EKMEĞE DAİR

Efendi Barutçu

Kolay anlaşılacak hatırlatma

Bu haber 19 Şubat 2014 - 17:56 'de eklendi ve 878 kez görüntülendi.

   YAŞINI başını almış insanlar; aralarında, torun torba sahibi olan yığınla dede var…
   Çoğunun göğsündeki kıllar bile bembeyaz olmuş; bir kısmı değişik hastalıklardan mustarip. Epey zamandan beri o çatının altında bulunanlar olduğu gibi üç sene önce gelip yerleşenler de var…
   Bunları, ahlâk anlayışlarına bakarak kümeleştirmek kolay değil…
   İçlerinde, siyasal etik adına her türlü tercihe kapılmışların bulunduğunu gözlemliyorsunuz; ancak birbirlerine benzeseler dahi hepsini bir kümede yan yana getirmek neredeyse imkânsız. 

Ergun KAFTANCI

Ergun KAFTANCI

   Bir arada durduklarına bakmayın; duruyorlar ama vekil gibi yaşamayı ne biliyorlar, ne beceriyorlar…
   Gözüktükleri gibi olmadıklarını, ya da oldukları gibi gözükmediklerini de söyleyebiliriz….
   Halkımız o nedenle bunları seyrettiğinde “Aaaa, bunları mı seçip gönderdik” diyerek şaşırıp kalıyor…

   HSYK yasasının yeniden düzenlenmesi için yapılan Meclis Genel Kurulu, bir kez daha dövüş alanına çevrildi. Bu defa kan da aktı, yedikleri yumruklarla darp edilenler yaralandı ve tedavi altına alındı…
   İktidar, kendisine dokunamayacak kadar çelimsiz bir yargı yaratma yolunda yürüyor; muhalefet ise yargı erkinin siyasal baskılardan kurtarılması, bu erkin bağımsız ve tarafsız hale gelmesi gerektiğini savunuyor. Doğrusu da bu; yargı herkese dokunmalı, hiçbir suç kim tarafından işlenirse işlensin, cezasız kalmamalı!
   * * *
   Demokratik yolla bir araya gelerek Meclis’i oluşturan insanların, ettikleri yeminle ters orantılı bir yol tutturmasına sadece muhalefet değil aklı başında herkes karşı. İktidar tayfası, ettiği yemine bile sadakat göstermiyor.
   HSYK, iktidar mensuplarını sorgulamaktan uzaklaştırılırsa siyasetçiler yasalardan yakalarını kurtaracaklarını sanıyor. Bu, bir kurtuluş gibi telâkki edilebilir ve aklanmanın tek yolu sayılabilir ama bir yere kadar. 
   Toplum, adaleti aramaktan asla vazgeçmez…
   Bunun da ne anlama geldiği, anlaşılmayacak bir hatırlatma değil!
İPİN UCU NEDEN KAÇIRILDI
———————————-
   DOLAR cumartesi sabahı 2.20 TL’ye geriledi, Avro da 3.00 TL’ye…
   Cumhuriyet Altını ise cuma akşamı en son 612.15 TL’den işlem gördü…
   Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı dövizdeki yükselişin, dolayısıyla TL’nin değer kaybetmesinin nedenlerini sıralarken 17 Aralık Operasyonu’na dikkat çekti…
   Operasyonu kötülemedi; aksine övdü, yolsuzluk ve rüşvetle karapara aklama girişimlerinin ekonomik suçlar olarak engellenmesi gerektiğinin bir kez daha ortaya çıktığını söyledi.
   Başçı’nın özetlediği şu; ekonomide ipin ucu, bu operasyon nedeniyle kaçtı…
   Buna bir de, oğlu ve adı yolsuzlukla anılan eski ekonomi bakanı Zafer Çağlayan‘ın yerli yersiz konu edinerek Merkez Bankası’nı yanlış para politikası izlemekle suçladığını ekledi; böylece hem iç, hem dış finans kaynaklarının bu karşı çıkıştan olumsuz etkilendiği bir sürecin yaşandığını doğruladı..
   17 Aralık Operasyonu’nun sıradan ve uyduruk gerekçelere dayalı bir müdahale olmadığı anlaşılmıyor mu!?
   * * *
   Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası FED‘in başına bir kadın getirildi.
   Hazırlanan bir raporda ekonomisi en kırılgan ülkenin Türkiye olduğu açıklandı.
   Aralık ayında Türkiye’ye, tek kuruşluk sermaye girişi olmadığı gibi 2.5 milyar dolarlık bir çıkış yaşanmış; raporda bunun nedeni olarak 17 Aralık operasyonuyla ortaya iyice çıkaın, kırılganlığın yol açtığı vurgulanmış…
   İktidara mensup hırsızların, rüşvetçilerin, karaparacıların, ihale fesatçılarının, yandaşları koruyanların, banka soyanların, emniyeti ve yargıyı foyaları ortaya çıkmasın ve üstlerine kimse yürümesin diye kıyım kıyım kıyanların cirit attığı bir Türkiye olduğunu elin oğlu görmüyor mu sanıyoruz!
   Yalanın karalama malzemesi, talanın geçim kapısı, hainliğin övgü vesilesi, saldırının kabadayılık simgesi, küfrün edepsizlik işareti olduğu bir ülkede sadece ekonomi değil, bunları üstlenen iktidarlar da kırılgandır…
   Bunu da unutmayalım ve aklımızın münasip bir yerine kaydedelim!
YALAN DOLAN, FALAN FİLAN
———————————–
   URLA‘yı en son yeğenimi ziyarete gittiğimde görmüştüm. Çocukluğum İzmir’de geçti, ilkokulu Alsancak’taki Gazi İlkokulu’nda bitirdim. Rahmetli babam bizi çok sık Urla dahil Ege’nın güzelim koylarına götürdü. Ayvalık, Kuşadası, Foça, Çeşme, Bodrum, Dikili, Seferihisar gibi o zaman sessiz ve sakin yörelerde tatil yaptık.
   Savaş yıllarında İzmir’in üzerinde İngiliz uçaklarıyla Alman uçaaklarının it dalaşına tanık olduk; başımıza bomba yağar korkusuyla bir süre Ortaklar da, bir süre Germencik’te, bir süre de rahmetli teyzemiz Necmiye Hanım’ın Menemen’deki evinde yaşadık..
   Demek istediğim Ege’yi karış karış bilirim ve insanlarını da iyi tanırım…
   Başbakan ve ailesine ait villalar var denilen yerde de yedi seneye kadar hiçbir şey yoktu. Yeğenimi 2007 Temmuz’unda ziyaret etmiştim ve orası bomboştu.
   Bugün, Hazine’ye ait olduğu söylenen o alanda onlarca villa var; yazın orası cıvıl cıvıl oluyormuş…
   Erdoğan “Villalar bizim değil, birkaç yılda bir gittiğimiz yakın bir dostumuza ait” diyor ama villaların içlerinin hanımefendiyle kerimelerinin isteğine uygun olarak düzenlendiği de sabit…
   Dostluğa bakın…
   Mesela siz, evinize kırk yılda bir gelen konuğunuz için dairenizde ya da binanızda bol para harcayarak tadilat yapar mısınız!?
   Yalan da villaların sahibinden gelmiş:
   -Arazi bizim, üzerindeki villalar da 30 yıldır var…
   Aile kalabalık anlaşılan…
   -Evet, bir kısmında da personelimiz oturur…
   SİT alanı ama…
   -Doğru, tadilatı da ondan yapıyoruz…
   Hayret…
   Bildiğim ne onu da söyleyim; izin almadan SİT alanına tek çivi çakamazsınız…
   İzin verilmişse kime ve hangi gerekçeyle verilmiş?
   Yanıtı merak ediyorum!!!
SALIVERMELER BAŞLADI
——————————
   HIRSIZLAR, uğursuzlar, deveyi havuduyla yutanlar, baba-oğul ortak çalışanlar yakında daha rahat nefes alabilirler. Çünkü yargılanmalarına başlanmadan yakaları bırakılıyor…
   Öyle ya, konu olan paralar Hazine’den tırtıklanmadı ki, vurgunculardan toplandı…
   Erdoğan’ın saptaması (!) böyle….
   * * *
   Meğer iktidar, ne ballı kaymakmış be birader…
   Başlarına gele gele tahliye geliyor, bir de mal ve mülklerine konulan tedbirin kaldırılması…
   Artık daha iyisi Şam’da kayısı değil, zira kurudu Esad’ın kayısı ağaçları; artık en iyisi Ankara’da ballı kaymak!
   Bakalım Erdoğan, yerli vatan haini diye damgaladığı insanlarımızın yanına Türkiye’nin iyi yolda olmadığını söyleyen yabancı hainleri (!) de oturtacak mı!?
   * * * 
Bitirirken yineleyim:

  -Mutlaka gidecekler, hepsini sandıkta göndereceğiz, zira milletimizin zillet altında yaşamaya saniye tahammülü kalmadı
Ergun KAFTANCI
Ergun KAFTANCIergunkaftanci@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments