EKMEĞE DAİR

Efendi Barutçu

DENİZCİLERE VE HAVACILARA … SAYILI BİLDİRİ

Bu haber 15 Nisan 2013 - 11:24 'de eklendi ve 1.837 kez görüntülendi.

DENİZCİLERE VE HAVACILARA …  SAYILI BİLDİRİ

Babür Hüseyin ÖZBEK

         1970’li, 80’li ve 90’lı yıllar… Devletin tek frekans resmi radyosu; akşam veya gece kapanış haberlerinden sonra bazen bir resmi bildiri (notam) yayınlardı.“Seyir, Hidrografi Oşinagrafi Daire Başkanlığı’ndan bildirilmiştir: Denizcilere ve havacılara… nolu bildiri. Doğu Karadeniz’in … derece … dakika Kuzey Enlemi; … derece … dakika Doğu Boylamındaki hudutları içinde … yükseklikte uçmak, seyretmek ve balık tutmak can ve mal emniyeti yönünden tehlikeli ve yasaktır, duyurulur” resmi bildirisi okunurdu. Bazen de Türkiye sahillerini çevreleyen denizlerdeki tehlike işaretlerini, sönmüş deniz fenerlerini, yüzen serseri mayınları, dip bağlantısı kopmuş, mevkisini terk etmiş ışıklı veya ışıksız şamandıraları, iki defa tekrar eder, halka ve ilgililere duyururdu. Bazı geceler böyle bir bildiri bekleyen, onu duyup dinlemeden yatmayan insanlar vardı.

Ülkemizde bu görevi İstanbul –  Çubuklu’ da Deniz Kuvvetleri’ne bağlı İHO (Uluslar arası Hidrografi Örgütü) tarafından belirtilen esas ve kurallarla çalışan, Seyir, Hidrografi ve Oşinografi Daire Başkanlığı yapıyor. Türkiye’yi çevreleyen sularda denizlerin jeofizik, sismik özelliklerini, mağnetik durumu, deniz fenerlerini, kılavuzluk görevlerini ve sahil radyolarını faal tutuyor, halkı bilgilendiriyor, seyir haritaları yapıyor. Konusunda uzman mühendis teknik ve teknisyen kadrolarıyla güzel, çağdaş bir T.C kurumu.

Şimdiki durumu bilmiyorum. 1974 – 80’lerde, bu kuruma bağlı yukarıda anlatılan görevlerle birlikte,  Ege’de araştırmalarda yapan, normalde Beykoz önlerinde alargada şamandıraya bağlı iki hidroğrafi ve araştırma gemisi beklerdi. TCG.Çandarlı ve TCG.Çarşamba. Ege’deki o krizli günlerde 37’inci Dönem (26 Ocak 1974 – 17 Kasım 1974) ve 40, 42’inci Dönemlerde (5 Ocak 1978 – 21 Kasım 1979) T.C.Başbakanı olan rahmetli Bülent Ecevit’in, “Ege’de bizde petrol arıyoruz…” dediği dönemdi. Bu görevi bu gemilerden birinin yaptığını işaret ediyordu. Hiç sonuç alınamadı. Bende orada çalıştığım için, o dönemden kalan bilgi kırıntıları bunlar.

***

      Denizci millet değiliz, denizi bilmeyiz; o konuları az okur, az araştırırız. Gayem bilenlere değil, ilgisi zayıf, konudan uzak kişilere, bazı şeyleri anlatmak için yukarıdaki kısa bilgiyi aldım ki, şimdiki anlatacaklarım konusunda istifham oluşmasın.

      İstanbul-Tophane’de, “Piri Reis ve 1513 Dünya Haritası, 500’üncü Yılın Gizemi” sergisi açıldı. 31 Mayıs 2013’e kadar da açık kalacak.

Halkı aydınlatmak için basılan broşürlerin üzerinde, “Birleşmiş Milletler Bilim ve Kültür Kurumu” ile “MSGU (Marmara Güzel Sanatlar Üniversitesi) Tophane-i Amire Ksm.” notları var.

Güzel ve iyi organize edilmiş, her şey düzenli, emeği geçenlerin ellerine sağlık. Bir tenkidim var. Beraber gidip gezdiğimiz Kaptan Harun Dokuz ve Kaptan Sedat Akgün gördüler mi bilmiyorum,  onu bilahare anlatacağım.

***

     Biz, dünya çapında söz sahibi pek az bilim adamı ve araştırmacı yetiştiririz. İşte o istisnalardan biri 1470’te Gelibolu’da doğan, Muhittin Piri veya bizim kullandığımız şekliyle büyük, gerçek denizci; çağında kıymeti bilinmemiş, katledilmiş, deryalar kaptanı Piri Reis.

30-31 yaşında, 1500-02 yıllarında Venedik’e karşı yapılan deniz seferlerinde, gemi kaptanı olarak başarılıydı. 1511’de Gelibolu’ya çekildi. Yaptığı çalışmalar, deniz seferleri ve ilmi araştırmaları sonunda 1513’te kendi adı ile anılan ilk “Dünya Haritası”nı çizdi. Yavuz Sultan Selim Mısır Seferi sırasında 1517’de kendine sunulan bu haritadan etkilendi. 1522’de Kanuni Sultan Süleyman ile Rodos Seferi’ne katıldı. 1525’te “Kitab-ı Bahriye” adlı eseri ve ilk haritasını Sadrazam İbrahim Pargalı’nın da yardımı ile padişaha takdim etti. 1528’de ikinci bir dünya haritası çizdi. 1547’de, Süveyş-Basra Körfezi ile Osmanlı-Hint Donanma Komutanlığı’na getirildi.

Büyük denizcinin çevresi, bilhassa Basra Beylerbeyi Kubat Paşa, deniz ve denizcilikten bi-haberdi. Saraya-Payitahta sürekli kötülendi. Hep zora sokuldu. Basra Körfezi’ndeki Arap devşirmesi, su ve suya yakın her şeye yabancı tayfalardan oluşan personelle, bakımları dahi yapılamayan teknelerin, çağının en iyilerinden Portekiz Donanması ile nasıl mücadele edileceği hiç hesaplanmadı.

Kanuni kendisi ile 1522 ve 1525’lerde kaç defa yüz yüze sohbet ettiği, tanıdığı halde kıymetini takdir edemedi. O koca deryalar kaptanı, ilim adamı, denizcilik uzmanını verdiği bir fermanla 84 yaşında, 1554’te Kahire’de öldürttü. Bir kere çağırıp görüşemez miydi? “Piri Reis’in katli,”  Kanuni’nin kendisini takip eden bir hatasıdır, yanlışıdır.

PİRİ REİS’İN 1513’TE ÇİZDİĞİ DÜNYA HARİTASININ 500’ÜNCÜ YILI

      Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ve UNESCO iş birliği ile Tophane’de güzel mi güzel bir sergi var, ama ziyaretçisi yok gibi, az. İsminden anlaşılacağı gibi: “Piri Reis ve 1513 Dünya Haritası 500’üncü Yıl Gizemi” emeği geçen küratör Yalçın Balcı’yı ve danışman Prof. Mustafa Kaçar’ı kutluyorum.

Piri Reis’in hayat hikâyesi duvarlara asılan yazılı panolarla Türkçe ve İngilizce olarak özenle izah edilmiş, yeteri kadar meraklıları bilgilendirilmiş.

İki harita, biri 1513 diğeri 1528 çizimli. İsmi Dünya Haritası; ancak Atlas Okyanusu’nun Batı Afrika kıyıları ile Güney Afrika’nın doğu sahilleri ağırlıklı olarak çizimde gösterilmiş.

Haritaların çevresinde nasıl çizildikleri, kimlerden faydalanıldığı konusunda ek bilgiler yazmış Piri Reis. İlk haritada boş bırakılan yerlerin yanında ki çizimlerde, hayvan ve bitki örtüsünü gösteren resimler daha fazla.

Haritaların hazırlanmasında, Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfederken sağ kolu, harita uzmanı Rodrigo’dan faydalandığını yazar. Ancak bu denizcinin Kemal Reis’in de baş tayfası olduğu, Osmanlı Donanması’nda Müslüman bir levent iken bilinçli gönderildiği iddiaları ise kesin değildir.

Dünya’yı birkaç kez denizden turlamış kaptanlarla sergiyi dolaşırken, konuşmalarda; “Enlem ve boylam çizgileri görünmüyor, ancak var; demek ki ‘Koca Reis’ illaki görünsün istemedi” kanaati oluştu.

Eski devirlerde, açık denizde, en büyük sorunlardan biri; geminin doğru mevkiini tespit etmekti. Çünkü şimdiki gibi: harita, radar, sonar, radyo, sekstant, GPS…gibi seyir yardımcıları yoktu ve de olanlar da gelişmemişti.

     Sergide, Akdeniz limanlarının o dönemde çizilmiş haritaları (portolon) duvarları süslemiş. Bazı Ege adaları, İskenderiye limanı, Venedik, Cenova, Malta (La Valetta). Damietta ve Sicilya… gibi. O devre göre güzel ve albenili çizilmişler.

Piri Reis’in, zamanın seyir kayıtlarında, hiç Akdeniz’den okyanusa çıktığına rastlanmıyor. İyi bir “Akdeniz, denizcilik kültürü”ne sahip. “Kitap-ı Bahriye” de bu özelliklerini yansıtıyor.

Devrinin büyük denizcisi ve bilim adamının her iki haritadaki kutuplar ve özellikle Güney Kutbu – Antartika buzullarının çizimi eleştiriliyor. Uzmanlar; Charles Hapgood, Eric Von Daniken, Gregory Mcintoch… gibi bu işi bilen kişilerin tenkitleri onun gücü, çağına göre üstünlüğünün işareti. UNESCO tarafından sahiplenilip tanıtılması ise başarıdır.

BİR YANLIŞ VAR, DÜZELTİLMELİ ÇÜNKÜ ÖĞRENCİLER GEZEMİYOR

    Müzeleri, tarihi yerleri gezer misiniz, kimler nasıl dolaşır, ne anlar? Giriş fiyatları nedir, hiç dikkatinizi çekti mi? Yoksa hep bavul ticareti veya eğlence, show ve kaberalara mı yönelirsiniz? Neyse, o sizin bileceğiniz şey! Makalenin başında bir tenkidim olacak demiştim; işte şimdi oraya dönüyorum.

Sergiye girerken tarihi binanın dışında çevreme bakıyordum, giriş kapısında iki talebenin bir şeyler sorup ayrıldıklarını sonra fark ettim. Arkadaşlarım içeri girmişlerdi. Baktım biletleri alıyorlar; normal giriş 15TL, talebe 10 TL Daha sonra anladım ki o iki talebe,  parasını fazla buldukları için sergiye girmemişlerdi. “Keşke durumu anlayabilsem ve biletlerini ben alsaydım.” dedim içimden. Çünkü benim biletimi Kaptan Harun Dokuz veya Kaptan Sedat Akgün almışlardı.

Eve dönünce bir araştırma yaptım. İstanbul-Beşiktaş Deniz Müzesi Normal giriş bileti 4 T.L. öğrenci ise 1 T.L. Toplumun gelir seviyesine göre iyi bir müze giriş politikası. Londra British Museum ve National Maritime Museum ücretsiz.

Paris Louvre Müzesi’ni 2012’de 9,7 milyon kişi ziyaret etmiş. Giriş 10 avro – 26 yaş altı ücretsiz. Gene Paris’te, Eyfel Kulesi’nin karşısında, Seine Nehri’ne tepeden bakan Trocadêro’ da, meşhur “Musee de la Marine Paris” giriş bileti 7 avro.

“Piri Reis ve 1513 Dünya Haritası 500’üncü Yılı Sergisi” iyi düzenlenip hazırlanmış, ancak nerede ise Paris’te ki denizcilik müzesi ile aynı giriş fiyatını uygulanıyor. Bizim gelir seviyemiz, bizim öğretmen, emekli ve talebemiz bu sergiyi bu sebeple gezemiyor. Yetkililer bu fiyatları kontrol edip tekrar ayarlamalılar ki, istenen faydayı sağlasın, gençlerin ilgi sahasına girsin.

Denizcilere ve havacılara 1944 sayılı bildiri”yi dinlediniz. Dikkat! Gözcü; sancak baş omuzluktaki fenerin çakmadığını, muhtemelen sönmüş olacağını rapor ediyor… Ve radyonuzu hemen kapatmayın; denizleriniz sakin, yolunuz açık, pruvanız neta olsun; geleceğin T.C. armalı  “Piri Reis”leri.            

www.baburhuseyinozbek.com

 

Babür Hüseyin ÖZBEK
Babür Hüseyin ÖZBEKhozbek44@yahoo.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments