Ahval-i hazıra işte böyle…

Bu haber 09 Ekim 2013 - 12:07 'de eklendi ve 2.355 kez görüntülendi.

Ergun KAFTANCI


   ONBİR yıldan beri yazılır çizilir, dışarıdan örnekler verilir ve “Alışveriş merkezleri kent içinde olmaz, olursa küçük esnaf perişan olur” denirdi ama bir türlü AVM’lere dönük kararlar alınamazdı…
   Halkın kısaca AVM dediği kuruluşlar adım başında bitti, kentlerimiz AVM tarlalarına döndü…
   Bu arada kimse, küçük esnafın feryatlarını duymadı. Siyasetçiler AVM kuracak güçte olan sermaye gruplarının sesini dinlemeyi esnafın feryatlarını dinlemeye tercih etti…
   Kentlerde boy gösteren AVM’lerin önemli bir kısmı AKP tandansalı ve din eksenli sermaye gruplarına ait. İçlerinde son derece hızla büyüyenler var. Bunlar diğerlerini satın alarak tröstleşmeye çalışıyor… 
   Usul, Turgut Özal’dan kalma, onun usulü…
   Hatırlayacaksınız, Turgut Bey etrafındaki baldırı çıplakları haksız kazanç yollarına itti ve kendi zenginlerini yarattı; AKP de aynı usulle kendi zenginlerini yaratıyor… 

   Nihayet, doydular mı yoksa perişanlığa sürükledikleri esnafın artık AKP’ye oy vermeyeceğini mi düşünmeye başladılar bilemiyorum, AVM’leri kentlerin dışına kışkışlamaya karar verdiler…
   Açıklamadılar ama kafalarına dank eden gerçek şu:
   -Milli gelirin topluma dağılımında yaşanan dengesizliğin halkı isyan ettirecek düzeye tırmanması daha fazla göz ardı edilemez. 
   O nedenle yeni ekonomik çözümler aranmalıydı…

   Çözüm olarak bula bula AVM’leri kentlerin dışına taşımayı buldular; onbir yıl sonra akıllarına gelen, refahın tabana yayılmasına (!) katkıda bulunacak çözüm işte bu…
   …………………………..
   Asıl hırgür konu yasalaşınca yaşanacak…
   Kentlerin göbeklerinde adım başı açılmış olan AVM’ler yer değiştirmeyi istemeyecek; direnecekler. İktidar da, adli ve ekonomik yaptırımlarla diz çöktürmek istese bile oy kaybını dikkate alarak kurulmuş olan AVM’lere dokunamayacak…
   ………………………….. 
   Bir AVM merkezine bağlı birey sayısı ortalama bin kişi…
   81 ilde AKPye sırtını dönecek insan sayısını buyrun hesaplayın.
   Öyle sanıyorum ki iktidar, 30 binden fazla Suriyeli ne idiğü bilinmeyen Arab’ı, yurttaş ilan ederek yaşanacak çöküntüyü önlemek amacıyla nüfusa kaydettirdi…
   Oluşacak oy açığını, bu yolla kapatacaklar akılları sıra…
   …………………………
   Yeni AVM’ler kentlerin dışında açılır da önce açılanlar yerlerinden kıpırdamazsa, anayasanın eşitlik ilkesi zedelenmiş olur!
   Yasalar, makabline şâmil, yani geçmişe dönük uygulanamaz…
   Hukuk böyle der.
   “Ama efendim yeni yasa…” diyerek eskilere verilmiş işletme hakkı, ceberrut tavır ve kararlarla ortadan kaldırılamaz. Üstelik o kararları vermiş olanlarla kaldırmaya kalkanlar aynı siyasal mecrayı oluşturuyorsa, konunun üzerinde bir salise dahi durmak caiz değildir.
   ………………………….
   Bakan açıkladı; artık her isteyen bakkal olamayacak ama bakkalar da korunacak..
   Peki her isteyen AVM açabilecek öyle mi!
   Hayır açamayacak; o eskidendi. Şimdi berber dükkânı mı açacaksınız, onun dahi iznini Gümrük Bakanı Beyefendi verecek.
   Nedenini de söyleyim…
   Böylece bir alanda her çeşit esnaftan ancak birer kişi bulunmuş olacak… Böylece kimsenin “Siftahsız dükkan kapattım” diyemeyeceğini iddia ediyorlar…
   Acaba öyle mi!
   Bu acayip koruma kalkanı, esnaf için mi yoksa büyük sermaye için mi, göreceğiz…
   …………………………..
   Sovyetler benzer sistemi uygulamıştı; kolhozlar gibi, perakende satış yapan dükkânlar da devlete aitti ve mekâna göre dağılımını da devlet yapardı. Osmanlı’da ise arastalar ön plandaydı. Bugün dahi o anlayış Osmanlı kalmış yurt köşelerinde görülebilir. Aynı malı satan esnafın yan yana dizilerek oluşturduğu çarşıya arasta denilirdi. Bu usul ticarette haksız rekabeti ortadan kaldırmış, esnafın dayanışmasına neden olmuştur. 
    Osmanlı hayranı iktidar ise bugün, mahallelerde yapılacak esnaflığa sayısal kısıtlama getirerek bu geleneği bile dışlıyor; çakma muhafazakâr zihniyetten başka ne beklersiniz…
    * * *
    PROF.Dr. Süheyl Batum da açıkladı; Başbakan’ın önerdiği üç seçim sistemi de kandırmaca.
    Üçü de demokrasiyi zedeleyen sistem; AKP, daha fazla vekil çıkaracağını düşünerek bunlardan birini dayatabilir. Nitekim bu konuda Başbakan “Seçsinler birini, seçmezlerse biz seçeriz” diyerek dayatma yapacaklarının işaretini verdi. 
    Barajı düşük beşli dar bölge, ya da barajsız dar bölge sisteminin demokratik koşulları oluşturacağı konusunda herkesin kuşkusu var…
    Muhalefetin buna yanaşması olasılığı neredeyse yok…
    Milli iradenin kayıtsız şartsız oluşması için bugünkü sistemin devamını gerekli gören muhalefete göre de ilk şart, barajın yüzde 5’e çekilmesi. “O zaman parlamento birilerinin egemen olduğu değil, milli iradenin egemen olduğu alan haline gelir” diyorlar…
    Kısacası…
    Erdoğan’ın paket dediği şey, denize indirilir indirilmez yüzemeyen ve batarak dibe oturan yanlış hesaplarla oluşturulmuş gemi karinasına benzemektedir…
    Yanlış hesaplar sonucu batan karinayı dipten çekip çıkarsanız ne olur; bir işe yarar mı!
    * * *
    BAŞBAKAN yıllardır konuşup duruyor…
    Hep aynı laflar…
    Hep aynı öfke…
    Hep sataşma… 
    Hep ayrıştırma…
    Hep ülkücü düşmanlığı…
    Hep Türklükten uzaklaşma girişimleri…
    Ne iç politikada doğru yaptığı bir şey kaldı, ne dış politikamızda…
    Laf aramızda, gücendirmediği komşumuz da yok artık…
    ……………………..
    Günlerdir Mısır’a dokunmuyor, Suriye’yi bir kez diline doladı ve Esed yaptığı Esad’ı teröristlikle suçladı, hepsi o…
    BOP eşbaşkanlığını da unutturmaya çalışıyor; sanki o tarakta bezi hiç yokmuş havalarında…
    İki ülkeyi günlerden beri es geçiyor, sataşmıyor… 
    İçine kapandı, yerel seçimden nasıl kayba uğramadan çıkacağını düşünüyor…
    Son günlerde yaptığı bütün açıklamalar tribünleri kandırmaya matuf; yani popülist siyasetin kazanımlarına gözünü dikmiş durumda…
    Gitmemek için direnen bir iktidar için vaat ederek oy toplamak mübah yollardan biridir değerli okurlar; arkadaş onu yapıyor ama bakalım halkımız Erdoğan ve arkadaşlarına sandıkta nasıl karşılık verecek…
——————————————-
Ergun KAFTANCI
Ergun KAFTANCIergunkaftanci@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments