ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü Ocaklarıdövizakpchpmhp
DOLAR
8,5543
EURO
10,1205
ALTIN
494,84
BIST
1.349
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
32°C
İstanbul
32°C
Az Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
33°C
Perşembe Az Bulutlu
34°C
Cuma Az Bulutlu
34°C
Cumartesi Az Bulutlu
34°C
Fuat Yılmazer 15 Temmuz 1974 Kıbrıs’ta ihtilal oldu. EOKA cı Nikos Sampson Rum Milli Muhafızları ile beraber Makarios’a karşı darbe yaptı. Amacı Adayı Yunanistan’a ilhak etmekti. Bu durum Garanti Antlaşmasında imzaları bulunan Türkiye, İngiltere ve Yunanistan’ın anlaşmasına uymuyordu. Zaten 1963-1967 de Rumlar Kıbrıs Türküne jenosit uygulamıştı. Dünya da Rumların yaptığı...
MHP lideri Devlet Bahçeli Kıbrıs Barış harekatı ve geçtiğimiz günlerde yaptığı ziyaret mensebeiyle bir açıklama yayınlad: Milli ve tarihi haklarımız üzerinde kuşku uyandırmaya çalışan iç ve dış odakların uzun süreden beri estirdikleri husumet ve hıyanet rüzgârı hız kesmeden devam etmektedir. Türk milleti bu muhasım ve mütecaviz kuşatmaya misliyle mukabele ve...
Kemal Çopuroğlu Titreşir gökte üşüyen yıldızlar birer birer,  Zemheri üzerime buzdan bir yorgan serer.  Geceleri bir çocuk girer düşüme,  Fısıldar kulağıma  Kardan adam:   -Bana sarıl, üşüme…  Bindirir rüzgâr bizi zamânın tahta atına,  Uçurur, atar bizi bir yol çatına,  Mâzidir bu yol çatının adı,  Onunla dertleşmektir çocuğun murâdı…  Ve şimdi  Bir...
VATANSEVER(!) Asena Kınacı MORAL İstanbul’da bir kütüphanede bulunan eşi-benzeri olmayan arşiv niteliğinde ve kullanımı tüm vatandaşlarımıza açık eski tarihli gazetelerin kupürleri kütüphanenin ziyaretçileri tarafından jiletle, makasla kesilerek çalınmış, tahrif edilmiş, zarar verilmiş. Haberi okuyunca çok üzüldüm. Kütüphanedeki bu gazeteleri inceleyen kişilerin araştırma yapıp, tez, proje hazırladıklarını, süreli yayınların arşivleri ile...

Nasıl bir sentezin meyvesi

Nasıl bir sentezin meyvesi
03.12.2013
0
A+
A-

   İLERİ demokrasi ve açılım manzumesine kapılıp yol almaya çalışan iktidarın Türkiye’yi nasıl bir köksüz ve ruhsuz ülke haline getirdiğini hâlâ göremeyenler yüzünden, çektiğimiz maddi ve manevi ıstıraptan bir süre daha kurtulamayacağız…
   Önümüzdeki tabloyu nasıl anlatacağımı bilemiyorum…

Ergun KAFTANCI

Ergun KAFTANCI

   Facebook‘ta adını Baaddin imlasıyla yazan Bahattin adındaki kalemin saptamalarından biriyle anlatayım bari; Baaddin diyor ki:
   – Arabaya Atatürk fotoğrafı asmak yasak ama rabia işareti asmak serbest…
– Ne Mutlu Türk’üm tabelası asmak yasak, kürtçe tabela asmak serbest…

   – TC ve Cumhuriyet kelimeleri yasak, Güneydoğu’ya kürdistan demek serbest…
   – İzinsiz Türk Bayrağı asmak yasak, örgüt ve apo paçavrası asmak serbest…
   – Türk demek ırkçılık ve yasak; kürt demek demokrasi ve serbest…
Bu tabloya AKP saflarında siyasete bulaşmış profesör Yasin Aktay‘ın “Türk diye bir ırk yok, Türk bir sentezdir” tezi de eklenince, köksüz ve ruhsuz yapı iyice ortaya çıkmış oluyor…
   Bilmem izliyor musunuz; iktidarın ve kanatları altına giren kişi ve kurumların izledikleri sosyal politikalarda temel tema, açılım safsatasının tezgâhlandığı günden itibaren hep milli değerlerden uzak ve enternasyonal değerlerle yoğrulmuş paragraf başları oldu…
   Türklüğü inkâr…
   Atatürk’e düşmanlık…
   Cumhuriyete reddiye…
   Laikliğe karşıtlık…
   Milliyetçiliğe faşizm damgası vurmak…
   Vatanı sahiplenenlere işgalci demek…
   Hepsi, Aktay ve benzerlerinin tezgâhlarında üretiliyor ve AKP iktidarı tarafından yıkıcı malzeme olarak kullanılıyor.
   Türk varlığına karşı cem’i cümlesinin kollarını sıvadığı aşikâr…
   Şimdi kim Baaddin’in saptamasına yanlış diyebilir!
   Yasin Aktay’ın hezeyandan ibaret bu iddiasına verilen yanıtlara geçmeden önce Aktay’a sormak isterim:
   -Türk diye bir ırk yoksa sen hangi ırktansın, yani nasıl bir sentezden ibaretsin, anlat hele…
   Ayrıca bir de sorum var; frenk, latin, cermen, slav, hindu, arap, roman, kürt filan birer ırk mıdır yoksa her biri ayrı sentez mi onu da anlatmalı…
   Yellenir gibi iddiada bulunmak öyle kolay olmamalı!
   Şimdi gelelim yeniden Aktay’a ve ona yanıt verenlerin söylediklerine; biri, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemalettin Taşkıran. Taşkıran, Türk ırkı yok demenin tutarlı bir iddia olmadığını söyledikten sonra meselenin neden gündeme taşındığını da şu cümlesiyle açıklıyor:
– Bugün Atatürk, halkın gözünde itibarsızlaştırılmak isteniyor. Bu beyhude bir çabadır. Türkiye’de marjinal sayılabilecek küçük gruplar dışında Atatürk ve Cumhuriyet ile kimsenin derdi olmadığı açık. O zaman bugünkü siyasi kavganın sebebi nedir sorusu akla gelir. Bu kavganın sebebi daha çok demokrasi, daha çok insan hakları, daha çok açılım ve barış söylemleriyle devletin temel niteliklerini değiştirmeye çalışanlarla, buna evet bunlar gereklidir ama bunlar bireysel temelde olmalı, etnik temelde bunları yaparsanız ülkeyi böler, parçalarsınızdiyenlerin mücadelesidir. Bu çok ciddi bir siyasi kavgadır…
   Bir de eski Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu‘nun verdiği yanıtı okuyalım. Bugün Kayseri Milletvekili olan Halaçoğlu, Aktay’a şu yanıtı veriyor:
   -AKP’li Yasin Aktay, Türk diye bir ırk olmadığını söylemiş. Belli ki kendisinin Türklükle alâkası yok. Ama asıl garip olanı, tarihi inkâr ettiği gibi dünya literatüründe binlerce kitap yazan kimseleri de inkâr etmiş oluyor. Kendisine Orhun Yazıtları’nı okumasını tavsiye ediyorum. Türk Tarih Kurumu da Türkçe olarak basmıştır, onu da okumasını tavsiye ediyorum. Bir de çıkardığım 6 ciltlik Anadolu’da Aşiretler kitabıma göz atsın.
   Evet, bunu da yapsın ki Türk ırkı var mı yok mu öğrensin…
   Öğrenmenin sonu yok ama profesörlüğün sonu var!
   * * *
   EYLEME katıldığı sırada başından vurularak öldürülen Ethem Sarısülük‘ün katil zanlısı polis yine yargının karşısındaydı…
   Önceki duruşmada olduğu gibi katil zanlısına polis arkadaşları, peruk ve gözlük takmıştı…
   Sarısülük’ün avukatları bu duruma dikkat çekerek zanlının kimliğinin özellikle saklanmaya çalışıldığını söylediler, duruma şöyle itiraz ettiler:
-Sanığın gerçek sanık olduğunu nereden bilelim. Dosyada sanığın fotoğrafı ve kimliği bile yok. Sanık farklı bir TC numarası verdi. Oradaki sanığın gerçek sanık olup olmadığını bilmiyoruz. Fotoğrafını istiyoruz. Doğru kimlik tespiti yapılmıyor…
   Böyle bir durumda insan şu sorunun yanıtını arıyor:
   -Polis, bu suretle devleti mi, sanığı mı kollayıp koruyor…
   Yoksa bir torbaya koyarak her ikisini birlikte mi…
   Peki beri yanda merhum Sarısülük‘ün hakkını kim koruyacak?
   Zanlının gerçek kimliğini saptamamakta, yanlış yurttaşlık numarasını kabul etmekte ve kamufle edilen suratı sanığın gerçek suratı saymakta ısrar edenler, yani yargılamayı yürütenler mi!
   Evet demeyin, inanmıyorum…
   Bu koşullarda adalet nasıl teessüs edecek onu düşünüyorum…
   Türkiye’de polise güven, yargıya saygı ve inanç giderek zayıflıyorsa bunda yurttaşın zerre kadar dahli yoktur ama polisin de, savcının da, yargıçın da dahli vardır.
   * * *
   ERDOĞAN “Büyük devlet baskı yapmaz” diyor…
   “Dayatma yapmaz” diyor…
   “Assimile etmez” diyor…
   “İnsanlara eşit mesafede durur” diyor…
   “Herkesi kucaklar” diyor…
   Biri çıkıp da “İyi de siz neden bunlara uymuyorsunuz” diye sorsa ne yanıt verecek…
   “Biz devlet değiliz, partiyiz mi” diyecek…
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.