ref: refs/heads/v3.0
ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü OcaklarıdövizakpchpmhpAhmet b.karabacakhasan külünk
DOLAR
47,8809
EURO
55,4933
ALTIN
6.761,77
BIST
14.172,26
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
27°C
İstanbul
27°C
Hafif Yağmurlu
Cumartesi Parçalı Bulutlu
28°C
Pazar Çok Bulutlu
27°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
28°C
Salı Açık
29°C
ESKİ TÜRKLERDE DEVLET ve TEŞKİLATI

Siyaset üzerine birkaç söz

24 Haziran 2015 03:38
1.413
A+
A-

Özcan YENİÇERİ

 

 

 

Siyaseti, ‘mümkün olanı yapma sanatı’ olarak tanımlayanlar vardır. Bu bağlamda ‘mümkün olmayanı iste’ sözü siyasi değildir. Hayal ile alış veriş yapanların siyasette başarılı olma şansları yoktur. Siyasetin halkın gerçekleri ve ihtiyaçları üzerine oturtulması halinde bir anlamı vardır. Bir erdem sanatı olan siyaset, almasını değil vermesini bilenlerin yapması gereken bir iştir. Daha öz bir deyişle siyaset “sahip olmak” için değil “olmak” için yapılır.

Ünlü Perikles, devlet yönetimiyle daha doğrusu siyasetle ilgilenmenin erdemlerinden söz eder. Siyasetle ilgilenmeyenleri “zararsız” ama “yararsız” yurttaşlar olarak niteler. Toplumsal sorunlar karşısındaki duyarlılık ve ilgi ile siyaset arasında ciddi bir ilişki vardır.

Dahası siyaset, Anibal’den bu yana ‘bir yol bulma ya da bir yol açma’ süreci olarak bilinir. Siyaset bir yol ya da rol kapma süreci değildir. Hele hele siyaset yolda kalma süreci hiç değildir.

Seçeneksizlik ya da tıkanıklık hem siyaseti hem de hizmet yapmayı kördüğüm haline getirir. Kördüğüm olan siyasetlerin önü Makedonyalı İskender’den bu yana hep kılıçla açılmıştır.

İnsanları baskı altında tutmak için ne yapılmalıdır?

Büyük İskender, filozof Aristo’ya bir mektup yazar ve şunu sorar:

Zapt ettiğim topraklardaki insanları baskı altında tutabilmek için aşağıdakilerden hangisini yapayım?

1. Onları sürgüne mi göndereyim?

2. Hapse mi atayım?

3. Kılıçtan mı geçireyim?

Filozof Aristo hepsine tek tek cevap verir:

1. Onları sürgüne gönderirsen, sürgünde toparlanıp sana isyan ederler.

2. Hapsedersen, hapishaneleri militan yuvasına çevirirler, denetiminden çıkarlar.

3. Kılıçtan geçirirsen, sonraki kuşak intikam hırsıyla büyür, krallık tahtını sallarlar.

Büyük İskender’in aklına gelen hiçbir yönteme onay vermeyen Aristo, kralın gücünü koruması için şu öneride bulunur: “İnsanların arasına nifak (ayrılık) tohumları ekeceksin ki, birbirleriyle mücadele etsinler, savaşsınlar. Savaşınca, hakem olarak kendini kabul ettireceksin, ama anlaşmaya giden bütün yolları da tıkayacaksın”.

Aristo’nun önerdiği yöntem halk için değil ancak kral için yapılan siyasetlerde söz konusu olabilir. Böl-Birbirine Düşür-Yönet stratejisi uygulamak suretiyle nispi olarak kralın gücü artar ama halkın gücü azılır. Asıl önemli olanı halkla, toplumla bütünleşerek yönetmektir. Diğer yandan anlaştırmak, barıştırmak ve bir araya getirmek her zaman toplum için hem daha etiktir hem de daha yararlıdır.

Despot yönetimi uyarmak tehlikeli midir?

Toplumu yükseklerden, fil dişi kuleden ve iktidar tepelerinden izleyenler, kul köle kişilerin gülümseyişlerinden ve tehlikeli bekleyişlerinden başkasını bilmez. Zirvedekini, daha doğrusu iktidardaki insanı en çok yıpratan, kendisinin sürekli olarak onaylanmasıdır. Arzu ve isteklerinin aralıksız yerine gelmesidir. Tepedeki yöneticiler çoğu kez hep doğru, gerçek ve isabetli iş yaptıklarını duymak isterler. Onaylanmak, alkışlanmak ve takip edilmek iktidarına güven duymalarını sağlar.

Tepedekiler “hayır” sözünü hiç duymak istemezler. Despot yöneticiler bir haksız ya da yanlış uygulamalarından dolayı kendisini uyaran kişiye asla borçluluk duymazlar. Siyasette ya da kritik bir durumda despot yöneticiyi uyaran kişi belki onun hayatını kurtarır ama kendi hayatını tehlikeye atmış olur.

Despot yöneticinin hayatını kurtaran kişiye borçluluk duyacağını sananlar da yanılır. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Tarihte kralın hayatını kurtaran çoğu kişi bunun bedeli olarak kendi kellelerini vermişlerdir.

Krallar, zayıf anlarında kendilerini görenleri hiç sevmezler. Diktatör mizaçlılar da, akıl danıştıkları kişinin bir kez olsun kendilerinden daha zeki olmasından hoşnut kalmazlar. Belki bundan olacak danışmanlar görüş bildirirken “sizin de ifade ettiğiniz” gibi diyerek söze başlarlar.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bağdar Caddesi Escortmadsalads.comhttps://www.salonyjardinlospinos.com/https://ocean.lighthousesuitesinn.com/https://makeup.orangebeauty.com/grandpashabetGrandpashabetgrandpashabetritzbetmecidiyeköy escortgrandpashabetmanavgat escortJojobetbetnanojojobet girişsezarcasinoporno sitesigrandpashabetgrandpashabetporno izlekavbetsezarcasinojojobetjojobettipobetgrandpashabetvdcasinoporno izlejojobetholiganbetholiganbetholiganbetholiganbetholiganbetjojobetjojobetjojobetjojobetjojobetjojobetholiganbetjojobetcasibomgrandpashabetjojobetsuperbetinsuperbetinjojobetteosbetmercurecasino girişesbet girişmatbet girişmatbet girişimajbetsekabetpusulabetpusulabetsekabet girişsuperbetincasinomilyontlcasinobetbeygrandpashabet girişcashwinbetpuanbetciopusulabet girişsex porn sitelerimatadorbetsuperbetin girişjojobetgrandpashabetgrandpashabetgrandpashabettambetpusulabetbankobet girişbankobetcasibomaresbetmatadorbettipobetjojobetcasibomcasibomJojobettambet girişpalacebetcasinoroyalgrandpashabetpusulabet