annenin rahminde bel ve kaburga kemikleri arasındaki bir bölgede” (s.120) olduğunu bu bölgenin de kadın anatomik yapısında “12 kaburgamızın 7. İle 12. Kaburgaları arasına denk gelmektedir.” (s.121)Ömer Kutlu daha sonra erkeği ele almakta ve sperm üretim organın spermi dışarı fışkıran su olarak testislerde üretildikten sonra vücuttan dışarı atılmak üzere izlediği yolu izah etmektedir. Ayette geçen “semene” fışkırtan suyu “Anatomiye göre, spermin fışkırması ve çıkışı sırasındaki kasılmayı sağlayan tüm kasların tetikleme merkezi, kaburga kemiği ile bel kemiği arasındaki T12-L2 spinalkordsegmentinde bulunur. Bu bölge T9-T12 kaburgalarının hizasında, omurganın ön kısmında yer alır.” (s.122) ifadeleriyle anatomi ilmi ışığında ele almaktadır. Görülen o ki erke ve kadın çocuk üreme organlarının bulunduğu anatomik yapı T12-L2 kaburga kemikleri hizasındadır ve aynı bölgededir. Ancak bir farkla erkek sperm fışkırtma organları aynı anatomik hizanın ön tarafındadır. Ömer Kutlu bu soruyu erkek ve kadın açısından cevaplar iken Altay Cem Meriç sadece erkek açısında cevaplamıştır. Ömer Kutlu üçüncü bir mana daha vererek erkek ve kadının testis ve overlerinin erişkinlerde bulunduğu yerde oluşmadığını, gelişimin 5. haftasında böbreklerin oluşum yerine yakın bir yerde oluşarak 10-12. Kaburgaların (göğüs) arka- alt kısmında ve T10 omurunun (sırtın) ön-yan hizasında ortaya çıkar. Doğuma yakın mevcut yerine iner (s.124) yorumunu yaparak daha farklı anatomik ve biyolojik ilmi bilgi ile ayetleri tefsir etmektedir.

Ankebut”(örümcek) ile ilgili ayet Mekke’de Hicret’ten önce inmiş olmasını ve zayıf ve çürük bir yuva olarak tarif edilmesi (Ankebut Suresi 41), mağarada saklanan Hz. Peygamberin zayıf ve çürük olan örümcek ağına zarar vermeden mağaraya giremeyeceği düşüncesini doğurarak örümcek ağı bozulmadığı için müşriklerin takibinden kurtulmasına işaret sayan Ömer Kutlu aslında bugünün bir ilmi gerçekliğine de “Bu ayette, örümceğin yuva yapması ifade edilirken ‘yuva edinmek’ fili (ittakheze) Arapça ‘dişil’ kalıp kipi şeklinde kullanılmıştır. Günümüzde ise yuva kurma görevini örümceklerde dişilerin üstlendiği bilimsel olarak ortaya konmuştur.” (s.147) işaret ederken Ankebut Suresi 41 ayette Hz. Muhammed’in Hicret yolu üzerinde yaşanan mağara mucizesine işaretten başka ikinci bir mucizenin varlığını da tespit etmektedir.

Ömer Kutlu Kur’an’ı Kerimde geçen 25 veya 30 çeşit hayvan isimlerini vererek (s.145) hayvanların evcil ve insanlarla irtibatlı hayvanlar olduğunu mesela Kur’an’da dinozorlardan bahsedilmediğini söyleyerek “İnsana faydalı olan”dan (s.148) bahsedildiği ifade ederken belki ifade etmediği bir gerçek de Allah insanlara bir geçeği, bir bilinmeyeni açıklarken insanların hakkında bilgisi olan hususları örnek olarak seçerek anlatılacak konuyu daha iyi kavramalarını ve anlamalarını kolaylaştırmak istemektedir. İnsan oğlu hiç bilmediği, cahili olduğu konu hakkında soru soramaz, onun için soru sormak için bilmek lazımdır. Çünkü soru sorarken eksikliği tespit etmek, kıyaslama yapmak, muhalefet edilecek hususu ayırmak gerekir ki bu da ancak bilgi ile olur.

Kur’an’da geçen “kalp” ve “beyin” kavramları üzerinden (s.151) düşünme, karar vermeyi ele alan Ömer Kutlu meseleyi anatomi ve fizyoloji açısından tıbbi verilerle ele almış beyinin Prefrontal korteks bölgesi ile kalp arasındaki kan ve sinir iletişimi üzerinden karar vermeyi açıklamıştır. Ancak asıl ele alınması gerek “akletmek” ve “gönül” ile “Allah’a inandığınıkalp ile tasdik eder” cümlesindeki “kalp” kelimelerinin manevi manaları üzerinden din ile eğitilmiş, ehlileştirilmiş bir insanın fillerindeki, işlerindeki kararlarının İslam ahlak ve faziletine uygun olması yönündeki sistemin işleyişi, bu sistemdeki karar alış mekanizmasının açıklanması gerekirdi.

Ömer Kutlu Kur’anı kerimin ilk yıllarında Mekke’de inen ayetlerin barış ve sevgiden yana olduğu, Medine’de inen ayetlerin artık Müslümanların güçlendiği için savaş ve şiddet içerikli olduğu sorusuna Mekke’de inene ve Kur’an’ın ilk inen 10 suresinden birisi olan “TebbetSuresi”ni örnek vererek Mekke döneminde de şiddet içerikli ayetlerin indiğini ifade etmektedir. Ayrıca ‘Tebbet Suresi’nin bir mucize içerdiğini dile getirmektedir.“İlk 3 yılda inen Tebbet suresinde Ebu Leheb’in cehenneme gideceği açıkça belirtilmesine rağmen, Ebu Leheb’in Hz. Muhammed’i (asm) yalancı duruma düşürmek için [Tebbet Suresinin indiği ilk 3 yıldan sonra geçen zaman olarak] ölene kadar geçecek olan yaklaşık 11 yıllık süre içinde iman ettiğini söyleme ihtimali vardı. Ancak bunu yapmadı, halbuki Ebu Leheb, ilk günden beri Hz. Muhammed’i (asm) yalancılıkla itham etmekteydi. Onu yalanlamanın en kolay yolu olan ‘iman etmiş gibi görünmeyi’ ise bu uzun süre boyunca tercih etmemiştir.”(s.170) ya da edememiştir, ettirilmemiştir.Ömer Kutlu “TebbetSuresi”nden sonra Mekke’de inzal olunan Humeze ve Nebe surelerini de örnek vererek “inkâr edenlerin akıbetleri sert bir şekilde tasvir edilmiştir.” (s.171) diyerek Mekke döneminde de Kur’an’ı Kerimin şiddet ve korku içerikli ayetler gönderildiğini göstermektedir. Ancak burada bir şeye dikkat etmek gerekir ki Mekke döneminde inen ayetlerdeki sertlik ve şiddet içerikli korku ayetleri Müslümanları müşrikler ile savaş teşvik etmiyor, onları ikna etmeye çağırıyor ve daha çok Müşriklerin Allah tarafında cezalandırılacağı ifade edilmektedir. Medine döneminde inen ayetlerde müşriklerle ve İslam devletinin düşmanlarıyla cihat emredilirken de bütün barışçıl yollar denedikten sonra en son yol olarak onlarla savaşmak bir yol olarak sunulmaktadır.

İnsanoğlunun yüzyıllar sonra ulaştığı köleliğin kaldırılıp, İnsan hakları Evrensel Beyannamesi’nin yayınlandıktan sonra yetişen 20. Ve 21. yüzyılda yetişen nesillerin gözüyle bakarak geçmişi sorgulamak pek de akıl karı değildir. Ancak “Kölelik müessesi, insanlığın ilk dönemlerinden itibaren sosyolojik, psikolojik ve ekonomik dinamiklerin bir araya gelmesiyle oluşmuş bir sosyal paradigma olarak” (s.183) varlığı inkâr edilemeyecek acı bir geçekliktir.  Ömer Kutlu “İslam’da kölelik kavramı, Batı dünyasının film karelerinin [Django Filmi] bilinçatımıza işlediği ve kölelik algısını şekillendirdiği türden birsistem değildir. İslam’da kölelik, ancak savaş esirleri üzerinden gerçekleşir; bu esirlerden erkek olanlar köle, kadın olanlar ise cariye olarak isimlendirilir. Geçmişte, özellikle geçen yüzyılın başına kadar dünyada yaygın olan kadın köleliği, İslam’daki anlayıştan farklı olarak “kadın ticareti” ekseninde şekillenmiş ve köle kadınların hiçbir hakkı olmaksızın sürdürülen bir sistem olarak var olmuştur. Ancak İslamiyet, kölelik müessesinin bu ilkel suretini medeni bir şekle dönüştürmüş ve kölelerin haklarını belirleyen kurallar getirmiştir.” (s.184) şeklinde izah etmektedir. Ancak bu izaha birkaç ekleme de biz yapalım. Birincisi İslam savaş esirlerini köle yapmayı emretmez, savaş esirlerini ya savaştan sonra bedelsiz serbest bırakılmasını ya yakınları bedeli karşılığı tazminat ödendikten sonra veya kendisi “mukâtebe” (s.185) karşılığı bedelini ödediği zaman ya da okuma bilmeyen Müslümanlara okuma yazma öğretmeleri gibi herhangi bir iş karşılığında serbest bırakılmasını salık verir. İkinci olarak bir kaynakta okuduğum haliyle İslamiyet kendisinin köleleştirmediği ancak Batılıların para karşılığı sattığı köleleri satın alan Müslümanlar eliyle satın aldıkları köleleri serbest bırakarak özgürleştirmeye kendisi kaldırsa bile dünyadan tamamen kalkmayacak kölelik için bir fırsat sunmuştur. Böylece İslamiyet kendisi kaldırmış olsaydı bile kalkmayacak olan Batı’nın vahşice uyguladığı kölelik sistemine dahil olanlara merhametli bir Müslüman sahip vasıtasıyla hürriyetine kavuşma fırsatı sağlamaktadır. Hata İslamiyet “mukâtebe” ile sahibiyle yaptığı sözleşme gereği hür olacaksa ona maddi destek vermek için zengin Müslümanların zekatlarından pay ayırmış ve Müslümanların ibadetlerinde görülecek kusurlarına kefaret olarak köle azat etmeyi teşvik ederek özgürleştirmeyi yaygınlaştırmak istemektedir. Üçüncü bir yol olarak Batı’da vahşice uygulana kölelik sisteminde Ömer Kutlu’nun buyurduğu gibi İslam önce “izafi güzelliği” yerleştirmeye çalışmış, akabinde “İzafi güzelliği” kaldırarak yerine “hakiki güzelliği” insanlığa sunmuştur (s.183).

Ömer Kutlu “Neden Müslümanlar Günümüzde geri kalmıştır?” (s.193) sorusunu “7. Ve 20. Yüzyılda arasında her yüzyılda iki ana süper gücünü göster” (s.194) dediği Chatgpt o3-mini-high ve Deep Seek-S1 olarak meşhur olmuş ABD ve Çin kaynaklı yapay zekaya sormuş ve göre 7.yy’da Emevi halifeliği 1.sırada süper güç, 8.yy’da Abbasi halifeliği 2.sırada süper güç, 9. yy’da Abbasi halifeliği 1. Sırada süper güç, 10.yy’da hiçbir Müslüman ülke yok, 11.yy’da Büyük Selçuklu İmparatorluğu 2.sırada süper güç, 12.yy’da hiçbir Müslüman ülke yok, 13.yy’da Delhi sultanlığı 2.sırada süper güç,14.yy’da Timur İmparatorluğu 2. Sırada süper güç, 15.yy’da Osmanlı İmparatorluğu 2.sırada süper güç, 16.yy’daOsmanlı İmparatorluğu 1.sırada süper güç, 17.yy’daOsmanlı İmparatorluğu 1.sırada süper güç olurkenBabür İmparatorluğu da 2. Sıradan süper güç olarak 17.yy’lı Müslümanların süper güç olduğu yüzyılı eylemişlerdir, 18,19 ve 20. yüz yılar da hiçbir Müslüman ülke yok. Buna göre 7.yy’dan 20.yy kadar geçen zamanda 14 yüz yıl içinde Müslümanların süper güç olduğu yüzyıl sayısı 9 yüzyıl olmaktadır (s.194).Yine DeepSek-R1’de yapılan sorgulamada; 7.yy’da Emevi halifeliği 2.sıradan süper güç, 8.yy’da Abbasi halifeliği 1.sırdan süper güç, 9.yy’da Abbasi halifeliği 1.sırdan süper güç, 10.yy’dahiçbir İslam ülkesi süper güç değil, 11.yy’da Büyük Selçuklu İmparatorluğu 1.sırda süper güç, 12.yy’da Eyyubiler 2.sırada süper güç 13.yy’da Mali İmparatorluğu 2. Sırda süper güç, 14.yy’da Osmanlı İmparatorluğu 2.sırda süper güç, 15.yy’da Osmanlı İmparatorluğu 1.sırada süper güç, 16.yy’da Osmanlı İmparatorluğu 2. sırada süper güç, 17.yy’da Osmanlı İmparatorluğu 1. Sırada süper güç, 18,19 ve 20 yüz yılar da hiçbir İslam ülkesi süper güç değildir.Burada dikkat çeken Osmanlı İmparatorluğu 14,15,16 ve 17.yy’larda dünyadaki iki süper güçten birsi olarak 4 yüzyıl dünyada hüküm sürmüştür. 7.yy’dan 20.yüzyıla kadar geçen 14 yüzyıl boyunca Müslümanlar 10 yüzyıl boyunca süper güç olmuşlardır (s.194-195).Chatgpt o3-mini-high ve DeepSek-R1 adlı her iki yapay zekâ sistemi de Moğolların 13.yüzyılda süper güç olduğunu vermektedir ki aynı zamanda Moğolların İslamlaştığı yüzyıl da 13.yüzyıldır.

Ömer Kutlu’ya göre Avrupa Ülkeleri ve bilim adamları arasındaki “Tüm bu etkileşimler, liyakate dayalı sistemler ve bu sistemlerin doğurduğu bilimsel rekabet, zamanla Avrupa’nın ilerlemesini ve modern bilimin temel taşlarının atılması sağlamıştır.” (s.199)

Ömer Kutlu her ne kadar çok net olarak cevaplamış olsa da “Hz. Muhammed’in (asm) Zeynep (ra) ile Evliliği Noktasında Azhab 37 Ayetini Nasıl Anlamalıyız?” (s.220) sorusunu ele aldığı bölümde Hz. Muhammed ile Hz. Zeynep’in evliliği tarihi oluş şekliyle mükemmel izah etmiş ancak sadece Allah’ın emri olarak gerçekleşmesi üzerinde durarak sadece Müslümanlara cevap vermiştir. Halbuki Altay Cem Meriç Allah’ın emri hususunu ele almadığı soruyu tarihi oluş sırasına göre anlatarak cevaplamış olmanın yanında sosyolojik, psikolojik ve toplumsal yönden ele almış ve Allah’ın şirk toplumunu değiştirerek kurduğu İslami düzen ile ilişkilendirmiştir.

Ömer Kutlu “Hz. Muhammed’in (asm) Hz. Aişe ile Evlenme Yaşı kaçtı?” (s.225) sorusunu ele aldığı bölümde Hz. Aişe’nin yaşının evlendiğinde 9 olduğunu savunan görüşün bir hadisi şerife dayandığını ancak bunun da Mekke’de kızı evlilik yaşına gelenlerin Kabe’de bir tören yaparak herkese duyurduğunu Hz. Aişe için yapılan bu törenden 9 yıl sonra evlendiğini ve dolayısıyla yine 17-18 yaşında olduğunu, evlenme yaşının 17-18 olduğunu savunanlara göre de Hz Aişe’nin yaşı tarihi veriler ile hesaplanan yaşının 17-18 olduğunu, evlenmeden önce evlilik sorumluğu alabilecek işler yapacak beden akıl sağlığının olduğu, Arap toplumunda her iki yaşlarda da 9 veya 18) evlik yapmanın o zamanlar makul kabul edildiği, Peygamber efendimizin diğer evliliklerinde eşleriyle evlilik yapma yaşlarının en düşük olarak 18 civarında olduğu ve Hz. Aişe’ninHz. Muhammed’in vefatından sonra ki Hadis nakli ve fıkıh yönünden topluma örnekliği ile evliliğin meşruluğu izah çalışılmıştır.

İslam’da kadını dövme var mıdır?” (s.237) sorusuna Nisa Sûresi 34. Ayette geçen “(Evlilik hukukuna) baş kaldırmasından (nüşuzzuhunne) [kadının aldatmasından] endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın ve onları dövün” (s.237)ifadelerini örnek vermiş, ve daha sonra Nüşuz’un (Kadın’ın aldatması) fıkıh literatüründe ne anlama geldiğini “kadının evlik hukukuna riayet etmemesi, evlilik birliğini sürdürmeyi engelleyecek düzeyde geçimsizlik sergilemesi” (s.240) şeklinde ifade ettikten sonra kavramsal olarak da manasının “evliliğe başkaldır, itaat etmeme ve aldatmaya yeltenme” (s.240) gibi anlamlara geldiğin izah etmektedir. Ancak burada Ömer Kutlu’nun 4. Noktada açıklamaya çalıştığı iki husus da ayeti kerimeye dayanarak biz ifade edelim. Ayeti Kerimede dövme filinden önce verilecek iki cezadan bahsedilmektedir ki bu cezalar “öğüt verin” ve “onları yataklarında yalnız bırakın” şeklindedir. Evlilik hukukuna baş kaldıran kadınları dövmeden önce öğütle, olmadı onların yataklarını ayırarak ikaz etmemiz, eğer ıslah olmazlarsa evliliği kurtarmak için dövmemiz ancak bu dövme işinin Hadisi Şerifte geçen “ğayramüberrih” (Şiddetli olmamak, zarar vermemek, hafif olmak) (s.244)  izahederek hafice, zarar vermeden olmasıtavsiye edilmektedir. Ancak günümüzde bu konu toplumsal bir kabul görmez, bu durumda uslanmamış kadını boşamak günümüz insan anlayışları arasında en normal olan olacaktır. Nitekim Ömer Kutlu İslam dinin bakış açısını “İki aşamalı öğüt ve uzaklaşma yaklaşımlarından sonra, son çare olarak “hafi dövme” yöntemini önerir. Bu uygulama, ilkel davranışların önüne geçmek ve daha büyük zararlardan korumak için sunulmuş bir tedbirdir.” (s.242) şeklinde yorumlamaktadır. Hata Hz. Aişe’ninMustalik Gazvesinden dönerken yaşadığı ifk hadisesinde Hz. Muhammed’in Hz. Aişe’ye elini bile kaldırmadığı ve Hz. Aişe’yi babasının evine gönderdiği de güzle bir uygulama örneği olarak verilmektedir.

Ömer Kutlu her ne kadar kitabın başlığında “Ateist, Deist Agnostik Sorulara Cevaplar” ifadelerini kullanmış olsa da “Modern Çağın Sorularına karşı İslam, Ateist, Deist Agnostik Sorulara Cevaplar” kitabı daha çok Müslümanlara yönelik ve İslam’ı daha doğru, daha derinlemesine öğrenme fırsatı sunmaktadır. Bir Tıpçı olarak İlahiyat konularını işlemekte de oldukça başarılı ve konuya vakıftır.

 

 

YORUM YAP

casibomcasibom girişjojobet girişmarsbahis girişjojobetcasibom giriş
escort Bağcılar escort Bahçelievler escort Bakırköy escort Bayrampaşa escort Beylikdüzü escort Güngören escort İstiklal escort Kadıköy escort Sultanbeyli escort Üsküdar escort Avsallar escort Mahmutlar escort Oba escort Mecidiyeköy escort Ölüdeniz escort Güllük escort Kültür escort Ataşehir escort Avcılar escort Başakşehir escort Esenler escort Esenyurt escort Fatih escort Gaziosmanpaşa escort Kartal escort Küçükçekmece escort Maltepe escort Pendik escort Sultangazi escort Ümraniye escort Adapazarı escort Yalıkavak escort güvenilir casino siteleri Yalova escort Muğla escort Aydın escort Çanakkale escort Balıkesir escort Tekirdağ escort Manisa escort Trabzon escort Kahramanmaraşescort Kütahya escort Osmaniye escort Sivas escort Tokat escort Çorum escort Yozgat escort Isparta escort Elazığ escort Ordu escort Edirne escort Erzincan escort Zonguldak escort Rize escort Uşak escort Kırşehir escort Erzurum escort Giresun escort Amasya escort Sinop escort Niğde escort Bolu escort Karaman escort Kırıkkale escort Bayburt escort Ardahan escort Gümüşhane escort Artvin escort Çankırı escort Bartın escort Sinop escort Bilecik escort Karabük escort Burdur escort Nevşehir escort Kıbrıs escort Kırklareli escort Kastamonu escort Düzce escort Aksaray escort Adıyaman escort Afyon escort Arnavutköy escort Bebek escort Beşiktaş escort Beykoz escort Beyoğlu escort Büyükçekmece escort Çatalca escort Çekmeköy escort Eyüpsultan escort Kağıthane escort Sancaktepe escort Sarıyer escort Şile escort Silivri escort Şişli escort Taksim escort Zeytinburnu escort Aliağa escort Balçova escort Bayındır escort Bayraklı escort Bergama escort Beydağ escort Bornova escort Buca escort Çeşme escort Çiğli escort Karşıyaka escort Fehiye escort Marmaris escort Gaziemir escort Dikili escort Menderes escort Menemen escort Torbalı escort Atakum escort Çerkezköy escort Yenişehir escort Bodrum escort Toroslar escort Tarsus escort Silifke escort Mezitli escort Erdemli escort Anamur escort Akdeniz escort Melikgazi escort Elbistan escort Lüleburgaz escort İzmit escort İlkadım escort Çorlu escort Battalgazi escort Yeşilyurt escort Milas escort Ceyhan escort Çukurova escort Kozan escort Sarıçam escort Seyhan escort Emirdağ escort Sandıklı escort Merzifon escort Suluova escort Taşova escort Altındağ escort Batıkent escort Çankaya escort Çubuk escort Etimesgut escort Haymana escort Kahramankazan escort Keçiören escort Kızılcahamam escort Mamak escort Polatlı escort Pursaklar escort Sincan escort Ulus escort Yenimahalle escort Aksu escort Alanya escort Belek escort Demre escort Döşemealtı escort Elmalı escort Finike escort Gazipaşa escort Kaş escort Kemer escort Kepez escort Konyaaltı escort Korkuteli escort Kumluca escort Lara escort Manavgat escort Muratpaşa escort Serik escort Side escort Didim escort Efeler escort Nazilli escort Söke escort Altıeylül escort Ayvalık escort Bandırma escort Bigadiç escort Burhaniye escort Dursunbey escort Edremit escort Erdek escort Gömeç escort Gönen escort Havran escort İvrindi escort Karesi escort Kepsut escort Susurluk escort Büyükorhan escort Gemlik escort Görükle escort Gürsu escort Harmancık escort İnegöl escort İznik escort Karacabeyescort Kestel escort Mudanya escort Mustafakemalpaşa escort Nilüfer escort Orhangazi escort Osmangazi escort Yıldırım escort Biga escort Çan escort Gelibolu escort Karahayıt escort Merkezefendi escort Pamukkale escort Keşan escort Aziziye escort Palandöken escort Yakutiye escort Odunpazarı escort Tepebaşı escort Araban escort İslahiye escort Karkamış escort Nizip escort Nurdağı escort Oğuzeli escort Şahinbeyescort Şehitkamil escort Yavuzeli escort Bulancak escort Espiye escort Görele escort Altınözü escort Arsuz escort Antakya escort Defne escort Dörtyol escort Erzin escort Hassa escort İskenderun escort Kırıkhan escort Kumlu escort Payas escort Reyhanlı escort Samandağ escort Eğirdir escort Yalvaç escort Foça escort Karabağlar escort Kemalpaşa escort Kiraz escort Kınık escort Konak escort Narlıdere escort Ödemiş escort Tire escort Urla escort Safranbolu escort Akhisar escort Alaşehir escort Kırkağaç escort Salihli escort Sarıgöl escort Şehzadeler escort Soma escort Turgutlu escort Yunusemre escort Akkışla escort Bünyan escort Develi escort Kocasinan escort Talas escort Yahyalı escort Gazimusağa escort Girne escort İskele escort Lefke escort Lefkoşa escort Başiskele escort Çayırova escort Darıca escort Afşin escort Dulkadiroğlu escort Göksun escort Onikişubat escort Türkoğlu escort Kızıltepe escort Mut escort Dalaman escort Gümbet escort Datça escort Kavaklıdere escort Köyceğiz escort Menteşe escort Turgutreis escort Ula escort Yatağan escort Fatsa escort Altınordu escort Ünye escort Düziçi escort Kadirli escort Ardeşen escort Akyazı escort Arifiye escort Erenler escort Geyve escort Hendek escort Karasu escort Kaynarca escort Sapanca escort Derince escort Dilovası escort Gebze escort Gölcük escort Kandıra escort Karamürsel escort Kartepe escort Körfez escort Akşehir escort Beyşehir escort Bosna escort Ereğli escort Karapınar escort Meram escort Selçuklu escort Gediz escort Simav escort Tavşanlı escort Doğanşehir escort Bafra escort Çarşamba escort Boyabat escort Kapaklı escort Süleymanpaşa escort Erbaa escort Niksar escort Turhal escort Akçaabat escort Of escort Ortahisar escort Yomra escort Armutlu escort Çiftlikköy escort Çınarcık escort Akdağmadeni escort Boğazlıyan escort Sarıyaka escort Sorgun escort Alaplı escort Çaycuma escort Devrek escort Ereğli escort Kilimli escort Kozlu escort