ÇOCUK SESLERİ

Ahmet URFALI

Yolsuzluğun İçinde Olanlar Yolsuzlukla Mücadele Edemezler!

Bu haber 10 Ocak 2014 - 19:26 'de eklendi ve 688 kez görüntülendi.

Özcan Yeniçeri: “AKP paralel devlet, çeteleşme ve cemaatle mücadele adı altında askeriyle, polisiyle, hakimiyle ve süper yetkili Adalet Bakanı ile parti devleti oluşturuyor”

mhp-li-yeniceri-hs

MHP Ankara Milletvekili Prof. Dr. Özcan Yeniçeri, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) ile ilgili kanun teklifini eleştirdi.

İstanbul merkezli operasyonun başlamasından bu yana Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve iktidar yetkililerinin açıklamaları ve görevden almaların yargı bağımsızlığını düzenleyen Anayasa’nın 138. maddesinin ihlali olduğunu savunan Yeniçeri, “Başbakan Erdoğan bir yıl önce ‘militan yargı dönemi sona ermiştir’ demişti, 17 Aralık operasyonu sonrası bizzat AKP iktidarı militanca yargıya müdahale dönemini açtı” diye konuştu.

Yeniçeri’nin açıklamaları şu şekilde:

Öncelikle sansür, çeşitli baskı, tehdit ve zorluklar içerisinde kutsal bir vazifeyi ilkeli, tarafsız ve sorumlu gazetecilik anlayışı çerçevesinde büyük bir özveriyle yerine getirmek için mücadele veren bütün basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü kutlarım.

HSYK Üzerinden Yargı Rehin Alınıyor!

Anayasa`nın 138. Maddesi şöyledir:

A. Mahkemelerin Bağımsızlığı

Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.

Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasındamahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.

Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.

Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.

17 Aralıkta gerçekleştirilen yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ardından başta Başbakan Erdoğan’ın yaptığı konuşmalar olmak üzere iktidar yetkililerinin soruşturma ve yargı ile ilgili açıklamaları ve görevden almalar Anayasanın 138. Maddesinin açık ihlalidir.

Yargının verdiği kararların yerine getirilmemesi, soruşturmayı yürüten savcıların miting meydanlarında hedef gösterilmesi ve soruşturmalara doğrudan müdahale anlamına gelen tavırlar, yargıya yürütmenin açıkça müdahale etmesi anlamına gelmektedir.

İktidar açıkça anayasayı ihlal etmiştir ve etmeye de devam etmektedir.

Başbakan Erdoğan bundan bir yıl önce “militan yargı dönemi sona ermiştir” demişti. 17 Aralık operasyonu sonrası bizzat AKP iktidarı militanca yargıya müdahale dönemini başlatmış bulunmaktadır.

Başbakan Erdoğan’ın elimde olsa “HSYK’ı yargılardım” söylemleriyle başlattığı HSYK’yı Adalet Bakanı üzerinden siyasileştirme faaliyeti son aşamaya gelmiş bulunmaktadır.

HSYK’da yapılmak istenen değişikliklerle Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tamamen AKP’nin öngördüğü bir yapılanmaya bürünecektir.

  • Daire başkanları Bakanın gösterdiği iki adaydan birisi tarafından seçilecek,
  • Hangi HSYK üyesinin hangi dairede görev yapacağını Bakan belirleyecek,
  • Teftiş Kurulu Başkanının, Genel Sekreter ile 5 yardımcısını, tetkik hakimlerini Bakan seçecek,
  • Yönetmelik çıkarma yetkisiyle savcıların adil, hakimlerin idari görevlerini belirleme ve bu konuda genelge çıkarma yetkisi Bakan’da olacak,
  • Üyeleri görevden alma, üyeler hakkında disiplin işlemleri yapmak Adalet Bakanının yetkisinde olacak,
  • Dairelerin hangi işlere bakacağına Adalet Bakanı karar verecek, gelen dosyası istediği daireye sevk edebilecek,
  • Genel kurulun toplantı gününü ve gündemini belirleyebilecek,
  • Mahkemelerin görev alanlarını, üye dengesini belirleyen adalet komisyonlarını belirleyecek. Adalet akademisinin başkanı ve yardımcılarını atayacak.

Bu tasarı HSYK üzerinden yargının teslim alınması anlamına gelmektedir.

Yolsuzluğun İçinde Olanlar Yolsuzlukla Mücadele Edemezler!

Tasarıdaki bu hükümler yargıyı Adalet Bakanının iki dudağı arasına koyacaktır. Bakanın keyfine bağlı bir yargı dönemi açılıyor. Bu tasarı yasalaştığı zaman Bakan, elindeki yetkilerle bütün yargı mensuplarının tek hâkimi oluyor. Hâkimler ve savcılar üzerinde bütün denetim bakana geçiyor. Adı üzerinde hâkimlerin ve savcıların özlük işlerini ve denetimini sağlayan bu yüksek kurul üzerinde bakan tek hâkim olunca, yargı bağımsızlığı ortadan kalkıyor ve yargı erki yürütmenin denetimi altına geçiyor.

Bu tasarıyla HSYK formaliteye indirgenecek ve Adalet Bakanı resmen yargı yerine geçecektir. Adalet, yargı ya da hukuk; Adalet Bakanından ibaret hale gelecektir. Şayet bu taslak yasalaşırsa, kuvvetler ayrılığı prensibine veda edilecektir.

AKP iktidarı, mevcut mevzuata göre HSYK üyelerini değiştiremediği için yeni yasayla onları görevden almak istiyor. Yasa geçerse ardından yargıda operasyon başlatılacaktır.

AKP, 17 Aralıkta yapılan yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sırasında suçüstü yakalanmıştır. Yolsuzlukla ilgili olarak takındığı tavırla da iktidar, resmen sınıfta kalmıştır. AKP açıkça yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sırasında yapıldığını düşündüğü hataları gündeme getirerek yolsuzluk ve rüşvet yapanları savunur hale gelmiştir. Kuşkusuz şu hakkı da teslim etmek zorundayız. Yolsuzluğun içinde olanlar yolsuzlukla -yani kendi kendileriyle- mücadele edemezler!

“Paralel Devlet” Bahane Ederek Totaliter Devleti Kurmak!

İktidar cemaatle yürüttüğü kavgayı öne çekerek yolsuzluk ve rüşveti gündemden düşürmeye çalışmaktadır.

Bugün Türkiye’de Devlet içinde paralel devlet kurulmuşsa, yatay ilişkiler ağı oluşturulmuşsa, hakimsavcıpolis üçgeni  çeteleşmişse bütün bunlar AKP’nin iktidarda olduğu on bir yıllık dönemin ürünüdür. Eğer bunlar varsa ve bütün bunların varlığı da orta yerde ise AKP devleti işletemiyor ve toplumu da yönetemiyor demektir. Zira iktidarın olduğu yerde acizlik, çaresizlik, güçsüzlük ve yetersizlik olmaz.

İktidarın belirttiği gibi paralel devlet, çeteleşmiş hâkim-savcı-polis varsa iktidar buna karşı gereken tedbirleri alır ve almalıdır. Ancak bunu yargıyı hükümetin emrine sokmadan, kuvvetler ayrılığını çiğnemeden yapması gerekir.

Yargı hükümetin emrine sokularak, hukuk ve anayasa çiğnenerek, kuvvetlerin ayrılığı yok edilerek hukuki düzenleme değil ancak totaliter düzenleme yapılır. Çok açıktır ki, paralel devlet, çeteleşme ve cemaatle mücadele adı altında AKP askeriyle, polisiyle, hâkimiyle ve süper yetkili adalet bakanıyla parti devleti oluşturuyor.

Demokratik hukuk devletinde buna izin verilemez ve verilmeyecektir.

Yolsuzluk Soruşturmasını Yapan Savcıları İtibarsızlaştırarak Yolsuzluğu Meşrulaştırmak!

Türkiye’de, inanılması imkânsız olaylar meydana gelmektedir. İlk önce yolsuzluk operasyonu emrini veren savcının talimatlarını emniyet yerine getirmemiştir. Ardından savcıyla ilgili itham ve iddialar ortaya atılarak savcının elinden dosyalar alınmıştır. İzmir’de de savcının talimatıyla rüşvet ve yolsuzlukoperasyonuna katılan polisler görevden alınmıştır.

Soruşturmayı yürüten savcıya alenen tehdit tweetleri atılmıştır. İktidar yanlısı basın savcıyı itibarsızlaştırma operasyonuna tabi tutmaktadır. Sonuçta dikkatler yolsuzluk ve rüşvet işinden savcının Dubai seyahatine kaydırılmıştır.

AKP yargıya karşı “tencere dibin kara” kampanyası yürütüyor.

Yandaş gazetelerde savcıyla ilgili iddia ve ithamlardan geçilmez olmuştur. Savcı ise  ‘iktidar operasyonudurdurmamı istedi’ iddiasında bulundu. Savcı Öz; “Saygı duyduğum 2 kişi Başbakan tarafından bana gönderildi. Bursa’da görüştüm”. Getirilen mesajda “Başbakan’dan özür dileyip, soruşturmaların durdurulmaması halinde zarar” göreceğini söyleyip kendisini tehdit ettiklerini ifade etmiştir.

Kamu Başdenetçisi ve Yargıtay 13. Ceza Dairesi Başkanı ise yaptıkları yazılı açıklamada, “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından görevlendirilmelerinin, tehdit etmelerinin ve ‘soruşturmayı kapatın’ demelerinin asla söz konusu olmadığını” bildirdiler. Görüştüklerini ise yalanlamadılar.

Erk’ler Arası Çatışma

Türkiye’de erkler arasında büyük bir çatışma yaşanmaktadır. Yürütme hem yasamayı hem de yargıyı denetim altına alacak düzenlemeler peşindedir.

Her şey kamuoyunun gözü önünde cereyan ediyor. AKP’nin siyasi ve bürokratik kadroları var gücüyle iktidarın yolsuzluk ve rüşvet çarkını halktan saklamaya çalışıyor.

Yargı bağımsızlığı ve yargıç güvencesi, hukuk devletinin kendisidir. Kuvvetler ayrılığı prensibi, yargının yürütme ve yasamayı denetleyebilmesi için vardır. Bir yerde yargı bağımsız değilse, hiç kimse için orada hukuk ve adalet olmaz. Hukuku işletecek yargı bağımsızlığını kaybedince demokrasi de devlet düzeni de ortadan kalkar.

HSYK taslağının yasalaşması demokrasinin içeriğini boşaltacak ve yargıyı formaliteye indirgeyecektir. Unutulmamalıdır ki darbeciler de ‘demokrasi demokrasi’ diyerek demokrasiyi katletmişlerdi.

Rüşvet ve yolsuzluk operasyonu AKP yetkililerini şaşırtmıştır. Ne yapacaklarını bilemeden var güçleriyle bundan sonraki yolsuzlukları ortaya çıkaracak operasyonların önünü kesmeye çalışmaktadırlar.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments