Ya aksi olsalardı

Bu haber 06 Şubat 2014 - 0:06 'de eklendi ve 905 kez görüntülendi.

    17 ARALIK operasyonu ya da benzer iddialar üzerine hemen savunmaya geçiyorlar:
    -Bizim abdestimizden de namazımızdan da şüphemiz yok…
    Benimsedikleri bu savunma üslûbu ağababalarına aittir…
    İnandırıcı değil tabii…
    “Dünyanın en büyük yolsuzluk olayı” sayılan ve 17 Aralık’ta da ortaya çıkınca rekorlar kitabına alınması gündeme gelen yolsuzluk, rüşvet ve karapara aklama işlerini de abdestinden ve namazından şüphesi olmayan tipler yapmadı mı?… 

Ergun KAFTANCI

Ergun KAFTANCI

    * * *
    Abdestinden ve namazından şüphesi olmayanların daha neler yaptıklarına gelince…
    17 Aralık operasyonuyla ortaya çıkan yolsuzluk ve mütemmimi gıllı gıcık işleri koyun bir kenara ve gözlerinizi geçmişe çevirerek neler yaptıklarını seyredin…
    Abdestinden ve namazından şüphesi olmayanlar, Deniz Feneri adını alan ve yargılaması hâlâ subut bulmamış soygunu yapmadılar mı; soygunun Almanya ayağı ortaya çıkınca da Alman yargıçlar tarafından mahkûm edilmediler mi!?
    Halkın izin almadan toplantı ve gösteri yapma hakkını, karışık salataya döndürülen kolluk kuvvetlerini kullanarak orantısız güçle gasp etmeye kalkmadılar mı!?
    Ali İsmail Korkmaz‘ı önce korkutanların sonra öldürenlerin de abdestlerinden ve namazlarından şüpheleri yoktu…    
    Ethem Sarısülük, Abdullah Cömert, Ahmet Atakan ve Mehmet Ayvalıtaş da aynı tiplerin saldırıları sonunda hayatlarından olmadı mı!?

    Uludere katliamı kimin marifeti; abdestinden ve namazından şüphesi olmayanların değil mi?
    Belediyelerdeki suiistimalleri, ihalelere fesat karıştırmaları, zimmetine para geçirmeyi, nüfuz ticaretini, hısım ve akrabayla eşi dostu devlet kadrolarına sokmayı, vakıf kurarak halkın duygularını sömürmeyi, yandaşları zengin etmek amacıyla sürekli kaldırım yapanları ve yaptıranları, abdesti ve namazı olmayanlar mı sanıyorsunuz?
    Suriye’de insanların birbirlerini boğazlaması için silah ve mühimmat sevkedenlerin de herhalde abdestlerinden ve namazlarından şüpheleri yoktur.
    MİT’i özel ulak, nakliyatçı, silah tüccarı, teröristle pazarlıkçı kılığına sokmaya kalkanların da keza abdestlerinden ve namazlarından şüphe edilemez…
    Bunlara gelene kadar abdestinden ve namazından kuşkusu olmayanların yaptığı daha nice ahlaksızlığın listesi, başımızdan gittiklerinde ayrıntılı olarak ortaya çıkacaktır…
    * * *
    Bunlar, ya abdestinden ve namazından şüphesi olanlar grubuna mensup olsalardı kim bilir ülkeyi daha nasıl soyup soğana çevirirlerdi…
    30 Mart’ta, yaşanan bu ve benzeri olayları hatırlayıp sandığa gidin. Soyulanın devlet ve millet olduğunu unutmayın ve buna izin vermeyin. 
    Unutmayın ki abdestinden ve namazından şüphesi olmayanlar ne çalıyorsa sizden, bizden ve saçı bitmemiş yetimden çalıyor…

BENCE DEMOKRASİ DERSİ
——————————
    “TÜRKİYE’yi bir diktatörün yönetimine teslim edemeyiz. Etmemek zorundayız. Bu bizim temel görevimizdir. Astığım astık, kestiğim kestiğe izin vermeyeceğiz. Sizin güvenceniz benim diyor. Sen kimsin de güvence veriyorsun. Güvence hukuktur…”
    Kemal Kılıçdaroğlu‘na ait bir cümle…
    Demokrasiyi özümsememiş ve sahiplenmemiş olanlar insanlara çağdaş hukuk diye yerine koydukları kendi hukuklarını “Güvence” olarak yutturmaya kalkar…

    Yıllardır bunu yapıyorlar!
    Devlet Güvenlik Mahkemeleri‘nin iptal edilmesinden sonra yerlerine Özel Yetkili Mahkemeleri ve bunlara koşut olarak da özel yetkili yargıçlık ve savcılık kurumunu ihdas edenler, elbet de topluma çağdaş hukuku göstererek değil kendilerini göstererek güvence verir…
    Çünkü özel mahkeme, yargıç ve savcı üzerinden kendi hukuk anlayışlarını egemen kılmış ve yandaşlarına da bu yapılanmayı âdeta teminat akçesi diye yutturmuştur…
    Yarattıkları koşullarda herhalde evrensel hukukun esamisi okunmadığı için de “Sizin güvenceniz biziz”diyebiliyorlar.      
    Hukuk denildiğinde neden kavram kargaşası yaşanıyor anlayın artık! 

O DA ARINÇ’I BEĞENİYOR
——————————
    CHP Lideri de benim gibi, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç‘ı beğeniyor. 
    Bunu da şu cümleleriyle açıklıyor:
    –Güç kimin elinde, Erdoğan’ın elinde. Bülent Arınç arada bir de olsa oradan çıkmak, düşüncesini daha net ifade etmek istiyor. Doğru bildiğini zaman zaman de söylüyor. Deniz Feneri olayında Arınç olaya adı karışanZahid Akman’ın istifa etmesi gerektiği yönünde görüş beyan etti. Ancak Akman istifa etmedi. Rüşvet gibi, yolsuzluk gibi hepimizi rahatsız eden konularda Arınç, hepimizin bir anlamda duygusuna tercüman oldu. “O koltukta bunun oturmaması lazım” dedi. Toplum vicdanının sesi oldu. Akman’ın istifa etmemesinin ardından Arınç herhangi bir tepki vermedi. Onun için bu parti bildiğimiz türden bir parti değil. Kültürü demokratik değil. Demokratik kültürü olmayan bir partinin ülke yönetiminde görüş ayrılıkları çok su yüzüne çıkmaz. Burada bir patlama olmuş ki su yüzüne çıktı.
    Aynı kanıdayım; Kılıçdaroğlu’nun bu Arınç değerlendirmesine aynen katılıyorum…
    Abdestinden ve namazından şüphesi olmayanlar, önümüzdeki yasama döneminde olmayacağını açıklayan Arınç’tan ibret alsın!

Ergun KAFTANCI
Ergun KAFTANCIergunkaftanci@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments