DOLAR
8,2889
EURO
10,1066
ALTIN
489,03
BIST
1.445
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
22°C
Perşembe Az Bulutlu
23°C
Cuma Az Bulutlu
25°C
Cumartesi Az Bulutlu
26°C
BİR DAĞ DAHA GÖÇTÜ  Kenan EROĞLU (Celal Doğru’nun Ardından)  Çok değerli arkadaşım, kardeşim Celal Doğru’nun vefatı üzerine bir yazı yazmak pek aklıma gelmezdi. O hastaydı ve yatıyordu, fakat vefat edeceğini üzerine konduramıyorduk.   Ne diyelim Allah Rahmet eylesin.  1970’li yıllarda “Genç Ülkücüler Teşkilatı”nda ben yönetim kurulunda görev yaparken kendisiyle tanışmış,n1971 den itibaren arkadaşlığımızı...
YENİ ANAYASA YAZILIRKEN Fahrettin Masum BUDAK     Bir süreden beri, bazı partilerde yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğuna dair  görüş beyanatları duymaya ve bu demeçleri gazetelerde okumaya başlamıştık. Bu doğrultuda MHP ile AKP’nin biraz daha  ön alarak yeni anayasa taslakları hazırlamak için kolları sıvadıkları gelen haberler arasındaydı. Nitekim bunun sözde kalmadığını ve ete...
 YUNAN İTTİFAKI VOLKAN YAŞAR BERBER         23 ocak 1913 tarihinde sadrazamlığa getirilen Mahmut Şevket Paşa, Balkan savaşının lehte netice vermeyeceğini sezerek kişisel gayretlerde bulunmuştur. Yıldız sarayında Maliye nazırı ile beraber ön istişaresini yaptıktan sonra diğer nazırlarla beraber topluca yemek yerler. Nazırlar odasında toplanılarak ilk defa bilahare kendileri Yunan ittifakı metnini açık...
ZİYA GÖKALPLE İLGİLİ ANILAR  Kenan EROĞLU               Büyük mütefekkirimiz Ziya Gökalp konusuna devam ediyoruz.               Daha önce de belirttim. Ziya Gökalp gibi büyük bir düşünürümüzü ne yazık ki yeteri kadar tanıyamıyoruz. Onun vefatından sonra 20 yılı geçkin bir süre kendisinin neredeyse unutulmaya terk edildiğini, hatta ders kitabı olarak yazdığı bazı eserlerinin basılmak...

YAYLADAĞI’DAN BAYIR-BUCAK’DAN

YAYLADAĞI’DAN BAYIR-BUCAK’DAN

Yayladağı Hatay-Suriye sınırımızda  güneyde son ilçemizdir. Hemen sarp dağlardan  ovaya inerken hududun öte tarafında Akra Dağı’na yaslanmış  “Ermeni” yerleşim bölgesi olan “Kesep Nahiyesi”nin taş binaları yüzümüze gün gibi vurmaya başlar. Çok ilginçtir ki Kesep’de Ermeniler ile  asırlık bir dostluğu olan birkaç yüz Türk ailesi belki bulunabilir. Çünkü hemen karşıdan bir minare görülüyor. Yaylalık ve sayfiye yeri olduğu için özellikle Lazkiye’den yaz mevsiminde gelen “yaylacılar” da yekün teşkil eder.Geriye kalanlar 100 yıldan beri buranın asıl ahalisi olmuş Suriye’nin muhtelif bölgelerinden bindirilen “Türk Ermenileri”dir. Zaten evveliyatına bakacak olursanız  burası da adından da anlaşılacağı gibi bir Türk şehridir. Bu bir yakıştırma değil en azından eski ve yeni  kaynaklarımızda böyledir. Tarihçi Mustafa Kafalı  ve Cengiz Orhonlu yakın zamana kadar Bayır-Bucak ile ilgili yegane yayınlarında bu gerçeğin hakkını verirler. Zaten kuzeye doğru Karapınar-Eğerci-Denizgören köyleri elan Türkiye tarafında  ve sırılsıklam Türktür. İleride Samandağı’na inmedikten sonra bırakın Arab’ı  sadece Arapça konuşan insanları ancak görebilirsiniz. Yani şu “Arab-ı Mesarib” yani Araplığı sıhhatli olmayanlar. Koca Amanos silsilesinde bulunan 3 Ermeni kasabadan birisi olan Vakıflı Ermenleri ise Ermeni dilinin dışınde Türkçe’den başka  dil bilmezler ve “Hatay Dâvâsı”nda  tıpkı tıpkı “Mesarib” unsurlar  yani aleviler gibi “Türkiye” lehinde oy kullanmışlardır.

Yayladağı’na gelince, içinden geçen çay Bayır ve Bucağı ikiye ayrırıp Lazkiye’de denize kavuştuğu gibi ilçemizi de Dağ Türkmenleri’nden yani  ovadan ayırır. Bu sefer Yayladağı’nı pek şirin gördüm. Sabah 06-18.00 arası Çadırkent mazlumu soydaşlarımız sokaklara giyimleri ve duruşları ile ayrı bir renk katıyor. Zaten aralarında bir fark yok.. Yani sınırlar biraz güney ve tersine kuzeyden geçmiş olaydı birliktelik bozulmayacaktı. Çadırkend’de 3000  civarında Bayır-Bucaklı aile yaşıyor. Doluluk oranı yüzde yüz olduğu için geriden gelenler evlerde misafir vaziyetinde  ve halkın yardımları ile yaşıyor. Bunların sayıları da 4500 civarında. Sınır aşağı yukarı açık; sanıyorum ki gençler akşamları köylerini korumaya gidiyor sabah geliyorlar. Burada yeni doğen  yaşını deviren Türkmen çocuklar var.. Kurbanı olayım Türk bayrağı altında.. Üzüntülü de olsa “bayrak”ile kendilerini teselli ediyorlar.

Ayrı bir çadırkentte Bayırlılar kadar “Arap”unsurlar da bulunduğunu görevliler söyledi. Lâkin ben onların yanına varmadım. Neye dersiniz,”Önce can sonra canan”…! Canım milletimin ızdırabı ile kendi kendimi yiyeyim dedim..  

 

Çadırkent’de Doğmuş Bir Türkmen Yavru Babası İle

Çadırkent’de Doğmuş Bir Türkmen Yavru Babası İle

“Suriye’de Türkmenler ve Bayır-Bucak Türkleri” ile ilgili epeyce bir hazırlığım var. Bunlara yeni dökümanlar ve ağıtlar ilave ettim. İnşaallah bunları yakında bir programda paylaşacağız. Güncel  sayılar aldım,bir hayli tapu kayıtları topladım. Sağolsun Bayırlı önderlerden “Başöğretmen İsmet Bozoğlan” bir hayli doküman toplamış. Bunları tarihi kayıtlarla birleştirince en doyumlu gerçekler en azından kafamda oluştu. Topramığızı iyice tanıdım. Bakalım kısmetse bunları sözlü ve yazılı ürünler haline getireceği.

Bu arada Yayladağı’nın birkaç büyük köyünü yakından gördüm. 1977’den beri hemşehrilerimi görmemiştim. Sağolsun MHP Yayladağı Belediye Başkanı ve yeni dönem adayı Mustafa Kemal Dağıstanlı  bizi  pek sıcak karşıladı. Davanın şuurunda bir insan, aynen adı gibi. Bir tarafı bizden Hansıma Türkmen köyünden.. Soyadına bakılırsa sanırım burada bulunan Kuzey Kafkasyalı bir oymaktan.. Bayır-Bucaklılar’a olanca desteğini sağlıyor. Yayladağı’nın birkaç Alevi köyü köyü ile irtibatı çok sağlam. Lakin arabası alışılagelmiş parti bayrakları ve amblemleri ile donatılmış değil.. Halbuki TRT arşivlerinde de bulunan 90’lık dedelerin”Şenköylülüyüz Hataylıyız Atatürk’ün Askeriyiz” türküleri benim köyümün en güzel Türküsüdür. Milletin bizi varolan bütün değerlerimizle kabullenmesi en güzel kabullanme şeklidir. Köylüleriminin “Mete Aslan..Mete Aslan..” diye davetlerinden gurur duydum. Bize bunlar yakışır. Benim bu dünyadan çoktan göçmüş anam gibi  bu memlekette Cumhuriyetin direği olmuş “Yaylacılar-Bırakçınlar-Ömer Arafat” ailelerinin aslına dönmesi lazımdır? Bizimle gönül bağı olan babamın akranı “İmam Sayın” AKP’li Belediye Başkanı oğul Mustafa Sayın’ın AKP’li olduğuna bakmayın… O defteri geçen seçimde kapattık.. Mete Aslan  Şenköy’e çok kıymet vermeli.. Oylar mutlaka ve kesin olarak MHP olmalı ki o kapıdan bizi karşılayan “Hoşgeldiniz” tabelâsının altından rahat geçelim.

Üç aile ile daha gelip konuşacağım: Mete ve Mustafa Kemal ile beraber.. Sloganlarımızla, bayraklarızla, flâmalarımızla.. İnşallah Devlet Bahçeli’yi de getireceğiz.. Bizim mayamızda milleti “İslâmla Aldatmak”yoktur. Bu sözlerim pek dindar olan  Bayırrlılar için de geçerli.. Biz Sultan Alparslan’ın dediği gibi “Tertemiz Müslümanlarız Bid’at Nedir Bilmeyiz”.. Emir Timur’un Hama ve Humus, Halep ve Şam’da ifâde ettiği, ”Türkoğlu Türküz, Ehl’i Sünnet Vel-Cemaatız” sözleri rehberimizdir. Bizim köyün en dindarlarından “Hüsrom” köye gelen bir misafire demiş ki ”Biz elbette Kuvay-i Milliyenin ta kendisiyiz”.. ”Hüsrom” gibi Nurcularımız dahi Türklüğün şuurunda  Cumhuriyetçidir. Bizim köyün “Burakçınlar”ından ipten dönem ülkücüler var. Kimse yoksa 15 yaşından beri bendeniz “Garibiniz” varım.. İlle de MHP.. Bu mahalli seçimler tıpkı Güneydoğu gibi yeni eyaletler yaratacaktır.. Topraklarınızdan vazgeçtiyseniz şeref ve haysiyeti de bir kenara mı terkettiz?

Bizim köy bir “Şeyhlik” merkezi.. Bayrağı ve sancağı olan bir  “Selçuklu” hâtırası.. Şeyh Efendi benim çocukluk arkadaşımdır ve MHP’nin  belde temsilcisidir. Gerçi beni fena haşladı ama ben de onu ağlatmayı başardım. Kendini “Türkmen Şeyhi”olarak adlandırır.. Tıpkı “Yesevizadeler”gibi.. Ben inandırcı bulmadım ama bana bir takım Hz.Muhammed’e kadar çıkan şecereler gösterdi.. Biz de böyle işlerin kültürel bir gelenek olduğunun garibim çok farkında değil.

Rehberimiz ve gezi velii nimetimiz çocukluğundan beri ülkücü olan Bayır-Bucak kökenli bir âileden gelme, meşhur “Fellah Savaşı”nın mağdurlarından “Nevrez Ağa”nın torunu MHP Hatay İl 2.başkanı Mustafa Kemal Bilecik’den de söz etmeliyiz. Bizim köyün Şeyhi Şemsi Güneş ve iyi ülkücülerden Gültekin Öztürk’ün babası olan ve köyde “Öztürk”olarak çağrılan Mehmet Ağabeyimizi de  oğul ülkücüden sağlıklı buldum. Bizim baba yadigarı haneden yakın komşumuz ve anneden akrabamızdır. Ülkücü Şeyh gibi bizim belden yine akrabamız ve akranımız Ülkücü İmam İhsan Kahraman’ın da babası ve âilesini ziyaret ettik. Tabii olarak MHP diyorlar.. Mete Aslan.. Bizim akrabaların mihmandarı tabii ki başkan Kemal idi..

Ülkücülükte Buluşan İki Derviş: Türkmen Şeyhi Şemsi ve Ali Bademci

Ülkücülükte Buluşan İki Derviş: Türkmen Şeyhi Şemsi ve Ali Bademci

 

Pazar günü yeni ve eskileri ile Kırkhan’da Bayır-Bucaklılar toplantısında sağolsunlar ihya olduk. Burada bizim gibi çocukluğundan beri ülkücü olanların “İlk Aşkları”nın sınırlarımız dışında kalan Türkler’in özlemleri ile yaşamak olduğunu anlattım. Bizim bu dâvâ uğrunda samimiyetimize karşılık hepimizi “İslâmla Aldatanlar”ın sahte yüzlerinin dâvâlarının kamu oyuna mal olmayışından ve Türkiye’nin “Babıt-Bucaklılar”ı tanımamasını misal getirerek anlattım. İnşallah 31 Mart’dan önce daha yakın görüşeceğiz ve onları mutlaka sahte inançlardan ve kandırmacalardan sıyrındararak “Yuvaya” döndüreceğiz.

Sağlıcakla kalın..