Görevimiz belli

Bu haber 29 Mart 2014 - 0:38 'de eklendi ve 693 kez görüntülendi.

   SANDIĞA, demokrasimizden çok kayıp vermiş olarak gidiyoruz. Oylarımızı, kaybettiklerimizi ve toplumdan gasp edilenleri dikkate alarak kullanmalıyız. Hukukun üstünlüğünü ve adaletli bir hayatı geri getirecek anlayışı yerel iktidara taşımak öncelikli görevimiz olmalı…
   Sonra da merkezi iktidara…
   Özgürlükleri ancak bu suretle kullanır hale getirebilliriz…
   Lale dikimiyle boyadıkları gözlerimizi açalım ve yaşadığımız çevrelerde şehircilik adına işlenen çarpık yapılaşmaya bu sefer dur diyelim.
   Fırsat önümüze geldi, iyi kullanalım…
   Bunu yaparsak kentlerimizi yığılma merkezleri olmaktan çıkarır, yerleşim alanları haline dönüştürebiliriz.  Aksi halde, istisnasız bütün kentlerimiz, yetersiz hale gelen bugünkü altyapılarıyla yaşama alanları olmaktan tamamen çıkar.
   Bu yerel seçime o nedenle büyük önem atfediyorum, oyumu da ona göre kullanacağım…
   ………………………
   Yarın, seçmen niteliğine sahip her yurttaş mutlaka sandığa gitmeli ve oy’unu kullanmalıdır…
   Tıpkı aday olup seçilmek gibi seçmek de bir yurttaşlık görevidir ve bu görev de mutlaka yapılmalıdır. 
   Sandığa gitmemek, ya da boş oy kullanmak veya dostlar alışverişte görsün diye seçime katılan etkisiz partilerden birine oy vermek, iktidardaki partinin oy haznesine bir oy daha verilmiş gibi değerlenir.
   Bu hususu hiç aklımızdan çıkarmayalım…
   O nedenle bu konuda da titiz ve dikkatli olmamız gerekiyor; oylarımızı güçsüz partilere vererek heba etmeyelim. O takdirde ülkemize de, halkımıza da zarar vermiş oluruz.
   Bu seçimde iki buçuk milyon genç ilk kez seçme hakkını kullanacak.
   Onlara da büyük görev düşüyor. 
   Özgür, bağımsız, baskılardan uzak, hukuku  ön planda tutan ve güçlü, müreffeh bir ülkede temel haklara sahip olarak yaşamak isteyen oy’unu AKP’ye vermez.
   * * *
   BASKICI iktidarın uygulamaları günbegün ağırlaşıyor…
   Tam seçim günü Kanaltürk TV‘nin ulusal yayın hakkını, sudan bir bahaneyle iptal ettiler…
   Eden RTÜK
    Ettiren de cemaate en ağır sıfatlarla yüklenen ağzın sahibi…
   Radyo Televizyon Üst Kurulu‘nda CHP kontenjanından seçilmiş bir, MHP kontenjanından da seçilmiş bir üye var. Bunlar, iptal kararının karşısına dikilmişler ama nafile; geri kalan üyeler uzun adamın tayfası, bir ağızdan “İptal”demişler…
   Kanaltürk TV de böylece yerel televizyon konumuna düşmüş oldu. Dolayısıyla bundan sonraki dönemde reklam ve ilan girdileri azalacak, masrafları karşılayamayacaklar ve etkili yayın yapamayacaklar…
   Uzun adam ve tayfası da göbek atıp duracak…
Bu yola neden tevessül ettiklerine gelince; çünkü Kanaltürk’ün sahibi Fethullah Gülen’i takdir eden biri, bilmiyorum, belki de ondan feyiz almış bir iş adamı…
   İnsanlar ne zaman hırstan, kinden ve nefretten uzak duracak ve başkalarına kötülük yapmaktan vazgeçecek ya Rabbim!
    * * *
    ELLERİNDE atayacak polis de kalmadı…
    Önceki gün İzmir ve İstanbul’da beş altı seçkin polis müdürüyle bir başkomiser açığa alındı.
    Gerekçe yine, yolsuzluk soruşturmalarıyla ilgili; sözde bu insanlar, soruşturmanın gizliliğini ihlal etmiş ve ses kayıtlarını basına sızdırmış…
    Adamların silahlarını ve polis kimliklerini almışlar; anlayacağınız onları tığ teber şah-ı merdan bırakmışlar…
    Olayın en ilginç yanına gelince, bu kararı da bir Emniyet Genel müdürü Müfettişinin raporu üzerine vermişler…
    Konunun asıl can alıcı noktası da bu zaten; o raporu veren müfettiş efendi, altı yıl önce bir suç örgütüne yönelik operasyon sonunda şüpheli olarak sorgulanıp ifade vermiş biri.
    Yargılanmış mı, teşkilâtta nasıl kalmış bilen yok!
    Demek ki iktidarın elinde pek az derli toplu emniyetçi kaldı ki rapor hazırlamak bile şaibeli birine düştü.
    * * *
DENİZ Baykal’ın, ardından da MHP’li önemli isimlerin kaset yoluyla genel seçimin arefesinde zorda bırakıldıklarını herhalde hatırlayacaksınız…
    O gün bugün, kasetleri üretenlerin kimler olduğu ortaya çıkarılmadı…
    İktidar, bu yöndeki sesleri duymazdan geldi ve birçok olay gibi bunu da aydınlatmadı…
    Daha doğrusu aydınlatma gereği duymadı.
    O günlerde cemaatle el ele idiler; dolayısıyla Erdoğan, kasetlerin Pensilvanya tarafından üretildiğini söylemiş değildi. Ne zaman araları açıldı işte o zaman Tayyip Bey’in parmağı cemaati işaret eder oldu.
Böylece uzun adam sandığa beş kala kaset konusunu yeniden gündeme taşıdı…
    Baykal’ın olaya bakışını bir kenara koyuyorum, nasıl olsa Deniz Bey uzun adama da, bu densizliği yapanlara da gerekenleri yargı sürecinde söyleyecektir; ben Erdoğan’ın tavrını ve sözlerini ele almak istiyorum…
    Erdoğan, Baykal’a da, CHP’ye de cemile yapmış gibi davrandı ve o kaseti internetten kaldırttığını söyledi…
    Oysa akabinde Kılıçdaroğlu,  “Başbakan yalan söylüyor” diye açıklama yaptı ve uzun adamı susturdu. O görüntüleri internetten kaldıran Baykal’ın avukatlarıydı. Yargıya başvurulmuş ve kaldırma kararı alınmıştı…
    Başbakanların yalan söylemeyeceğine inanmış halkımız da bu durumda ister istemez şaşırıp kaldı…
    * * *
    -BEN kaldırttım beeen…
    -İnlerine gireceğiz inlerineee…
    -Ne özeli, genel bu geneeeel…
    -Bunlar casus casuuuus…
    -Bu, alçaklıktır alçaklıııık…
    -Bunlar şantaj peşinde şantaaajjjj… 
    -Bu CHP, bu MHP, bu Pensilvanya’ya maşa oldular maşaaa…
    ……………………
    Uzatmayalım…
    Bu üslûp, kişinin öfkeli mizaca sahip olduğuna işarettir…
    Her Allah’ın kulunda bulunmaz, nadirdir…
    Bizde çok olduğuna bakmayın, demokratik ülkelerde hiç yoktur!  
    * * *
    DERKENAR: Yazıya son noktayı koyarken Suriye konusundaki önemli toplantının alan dinlemesiyle saptandığı ve internette yayınlandığı haberi geldi. Muhakkak ki yeni ve tabii üzücü gelişmeler yaşanacak. Konuya yarın bir nebze değineceğim. Bu olay, öyle hafife alınacak bir konu değil!

Ergun KAFTANCI
Ergun KAFTANCIergunkaftanci@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments