SARATOGA’DAN MUAVENET’E

Bu haber 04 Ekim 2013 - 10:55 'de eklendi ve 2.816 kez görüntülendi.

Balkanlara ağır ağır gelen sonbaharın Ege’ye Saros Körfezi’nden indiği, serin, yağmurlu günlerin başlangıcıydı. 1 Ekim’i, 2 Ekim 1992’ye bağlayan gece yarısını geçiyordu, saat 02 00 gibiydi. Planlı, rutin “Kararlılık Gösterisi – 92 Tatbikatı” (Display Determination) NATO manevrası bitmiş gemiler ana üslerine, limanlarına dönüşe geçiyor ve vardiyalarını gevşetip normal seyir veya liman düzeni alıyorlardı.ulkucu kadro huseyinozbek

    Tatbikat, yıllardır Akdeniz’de çıkacak bir çatışmada Cebelitarık Boğazı ve Süveyş Kanalı’ndan Akdeniz’i o gün itibariyle terk edemeyen veya terkte zorlanan Sovyet Akdeniz Donanması’nın Kuzey Ege’ye çekilerek burada Bulgaristan üzerinden gelecek hava desteği ile rahatlamasını, güven duymasını, zora sokmaya yönelik yapılıyordu. Ama bugün şartlar değişti. Olur muydu, olmaz mıydı, lânetli tatbikat bitmişti!
    Türk fırkateynlerinden T.C.G. Muavenet (DM-357) birkaç saniye ara ile iki adet Sea Sparrow hava savunma füzesi ile vurulur. Her yer cehenneme döner. Sanki tatbikatın bitimi ile birlikte Türk karasularının Saros Körfezi ve çevresi bize cehennem edilir.
   O ilk füze geminin köprüüstünü vurur, dağıtır, Komutan Dz.Kur.Yb.Levent Kudret Güngör ve bir subay o anda şehit olurlar. Mermi, radar ve pusula ripiterlerini de parçalayarak iskeleden çıkar. Mermiden dağılan hızlı ve yüksek ısıdaki şarapneller köprüüstü ön yüzeyini ve  tavanını uçurur; 01 güverte platformunu, 52’inci top taretinde delikler açar. Geminin kalbi köprüüstü çok ağır hasar alır.
    İkinci mermi ise hava ve suüstü radarlarını imha eder, antenlerini parçalar. Gözcü er Recep Atik o anda şehit olur.
    Bu mermiler geminin değişik yerlerinde, subay ve astsubay salonlarında yaşamı felç eder. Öyle ki, alt güvertelerden, aşağıda bulunan kıdemsiz astsubay salonuna kadar ölümcül etkisini sürdürür. Salonda satranç oynayan genç bir astsubay başından isabet alır ve şehit olur.
    Bunlar lânetli Yankee’lerin, berbat conilerin, utanç veren, inandırıcılığı olmayan marifetleridir.
    T.C.G.Muavenet 1942’de inşa edilmiş, 30 yıl Amerikan Donanması’nda U.S.S.Gwin (DM-33) ad ve bordo numarası ile kullanıldıktan sonra 1972’de bize cüzi bir fiyatla satılmış. Mayın döşeme özelliklerine sahip bir fırkateyndir (muhrip).
    Türk bahriyesine katıldığında bizde en fazla namlusu olan gemi oldu. O tarihte Akdeniz’de kıyısı olan ülkeler arasında en hızlı savaş gemisi vasıflarına da sahip olduğu söyleniyordu.
   Bir zamanlar gemi personeli için Muavenet sürgün yeridir, denirdi. 2 astsubay PKK propagandasından yakalanır ve mahkum olurlar. Daha sonra personel değişir. “ Hacı” olarak anılmaya başlanır. Zira bu seferde personel arasında dindarların çoğunlukta olduğu söylenir.
   Zamana göre Amerikalılar kullanıp suyunu çıkardıktan sonra bize verseler bile, bizim işimize o zaman yaramaktaydı.
    Muavenet: 376.5ft.(114.7 m.) boyunda, 14.ft.(403) eninde, saatte 34 deniz mili sürat yapabilen ve deplasmanı 2 200 ton olan bir fırkatenydi. Donanmamızda aynı adla anılan bu üçüncü Muavenet gemisiydi. Kıbrıs Barış Harekatı’na katılmıştı.
GEMİNİZİ BATIRDIK, ÖZÜR DİLERİZ
    Tatbikatta gerçek mermi ve silah kullanılması yasaktı. Gemiler yeşil ve kırmızı olmak üzere iki gruba ayrılır. Muavenet yeşil, Amerikan uçakgemisi U.S.S.Saratoga ( CV – 60) kırmızı guruptadır.
    Tatbikat bitmiş, her şey normale dönmüş, intikal seyirleri veya liman durumu başlamıştır. Böyle bir anda Saratoga’dan atılan geliştirilmiş iki füze ile Muavenet vurulur. Bunlar TV’lerde gördüğünüz Arap milislerinin omuzlarından attığı füzeler değildir. Böyle bir sistemin çalışması için personelin 5 – 6 kademede ayrı ayrı ancak kombine çakışması gerekir. Hedefin tanınması, koordinatların belirlenmesi, takip edilmesi, füze kilitlerinin açılması ve yetkili amirin onayı ile füzelerin hedefe yollanması.
   Bu tür güdümlü füze sistemleri atış kontrol mekanizmaları gemide S.H.M. denen savaş kontrol merkezlerinde bulunurlar. Füzeyi harekete geçirmek için muhtemelen 10 – 15 tane butona basmak gerekir. Ki onlar da mekanizmaları anahtarlı bir kilit sistemi ile korunur, emirle açılır-kapanırlar. Olayda kasıt vardır. Caniler cinayet işlemiştir.
    O lânetli gece yarısı, 2 Ekim 1992 Amerikan uçakgemisi bir anda savaş durumuna geçiyor, birkaç saniye ara ve iki füze ile gemimizi vuruyor. 5 -6 kademede yapılabilecek yoğunluk hızlandırılıyor ve ateş emri veriliyor. Hadi “birinci ateşleme hata” idi, ikinci füzenin atılmasının mantıklı izahı var mı?
     Bu gemilerde dost- düşman tanıma cihazı IFF’ ile karşınızdaki gemiyi teşhis eden son derece gelişmiş cihazlar var. Ayrıca bu filo, yani Amerikan 6’ıncı Filosu, çok gelişmiş teknik yapı ve personele sahip. Bu özellikleri ile övünüyorlar.
   Hadi söyleyin, çekinmeyin bir cinayet işlenmiştir, Yankee, coni…her neyse benim deniz subayımı, astsubayımı ve palet-erimi katletmiştir.
    Saratoga’dan Muavenet’e çizilen hatalı rota Türk denizciliği için yüz karasıdır.
    O üzüntülerin üzerine, ertesi gün ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Lawrence Eagleburger haberi zamanın Washington Büyük Elçimiz Nüzhet Kandemir’e, “Geminizi batırdık, özür dileriz.” der.
    Türkiye geminin vurulmasını protesto eder, tazminat talebinde bulunur.
    Ağır hasarlı Muavenet aynı tatbikatta bulunan diğer bir Türk fırkateyni Kiliçalipaşa tarafından Gölcük’e getirilir. Sonrada, onarılamayacak kadar hasar gördüğünden hurdaya çıkarılır.
5 ŞEHİT, 22 GAZİNİN HESABI NE İŞERİDE NE DIŞARIDA SORULAMADI
      Tazminat olarak Knox Sınıfı 8 gemi verileceği yazılıp söylenir. Ancak biri için sembolik bir ücret ödense de diğer 7’si için ABD’ye 171’er milyon $ öderiz. Tazminat, hibe gibi sözler içleri doldurulamayan boş lâflardır. İşin diğer acıklı yanı verilen bu gemiler modern değildir, kısa sürelerde hizmet dışı kalırlar, hurdaya çıkarılırlar.
     YANKEE’NİN, CONİNİN İŞLEDİĞİ CİNAYETTE, 5 ŞEHİT 22 GAZİNİN HESABI NE İÇERDE NE DIŞARDA SORULAMADI.
      Şehit ve gaziler adına açılan davalar 4 sene sürdü. O yalnız, çaresiz insanların arkalarında zamanın hükümetleri gereği gibi durmadı. Mağdurlar Amerikan Deniz Kuvvetleri ile baş başa bırakıldı. Tabii ki istenen sonucu alamazlardı.
     Geride sorulacak çok soru kaldı. Cinayet hâlâ muğlak, hâlâ sırlarını içinde saklıyor:
 a  -) Muavenet’i vuran ve yakında olan Saratoga uçak gemisinden gelen acil yardım, helikoptere alınan yaralılar gecikerek alındı. Kasıt vardı. Bu insanlık ilkelerine sığar mı?
 b  -) Aslında ilk gelen ekip yaralıları almak için değil de, füze parçalarını almak, delilleri karartmak istiyordu. Bunları vermek istemeyen Astsubay Recep Kayacı’nın durumu ne oldu? Madalya mı aldı, ceza mı, neden?
 c  -) 5 şehit ve durumu o an için belirsiz 22 gazi vardı; her an cephaneliklerin infilâkı söz konusuydu, gemi komutanı şehit olmuştu. O günlerde Genelkurmay ve Deniz Kuvvetleri’nin silik bir tutumu vardı. Onlara görevlerini nasıl yaptıkları sorulmadı, sorulmayacak mı?
 d  -) Amerikan soruşturma ekibi ne hakla, nasıl o gece 02 00’da gemi komutanının köprüüstünde olup olmadığını ısrarla sorgular. Vural paşa (amiral) buna bir sözünüz, bir diyeceğiniz var mı? Büyükada’da günleriniz nasıl geçiyor?
 e  -) Amerikalı personel sarhoş olabilirmiş; böyle saçma, karşısındakini “sıfır” kabul eden bir anlayış bize dost olamaz, olmamalı da.
 f  -) İşledikleri cinayetten sonra Pentagon Saratoga uçak gemisini hurdaya ayırdı. Gemi komutanı Alb. James D.Drager ve saldırıdan sorumlu 7 subaya sadece “Disiplin Cezası” verildi. Bu uygulama bize, TC’ye hakaret değil mi Sayın Vural Paşa?
 g  -) Zamanın Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Vural Beyazıt, o günlerde hazırlanmak istenen “TCG.Muavenet Belgeseli”ne katılmayı neden reddettiniz?  Suçluluk duygusu mu taşıyorsunuz?
    Konu 21’inci yılı dolayısıyla birkaç deniz subayı tarafından gündeme getirilmek istendi, “ Muavenet Faciasını unutmayalım, unutturmayalım” diyorlar, katılıyorum. Mesele, konuyu bilen bilmeyen herkese tekrar hatırlatmak gayesi ile geniş alındı.
    İktidarlar, yönetimler, komutanlar ve yöneticiler bilinçli olmalı; aksi hâlde, göbekten bağlı, şahsiyetsiz ve ezik duruma düşeriz. Muavenet Faciası’nda yukarıdaki paragrafta çizilen geçmişte yaşanmış kötü gidişatın, bugünlerde benzer ayak izleri var.
    Saratoga’dan Muavenet’e çizilen rota Türk denizciliği için, TC için zafiyettir; geride kalan mağdurların hakları gereği gibi korunamamış, büyük devlet refleksi gösterilememiştir.
                                                            
                              
                                                        www.baburhuseyinozbek.com

Babür Hüseyin ÖZBEK
Babür Hüseyin ÖZBEKhozbek44@yahoo.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments